YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Adaletten üstün duygu: Affetmek
Kulun af dilemesi ve affetmesi kendini ve alemi yaratan Allah'ın o sonsuz affedici sıfatında can buluyor. Kişi, nefsine ağır gelen durumlarda yanlış kararlar verebiliyor. Ancak affetmenin yüksek bir ahlâkî meziyet gerektirdiği unutulmamalıdır
Adaletten üstün duygu: Affetmek
23 Haziran 2016 / 00:20 Güncelleme: 23 Haziran 2016 / 09:02

Zayıflar hiçbir zaman affedemez, affedebilmek güçlülere mahsustur. -Mahatma Gandhi-
Sözlükte “yok etmek, silip süpürmek" gibi anlamlara gelen af, bir ahlâk ve hukuk terimi olarak genellikle, “kötülük ve haksızlık edeni, suç veya günah işleyeni bağışlama, cezalandırmaktan vazgeçme" manalarında kullanılmaktadır.

Af kelimesi, Kur'an'da çoğunlukla suçluya ceza uygulamasından vazgeçip onu bağışlamak anlamında kullanılır.

Af kavramı ilâhî bir sıfat ve yüksek bir ahlâkî meziyet gerektirir. Çünkü herşeyin efendisi olan Allah affetmenin de efendisidir.

Kendisi sonsuz rahmet, merhamet ve bağışlama sultanı olan Allah celle biz kullarından affetmek konusunda ne bekliyor?

Bunu anlamamız için Ali İmran suresi 134'üncü ayet sesleniyor, “O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever"

Kişilerin kusurları karşısında zalimleşen insan kendi hataları ile Allah'ın huzurunda bulunduğunu unutuyor. Asıl kudret sahibi affederken, kul küçüklüğünü unutup “asla affetmem" diyor. Çünkü nisyanın (unutuş) can bulmuş hali olan insan kendini ve acziyetini unutuyor.

Bu kibir öyle bir hal alıyor ki hata yapan yaratıcısından değil kulundan korkar ve sakınır oluyor.
Affetmek için öncelikle “öfkelerini yutarlar" buyuruyor Allah celle. Yani hatayı kabul etmeyi ve duyguların kontrolünü emrediyor. Ve bunu söylerken bile emretmeden, olması gerekeni söyleyerek “öfkelerini yutarlar" diyor.

Kullarının af kavramını anlamaları için onlara ne kadar affedici olduğunu anlatıyor ayetleri vasıtası ile. Allah celle takva sahibi olmak ile affetmek kavramlarını bir zikrediyor.

Çünkü affetmek, İslâm'da bütün faziletlerin temelini teşkil eden takvâya en yakın meziyet.
Allah celle elçisine Araf suresi 199'uncu ayet ile sesleniyor ve “Rasulüm! Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir" ve Allah Rasulü Muhammed (s.a.v) “Allah, muhakkak surette kötülüğü affeden kişiyi aziz kılar" buyuruyor.


Peygamber Efendimiz'den rivayet edildiğine göre, hesap günü geldiğinde Allah celle kulunu çağıracak, kimsenin başlarını kaldıramadığı anda kuluna “kaldır başını" diyecek, kul başını kaldırdığında tarifsiz güzellikte köşkler görecek ve soracak Ya Rabbim bunlar kimindir? Allah celle; “Bedelini ödeyenlerindir" diyecek.

Kul soracak onlar kimdir? Peygamberler mi? Allah celle, “Kardeşinin hatasını affedenlerin" buyuracak. Bunun üzerine kul mümin kardeşini affederek hem endisi, hem affettiği kardeşi cennet yolunu tutacak.

Yine takva sahibi kimsenin affedici olduğunu vurgulayan Şûrâ suresi 37'inci ayet "Onlar büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınırlar kızdıkları zaman da kusurları bağışlarlar" diyor bizlere.
Ve Peygamber Efendimiz'de (a.s) Aişe validemize şu duayı öğretiyor. “Allahım sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizleri de affet" ve biz kullar insanlığın önderi peygamber efendimizin öğrettiği şekilde dua ediyoruz. O'nun yüceliğinde gizli olan sonsuz rahmetine sığınıyoruz.

 

YENİŞAFAK

1
 // 1
Evet cahillere yüz çevirmek gerek onları kendi hainlik leri ile Allah ın takdirine bırakmak gerek. Türklüğün gereğidir kardeşlik nice kavimlerle kardeşçe yaşadık ancak bile bile de af etmek görülen onca zulüme ve hainliklere rağmen hicbirsey olmamış gibi davranmak ta bos vermişlik olur gereğini yapmazsan Allah yolunda halin nice olur af en büyük meziyettir ancak Hz Ömer'in Hz Ali nin adaleti de gerek......
23 Haziran 2016 06:19
YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler