YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
64 yıllık çalışmam içinde üç tane müesseseden hakk
64 yıllık çalışmam içinde üç tane müesseseden hakk
64 yıllık çalışmam içinde üç tane müesseseden hakk
14 Haziran 2008 / 10:34 Güncelleme: 00 0000 / 00:00


Babalar günü öncesi Türk sinemasının en 'baba' karakterlerinden birinin, Eşref Kolçak'ın kapısını çaldık. Ona bir dokunduk bin ah işittik. "On yıl içinde otuz yıl yaşlandım. Sırf hakkımı aradığım için beni dışladılar. Gözüm açık gidecek." diyen sanatçının sitemlerinden herkes nasibini alıyor.


Bizden istifade etsinler, bir 64 yılım daha yok...


'Türk sineması' ya da 'Yeşilçam' dendiğinde ilk akla gelen birkaç isimden biridir Eşref Kolçak. Bıyığı, siyah takım elbisesi ile bazen bir kanun adamıdır, bazen de zarif sesiyle sevgisini anlatan bir âşık... Kendisi "Beni Eşref Kolçak yapan 'Affet Beni Allahım'dır." dese de Fedakar Ana, Ölüme Giden Yol, Gülnaz Sultan, Korkusuz Kabadayı, Kanunsuzlar, Kardeş Kurşunu ve Çalıkuşu gibi onlarca filmi gelir gözümüzün önüne. Ancak o, bugünlerde iyi şeyler düşünemeyecek kadar kırgın. Aslında yıllardır kırgın, ama kapısını çalan olmamış. Üç yapım şirketinin adını sayıyor, "Bunların dışındakilerin hepsinde hâlâ alacağım var." diyor. Anlattıkça Yeşilçam'ın karanlık sokaklarından kapılar aralanıyor. Hakkını aradığı için başına gelenler ve Ayhan Işık ile oyuncuların hakkını savunmak için dönemin Cumhurbaşkanı'na gittikleri sırada karşılaştıkları... Sonda söyleyeceğini ilk başta söyleyen doğrucu bir yanı var Eşref Kolçak'ın. Zaten başına gelenlerin çoğu da bu yüzden gelmiş. Oyuncuları savunayım derken kendisi işinden olmuş ve 10 yıldır kimse kapısını çalmamış. "Ben on yıl içinde otuz yıl yaşlandım. Sırf hakkımı aradığım için beni dışladılar. Gözüm açık gidecek" diyor. Tabii ki yaşadıkları ve söyledikleri bunlarla sınırlı değil.


Yüzlerce sinema filmi, diziler derken sizi Gemlik'te bulduk. İstanbul sizi boğuyor mu?


Ben köy çocuğuyum. En güzel yıllarım İspir ve Erzurum'da geçti. Okul bittikten sonra geldik İstanbul'a. Büyük şehrin havası boğuyor insanı. Gemlik'te yaşamamın nedenlerinden biri bu. Buraya rahmetli kayınvalidem sayesinde geldik. Bayramda, seyranda el öpmeye geldiğimiz sırada buralar hoşuma gitti. Öylelikle alıştık buralara.


Buradan İstanbul'a gidip gelmek zor olmuyor mu?


Çekim zamanlarında Harun'un (Harun Kolçak) evinde kalıyorum. Sorun olmuyor. Zaten ben yıllardır bu tür küçük şeyleri sorun etmedim ki. Tek derdim film çekip de alamadığım paralar.


Oldu mu alamadığınız paralar?


Pek çok arkadaşımızın da ortak derdidir bu. Yapım şirketleri iş bitti mi para ödemek değil, ödememek için ne mümkünse yapan insanlarla dolu. Ve bunlar da sinemanın elinden tutan patronlar. Şimdi hesap veriyorlardır umarım. Hiçbiri ah almadan gitmemiştir.


Parasını gününde ödeyen firma yok muydu hiç?


Vardı tabii ama bir elin parmağı kadar bile yoktu. 64 yıllık çalışmam içinde üç tane müesseseden hakkımı aldım. Bakın bir dördüncü yok. Kemal, Güven ve Klüp. Bunların dışındaki tüm şirketler bana para taktı.


Hakkınızı aramadınız mı?


Aramaz olur muyum? Hakkımı aradığım için devamlı dışladılar, hatta kendi aralarında ahlaksızca bir pres kurdular, on sene bana iş vermediler. Bunlar büyük firma bir de.


Peki siz bu süre içinde ne yaptınız?


On yıl içinde otuz yıl yaşlandım. Kanunen de hakkımı arayamıyorum. Çünkü kanuna göre ben yokum ki... Eziyorlar ondan sonra. Sana destek çıkanları da sindiriyorlar. Benim şu andaki mali durumum kayınvalidemden kalan ev. Bunların hepsi vicdansız insanlar. Zaten vicdanları olmuş olsaydı bu şekilde hareket etmezlerdi.


Zaman

YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler