YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
17 Ağustos depreminden geriye kalanlar
17 Ağustos depreminden geriye kalanlar
17 Ağustos depreminden geriye kalanlar
17 Ağustos 2008 / 08:26 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

Marmara depreminde, Gölcük'teki evlerinin enkazında eşinin cesedi ve 2 yaşındaki kızıyla 72 saat kalan Binnaz Tiryaki, çektiği bütün acılara rağmen geleceğe umutla bakıyor.


 


Marmara depreminde, Gölcük'teki evlerinin enkazında eşinin cesedi ve 2 yaşındaki kızıyla 72 saat kalan Binnaz Tiryaki, çektiği bütün acılara rağmen geleceğe umutla bakıyor.


Yaşadıklarını anlatan Binnaz Tiryaki, 5 katlı binanın 4. katındaki evlerinde eşi ve 2 yaşındaki kızı ile depremi yaşadıklarını söyledi.


O gece kızlarını da yanlarına alarak yattıklarını söyleyen Tiryaki, büyük bir sallantı ve gürültüyle uyandıklarını, yıkılan binanın enkazı altında kaldıklarını belirtti.


Bir süre sonra eşinin sesini duyduğunu, enkazda sıkıştığını anladığını belirten Tiryaki, şöyle konuştu:


'Bir yandan eşimle konuşuyor, bir yandan da elimi gezdirerek kızımı arıyordum. Eşim bana sıkıştığını ve kalkamadığını söyledi. Benden daha kötüydü ve nefes almakta zorluk çekiyordu. Bir süre sonra kustuğunu duydum. Giderek kötüleşiyordu. Ben de bir yandan 2 yaşındaki kızıma sesleniyordum. Bir ara kızımın sesini duydum, ağlıyor, 'anne, baba' diye bağırıyordu. Ona seslendim, sesimi duydu. Ellerimle nerede olduğunu anlamaya çalışıyordum. Bir ara kızımın saçlarını dokunduk. 'Kızım, bu benim elim' diyerek elimi tutmasını istedim ve onu bir anda yanıma çektim. Bu arada eşimi kaybetmek üzere olduğumu anladım. Nefesi daralıyor, konuşması kesilmeye başlıyordu. Son cümleleri 'Kızımı 2 yaşına kadar mı görecektim?' oldu. Sonrasında eşimin sesi kesildi ve öldüğünü anladım. O andan sonra kızımı yaşatmak için elimden gelen her şeyi yapıyordum.'


'ÖLÜMÜ HİSSETTİM'


Enkaz altında saatler geçerken susuzluğu hissetmeye başladığını ifade eden Tiryaki, tükürük salgılamak için taşları yaladığını, eline geçen parfümleri ağzına sıktığını söyledi. Tiryaki, şöyle devam etti:


'Kızım da susamıştı, biberonunu aramaya başladım ve buldum. Saatler sonra kızım iyice susamıştı. Kızımı yaşatmaktan başka bir şey düşünmüyordum. Kızımı yaşatmak uğruma her şeyi yapmaya hazırdım. Acı, susuzluk, nefes darlığı ve eşimin cesedinin kokusu ile dakika dakika ölümü hissettim.


Erkek kardeşim askerden yeni dönmüştü. Rus eğitim timleriyle konuşmuş ve eğitimli köpeklerle enkazın yanına gelmişlerdi. Köpekler bizi fark etti. Kurtarma ekibi ufak bir delik açıp nefes almamızı sağladı. Deliği büyütüp kızımı çıkardılar. Beni de güçlükle birkaç saat sonra çıkardılar. 72 saat sonra enkaz altından çıkarılmıştı. Beni helikopterle Ankara'ya götürdüler. Sağ ayağım kesildi. Sol ayağımı kurtarabilmek için Almanya'da 1 yıl tedavi gördüm. Türkiye'ye döndüğümde kızım beni tanımadı. Ayağım olmadığı için 'Sen annem değilsin' dedi.'


Hayata sarılarak yaşamaya başladığını ve küçük bir gecekondu satın aldığını kaydeden Tiryaki, bir televizyon kanalındaki 'Yoksa Rüya mı?' adlı programla hayatının değiştiğini bildirdi.


Program yetkililerini aradığını ve olumlu yanıt aldığını söyleyen Tiryaki, 15 gün sonra bir ekibin evlerini yıktığını, daha sonra da yenisini yaptıklarını belirtti.



 


'ASRIN FELAKETİ'


'Asrın felaketi' olarak adlandırılan 17 Ağustos Marmara depreminde yaşanan acılar, aradan 8 yıl geçmesine rağmen unutulmadı.


Enkaz altından 96 saat sonra çıkarılan, 4 çocuğunu ve iki bacağını kaybeden Sultan Kiraz, epremin şokunu hala yaşadığını söyledi.


7.4 şiddetindeki depremi Gölcük'teki evlerinde yaşadıklarını hatırlatan Kiraz, şöyle konuştu:


'O gün oğlumla saat 02.00'ye kadar ayaktaydım, daha sonra yattım. Bel fıtığı ameliyatı olduğum için salonda oğlumla yatıyordum. 2 kızım, diğer oğlum ve eşim odalarında yatıyordu. Sarsıntıyla uyandım. Ayağa kalktım, oda tamamen aydınlıktı. Oğlum ne olduğunu sordu. 'Deprem oluyor' dememe fırsat kalmadan bina üzerimize yıkıldı. Sarsıntı beni duvarlara çarptı. Çok sallandık, o an çok acım vardı. Çünkü ayaklarım kolonların altında kalmıştı. Acım çok olduğu için Allah'a beni öldürmesi için yalvarıyordum. Acım büyük olmasına rağmen çocuklarıma, eşime bağırıyordum. Ancak hiç kimseden ses gelmiyordu, sesimi duyan olmadı.4 gün göçük altında kaldım. Saatler geçmiyordu. 'Neden gündüz olmuyor, neden hep hava karanlık' diye kendi kendime söyleniyordum. Zaman zaman uyandığımda ellerimle bir şeyler arıyor, bulduğum parçalarla sesimin duyulması için yerlere vurmaya çalışıyor, bağırıyordum. Ancak sesimi duyan yoktu.'


'ÇOCUKLARIMI ÖZLEDİM'


Sultan Kiraz, depremde hayatlarını kaybeden çocukları Leyla, İbrahim Çağrı, Merve Asena ve Kazım Selim'i aradan 8 yıl geçmesine rağmen unutamadığını ve çok özlediğini dile getirdi.


Göçük altından çıkarıldıktan sonra Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde 5 ay tedavi gördüğünü ifade eden Kiraz, tedavisinin 2.5 ayı dolduğunda doktor kontrolünde çocuklarının öldüğü haberinin kendisine verildiğini belirtti.


O güne kadar kendisine çocuklarının yaşadığının söylendiğini bildiren Kiraz, 'Aradan 8 yıl geçti. Çocuklarımı bir saniye görebilmek, onlara sarılabilmek, kucaklayabilmek için canımı seve seve verirdim' dedi.


Depremden sonra düğünlere gitmediğini kaydeden Kiraz, 'Gittiğinizde kadının kucağında çocuk görüyorsunuz, askere giden çocukları


görüyorsunuz. Yaşasaydı benim çocuklarım da evleneceklerdi, torunlarım olacaktı. Ama onlar yoklar. Yaşamaksa yaşıyoruz işte. Çocuklarım ve ben uzun boyluyduk. Ancak kısala kısala bir metre kaldım.'


Sultan Kiraz, bacakları baldırdan aşağı kesilmiş olmasına rağmen ihtiyaçlarını karşılayabildiğini sözlerine ekledi.


'İNSANLIK UNUTULMUŞ'


Sultan Kiraz'ın eşi Ahmet Kiraz ise aradan 8 yıl geçmesine rağmen, yaşanan acıların katlanarak devam ettiğini söyledi.


4 çocuğunu kaybettiğini ancak inancını hiç bir zaman yitirmediğini ifade eden Kiraz, depremde sakat kalan eşiyle yaşam mücadelelerine devam ettiklerini belirtti.


Deprem öncesi çok mutlu yaşadıklarını, her gün bir arkadaşlarının kendilerine geldiğini veya kendilerinin misafirliğe gittiğini belirten Kiraz, depremin ardından kapılarını çalacak dost bulamadıklarını söyledi.Kiraz, şöyle devam etti:


'İnsanlar çok şeyleri unutmuş. Bizim yaşadıklarımız onlara bir macera, film, kurgu gibi geliyor. Ekonomik şartlar insanları değiştirebiliyor. Deprem sonrası kapımızı açan olmadı. İnsanlara dargın değiliz. Biz de insanız, insanları seviyoruz. Ancak insanlık unutulmuş. İnsanlar yürekli, sağlam inançlı olmalı. Sağlam bir inanca sahip olursanız sarılacağınız bir şeyler oluyor.'


Eşinin, bacakları olmadığı için kendisine verilen protez ayakları kullanamadığını belirten Ahmet Kiraz, 'Onunla sürekli şakalaşıyor, sakatlığını ve çocuklarımızın acısını unutturmaya çalışıyorum' diye konuştu.


KOCAELİ'NİN KÖRFEZ İLÇESİNDE DEPREME YAKALANDILAR


Marmara depremine Kocaeli'nin Körfez ilçesinde ziyarete geldikleri akrabalarının evinde yakalanan ve enkaz altından 38 saat sonra yaralı olarak çıkarılan Meral Akşit ile kızları Elif ve Esra Akşit, her yıl depremin yıl dönümünde ilçeye gelerek kaybettikleri yakınlarını anıyorlar.


Meral Akşit ile kızları Elif ve Esra Akşit, 17 Ağustos 1999'da meydana gelen depreme, Afyonkarahisar'dan ziyaret için geldikleri Körfez ilçesinin Güney Mahallesi Tuğrul Caddesi'ndeki akrabalarının evinde yakalandılar.


7 katlı bina 7.4 şiddetindeki depreme dayanamayarak yıkıldı. Akşit ailesi, akrabaları ve binada oturan diğer vatandaşlar enkaz altında kaldı. 38 saat süren çalışmanın ardından Meral Akşit ile kızları Elif ve Esra Akşit, sıkıştıkları yerden yaralı olarak kurtarıldılar.


Elif ve Esra Akşit'in dedesi Yaşar Yıldırım ile binada oturan 2 kişinin daha enkazdan cesetleri çıkarıldı. Kurtarılış fotoğrafları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 'Kardeş Aile Kampanyası' afişlerinde yer alan Akşit ailesi tedavilerinin ardından Afyonkarahisar'a döndüler.


Ailenin yakasını deprem adeta hiç bırakmadı. Aile bu kez de Dinar Depremine yakalandı. Ancak bu depremde aileden ölen ya da yaralanan olmadı.


HER YIL GELİYORLAR



Marmara Depreminin üzerinden 8 yıl geçti. Aile Afyonkarahisar'dan Kütahya'ya taşındı. 15 yaşındaki Elif ilköğretim 7. sınıfa, 12 yaşındaki Esra ise ilköğretim 5'e gidiyor.


Meral Akşit ile kızları her yıl olduğu gibi bu yıl da depremin yıl dönümünde Körfez ilçesine gelerek Körfez Mezarlığı'ndaki dedeleri Yaşar Yıldırım'ın mezarını ziyaret ettiler. O kötü günleri bir daha yaşamak istemediklerini söyleyen Elif ve Esra Akşit, depreme dayanıklı binalar yapılması halinde kimsenin enkaz altında kalmayacağını söylediler.


 


_________________________________________________


İllere göre ölü sayısı


Bolu 270 Bursa 268 Eskişehir 86 İstanbul 981 Kocaeli 9.477 Sakarya 3.891 Yalova 2.504 Zonguldak 3
olmak üzere toplam 17480 kişi ölmüştür.


Yaralı sayısı: 23 bin 781
Sakat kalan: 505
Yıkılan ve ağır hasarlı bina: 16 bin 649
Orta hasarlı konut: 90 bin 536
Orta hasarlı işyeri: 14 bin 133
Az hasarlı konut: 102 bin 822
Az hasarlı işyeri: 13 bin 344
Prefabrik talep sayısı: 43 bin 264
Dağıtılan prefabrik sayısı: 40 bin 786
Prefabrikte yaşayan nüfus: 147 bin 120


Kocaeli’nde 55 bin 399,
Sakarya’da 38 bin 131,
Bolu’da 14 bin 296,
Düzce’de 22 bin 822,
Yalova’da 15 bin 946
 


 

YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler