LİGLER
  • TakımOPAv
  • 1. Medipol Başakşehir173925
  • 2. Beşiktaş173817
  • 3. Galatasaray173615
  • 4. Fenerbahçe173222
  • 5. Bursaspor17272
  • 6. Osmanlıspor FK17263
  • 16. Kayserispor1712-17
  • 17. Adanaspor1711-11
  • 18. Gaziantepspor1711-15
  • Tümü
YENİ HABERLER
Terim: "Ya yaparım, ya yaparım"
Terim: "Ya yaparım, ya yaparım"
07 Ocak 2015 19:08
Uluslararası Antrenör Gelişim Semineri'nde "Futbolumuz ve Geleceği" başlıklı sunum yapan Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, çarpıcı tespitler yaptı.

İşte Terim'in açıklamaları:

 

"Antalya'da her iki sezonda bir teknik adam semineri yapıyoruz ve önemli teknik adamların görüşlerine başvuruyoruz. Dünya şampiyonu olduktan birkaç ay sonra; teknik adamlarımıza katkı sağlasın diye Lippi'yi getirdik ama kendisi konuşurken, katılımcıların yarısı salonda sigara ve kahve içiyordu. Demek ki Lippi'nin kendilerine bir katkısının olacağını düşünmüyorlar. Daha sonra hiçbir yere gitmeyen Capello'ya rica ettim, çağırdım ama aynı durum devam ediyor. 2 yılda iki gün arkadaşlar, ama buna bile sabrımız yok"

Bu sözler kime? Mazeretsiz gelmeyenler var

"Sabah konuşmada Fransız arkadaşımız altyapı ile ilgili çok güzel bilgiler verdi ancak yine salonun yarısı dışarıda. Bu işin uzmanı olan kişiler burada ama gereken önem verilmiyor. Biz bu sabırda bile değiliz, bu saygıda değiliz demeyeceğim. Haklı olarak geçerli sebepleri olanlar var. Federasyon isterse, buraya katılmayan teknik adamlara lisans vermez. Mazeretsiz gelmeyenler var. Ancak benim ricam, bilgiyi nerede bulursanız bulun alın."

"Ülke futbolu iyiye gitmiyor"

"Başlığı vererek başlamak istiyorum: "Ülke futbolu maalesef iyiye gitmiyor." Her platformda da bunu görüyoruz. Futbolun içerisindeki aktörler olarak hepimiz kendimize gelelim, gelmek zorundayız. Beni, hayatını futbola vermiş bir insan olarak görün. Beni, bir ülke insanı olarak dinleyin, hatta söyleyeceklerime ülkesinin kaynakları ve evlatları için yüreği yanan birisinin sözleri olarak kulak verin. Bu konuşmamın kişiler ile kulüpler ile kurumlar ile bir ilişkisi yoktur."

Galatasaray açıklaması ve TFF süreci

"TFF ile ilk görüşmem, kulübümün izni ile oldu ve 4 maç için konuştuk. Türk futbolunun geleceği için de danışmanlık yapmam üzerine bir ilk görüşme yaptık. TFF'den gelen uzun süreli teklifi kabul etmemenin sebebi de Galatasaray ile olan sözleşmem ve hedeflerim olmasıydı. Ancak yaşanan süreci biliyorsunuz. Ben, takımımla birlikte antrenmandayken görevime son verildi. 3 gün önce de düzenlediğim basın toplantısında 'kovsalar da gitmeyeceğim' demişti. Arkasından görevime son verdiler. Daha sonra TFF'den bir teklif daha aldım. Bu görevi; 2 maç kaybetmek, 3 maç kazanmak ya da bir turnuvaya gitmek için kabul etmedim. Ben, bu görevi kötü giden Türk futboluna katkı sağlamak için kabul ettim. Teknik adamlık için bir teklif gelseydi, kabul etmezdim."

"Kral çıplak demek için karşınızdayım"

"Adana'da yaklaşık 365 gün önce yapılan bir imza töreni ile sözleşme imzaladım. İmzayı attıktan sonra çok önemli bir söylemim oldu; 'Bu defa bir şeyleri başaramazsam daha öncelerde olduğu gibi tespit yapmayacağım ve engelleri de açıklayacağım' dedim. Tam, 1 yıl geçti ve karşınızdayım. Sayın başkanımızın, yabancı konusunda söylediği gibi 1 yıl boyunca her şeyi tek tek araştırdık, tüm Avrupa ile kıyaslama yaptık, projelerimizi geliştirdik, hatalarımızı tespit ettik. Şu anda görevde olan biri olarak, gitmekten ya da gönderilmekten çekinmeyen biri olarak karşınızdayım. Bu sefer maalesef, bildiğimiz ama görmezden geldiğimiz şeyleri söylemek için, yani kral çıplak demek için karşınızdayım"

"Almanya'da 28 bizde 3 milyon"

"Spor sıradan bir şey değil, ciddi paraların dolaştığı önemli bir sektördür… Peki ülkemiz spor konusunda nasıl? Sizler işiniz gereği bunu en iyi bilenlerdensiniz. Birebir yaşayan hissedenlersiniz. O nedenle bunu burada size anlatmak istedim. Gelişmiş ülkeler spora milli savunmaları kadar yatırım yaparken, sporcularına orduları kadar önem verirken, en son teknolojilerden yararlanıp sporu ve sporcuyu desteklerken, bizde sadece 3 milyon spor yapan var. Genelde Almanya ile karşılaştırma yapıyoruz, aşağı yukarı nüfusumuz aynı, 28 milyon insan Almanya’da spor yaparken, bizde rakam 3 milyon. 3 milyonu da tartışırız."

"Şapkadan tavşan çıkartmaya çalışıyoruz"

"Almanya yarışmacı sporcuları çıkartırken, biz 3 milyondan her şampiyonluğu istiyoruz. Açıkçası şapkadan tavşan çıkartmaya çalışıyoruz. Ülke olarak uzun vadeli projeler yapacağımıza, çok başarılı olamadığımız için kısa süreli çözümler üretiyoruz. Bu yüzden devşirmelere yöneliyoruz."

"Ayağımız yere bassın"

"Gelelim futbola... Bazı rakamları paylaşacağız ki, ayağımız yere bassın. Teşhisi yapmadan tedaviyi uygulayamayız. Dünya üzerinde 265 milyon insan kayıtlı olarak futbol oynuyor. 5 milyon da diğer unsurlar dersek, 270 milyon insan... Ülkemizde ise 273 bin futbol emekçisi var. Dünya ortalamasında yüzde 4,5 – 5 iken bizde 0,33. Ama dediğim gibi bu sayı da şaibeli, net de değil ama bu civarda. Bu sayının doğru olduğunu kabul etsek bile oran ne yazık ki 0,33. Bu oran bizi UEFA’da 54 ülke içinde 48.’liğe taşıyor ancak oraya getirmiş. Kulüpler sıralamasında 1. sıraya da gelmiş bir hoca olarak buradayım. Ama genel olarak Avrupa’da sıramız 48. Bu, Avrupa’da 7. olan en büyük ekonomiye sahip ülke olarak izah edilecek bir durum değil."

"Geleceğimizi kaybediyoruz"

"Bizde kadın futbolcu sayısı da 3 bin 500. Dünyada hızla gelişen kadın futboluna Türkiye seyirci kalamaz. Basketbol voleybol takım sporlarında çok başarılı iken, kadın lisanslı futbolcu sayısı en az yüzde 15 olmalıdır. Almanya 7 milyona yakın lisanslı oyuncuya sahip. Biz sayı konusundaki şüphelerle birlikte 270 bin profesyonel ve amatör futbolcuya sahibiz. Bu havuzdan 6,851,892 rakamına 273 bin ile karşı duruyoruz. Tüm milli takımlardaki sporcularımızı da bulmak ve seçmek zorundayız. Rakiplerimizle aramızdaki uçurumu ifade ediyoruz ama çarpıcı örnek de bu. Bu tablodaki mağlubiyetimiz inanın bana sahadaki mağlubiyetlerimizden çok daha önemlidir. Sahada kaybedersiniz ama burada geleceğimizi kaybediyoruz. Bir maçın telafisi olur ama bunun yok."

"Gözümüz aydın"

"2014/15 sezonunda UEFA lisansı almaya hak kazanan takımların sayısında ciddi bir düşüş var. PTT 1. Lig'deki hiçbir kulübün UEFA lisansı bulunmamakta. Hiçbirinin başvurusu da yok. Türkiye Kupası'nı kazanırlarsa kupaya gidemeyecekler. Bu ligden sadece 9 kulübün ulusal kulüp lisansı mevcut. FIFA'daki uyuşmazlık dosyalarımızın sayısı 600'ü aşmış. Makedonya ve Bulgaristan'ı geçmişiz. Gözümüz aydın!"

"2. ve 3. Lig'de kahvehanede kurulmuş kulüpler mevcut"

"2. ve 3. Lig'de kahvehanede kurulmuş ve hala oradan yönetilen kulüpler mevcut. Faksları ve mail adresleri olmadığı için ulaşamıyoruz. Soyunma odası olmadığı için kahvede soyunan hamamda yıkanan takımlar var."

"Bir tek oyuncumuz var"

"Dünyadaki milli takımları inceleyince çok sayıda oyuncunun Avrupa'daki en iyi 5 ligden geldiğini görüyoruz; (İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya) Rakiplerin oyuncularının bu liglerde olduğunu görüyoruz. Biz bunlarla uluslararası platformda yarışmaya çalışırken bizim milli takımımızda bu liglerde oynayan sadece 1 kişi var; Arda. Bizden yetişip oynayan ikinci biri yok. Onu da yakında getiririz. Tutmayız orada, özlemiştir deyip getiririz."

"Koşu mesafemiz çok düşük"

"Kaliteli rakipleri yenmek için onlardan daha fazla mesafe kat etmelisiniz. Toplam mesafemizi onların üzerine çıkarmalıyız. Bunun temini nedir? Milli Takım'a gelen oyuncuların kulüplerinde yaptığı fiziksel idman ve form grafiği ile doğrudan ilgilidir. Benden önceki milli takımlar da başarısız olmuşsa ben de takımımı iyi hazırlayamamışım. Oyuncunun sahip olduğu performans altyapısının ne kadarını sahaya yansıttığı gerçeğini de göz ardı etmememiz lazım. Koşu mesafemiz az. Böyle olunca akla gelen ilk şey; topun oyunda kaldığı süre olabilir. Düşük koşu mesafesine bu sebep oluyor diyebiliriz ancak aldığımız verilere bakınca bununla açıklamak mümkün değil."

"Çocuklar futbol oynayacak alan bulamıyor"

"Yarıştığımız tüm ülke kulüplerinde futbola başlama yaşı 5'tir. Hollanda, İngiltere, İsviçre, Fransa, Almanya'da 5 bizde 10. Eğitim bilimleri açısından da en uygun yaş 5 uygun görülmüştür. Birinin elit futbolcu olabilmesi için 10.000 saat futbol oynaması lazım. Okuldaki beden eğitimi, sokakta oynadığı futbol ve kulüp dışı oyun formatındaki durumlar + kulüpte yaptığı idmanlar var bu 10.000 saatin içinde. Çocuğun en çok öğrenme becerisi olduğu yaşlar önemlidir ve verimli değerlendirilmelidir. Rakiplerimize göre dar havuzdan seçim yapıyorken, Hollanda U7, İngiltere U9, İsviçre U9, Almanya U8 bizde U11. Yine farklıyız. Bu kadar dezavantaj varken bir de bizim çocuğumuz 5 yıl kayıpla başlıyor. Yazık. Arayı kapatmaya çalıştığımız eksiğimiz 5 yıl boyunca kaybettiğimiz idman saatleri değil. Çocuklarımız maalesef okulda da çok az spor yapma imkanı buluyor. Ne acıdır ki bir futbol adamı olarak sıklıkla spor yapmak için bile bazı dersler kullanılmıyor.

Beden Eğitimi derslerimizin sayısı içler acısı. Zorunlu eğitimi bitirene kadar bir sporcunun Avrupa'daki akranlarından 5 yıl idman eksiği ve her okuduğu yıl için de 80 saat de Beden Eğitimi dersi eksiğini düşündüğümüzde, bizde 48 saat, Avrupa'da 80 saatlerde. Bunlar hepimizin çocuğu. Tablo bu. Şehirdeki çocukların boş alan da bulamadığını düşünecek olursak, sokakta da futbol oynayamıyorlar. Aradaki makas her geçen gün daha da açılıyor. Bunlar bilimsel veriler."

"Messi Türkiye'de olsaydı"

"Messi'nin çocukluğu eğer bizim ülkemizde geçseydi önce, bu çelimsiz derdik. Yarıştığı yaş kategorisinde yaşı küçültülmüş ve gelişmiş fizikli rakipleri tarafından da bi hayli hırpalanırdı. Yapamadığı uygulamalar nedeniyle belki de cüce derdik, dalga geçerdik. Yok olmasına sebep olurduk ya da yeteneği nedeniyle medya tarafından ve etrafı tarafından göklere çıkarılıp, televizyonlarda dolaştırılıp anası babası mahallenin bakkalı televizyon programlarına katılırdı. O yaşta bu yükü taşıyamayıp, psikolojisi bozulur, kaybolur giderdi. Siz Türkiye'de örneklerine ulaşabilirsiniz."

"Alt yapıları kaldıralım desek..."

"Biz ne yapıyoruz; o penaltı mıydı, o ofsayt mıydı, kim kimin arkasından dolandı mevzuları ile ilgilenip, tüm kamuoyunun ilgilenmesini de sağlayacak süreçler yaratıyoruz. Maalesef biz buralardayız. İki tane güzel olay oldu; biri Veli Kavlak birisi Semih Kaya. Çocuklar hakeme yardımcı olup kararın düzelmesine vesile olmuşlar. Maç sonrası televizyon seyrediyorum. Bunları destekleyeceğimize, takımı mağlup olsa bunu yapar mıymış? 89. dakikada olsa yine yapar mıymış? Böyle tartışıyoruz. Ya arkadaş, yazık kaybettiğimiz zamana, değerlere yazık. Teşvik edin biraz fazlalaşsın. Niye kafamız hep bunlara işliyor? Niye hem komplo teorilerine, yalanlara harcıyoruz emeğimizi.

Gençlik Geliştirme Programı, profesyonel takımlarda %54 çok kötü. %17 kötü. %19 orta. %10 da iyi. Bu tabloda zaten rötar yapmışız. Zaten o çocuklara borcumuz var. Zaten gençliğimize bunu vermek zorundayız. Altyapı ile ilgili konuşurken şunu da ifade etmek istedim; Diyelim ki biz bu altyapıları kaldıralım desek, eğer bundan birçok kulüp memnuniyet duymazsa adımı değiştiririm. Bazı aymaz yöneticiler altyapıları kulübe yük olarak görüyor."

Küme düşme cezası yolda

"TFF’nin kulüpleri denetleyip, gerekli yaptırımları uygulaması gerekiyor. TFF, kulüplere UEFA kriterlerine uyma zorunluluğu getirmelidir. Bu zaten var; ben harfiyen uygulanmalı diyorum. TFF, kulüpler için Türkiye şartlarına uygun TFF kriteri getirmelidir. TFF kriteri olunca, hallederiz diyorlar, bunun da önüne geçmeliyiz. Muhakkak ki süreç verilecektir. Ancak uymuyorsa gereği de yapılmalıdır. Affın olduğu yerde kuralların anlamı kalmadığı gibi, adalet duygusu da ciddi şekilde zedelenmektedir. Gerekli koşulları yerine getirmeyen kulüpler için de çalışmalarımız mevcur.

Bir önceki dönemde gelir gider idaresi başarısız, ödemelerini yapmayan kulüpler bunu yapana kadar transfer yapamaz. Gerekirse kulüpler eksi puanla başlamalı, iki sezon üst üste bunları yapan kulüp küme düşme dahil yaptırımlara uğramalıdır. Bunun planlaması yapılmıştır. Tüm planlar hiçbir baskıya boyun eğmeden yapılmalı, yapılmıyorsa ben dahil görevler bırakılmalıdır."

3. Lig kaldırılıyor mu?

"127 profesyonel kulübü Türkiye’nin kaldırması mümkün değil. Süratle TFF'nin kalite değerlendirmesi yapmalıdır. Biz başkanın önüne sadece yabancı kuralı ile gelmedik. O araç, bunlar amaç. 3. Lig'de kriterleri tutturabilen kulüplerimiz 2. Lig'e alınmalıdır. Tutturamayan kulüplerimiz (Bölgesel Amatör Ligi) BAL Ligi'ne gönderilmelidir. Soyunma odanız, duşunuz, sahanız yok ve profesyonel ligdesiniz. Orada güzel şeyler yeşermez. Buna mani olmamız gerekir. Bunun için programlarımız da var. Bal Ligi’nden profesyonele çıkmak sadece saha başarısı ile mi olmalıdır? Hayır aynı zamanda çıkma kriterleri de bir araya gelmelidir. Türk futbolu taşıyamayacağı yükün altında ezilmekten bıkmıştır."

"Yıldız oyuncuları avcılıkla bulduk"

“Yıldız oyuncuları biz avcılıkla bulduk, topladık, 1990 – 2005 arası, 100 senenin en başarılı yılları. Bu arkadaşlarımız kulüp ve milli takım başarıyla bizi taşıdı. Ama rakiplerimiz yetiştiriciliğe devam ederken, biz avcılığa devam etmekteyiz. Atalarımızın matbaayı geç getirmesinden ne denli etkilendiğini düşünürsek, futbolun da nasıl etkileneceğini görürüz. Biz halen bilgisayar kullanan-kullanmayan antrenör tartışması yapıyoruz. Uçtular adamlar, biz duruyoruz."

Küme düşme, puan silme cezası

"Kulüp bütçelerinin belirli yüzdesi ayrılmalı. Avrupa’da bütçenin yüzde 10’u altyapıya yatıyor. Bizde yüzde 5 olmasına razıyım. Altyapı kriterlerini tuttaramayanlara puan silme, küme düşürme cezası verilmeli, kadroda altyapıdan oyuncu bırakma mecbur olması sağlanmalıdır."

"Çocuk koruma programı"

"Kulüplerimizin altyapı programları bu durumdayken biz önemli bir karar aldık; Çocuk Koruma Programından bahsetmek istiyorum. Biz TFF olarak Çocuk Koruma Programını çok önemsiyoruz. Altyapılarda çocuklarımızın hem zihnen hem fiziksel olarak istismar edildiğini gördük. Bu konulara lokal müdehalelerde bulunmuş birisi olarak, önemli bilgiler vereceğim. Ne pahasına olursa olsun kazanmak üzerine kurulmuş altyapı eğitim düzeni nedeniyle çocuklar aile ve hocaları nedeniyle travmalara maruz bırakılmışlardır. Çocukları bu olumsuz etkilerden koruyacağız ve iyi, başarılı bir erişkin olmalarını sağlayacak önemli bir programdır. Arkadaşlar cinsel istismarın, fiziksel, duygusal istismarın yaşanmadığı, insanlık haysiyetinin korunduğu saygın futbol ortamlarını yaratmak hedefimizdir."

"Bilim futbola bulaşmalıdır"

"Altyapı programı bir üniversite ile bilimsel işbirliği yapmak zorundadır. Havuzlardaki her oyuncuya bilimsel tesisler yapmamız gerekmektedir. Ölçmediğimiz şeyi değerlendirmeliyiz. Her takımımda bilim yuvalarıyla ilişkide oldum ancak bu kişisel tercihe bırakılmamalı, kulüp lisans kriterlerine konulmalı, bilim futbolla buluşmalıdır."

"Şampiyonluklar kadar önemli"

"Çocuklarımızın 10 bin saat futbol oynayarak elit futbolcu olmasını sağlayacak 5 yaşta futbola başlamasını sağlamalıyız. Fikri vicdanı gür çocuklar yetiştirmeye şampiyonluklar kadar önem veriyoruz."

Yabancı kuralı değerlendirmesi

"Bu kadar sorun varken yabancı serbestliği konusunu tartıştık. Ancak nasıl futbolcu ihraç ederiz konusunu tartşmıyoruz. İmkansızlıkları düşününce bayağı yapmışız geçmişte; daha çok oyuncu ihraç etmeliyiz. Ülke futbolunun gelişiminde bu sayı ve kariyerleri çok önemlidir. Yabancı kararını almamdaki en büyük sebep budur. Ülke futboluna ihracın büyük katkısı vardır. Alınan karar; ülke futboluna en büyük katkıyı sağlar. Bunun için aldık kararı. Bu karardan olumsuz etkilenecek ilk mercii de benim. Ama ben; bu zorunluluğu göğüslemeye de hazır olduğumu söylemeliyim. rakalmları reel değerlere çekerek, futbolcu değil antrenör de ihraç etmeliyiz.

Alınan karar kulüplerimizin Avrupa başarısının önünü açacak, yıllar süren şikayetleri azaltacaktır. Alınan karar daha çok yeteneğin yukarı çıkmasına katkı sağlayacaktır. Ligdeki şampiyonluk mücadelesine daha çok kulübün katılabilmesinin önünü açacaktır. Ben olaya bu yönüyle bakıyorum. Tamamen serbest bırakılması da dahil olmak üzere her seçeneği çalıştığımızı ve gözden geçirdiğimizi düşündüğümüzü bilmenizi istiyorum. Benim için önemli olsan; yabancı sayısı değil, yerli oyuncusunun sayısı ve durumudur. Hiçbir yabancı almayabilirsiniz ama 14’ten az Türk oyuncu alamazsınız."

"Siyaset futbola girmemelidir"

"Süper Lig’in isim sponsorları kamu kuruluşları. Bu katkılardan dolayı teşekkür ediyoruz. Devletin desteği önemli ancak siyaset futbol karıştırılmamalıdır. Politika futbola girmemelidir. Ne TFF, ne de tribüne siyaset sirayet etmemelidir. Bunu futbolumuz için temin etmek zorundayız."

"Gerçeklerden uzağız"

"Almanya’yı yenmek istiyoruz, arkadaşlarımız oraya gitti, döndüler ve etkilenmişler. Adamlar 2060 yılı planlarını açıkladılar. 2015-16 için bile planımız yok. Böyle bir durumda Almanya’yı yenmek isteyecek, yenmezsek üzülecek kadar gerçeklerden uzağız. Bunların gerçekleşmesi için çözülmesi gereken çok önemli sorunlarımız var."

"Taviz verildi"

"1923’ten beri TFF’yi devamlı tehdit altında tutan, hareket altında tutan Genel kurul yapısını süratle değiştirmeliyiz. TFF Genel kurulu’ndaki temsiliyetlerin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Avrupa’da hiçbir ülkenin Genel Kurul’da profesyonel futbolun temsili yüzde 50’yi aşmazken, bizde yüzde 90’ bulmakta. Böyle bir yapı tehdit unsudur. Diken üzerinde durmak acaba demek yapacaklarınızı azaltır, tölerans sağlamanıza neden olur. 120 imzanın olağanüstü seçime gitme yetkisi vermesi, Süper Lig kulüpleri ile bu sağlanıyor. Bu zaman kadar görevde olanların rahat olmadığını, taviz verdiğini düşünüyorum. Böyle ortamda sağlıklı hareket edip, kriterleri denetlemesi de mümkün olmaz. Kulüplerin beklentilerini anlamama rağmen, yapılacak uygun düzenlemeler ile tüm bunları düzenlemenin mümkün olacağını düşünüyorum”

"Sayın başkan ve yönetimle paylaşamadığım bazı projeler de var ancak etik ve nezaket açısından açıklayamıyorum."

"Ya yaparım, ya yaparım"

"1 sene bunların hepsini çalıştık. Arkadaşlarıma, TFF Başkanı ve Yönetim Kurulu'na teşekkür ediyorum, bana inanılmaz yetkiler sağladıkları için, bunların hepsi teknik idari anlamda katkı yapılacak çeşitlendirilecek konular. Her şeye detaylıca değindim. Vücut dilimi dahi değiştirdim, hatta bazı kelimeleri çıkarttım. Artık son nokta oldu, çok fazla kişiyle görüştüm. Üzerinde durmamız gereken tek mevzu vardır; Türk futbolu. Ben giderim başkası gelir. Türk halkına sesleniyorum; amacım Mevlana’nın dediği gibi güzel günlere doğru yürümek. Güzel projeleri hayata geçirmek için elimden geleni hatta fazlasını yapmak için mücadele edeceğimden kimsenin şüphesi olmasın. Ya yaparım, ya yaparım. Ama baktım ki olmuyor bu mücadeleyi başka platformalarda sürdürürüm. Türk futbolunun başka platformları da var, pes etmek yok. Bu kadar uzun bir sunumu sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim.”

 

SPOR Kategorisindeki Diğer Haberler