18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,481
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8356
  • İstanbul17 °C
  • Ankara6 °C
  • İzmir17 °C
  • Konya11 °C
  • Adana16 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır13 °C
  • Bursa12 °C
  • Kayseri4 °C
  • Kocaeli6 °C
  • Şanlıurfa15 °C
  • Gaziantep14 °C
  • İçel20 °C
LİGLER
  • TakımOPAv
  • 1. Galatasaray82214
  • 2. Göztepe8165
  • 3. Akhisarspor8164
  • 4. Medipol Başakşehir8162
  • 5. Fenerbahçe8145
  • 6. Beşiktaş8144
  • 16. Gençlerbirliği87-8
  • 17. Antalyaspor86-5
  • 18. Osmanlıspor FK84-10
  • Tümü
YENİ HABERLER
Terim: Bize final yakışır
Terim: Bize final yakışır
16 Haziran 2008 15:06
Terim: Bize final yakışır

Çek Cumuhuriyeti'ni 3-2 yenerek A Grubu'nu 2. tamamlayan ve çeyrek finale yükselen A Milli Futbol Takımımız'da teknik direktör Fatih Terim basın karşsına çıktı.


İşte Fatih Terim'in açıklamaları:


"İlk karşılaştığım hasar tablosuydu. Dolayısıyla 6-7 ye yakın oyuncumun hasarlı olduğunu görüyoruz. Bizim için bu çok önemli bir konu. Servet, Emre Güngör, Emre Belözoğlu, Marco sakat. Bu oyuncular zaten MR'a gidecekler. Net sonucu sonra alacağız. Ama bunun dışında mutlu ve gururluyuz. Milletimizden ardı arkası kesilmeyen kutlama mesajlarıyla dolu bir gece geride kaldı. Böyle bir gecenin ardından bu toplantıya katılan herkese teşekkür ediyorum. İşimizi en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Ama sanırım sizin işinizi zorlaştırdık çünkü herkes manşetlerini değiştirmek zorunda kaldı. Sizin haberlerinizi çöpe atmak zorunda kalmanızı ben de istemezdim. Benim odamda "mucizeler biraz zaman alır" diye bir yazı vardı, bizim için de zaman aldı. Biz pes etmeyen bir takımız, yenilgiyi kabul etmeyen bir yapımız var. Özürlerimizi kabul edin. Bir söz vardır : 'Gecenin en karanlık anı sabaha en yakın zamanıdır'. Oyuncularım bu sözü akıllarından hiç çıkarmadılar ve ben de onlarla gurur duyuyorum."


"Tabi 96'dan bu yana şartlar çok değişik ama Hırvat takımı da gerek grup maçlarında gerekse Avrupa Şampiyonası'nda çok başarılı performans gösterdi. Ancak tek maça düştüğümüz bu maçlarda isimlerin, formaların, daha önceki neticelerin fazla bir önemi yok. O gün, o an çok önemli. 1.dakikadan beri çok önemli rakiplerin olduğu Euro 2008'de çeyrek finalde de güçlü bir rakibin olması kadar doğal bir şey yok. Ama biz ilk günden beri oynadığı futboldan keyif alan mücadele eden bir takım yaratmak istedik ve bunu gördüğümüz için mutluyum. Verdiğim mesajın alındığını görmekten dolayı mutluyum."


Genel olarak memnunum. Çünkü Portekiz'le turnuvaya başlamak kolay değil ancak bizim için gruptaki kuvvet dengesine baktığımızda şans olabilir diye düşündük. Ben o maçın da taktiksel olarak çok zorlu geçtiğini düşünüyorum. Tam pozisyon bulduğumuz dakikalarda gol yeedik skor olarak da geriye düşünce istediğimiz oyunu oynayamadık. Ama biz bunlara takılmadık. Ben oyuncularımı soyunma odasından "Allah utandırmasın" diye yolcu ediyorum. Milli takımın da ülkemizi utandıracak bir şey yapmadığını düşünüyorum. Aksine mutlu ettiler. Milyonlarca insan bizimle sevinip bizimle üzülüyorlar. Kaybetseydik muhtemel darağaçları kurulabilirdi. Oyuncularımızı hemen oracıkta idam ederlerdi. Bu şekilde sonuna kadar gitmeye kararlıyız. Bize final yakışır. Bu sadece benim görüşüm değil. Bizi izleyen herkesin ortak görüşü. Turnuvada 2 tane ilk golü atıp kazanamayan takım var biri İsviçre biri Çekler ikisini de biz yenmişiz. Bazı maçları unutmak istersiniz. Ama planlar, projeler, taktikler, stratejiler bazen hepsini çöpe atmak zorunda kalırsınız ama böyle hırslı ve istekli bir Milli Takım olduktan sonra baskı bizim adeta önemli bir silahımız olmaya başladı. Bunları oyun içinde ne kadar yaparsak rakibimizin karşımızda zor duruma düşmesi o kadar kolay olur. Çek Cumhuriyeti'nin ve İsviçre'nin 45 dakikası o kadar güzeldi. Ama en iyisini performansımızı isterseniz Çek maçının son yarım saati derim. Almanya ve Hırvatistan arasında buraya gelen 16 takım hakkında şunu istiyorum diyemem. Biz Almanya'yı en son Olimpiyat Stadı'nda yenmiştik. Böyle bir isteğim yok. Ben karşı takımı iyi analiz edip oyuncularımı hazırlasam da kendi oyunumuzu oynamamız daha önemlidir."


"Maçtan sonra da söyledim. İlk yarı iyi oynamadık. Rakip bizden daha iyiydi. Tabii baştan beri bu oyunu oynayamaz mıydık da denebilirdi, elbette oynayabilirdik. Ancak futbol sayısız dinamiği içinde barındıran bir oyun. Biri çıkıp hayatınız boyunca hiç yenemediğiniz bir takımı son 15 dakikada yenebilir misiniz deseydi siz inanır mıydınız? İnanmazdınız. Ama biz inandık aramızdaki fark da bu zaten. 2-2'den sonra ben oyuncularıma 'gidin' dedim. herkes penaltılara razıydı. Biz inandık ve başardık. Üstelik yenik durumdan ve Avrupa Şampiyonası'nda hem de Çek Cumhuriyeti gibi bir takım karşısında. İstatistiklerde de her şey bizi gösteriyor, topla oynama, pas yüzdesi, kaleye şut.. Hepsinde biz üstündük. Dolayısıyla bunlar Avrupa Şampiyonaları'nda çok başarılı olmuş bir Çek takımına karşı yapılıyorsa çok iyi bir iş yapmışsınız demektir. Ama kalplerinizi sağlam tutun. Futbol böyle bir oyun. Hırvatistan maçını da beklentim ideale yakın bir 11 çıkmayacaksa da birimiz gidip seyredecek. Zaten seyredenlerimiz var. Hami Hocamız ve Abdullah Ercan maçları seyredip bizim için rapor veriyorlar. Belki ben de maçı seyredebilirim."


"Devre arasında iyi oynamayı beklediğiniz bir maçta iyi oynamazsanız çıkan oyuncu sayısı fazla olur ama biz orta sahayı güçlendirdik. Tuncay ile Arda kenarda kalınca Mehmet ve Aurelio'ya ortada çok iş düştü. Ama bizim Çekleri vurma gibi bir düşüncemiz vardı. Ama o da kötü oynuyor, bu da kötü oynuyor kimi değiştireceğiz? Orta sahayı güçlendirmek istedik. Ben oyuncularıma korkmamalarını söyledim. Ronaldo, Deco gibi oyunculara karşı oynadılar. Oyun içinde de bazı oyuncuların yerlerini değiştirdim. Hamit'i ortaya aldım Sabri'yi kenara çektim ama söylediğim şey özetle, kaybetmekten mağlup olmaktan korkmamak. Bunu söylemek biraz zaman alıyor. Haberlerinizi hemen yazmayın bekleyin, sonra yırtıp atıyorsunuz."


"Ben sizin tarafınıza hiç geçmedim. Sadece 2004 yılında TRT'deki arkadaşlarım için 2 maçı ücretsiz yorumladım. Kimsenin çalışanı değilim. Futbol değişken bir oyundur. Maçı ben yorumlasaydım Türk takımı herşeyi yapabilir gibi bir şey söylerdim. Şu andaki gidişat iyi değil, bu bir gerçek diyebilirsiniz. Ama Milli Takım'ın başında Fatih Terim ve kadrosunda bu oyuncular varken beklemekte yarar var. Kimsenin elbette methiyeler düzecek hali yok. Zaten ben eleştirilerden hiçbir zaman alınmadım. Sadece eleştiri nezaketimizi koruyalım. Ama bize siz ateş verdiniz, demek ki son saniyeye kadar beklemek durumundasınız. Bu Türk Milli Takımı, ne kadar mağlup duruma düşersek düşelim yine de pes etmiyoruz. Bbenim bazı takımlarımda 2-0 geriye düşünce 3-2'ye değil 4-2'ye bahse giriyorlardı."


"Oyuncularımızın bir kısmı mesela Aurelio sadece hakeme (İngilizce referee yerine) sadece "Ref" dediği için sarı kart gördü. Volkan'ın yaptığını tasvip etmiyorum, bunu daha önce de dile getirmiştim. Ama onun dışında bizim sert oynadığımızı düşünmüyorum. Biz futbolun gerektirdiği ve kuralların müsaade ettiği şekilde oynuyoruz. Futbol böyle bir oyun o yüzden kalecimiz haricindekileri doğal karşılıyorum.


"Yeri gelmişken şunu da söyleyeyim. Sayın Hasan Doğan Şenes Erzik'ten başlayan Levent Bıçakçı, Haluk Ulusoy ve Hasan Doğan ile hiç problemimiz olmadı. Hasan Bey'le aramız çok iyi. Şu anda 2008'in konsantresinden başka hiç bir şey beni ilgilendirmiyor. Transferim konusu sonra karşılıkllı konuşulacak bir konu ama biz şu anda sadece turnuvaya konsantreyiz. Başkan'ın benim hakkındaki görüşlerine teşekkür ederim. Ama siz bizi ya kavga ettiriyorsunuz, ya Riva'ya gönderiyorsunuz zaten bazıları için hukuki başvurumuzu yaptık. Hasan Bey çok düzgün bir insan bizim aramızda bir problem yok. Onun dışında tüm konsantremiz Euro 2008 üzerine. Turnuvadan sonra benim hakkımdaki transfer konusunu değerlendirebiliriz."


"Ben de zaten medya konularına çok fazla girmiyorum. İstanbul'da yeterli zamanımız var diye düşünüyorum ama oyuncularıma zarar veren bir durumu kabul etmem mümkün değil. Bana da zarar verenlere tahammül edemem. Ben bu takımın koçuyum. Eleştiri elbette yapabillirsiniz ancak hakaret edemezsiniz. Aslında size çok uygun gidecek bir dörtlük bulmuştum ama arkadaşlarım beni durdurdular. İçinde nezaketi taşıyan her türlü eleştiriye açığız. Siz gidip annelere mikrofon tutuyorsunuz. Futbolcunun annesi ne anlar futboldan. Böyle bir örfümüz adetimiz yok mu? Bazı annelerimizin suratına telefon kapatıyorsunuz. Utanmıyorsunuz da. Bu Einstein'ın bile aklına gelmezdi. Ben artık açık söyleyeyim eğleniyorum. Her şey değişiyor. Biz değişiyoruz, dünya değişiyor ancak sizden bazıları değişmiyorsunuz. Maçtan 1 gün önce prim konusunu yazıyorsunuz ancak para konusunu konuşan 1 tek Türk yok. Bu da sonra oyuncuya ve dolayısıyla size yansıyor. Yalan yazıyorsunuz sonra gidip o yalanı bize soru olarak soruyrsunuz. Mahkemeye veriyoruz 8-10 ayda bitmiyor. Başka yerde tazminat korkusundan yerinizde duramazsınız. İstanbul'a gelince daha net isimler veririz. Herkes ne demek istediğimi anlamıştır. Biz burada riyakatı halktan aldığımızı biliyoruz. Onlar neye tepki göstereceğini iyi bilirler. Ben basın toplantısı için erken geldim. 25 dakika limitini kaldırdım. Normalde böyle bir basın toplantısı da yok."


"Portekiz iyi bir rakip, ben şunu düşünüyorum. Şartlar ne olursa buradaki takımlara "İyi bir takım değil" deme hakkımız yok. Bir çok iyi takım var. Biz formamızla, bayrağımızla burdayız. Bunun keyfi başka. Şimdi tek 90 dakikalara kaldık. Rakip Hırvatistan. Onlardan sonra yarı finale gidiyorsunuz. Orada artık kolay rakip yok. Şunu ister misiniz, bunu ister misiniz diyemeyiz. Size bir anımı anlatayım: Milli takımın başına yeni geçmiştik İzlanda Milli Takımı'nda 1 manav, 2 terzi, balıkçı ve marangoz oynuyor diye yazılıyor ama istatistiklere bakıyoruz biz İzlanda'yı hiç yenmemişiz. Bunlar çalışıyor fırsat da bulurlarsa antrenman yapıyorlar diyorlar, istatistiklere baktınız mı dedim. Tarihimizdeki tek golü futbolcuyken kötü bir penaltı ile ben atmışım. Zorluklardan geçerseniz böyle günlere ulaşabilirsiniz.


"Bir şey kazanacaksak hep beraber kazanıyoruz, mutlu olabilirsek hep beraber mutlu oluyoruz. Arda'nın performansından memnunum ancak performansını daha uzun bölümlere yayabilir. Performansı daha da artabilir. Skora tesir eden bir oyuncu demiyorum, ediyor zaten. Çok önemli katkı yapıyor. Tuncay ise bir oyuncu düşünün ki nereye koyarsanız oynar. İstatistikleri alt üst ediyor. Çok da çabuk ve fedakar bir oyuncu. Tuncay bizim kilit oyuncularımızdan bir tanesi. Tuncay'a yapılan eleştirilere katılmıyorum. Tam tersine Tuncay igibi oyuncularımdan daha fazla olmasını istiyorum. Takımı ateşleyecek bir oyuncu. Hem de fizik mücadelesi yapması gereken yerlerde oynaması gerekiyor. İnşallah önümüzdeki maçlarda Tuncay'dan daha fazla yararlanacağız.


"Nihat'ı çıkarsaydım neden çıkardığımız sorulabilirdi ama çıkarsam kimse de bir şey demezdi. Arda'yı da çıkarmadım. Sizin orada benim de burada oturmamın da sebebi bu zaten. Bizim da oraya oturmaya haddimiz olmadığından buradan konuşuyorum. Ben Nihat'a da Hamit'e maçtan önce çok güvendiğimi söyledim. Gece saat yarımda Hamit'in olduğu bir analiz programı izledik. Bir topa vuramadığında dahi üzülen ve kendisiyle kavga eden bir oyuncu. Bazı oyuncular Tuncay gibi, Nihat gibi, Hamit gibi güvenilmesi gereken oyunculardır ve biz de bu oyunculara güvenerek doğruyu yaptık.


"Volkan'ın yerine Rüştü oynayacak. Aurelio'nun yerinde sakat arkadaşlarımızın arasından birini düşünüyoruz ama şu pazartesi gününden sonra işimiz zor görünüyor. Hatta Emre Güngör'ün bile kadrodan çıkma ihtimali var. Tümer'in ve Emre'nin durumu iyi değil. MR neticelerini bekleyeceğiz. Kulüp takımı çalıştırmadığım için Hırvat kadrosundan bir oyuncu almak gibi bir düşüncem yok. Kranjcar dahil bir çok oyuncuya saygı duyuyorum iyi oyuncuları var ancak hiçbirinden korkmuyorum."


"Top çevirirken bunun bir manası olmalı. Topa sahip olmamız %70 - %80 oranlara bile çıkmış olabilir. Bazen oranlar sizin lehinize olabiliyor ama ben buna katılmıyorum. Savunmada yaptığımız pasları çıkarırsak bu oran düşecektir. Geride top çevirmeyi hücumun, atağın başlangıcı olarak görüyorum. Çok büyük bir alan bıraktığımızdan, Koller'e fauller yapılınca, faul olmayanlar da faul çalınınca geride top çevirmek bir sığınma oldu. 2. yarıdaki değişiklikte ise arkadaşlarımızın kendi arasında tartışmaları var bildiğiniz gibi tek santrafor, çift santrafor gibi ben olaya kuvvetli ve hızlı bir orta saha olarak bakıyorum. Kazım olmasaydı Gökdeniz'i düşünebilirdik. Yağmulu havada hızlı oyunculardan avantaj sağlamayı düşündük. Topu yere indirdirip, paslaşmayı 1. veya 2. bölgede değil 3. bölgede yapmak istedik. Emre'nin sakatlığında ilk pozisyonda hakemin oyunu durdurması doğruydu ancak oyun tekrar durmasına rağmen Emre'yi oyuna almaması herhalde ilk kez görülen bir şeydir. Teknik analizimizde ben hep güçlü bir orta sahaya inanıyorum. Güçlü bir orta saha varsa biz ideal bir takıma doğru gidiyoruz demektir. Bizim A, B ve C planlarımız var. Biz onları ortadan delmekte zorlandığımızda dönen toplara iyi çalışmıştık. Tuncay geriye gelip Aurelio'ya yardım etti ve bu durumda orta saha oyuncularımızın fazla mesafe kat etmesine sebep oldu. Son 15 dakikadaki top yüzdesi realistiktir ondan önceki istediğimiz gibi değildi.


Ben sakatlığımdan dolayı oynamadığım hiç maç olmadı. Ama şuna emin olabilirsiniz ki Servet'in özverisini veya ağrıya karşı olan toleresi başka bir oyuncuya kıyasla öne çıkar. Ancak Servet'in sağlık durumunu ne sağlık heyetimiz ne de ben tehlikeye atarım. İnsan kaybetmek herşeyden önemlidir. Bazı insanların acıya karşı toleresi daha yüksektir yoksa ben onu riske edecek bir şey yapmam. Dikkat ederseniz antrenmanlara dahi çıkmıyor. Sağlık ekibiyle akraba gibi oldular. Ben onu sadece yemekten yemeğe görüyorum. Onun dışında Servet'i ileride riske atacak bir duruma ne ben ne sağlık ekibi izin verir. Ancak Servet'in bu özverisinin Türkiye'ye örnek gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ufak tefek acılar varsa bile bununla da oynanabilir.

SPOR Kategorisindeki Diğer Haberler