LİGLER
  • TakımOPAv
  • 1. Beşiktaş255527
  • 2. Medipol Başakşehir255326
  • 3. Galatasaray254618
  • 4. Fenerbahçe254421
  • 5. Trabzonspor25414
  • 6. Antalyaspor2539-1
  • 16. Çaykur Rizespor2520-17
  • 17. Adanaspor2520-17
  • 18. Gaziantepspor2419-20
  • Tümü
YENİ HABERLER
Riera'dan cimrisini görmedim!
Riera'dan cimrisini görmedim!
03 Aralık 2013 23:29
Fenerbahçe’nin Hollandalı yıldızı Dirk Kuyt, Lig TV’deki Quiz programında bilinmeyen yönlerini, kendisinde iz bIrakan anıları anlattı

Fenerbahçe’nin Hollandalı yıldızı Dirk Kuyt, Lig TV’deki Quiz programında bilinmeyen yönlerini, kendisinde iz bIrakan anıları anlattı. İşte Dirk Kuyt ile Quiz...

Gol : "Hayatımda en unutamadığım gol, Şampiyonlar Ligi Finali’nde attığım goldü. Milan’a karşı oynuyorduk; maalesef maçı kaybettik. Ama o maçta gol attığım an hayatımın en özel anlarından biriydi."

Maç: Futbol oynadığım her an bundan keyif alıyorum. Çok şükür ki futboloynuyorum, futbolcuyum. Antrenmanda da maçta da futbol oynamaktan keyif alsam da derbi maçları benim için ayrı önem taşıyor. Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde oynama şansı buldum, Liverpool – Everton derbisinde, Liverpool-Manchester United maçında oynadım. Bu tarzderbilerin ayrı bir yeri var bende, ayrı keyif alıyorum…

Sevindiğin: Söylediğim gibi futbol oynadığım her andan keyif almaya çalışıyorum. Yine bir derbi maçıyla örnek vereyim. Çok mutlu olduğum birderbi maçı vardı. Liverpool forması giyerken Everton'a karşı oynuyordum. 1-0 gerideydik. Penaltı kazandık. Penaltıyı ben kullandım ve gol oldu; durumu 1-1 yaptık. Maçın son anlarında bir penaltı daha kazandık; onu da ben kullandım ve 2-1 öne geçtik. Maçı kazandık. Bu tarz anlar var hayatımda, çünkü ben kazanmayı seviyorum ve kazanan bir oyuncuyum. Kazandığımher maçtan çok fazla keyif alıyorum. Böyle derbi galibiyetleri de ayrı bir mutluluk veriyor bana.

İyi oynadığın: Düşününce bir tane seçmek çok zor. 2010 Dünya Kupası’nda milli takım forması giymiştim. Orada Brezilya’ya Uruguay'a karşı galibiyet aldık. O takımda hem sağda hem solda oynadım ve üst düzey bir seviyede forma şansı buldum. Sonuçta Dünya Kupası çok üst düzey bir organizasyon. Benim için iyi geçti diyebilirim, özel bir turnuvaydı benim için.

Kötü oynadığın: Sanırım kötü oynadığım maçı unuttum. Ama Liverpool'un kaptanı Steven Gerrard’tan öğrendiğim bir şey var. O, her zaman bize, Biz insanız, hiçbirimiz mükemmel değiliz, kusursuz değiliz. Kötü anlar da olabilir, kötü performanslar da gösterebiliriz. Sahada bunlar olacaktır. Fakat insan olduğumuzu unutmamalıyız” derdi. Böyle anları yaşadıktan sonra hiçbir zaman çalışmayı bırakmamayı öğrendim ben ondan. Gerrard, her zaman çok çalışmamız gerektiğini, çok çalışmayı sürdürünce iyi performansın da ardından geleceğini söylerdi.

Üzüldüğün: Yine Dünya Kupası’nda bir karşılaşmadan bahsetmek istiyorum. 2010 Dünya Kupası’nda finale kadar ulaştık, çok iyi bir turnuvageçirdik. Hollanda gibi küçük bir ülke için böyle büyük bir başarı çok önemli diye düşünüyorum. İyi bir iş başardık ve hepimiz bununla gurur duyuyorduk. Finalde İspanya karşısında maalesef uzatmaların son dakikalarında 1 golyiyerek maçı kaybettik. Hayatımda en üzüldüğüm maç oydu diyebilirim.

Stat: Birçok etkileyici statta oynadım, etkilendiğim çok fazla stat oldu.Şanslıyım ki taraftarı kulübüne çok bağlı olan Feyenoord, Liverpool, Fenerbahçe gibi takımlarda oynadım. Bu takımların taraftar yapıları farklıolsa bile hepsi takımlarına çok bağlı ve takımlarını herzaman destekliyorlar. 3 takımımda da ateşli taraftarlarla birlikte olmamdan dolayı kendimi çokşanslı buluyorum.

İdol: Çocukken hep FC Milan’ı takip ediyordum, her maçını izlemeye çalışıyordum. Çünkü orada 3 çok iyi Hollandalı oyuncu vardı: Van Basten, Gullit ve Rijkaard. Van Basten ve Gullit forvet oyuncularıydı, Rijkaard ise orta sahada oynuyordu. Bu 3 oyuncu ile Milan çok fazla başarı elde etti. O yıllarda onları hayranlıkla izlerdim. 7-8 yaşlarındaydım, onların maçını izlerken Hollanda’da saat 22.00-23.00 civarı oluyordu. Annem yatağa gidip uyumamı söylüyordu. Odamda küçük bir televizyonum vardı, televizyonu yatağımda çarşafla yorganla kapatarak gizli gizli Milan maçlarını izlerdim. Bu denli hayranlığım vardı o 3 Hollandalı oyuncuya. İşin enteresan tarafı Van Basten benim 4 yıl hocalığımı yaptı. Gullit de Feyenoord’da hocalığımı yaptı. Bu insanlar benim için apayrı yeri olan insanlar. Benim için onlarla çalışabilme imkanı bulmak çok özel anlardı.

İyi teknik direktör: Çok iyi, çok kaliteli hocalarla çalıştım. Her hocadan birşeyler öğrenileceğine inanırım ve öğrendim de. Rafael Benitez benim için çok ayrı yeri olan bir hocadır. Beni Liverpool’a getiren, oynama şansı veren Benitez’dir. 4 sene onunla çalıştım. Her zaman ondan birşeyler öğrendim, her zaman bana birşeyler kattı. Ve daha sonra da arkadaş olduk. Kendisiyle hala iletişimim sürüyor, konuşuyoruz devamlı. Fenerbahçe’nin önceki hocası Aykut Kocaman’dan da çok şey öğrendim, şu anki hocamızdan da birçok şey öğreniyorum, bana çok şey katıyor. İleride bu öğrendiklerimi biraraya getirip çok başarılı bir teknik direktör olabilirim.Şanslıyım, çünkü hem Hollanda’dan hem İngiltere’den hem İspanya’dan hem de Türkiye’den birçok hoca tanıma fırsatı buldum. Hepsinin pozitif yanlarını biraraya getirip çok başarılı bir hoca olmak istiyorum.

Golcü: Tabii ki Hollandalı bir isim vereceğim; Hollandalıları ön planda tutacağım. Bizim ülkemizde çok sayıda iyi golcü var. Kluivert, Van Basten, Bergkamp, Van Nistelrooy gibi çok kaliteli forvet oyuncularımız var. Başkaları da var. Hollanda 15 milyon nüfuslu küçük bir ülke aslında. Bu kadar küçük bir ülkeden böyle kaliteli, böyle iyi golcüler çıkarabilmek gurur duymamızı gerektiren birşey. Bu açıdan da ülkemle çok gurur duyuyorum.

İyi kaleci: Burada size söyleyeceğim isim Van der Sar. Onunla 6 yıl milli takımda beraber oynadık. Mükemmel bir kaleci. Milli takımda yanılmıyorsam 113 karşılaşmaya çıktı, Ajax’la çok büyük başarılar kazandı; lig şampiyonluğuna ulaştı, Şampiyonlar Ligi’ni kazandı, birçok önemli karşılaşmadan galibiyetle ayrıldı, çok sayıda kupa kazandı. Manchester United’ta da birçok başarıya imza attı. Mükemmel bir kaleci. Bence Van der Sar Hollanda’nın, aynı zamanda dünyanın en iyi kalecisi.

Çalışkan: En çalışkan dediğimizde de bir isim vermek zor. Her profesyonelin çok iyi bir şekilde çalışmayı sürdürdüğünü düşünüyorum. Fenerbahçe’de de futbolcular çalışmalarını iyi bir şekilde sürdürüyorlar. Fakat 3-4 aydır beraber çalıştığım bir oyuncu var: Bruno Alves. O çok çalışkan bir oyuncu. Her zaman fitness salonunda. Hiçbir zaman çalışmayı bırakmıyor, antrenman sonrasında da çalışmalarına devam ediyor. Ayrıca Raul’dan duyduğum kadarıyla evinde de aynı şekilde çalışmaktan vazgeçmezmiş; yazları da babasıyla çalışmalarını sürdürürmüş. Tanıdığım kadarıyla en çalışkan futbolcu o.

Duşta kalan: Duşta en fazla kalan oyuncu Emenike.

Cimri: Tekrar etmek istiyorum, buradaki tüm oyuncular bonkör. Hiçbiri cimrilik yapmıyor. Eskileri düşündüğümde ise cimri olarak daha önce Liverpool’da, şimdi ise Galatasaray’da oynayan Riera var. Ben hayatımda Riera gibisini görmedim. Yemeğe gideriz, yemeği bedavaya getirmeye çalışır. Golf oynardık, her zaman ben ödemek zorunda kalırdım. Liverpool’dayken beraber yemeğe gittiğimizde hep ben ödemek zorunda kalırdım. Eğer birşeyi bedava alabiliyorsa bu onun için mükemmeldir, alamazsa öder. Ama önce bedava almaya çalışır.

Abartan: Sanırım en abartan oyuncu Caner… O da kazanan bir oyuncu. Çalışkan ve mücadele etmekten vazgeçmeyen bir oyuncu. Antrenmanlarda da her zaman bu mücadelesini sürdürüyor. Fakat bazen küçük şeyleri çok fazla abartabiliyor. Mesela ayak tenisi oynuyoruz antrenmanlarda. Raul, Bruno ve ben bir takım oluyoruz. Bekir, Selçuk ve Caner karşı takım oluyor. Hiçbir zaman onlar kazanamıyor; hep biz kazanıyoruz. Onlara takılmaktan büyük keyif alıyoruz. Caner’i sinirlendirmek, ona şaka yapmak çok zevkli oluyor. Onunla beraber oynamaktan keyif alıyorum.

Gaddar: Buna cevap vermek çok kolay: Bruno! Antrenman, maç hiçfarketmez. Her zaman çok sert oyununu sergiler. Müdahaleleri ile bunu gösteriyor.

Şehir: Öncelikle İstanbul’da yaşamaktan çok keyif aldığımı söylemek istiyorum. Ben küçük bir kasabada doğdum ve 23 yaşında Liverpool’a transfer olana dek de küçük yerlerde yaşadım. Liverpool’a transfer olunca güzel vakit geçirdim. Güzel yıllardı benim için. İstanbul’a gelince… İstanbul’da bir insanın ihtiyacı olan herşeyin bulunduğunu düşünüyorum. Burada deniz var, derin bir kültür var. Derin bir tarih yatıyor bu şehirde. Avrupa yakası ve Asya yakası var. Böyle bir sentezin dünyanın hiçbir yerinde olmadığını düşünüyorum. Bu yüzden İstanbul’da olmaktan, İstanbul’da yaşamaktan büyük keyif alıyorum. Futbol hayatımda birçok şehre gitme imkanı buldum, ama İstanbul’da çok mutlu olduğumu söylemek istiyorum.

Futbolcu olmasan yapacağın iş: 15 yaşındayken boyacıydım. Boyacılık işi yapıyordum. O zamanlar da futbola çok büyük ilgi duyuyordum. Futbolla beraber yürütebileceğim bir iş bulmam gerekiyordu ve boyacılığa karar verdim. Bu sayede sabahları çalışabiliyordum. Daha sonra da antrenmanları sürdürebiliyordum. Çalışma hayatına boyacılık yaparak başladım.

En zorda kaldığın an: Babamı kaybettiğim an benim hayatımdaki en zor andı. O, sadece bir baba değildi benim için; aynı zamanda benim en büyük taraftarımdı. Her maçımı izlerdi. En çok maçımı izleyen, benimle en çok ilgilenen, en çok futbolumu takip eden insandı. Fakat maalesef onu kaybettim. Şampiyonlar Ligi Finali oynadıktan 2 ay sonra onu kaybettim. O Şampiyonlar Ligi Finali onun izlediği son maçım oldu. Onu kaybettikten sonra tabii ki çok zor anlar yaşadım. Hem özel hayatım, hem de futbol hayatım açısından. Futboluma konsantre olmakta zorlanıyordum. Her zaman aklım ondaydı. Hala da onu her gün çok özlüyorum. Aklıma gelmeye hep devam ediyor. O benim hem arkadaşım, hem taraftarımdı. O dönemde büyük zorluk yaşadım. Belki şu anda o özlemimi birazcık daha iyi kontrol edebiliyorum fakat hala babamı çok özlüyorum.


SKORER

SPOR Kategorisindeki Diğer Haberler