YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Zerre kadar şüphemiz yok"
Başbakan yardımcısı Arınç: Yüsek yargıyla ilgili düşündüğümüz değişiklikler var
"Zerre kadar şüphemiz yok"
01 Mart 2010 / 14:59 Güncelleme: 01 Mart 2010 / 15:15

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Sayın Genelkurmay Başkanımız veya Türk Silahlı Kuvvetlerinin üst kademesinde görev almış bütün komutanlarımızın demokrasiye bağlılığından zerre kadar şüphemiz yok'' dedi.

Suriye'de resmi temaslarda bulunan Arınç, TRT-Türk'ün Şam Bürosu'nun açılışını yaptı.
Açılışta Suriye Enformasyon Bakanı Muhsin Bilal, Suriye Parlamentosu Suriye-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı İsmet Mahli, Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Ömer Önhon, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdür Vekili Salih Melek ve Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi Reşat Yazak da bulundu.
 Arınç, açılışın ardından TRT-Türk'ün canlı yayına katılarak temaslarını değerlendirdi ve gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.

TRT-Türk'ün Şam kentinde ofis açmasının Türkiye'nin bölgenin en önemli ülkesi olan Suriye'ye verdiği değeri gösterdiğini ifade eden Arınç, TRT'nin, ''yeni Türkiye'nin yeni yüzü, aydınlık yüzü'' olduğunu, atılımlarla bütün dünyanın izlediği bir televizyon haline geldiğini söyledi.

Türkiye-Suriye ilişkilerinin son 10 yılda her alanda büyük gelişme gösterdiğini anlatan Arınç, medya ve enformasyon alanında da önemli işbirliklerine gidildiğini aktardı. Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın Türk heyetini büyük bir sevgi ve ilgiyle karşıladığını anlatan Arınç, bu yakın ilginin her kademede sürdüğünü söyledi. Medya ve enformasyon alanındaki işbirliği kapsamında TRT ve Anadolu Ajansı'nın imkanlarını Suriye'li dostlarla paylaşacaklarını ve ortak projeler geliştirileceğini belirten Arınç, Suriye'de Türkiye'ye büyük bir sevgi olduğunu gözlemleme imkanı bulduğunu aktardı.
 Suriye ve Türkiye'nin tarihten bu yana kültür, medeniyet, gelenek, inanç, örf ve adetler noktasında çok büyük birliktelikleri paylaştığını dile getiren Arınç, son zamanlarda iki ülke vatandaşlarının karşılıklı ziyaretlerinin artarak sürdüğünü belirtti. Suriye'nin Türk yatırımcılar içinde tercih edilen bir ülke haline geldiğini kaydeden Arınç, ''Komşularıyla sıfır problem noktasında Türkiye adım adım diplomatik başarılarını üst üste gösteriyor'' dedi. 

1 MART TEZKERESİNİN YILDÖNÜMÜ-

Arınç, bugünün 1 Mart olduğu hatırlatılarak, ''1 Mart tezkeresi geçmiş olsaydı bugün bütün bu yaşadıklarımızı yaşayabilir miydik?'' sorusu üzerine şunları söyledi:

''Ben şahsi kanaatimi söyleyeyim; o tezkerenin Türkiye'nin çıkarları açısından, hem bölgesel hem ulusal çıkarları açısından, doğru olmadığı kanaatindeydim. Bunun uzun vadede Türkiye'ye zarar vereceğini düşünüyordum. Ben kendi düşüncemde haklı çıktım. Bir şeye daha seviniyorum; TBMM, yani milli iradenin temsilcisi olan yasam organımız bu konuda tarih boyu hatırlanacak çok önemli bir karar verdi ve kendi iradesiyle böyle bir tezkereye geçit vermedi. Bu yasama organının kendi gücünü ortaya koyması bakımından önemlidir. Yani yürütmeden gelen her şeyi yasamanın kabul edeceği noktasında genel bir kabul düşünemeyiz.''

Kararın ardından Türkiye'nin gerek İslam ülkeleri, Arap ve Ortadoğu ülkelerinde gerekse ABD ve AB üyesi ülkelerde büyük itibar kazandığını belirten Arınç, millet iradesinin parlamentoda verdiği karara herkesin ''şapka çıkardığını'' söyledi.
Türkiye'nin tavrının bir çok ülke tarafından takdirle karşılandığını belirten Arınç, ikili ilişkilerin de bunun ardından daha gerçekçi, kararlı ve olumlu bir şekle dönüştüğünü belirtti. Suriye ile ilişkilerin bu duruma örnek gösterilebileceğini ifade eden Arınç, bunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Davos'taki tavrının de etkili olduğunu belirtti.
 Suriye'de, Türkiye'ye ilişkin ''Neler oluyor, ordu ile hükümet arasında çekişme mi var?'' sorularıyla karşılaşıldığı ifade edilerek, ''Temaslarınız sırasında size de böyle sorular soruldu mu?'' denilmesi üzerine Arınç, bunun Türkiye'nin ne kadar büyük ve önemli bir ülke olduğunu gösterdiğini söyledi.

Abartılan ve hatta ajite edilen çatışma, kavga ve anlaşmazlık haberlerinin dışardan bakan insanlarda da 'acaba ne oluyor?' sorusuna yol açabileceğini kaydeden Arınç, şöyle devam etti:
 ''Ben burada da aynı cevabı verdim. Türkiye'de bir kurumlar arası çatışmadan, büyük önlenemez krizden söz etmek mümkün değildir. Bu siyasetin doğasında olan bir şey. Kurumlar kendi görev ve yetkilerinin dışında bir güç, bir fonksiyon elde etmek istiyorlar. Ve bunların eğer bir sivil hükümetle kendi kurumları arasındaki ilişkileri tanzim etme noktasında bir sıkıntı oluyorsa, bir anlaşmazlık oluyorsa bu elbette yine anayasa ve kanunlar içerisinde çözümlenecektir. Yani bu sonu mutlaka bir çatışma ile bitecek bir kavga, anlaşmazlık değil, sadece yetki ve sorumlulukların nerede durup nerede başlayacağı konusudur.'' 
 
''ASKER BAŞKASININ ASKERİ DEĞİL, BİZİM ASKERİMİZ'' 
 
Türkiye'nin bugün kurumlar arası ilişkiler açasından iyi bir noktada olduğunu vurgulayan Arınç, şunları kaydetti:
''Biz bugün çok şükür iyi bir noktadayız. Yani Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gücü çok önemli. Bu Türkiye'nin geleneksel bir gücüdür. Biz ordu millet diye isimlendirilen bir gelenekten geliyoruz. Kendi çocuklarımız, Mehmetçiklerimiz peygamber ocağı diye bildiğimiz askerlik görevini yapmak üzere... Ama hiç bir zaman ülkeyi askerler yönetmiyor, yönetmemeli demokrasilerde. Bu sivil hükümetlerin işidir. Seçilmiş hükümetler Türkiye'nin veya kendi ülkesinin ekonomisiyle, eğitimiyle, sağlığıyla, enerji hizmetleriyle ilgilenir. Askerin de görevi hem yurt savunmasıdır hem de dış güvenliğin sağlanmasıdır. Türkiye'de bu konuda bir tartışma yok, ama geçmişten kalan bazı tortular, geçmişten kalan bazı çekişmeler ve Türkiye de maalesef çok açık iki darbe onun yanında da postmodern darbeler yaşandığı için acabalar herkesin kafasında yer ettiğine göre zaman zaman o acabalar dile getiriliyor, olabilir. Ama ben Türkiye'de her şeyin yerli yerine oturduğunu ve demokratikleşme sürecinde de bunu daha çok özümsediğimizi düşünüyorum. Asker başkasının askeri değil, bizim askerimiz, bizim ordumuz. Onu Türk milleti büyük bir güvenle bağrına basıyor. Çünkü o ülkemizin bağımsızlığının, savunmasının temelidir, çok önemli bir görev yapıyor. Ama onun hiçbir zaman ülkeyi yönetmek, hatta sivil yönetimleri devirmek noktasında da o gözle baktığını düşünmüyoruz. Artık Türkiye o eski darbeler geleneğinden çıktı, demokratik, özgürlükçü bir hukuk devleti olarak anayasada belirlendiği gibi bu hedefe doğru büyük bir süratle gidiyor.''
 Son zamanlardaki gelişmeleri herkesin anlayışla karşıladığını düşündüğünü ifade eden Arınç, ''Sayın Genelkurmay Başkanımız veya Türk Silahlı Kuvvetlerinin üst kademesinde görev almış bütün komutanlarımızın demokrasiye bağlılığından zerre kadar şüphemiz yok. Son yapılan operasyonlar bir yargı operasyonudur. Sonunda savcıların hakimlerle birlikte yasal çerçeve içinde yürüttüğü operasyonlardır. Bunlara ne benim ne bir başkasının müdahale etmesi de söz konusu değildir. Türkiye demokratikleştikçe bu tür sıkıntıları biraz yaşayacak ama sonradan her şey çok daha mükemmel hale gelecek'' diye konuştu. 
 
''ANAYASALAR HER GÜN DEĞİŞMEZ''-

Arınç, yargı reformu ve anayasa değişikliği paketine ilişkin soruyu yanıtlarken de, belli maddeler dışında anayasa değişikliği yapmanın mümkün olduğunu, bunun yasama organınca gerçekleştireceğini hatırlatarak, yasama organının bir anayasa değişikliği yapmasının ''doğal bir ihtiyaç'' olduğunu ifade etti.
300'den fazla milletvekili olan AK Parti'nin anayasa değişikliği konusunda ilk adımı atacak parti olduğunu söyleyen Arınç, milletvekili sayıları bakımından diğer partilerin bunu tek başlarına yapamayacağını, ancak müştereken bunun gerçekleştirilebileceğini ifade etti.

AK Parti'nin uzun zamandır Anayasa'da bazı değişiklikler yapılması gerektiğine inandığını kaydeden Arınç, ''Bunların içerisinde siyasi partilerin kapatılmasıyla ilgili hükümlerin yeniden gözden geçirilmesi var. Yüksek yargıyla ilgili acilen yapılmasını düşündüğümüz bazı değişiklikler var. Temel haklar ve hürriyetler konusunda bazı konularda da çalışmalar yapılması lazım'' diye konuştu.
 Arınç, bugüne kadar parlamento içerisindeki diğer partilerle bir mutabakat arayışı içinde olduklarını kaydederek, şunları söyledi:

''Anayasalar temel belgelerdir. Her gün değişecek olan konular değildir. Şu ana kadar diğer partilerin çok açıktan bir desteği söz konusu olmadı. O zaman da biz bunu bir mutabakat arayışına bıraktık. Ancak görüyoruz ki diğerlerinin mutabakatı veya rızası olmasa dahi bazı konularda acilen değişiklik yapmak zarureti var. O zaman bunu parlamento içerisinde en azından 330'un üzerine çıkabilecek bir beraberliğe dönüştürmemiz lazım.

Diğer partiler bir gizli oylamada, milletvekillerinin nasıl oy kullanacağı konusuna ipotek koyamazlar. Eminim ki çok haklı bir Anayasa değişikliğine MHP, CHP, BDP içinden de 'Evet' diyenler olabilir. Dolayısıyla bizim teklifimizi bu Mart ayı içerisinde tekrar yeniden hazırlanmış şekliyle partilere götürmek, onların bilgisine sunmak, mümkünse destekleriyle, değilse de kendi gücümüzle bunu halk oylamasına götürecek biçimde parlamentoya getirmek istiyoruz. Bunun düğmesine basılmıştır. Aslında biraz da geciktiğimizi söylemeliyim, ama her şey hem siyasal mutabakat, hem de çoğunluk mutabakatı olarak düşünülmüştür. Sanıyorum Mart ayı bir anayasa değişikliği için uygun bir adım olarak düşünülebilir.''
 Anayasa değişikliğinin ardından yeni paketlerin gündeme gelip gelmeyeceğinin sorulması üzerine Arınç, ''Bu paket en acil konuları kapsayacaksa sanıyorum ondan sonraki paket çok kısa bir zamanda gelmez'' dedi. 
 
 ''TÜRKİYE'YE GÜVENİYORLAR''-
 
Bülent Arınç, Türkiye'nin Suriye ile İsrail arasında arabuluculuk konusunda yeni bir girişimi olup olmayacağı sorusunu yanıtlarken de, Suriye'nin arabuluculuk konusunda Türkiye'ye güvendiğini vurguladı. Arınç, görüşmeleri sırasında kendisine, Fransa, İsviçre, Almanya gibi ülkelerden Şam'a bu konuda teklifler geldiğinin, bu teklifler karşısında Beşşar Esad'ın ''Türkiye ile görüşün. Bu konuda Ankara yetkilidir. Biz Ankara'ya güveniyoruz' dediğinin anlatıldığını söyledi.
 Şam'ın bütün dünyanın cazibe merkezi haline geldiğine işaret eden Arınç, ''Eskiden dış politikada enterne edilen Şam, şimdi artık Batılıların büyük bir iştiyakla görüşmek istedikleri bir ülke oldu. Tabii bu Türkiye'nin de girişimleriyle bu hale geldi'' diye konuştu.

Suriye'nin bir dönem ABD tarafından ambargo altına alınacağı söylenen bir ülke olduğunu, şimdi ise ABD'nin buraya büyükelçi atadığını hatırlatan Arınç, Türkiye ile işbirliğinin Suriye'yi enterne olmaktan kurtardığının ve Türkiye ile olan beraberliğin büyük bir güç kattığının herkes tarafından görüldüğünü kaydetti.

İsrail-Filistin, İsrail-Suriye, Suriye-Lübnan, Lübnan-İsrail meselelerinde Türkiye'nin her tarafın güvendiği bir ülke olduğunun Suriye'de herkes tarafından dile getirildiğini ifade eden Arınç, ''Türkiye'nin çok yönlü dış politikasının ve komşularıyla ve bölgesiyle yakın ilgisinin çok önemli olduğunu söylemeliyim'' dedi.

Arınç, ''Türkiye'nin şu son 5-6 yıldan bu yana yürüttüğü politikalar hem Suriye'yi, hem Türkiye'yi, hem de bölge barışını güçlendiriyor. Özellikle Türkiye'nin Filistin meselesinde ve Gazze olaylarına bakışı burada yedi yaşındaki çocuktan 70 yaşındaki insana kadar herkesin saygıyla karşıladığı bir olaydır. Hangi restorana giderseniz gidin baş köşede Başbakan Tayyip Erdoğan'ın posterleri, resimleri vardır. Herkes buna büyük bir saygı gösteriyor'' diye konuştu.

AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler