YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
YSK kararlarını değerlendirmesi bile AYM'yi yıpratır
YSK kararlarını değerlendirmesi bile AYM'yi yıpratır
11 Nisan 2014 23:24
Başbakan Yardımcısı Atalay, "Endişem AYM'nin yine eleştiri alması, hele hele YSK'nın kararlarını değerlendirmesi bile Anayasa Mahkemesini daha bir yıpratacaktır" dedi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, AA'ya yaptığı açıklamada, Anayasa Mahkemesinin HSYK ile ilgili kanuna verdiği kısmi iptale ilişkin, kararı duyduğunu ancak gerekçelerini okumadığını söyledi.

Gerekçeyi iyi okumak gerektiğini ifade eden Atalay, "O kararın gerekçesini iyi okumadan erken açıklama yapmamak lazım. Karar bugün verildiği için tabii basına intikal etti, ben de öğrendim kararı" diye konuştu.

Ancak kendilerinin HSYK ile ilgili yasayı çok iyi çalıştıklarını anlatan Atalay, "Adalet Bakanlığımız çok iyi çalıştı, bizler de çalışma komisyonunda onu ciddi şekilde değerlendirdik. Dolayısıyla orada Anayasa Mahkemesinin iptaline elverecek sorunlu maddeler temizlenmişti. Hatta Cumhurbaşkanımızın da bazı görüşleri olmuştu. Hem HSYK yasasında hem internetle ilgili düzenlemede. Cumhurbaşkanımız da onları inceletmişti ve anayasa aykırılığı olabilecek hususlar temizlenmişti. Cumhurbaşkanımız da o gönül rahatlığı içinde bildiğim kadarıyla imzalamıştı yasayı. Dolayısıyla şimdi ne buldular bilmiyorum" ifadesini kullandı.

Atalay, TİB Başkanının yetkisiyle ilgili olarak şunları kaydetti:

"Orada çok ön mekanizmalar var. Bir defa bir vatandaşın özel hayatına müdahale, kendisiyle ilgili yalan, iftira taşıyan, Twitter veya sosyal medya ortamında bir şey varsa, o vatandaş bunun önlenmesini isteyecek. Bunun için yargıya başvuracak, yargı bir karar alacak. Eğer önlenmesinde çok acil bir durum varsa, telafi edilemez bir zarar TİB Başkanı bunun önlenmesi, sadece o sayfanın çıkarılması yönünde ortam sağlayıcılara, şirketlere bildirecek ve onlar onu 4 saat içinde çıkaracak. Ama TİB Başkanının o karar için de 24 saatte yargı kararı alması lazım. Eğer yargı kendi aleyhine karar veriyorsa, tekrar o sayfa, o iletişimin içinde yer alabilir. Ama şöyle bir durum, bir şirket var, bir firma, sosyal medyada ortam sağlayıcı. Yargı kararları var, yargı kararlarını hiç uygulamıyor, aldırmıyor. Gazete, televizyon, bunların hepsi yayın kuruluşudur. Eğer bunlarda bir kişiye hakaret varsa, özel hayatıyla ilgili yalan yanlış bilgiler varsa, o kişi ya kendisi tekzip eder ya da yargı yoluyla onu tekzip ettirir. Sosyal medyada bir sürü böyle karar oluyor ama o sosyal medya ortamını sağlayıcı düzeltmiyor. TİB Başkanına ancak böyle bir durumda yetki veriliyor."

Türkiye'deki sorun nedeniyle Twitter yetkililerinin Türkiye'ye gelerek Ulaştırma Bakanlığı ile görüşeceklerini dile getiren Atalay, "Türkiye'de bürolarını açacaklar. Bundan sonra bu tür mahkeme kararlarında muhatap olacaklar ve sağlıklı olarak yürüyecek. Eğer bir mahkeme kararı varsa, bir vatandaşa hakaret, bir vatandaşla ilgili haksız bir yayın, onu kendi ortamından çıkaracak ve normal faaliyetlerine devam edecek. İşin normali budur. Şimdi inşallah Türkiye'de bürolarını açarak ve Türk mahkemeler verdiği kararları da dikkate alarak Türkiye'de sosyal medya ve ortam sağlayıcıları, gerek Twitter gerek Youtube, Facebook, gerekse diğerleri, başkaları da çıkabilir. Rahat rahat çalışmalarını sürdürecekler. O manada hükümetin yasaklama gibi bir derdi yok. Sadece mahkeme kararlarını göz önüne almaları lazım" dedi.

"En az güvenilen kurumlardan biri yargı"

Atalay, Anayasa Mahkemesinin Twitterla ilgili kararının ardından  bireysel başvuru konusunda yeni bir yasal düzenleme hazırlığının olup olmadığı yönündeki soru üzerine, Anayasa Mahkemesinin yetkileriyle ilgili tezgahta bir çalışmalarının bulunmadığını söyledi.

Ancak mahkemenin son kararlarının hem Hükümet hem de kamuoyunu rahatsız ettiğini bildiren Atalay, "Doğrusu şunu da arzu etmeyiz. Anayasa Mahkemesi bir yüksek mahkeme. Yargıya zaten Türkiye'de fevkalade düşüktür" dedi.

Kurumsal güven araştırmaları yaptırdıklarını, en az güvenilen kurumlardan birinin yargı olduğunu anlatan Atalay, vatandaşın yargıya güvenmediğine işaret etti. Atalay, "Yüzde 45'lerin altında. Bir ülkede yargıya güvenin yüzde 90'ın üzerinde olması lazım. Ülkede yargıya güven yüzde 50'nin altındaysa, o ülkede kimse adalete inanmıyor demektir. Mahkemelere, hakimlere, savcılara kimse inanmıyor demektir. Bunların kararlarının adil olduğuna inanmıyor demektir" değerlendirmesinde bulundu.

"Son karar Anayasa Mahkemesini yıpratmıştır"

Konuşmalarında bunlara dikkat ettiklerini, yargı kuruluşlarını yıpratıcı konulara girmek de istemediklerini ifade eden Atalay, "Ama son karar Anayasa Mahkemesini yıpratmıştır. Zaten Türkiye'nin temel sorunlarından birisi kurumların siyasetten rol çalmasıdır. Biz milli iradeyi ve siyaseti güçlendirelim diye uğraşan bir iktidarız. Demokrasi ancak böyle olur, milli irade çok önemli, milli iradenin yansıdığı Meclis çok önemli, milli iradenin verdiği yetkiyle kurulan hükümet önemlidir. Bunların hepsi siyaset kurumudur. Eğer yargı, daha önceleri Silahlı Kuvvetler veya zaman zaman basın siyaset kurumunun elinden rol çalma çabası içinde olursa bu tekrar eski vesayet tartışmalarını getirir" ifadesinde kullandı.

"Şimdi her şey yerli yerine oturuyor derken"

Türkiye'nin vesayet tartışmalarını çok yaptığını, bu vesayet görüntülerinden çok acılar çektiğini belirten Atalay, şunları kaydetti:

"Keyfi mahkemeler partileri kapattı. İhtilaller oldu, milli iradenin verdiği yetkiler başkalarının eline devredildi, geçici hükümetlerin veya askeri hükümetlerin. Haksız yere milletin oy verdiği partiler kapatıldı, bunların hepsi yargıda oldu, o kapatmalar. Şimdi biz bir yargı reformu yaptık, şimdi her şey yerli yerine oturuyor derken tekrar yargının içinde bir paralel yapı organizasyonu, sonra son kararında olduğu Anayasa Mahkemesinin çok eleştirilen kararları ve diğer mahkemelerde insanların vicdanlarını tatmin etmeyen kararlar. İşte Ergenekon davasında kararını vermiş ama 7,5 aydır gerekçesini yazmadığı için temyize gitmeme. Bütün bunlar toplandığında yargı kurumuna güven azalıyor. Bu çok önemli bir şey. Eskiden beri bizde bir gelenek vardır, 'Ya tuz koktuysa' diye bir deyim vardır. Eğer yargıya güven kalmadıysa insanlar nereden hakkını arayacak.

Ünlü Büyük Selçuklu Sadrazamı Nizamülmülk'ün bir sözü vardır, der ki 'Bir ülke küfür ile payidar olur ama zulüm ile asla.' Zulüm dediği adaletsizliktir. Eğer adalet yoksa o zulümdür. Onun için inancımızda da eskiden kadıların, yani hakim, korkulan bir meslektir. Kadıların vebali çok yüksektir. 'Eğer milletin hakkını vermiyorsam, haklının hakkını haksıza veriyorsam ben bunun acısını çok çekeceğim öbür dünyada' diye tir tir titrerler. Yani hak dağıtmak çok zor bir şeydir. Bugün eğer toplumumuzda yargıyla ilgili, yargının adaletle hak dağıtmadığı yönünde yaygın bir kanaat varsa, yargıya güvenilmiyorsa bu ülkemiz için hiç iyi bir gelişme değildir."

Kendilerinin yargı reformu yapmaya çalıştıklarını, büyük bir anayasa değişikliği yaptıklarını ifade eden Atalay, "Ama gördük ki onun sonucunda da farklı, yargı içinde yapılar gelişti. Endişem, Anayasa Mahkemesinin yine eleştiri alması, hele hele YSK'nın kararlarını bireysel başvuruyla kabul etmesi, bırakın onu değerlendirmesi bile, bakmaya değer bulması, kabul etmesi bile Anayasa Mahkemesini daha bir yıpratacaktır. Bunu hepimiz görüyoruz" dedi.

MİT Kanunu'nda değişiklik öngören teklif

Atalay, TBMM'de görüşülen MİT yasa teklifine ilişkin soru üzerine, MİT yasasının 1984'te çıkarıldığını anımsattı.

Bu yasanın mevcut ihtiyaçları karşılamadığını, siber güvenlik ve internet gibi konuları içine almadığını dile getiren Atalay, "Bunları düzelten ve biraz da MİT'in görevlerini daha iyi yapması için, biraz daha o insanlara güvence vermeyi amaçlayan bir teklif" diye konuştu.

Mecliste dün muhalefetin teknik olarak daha çok MİT yasasını değil İstanbul merkezli operasyon ve seçim öncesine ilişkin, genel siyasetle ilgili konuları konuştuğunu ifade eden Atalay, kendisinin çarşamba günü nezaketen, seçim sonuçlarını muhalefete hatırlatmadığını belirtti.

Atalay, dün esas olarak muhalefeti rahatsız edenin, "Siz sanki seçim olmadı gibi şubat öncesi konuşmaları yapıyorsunuz, bakın biz seçime gittik alandan geldik. Biz oturduk harıl harıl seçim sonuçlarını analiz ediyoruz iktidar partisi olarak, bu kadar zafer kazanmış bir parti olarak. Siz de bir analiz edin. Bütün bu iftiraları, yalanları alanlarda konuştunuz. Paralel yapı bir şeyler üretti, siz de bunları alanlarda dillendirdiniz, millet de size cevabını verdi, geldiniz şimdi. Birazcık buna göre konuşun. Artık seçim öncesi gibi konuşmaları birazcık yapmayın. Herkese millet dersini verdi. Burada bağırıyor, çağırıyor, suçluyorsunuz" şeklindeki sözleri olduğunu belirtti.

"Mütevazı hayatımızı yaşarız ama haksızlığa asla tahammül etmeyiz"

MİT'in Cumhuriyet'in en önemli kurumlarından birisi olduğunu dile getiren Atalay, komisyonlarda, muhalefetin görüşlerini de dikkate alarak maddelerde çok fazla değişiklik yaptıklarını dile getirdi.

Muhalefetin sürekli parlamentoda gerginlik çıkarma, kavga çıkarma gibi bir durumu bulunduğunu anlatan Atalay, şunları kaydetti:

"İktidar oralarda gerginlik çıkarmayı istemez, sevmez. İktidar, istikrar ister, gerginlik iktidarın işine gelmez. Biz, Meclis çalışsın ve çok daha gündemde yasa var, bir an önce o yasalar çıksın istiyoruz. Dün bu manada haksız bağırmalar, çağırmalar çok fazla olunca ve biraz da ileri ifadeler, tabii kendim orada da söyledim, ben sakin bir insanım fazla konuşmam, çok bağıran falan, hele hele kimseyi rencide eden üslubu hiç benimsemem. Allah öyle nasip etmiş, aile ortamı, gelişmem. Küfür olacak kelimeler falan ağzımdan hiç çıkmaz, kullanmadığım için çok sırıtır, o kelimeler ağzıma hiç girmemiştir. Birilerinden duyduğum da da ürperirim. Ama öyle şeyler söylendi ki cevap vermeseniz olmaz. Orada da dedim. Biz sakin, mütevazı hayatımızı yaşarız ama haksızlığa asla tahammül etmeyiz. Birisi haksız bir cümle, hele hele hakaret ifade eden bir şey söylerse de fazlasıyla cevabını veririm. Dün onların cevabını verdim. Öyle bir şey oldu. İyiydi, yani genelde."

Basının Meclis gerginliğini çok abartarak vermeyi sevdiğini belirten Atalay, "Bazı yerlerde öyle görüntüler falan verdiler. Dünkü öyle bir şey değildi. Normal, makul. Birisi orada haddini aşan ifade kullandı, o ifade tutanaklarda vardır, biz de ona aynen cevabını verdik. O cevapları vermezseniz de olmaz" diye konuştu.

"Mecliste yaptığımız, yeni gelişmeler ve teknolojik ortama MİT'i adapte etmek"

MİT yasasındaki düzenlemelerin bazen "MİT çok güçlendiriliyor, MİT Başbakan'a bağlanıyor" şeklinde yansıtıldığına dikkati çeken Atalay, bunların yanlış ifadeler olduğunu, MİT'in zaten Başbakan'a bağlı bulunduğunu dile getirdi.

MİT ile Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin de Başbakan'a bağlı olduğunu anımsatan Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Olayları yaşadık, neredeyse İstanbul savcıları MİT müsteşarını alıp götürüp kelepçe takacaktı. Veya Adana'da yaşadık.  MİT'in yürüttüğü bir şeyde, tırlar, orada kontrol edildi, MİT mensupları yerlere yatırıldı, onlara kelepçe takıldı. Bir ülkenin istihbarat teşkilatı böyle çalışmaz. Biz dünyanın bütün istihbarat teşkilatlarını, hele hele Batı sistemi, Avrupa Birliğini arkadaşlara incelettik. O teklif verildikten sonra işin koordinasyonu da ben yürütüyorum. AB ile paralel bir şeydir şu. Hatta onlardaki kadar güçlü bir örgüt değil.

Burada diyelim ki MİT'e hükümet görev veriyor. Diyor ki 'Git şu örgütle görüş, terör örgütüyle, terör örgütünün şu mensubuyla görüş.' MİT'in görevidir bu. Bundan dolayı kimse MİT'i yargılayamaz. Bunun sorumlusu da hükümettir. Sorumluluk hükümettedir. MİT Müsteşarı bir bürokrattır. Başbakan talimat veriyor. 'Ben ülkede bir çözüm süreci yürüteceğim, bu terörü bitireceğim ve inşallah ülkemiz huzura kavuşacak. Bunun için de devletin en önemli kurumu bu işleri yürütecek.' Her ülkede onlar yürütür. MİT'e diyor ki 'Git şu şu görüşmeleri yap.' Yurt dışında, şu şehirde olabilir bu veya burada, İmralı'da olabilir veya Türkiye'nin içinde veya dışarıda. MİT'in görevidir bunlar zaten. Milli güvenliğimizle ilgili her konuda görev verilir ve o da yerine getirmek durumundadır. Bunları yaptığında bir MİT mensubu veya müsteşarı, savcılar hemen onu ifadeye çağırıyor, gözaltına alma teşebbüsleri, o MİT nasıl çalışacak? Devletin güvenliği için o görevleri nasıl yapabilir? Bunları düzenlemeniz gerekiyor. Dolayısıyla MİT yasasıyla ilgili Meclis'te yaptığımız, yeni gelişmeler ve teknolojik ortama MİT'i adapte etmek. MİT'i bu tür görevleri yaparken daha korumalı hale getirmek."

"Tam bir şeffaflık gelmiş oluyor"

Atalay, dinlemeyle ilgili olarak da "Genelde de yaptık, burada da onu yapıyoruz. Ağır cezada yargı kararı olmadan MİT hiç kimseyi dinleyemez, MİT adli dinleme yapamaz, sadece istihbari dinleme yapar ve onun dinlemeleri mahkemelerde delil olarak da kullanılamaz, bunlara da açıklık getiriyoruz" dedi.

MİT'in bugüne kadar ki çalışmaların büyük kısmının gizli yönetmelikle yürütüldüğüne işaret eden Atalay, "İlk defa biz şeffaflık getiriyoruz. Mecliste MİT'in çalışmaları işte rahatça tartışılıyor. MİT'in ne yapıp yapmayacağını da parlamento, hepsini bilerek, tartışarak karar veriyor. Yani tam bir şeffaflık gelmiş oluyor, bu da önemli bir noktadır" değerlendirmesinde bulundu.

MİT'in denetimi

MİT'in denetimi için komisyon kurulmasına ilişkin önerge konusundaki soru üzerine, bu önergeyle, Mecliste görüşülen teklifte yeni bir madde ihdası olacağını dile getirdi.

"Madde ihdasının özü şu, bundan sonra ulusal güvenlik ve istihbaratla ilgili çalışmaları, Meclis'te bir komisyon kuracağız ve o denetleyecek" ifadesini kullanan Atalay, şunları kaydetti:

"Bu dinlemeler, istihbarat vs. toplumda çok tatsız tartışmalar var. Biz parlamentoya yeni bir yetki veriyoruz. Bütün partilerin temsilcilerinin içinde olduğu bir komisyon. Bu İçişleri Komisyonu olabilir, yeni bir komisyon kurulabilir, onu çalışıyoruz. MİT, Jandarma, MASAK ve Emniyet, istihbarat üreten bu 4 kurumdur. Bunları çağıracak, bunlarla ilgili Başbakanlık Teftiş Kurulu bir rapor hazırlayacak, Meclis'e gönderecek. Sonra bugünkü KİT Komisyonunda olduğu gibi o kurumun yetkilileri çağrılacak, milletvekilleri onları orada denetleyecek, sorular soracak, sıraya çekecek, teklifler getirecek. Bu çok ileri demokratik bir adımdır şu anda. MİT yasası düzenlenmişken, benim özellikle demokratikleşme paketleriyle falan ilgim çok olduğu için, hükümet içinde o işleri yürüttüğüm için, burada onu da bir fırsat bilerek Başbakanımıza sundum ve o da makul buldu. Türkiye'de ilk defa böyle bir komisyonu getiriyoruz. Bazı demokratik ülkelerde, özellikle anglosakson ülkelerinde vardır bu. Bir güvence verecek. Bundan sonra parlamento, 'Niye bu kadar dinleme furyası var, bu nedir' dediğinde de çağırıp o kurumları orada dinleyecek."

Atalay, "Bunun Anayasa'ya aykırı bir şeyi yok. Yeni bir komisyon kurulur veya mevcut bir komisyona yetki verilir. Dün Meclis Başkanımızla da oturduk, görüştük. Meclis'in hukukçuları da çalıştı. İç tüzükte değişiklik yapmaya gerek yok. İç tüzüğe bu sonra eklenecek. Yani yasayla komisyon kurabiliyorsunuz Meclis içinde. O sonra Meclis İç Tüzüğü'ne de ekleniyor. İşin yasal boyutlarını falan Meclis ile çalışarak yürütüyoruz" diye konuştu.

AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler