YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Yeni CHP’nin şifreleri
Kemal Kılıçdaroğlu'nun A Takımı'nda yer alan İzzet Çetin, "yeni CHP"yi Bugün gazetesinden Seda Şimşek'e anlattı...
Yeni CHP’nin şifreleri
08 Kasım 2010 / 08:07 Güncelleme: 08 Kasım 2010 / 08:16

Bugün gazetesinden Seda Şimşek Kılıçdaroğlu'nun A Takımı'ndan Genel Başkan Yardımcısı İzzet Çetin'le konuştu. Çetin, 1992 yılından beri Kılıçdaroğlu'nun yakın çalışma arkadaşı. Perde arkasındaki önemli "yoldaş"larından. CHP'de neler olduğunu anlattı. İşte Seda Şimşek'in röportajı; 

GÖREV DEĞİŞİKLİĞİ İHTİLAFA YOL AÇTI

*CHP'de olan nedir?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, daha önce yapılan tüzük değişikliği çerçevesinde 20 kişilik MYK'nın 14'e indirilmesini ve MYK üyeliklerinin de ünvanları belirtilen genel başkan yardımcılığı şekline dönüştürülmesini bir yazı ile istedi. Bu değişiklik sırasında sancılar, tartışmalar yaşandı. Uzun yıllardan bu yana genel sekreter olarak hizmet vermiş bulunan Önder Sav örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcılığı görevini düşünüyordu, genel başkanın o görevi başka bir arkadaşımıza vereceğini söylemesi ile bir ihtilaf oldu.

*Parti Meclisi'nde 27-28 Kasım'da tüzük kurultayı yapılması kararı alındı. Bu karar yürürlükte mi?

Genel başkanın yokluğunda toplanan PM bu kararı almıştır. Karar yok hükmündedir, ancak bir görüş ve öneri olabilir. Bu tüzük kurultayı yapmayacağımız anlamına gelmiyor.

*Kurultay süreci yaşanabilir mi?

Sayın Süleyman Demirel'in dediği gibi siyasette 24 saat çok uzun süredir. Neyin ne zaman olacağını önceden kestirebilmek pek de mümkün değildir. Önümüzdeki dönemde en azından bir tüzük kurultayı yapacağımız kesin, ama zamanını söyleyebilmek şimdi mümkün değil.

TÜZÜĞÜN DEĞİŞTİRİLMESİNDE HEMFİKİRİZ

*Uygulanan tüzük demokratik bir tüzük mü?

Yazı üzerine uymak zorunda kaldığımız bir tüzüktür. Genel Başkan, genel seçimlerden önce veya sonra mutlak bir tüzük kurultayı yapılacağını söylemiştir. Mutlaka bir sonraki kurultay öncesinde tüzüğün değiştirilmesi konusunda hemfikiriz. Antidemokratik bir tüzükle CHP'yi yönetme demokrasi anlayışımıza uygun değildir.

*Bu süreç bir değişim hamlesi mi yoksa sadece tüzüğün gereğinin yapılmasından mı ibaret?

Gerçekten tüzüğün gereğinin yapılmasından ibarettir. CHP Türkiye'de kökleri en derin olan partidir, devlet kuran, ordu kuran, meclis açan ve ülkeyi tek başına yönetirken bir talep olmamasına rağmen demokrasiyle buluşturan partidir. Bir yönetim değişikliğinde yönü, yörüngesi değişecek kadar küçük bir organizasyon değildir. Kökü, özü, ideolojisi doğru olan bir partidir. Bugün belki yönetsel hatalarımız nedeniyle oy alamadığımız köylere bile bir CHP'li gittiğinde evinde çok rahat misafir olacağı eski partililerimizle karşılaşır. Diğer partilerden farkı da budur. 

*Bir eksen kayması yok mu?

Yönetim değişikliği ile birlikte yönetimden ayrılan arkadaşlarımızın kırıcı, üzücü üslupla suçlamaları sadece bizi üzer, CHP'nin özünden hiçbir şeyi değiştirmez.

KORKU KORİDORLARI YIKILARAK, CHP'DE SİYASET ÖZGÜRLEŞTİRİLDİ

*Kılıçdaroğlu, partideki korku koridorlarını yıktığını söyledi. Nedir partideki korku koridorları?

CHP en eski parti olmasına rağmen, ne yazık ki çok partili yaşam içerisinde geçtiğimiz 60 yılı süreden beri hiç tek başına iktidar olamamış bir parti. Özellikle 12 Eylül'den sonra siyasal yaşamdaki değişiklikler, toplumumuzda büyük bir bozulmaya, siyasette yozlaşmaya, yabancılaşmaya neden oldu. Siyaset kendi mecrasında, düşünceye, ideolojiye, bir felsefi görüşe dayalı olarak değil, hemşehricilik, bölgecilik, ayrımcılık, etnisite ve dinsel temaları öne çıkararak, halkın duygularını bir sömürü alanı olarak kullanarak oy almaya dönüştü. Siyaset halka hizmet etmenin bir aracı olmaktan çıkıp bir kazanç kapısı, rant sağlama alanı oldu. Siyasal kurumlar da bu yozlaşmadan etkilendi. Sadece CHP değil, bütün siyasal partiler Siyasi Partiler Kanunu'ndan da kaynaklı sağlıklı denetimden yoksun olunca lider egemenliğine dayalı bir yapıya büründü. Dolayısıyla siyasette bir yere gelmek, bilgiye, birikime, kültüre, dayalı olması gerekirken, kişiye yaslanma, onun sayesinde yükselme biçimine dönüştü. Korku imparatorluğundan kastedilen fiziki güç kullanımı korkusu değil, amacına erişebilmek için belli yerlerdeki kişilerin etkisi altına girme, ona boyun eğme, biat etme. Genel Başkanımızın yıkıldığını söylediği yapı da budur. Yapılan siyaseti özgürleştirme yolunda adım atıldığının ilan edilmesidir.

*Korku koridorları ile birlikte CHP'de, Savizm'in evinde Savizimin yıkılması mı hedefleniyor?

Sayın Sav veya eski yöneticilerimiz elinde sopa arkadaşlarımızı sindirme gibi bir anlayış içinde olmadılar. Türkiye'de siyaset mecrasından çıktı. Siyasetçi ister istemez bağımlılık ilişkisi içinde, yöneticisine yaslanarak siyaset yapmaya çalışıyor. Partili, seçmen, delege hemen herkes güç sahibi kimse, erk sahibi neredeyse, hangi makamdaysa o makamın çapına göre ona yakın durmak istiyor. Bu da bağımlılık ilişkisini örgütte hakim kılıyor.  Sayın Sav, CHP'nin bugüne kadar ilk ve tek genel sekreteri değildir. Bugün Sav eğer güç sahibiyse bu gücü tüzükten çok, kendi kişiliğinden ve kimliğinden, uzun süre görev yapmasından,  işi iyi bilmesinden kaynaklanıyor.

Yeşil yakıştırması doğru değil

*Parti içindeki lakabı "Yeşil"di,  "derin CHP" Önder Sav demek mi?

Derin bir CHP olur mu? Derinlikten kasıt köklerinin Kurtuluş Savaşı'na kadar inmiş olmasıysa itirazımız olmaz, ama karanlık kavramı ile özdeşleşecekse kesin olarak reddederim. Sayın Sav'ın adı sanı belli, etkili görevlerde bulunmuş kişiliği ortadayken birtakım yakıştırmalar yapmayı hiç doğru bulmam.

DEMOKRASİYE İNANANLAR GÖREVLERİNİN SONA ERECEĞİNİ DE KABULLENMELİ

*Kılıçdaroğlu genel başkanlığa Sav'ın desteği ile birlikte gelmişti, ihtilal önce kendi evlatlarını mı yiyor?

(Gülüyor) Bu kavramları nereden buluyorsunuz? Burada kimse kimseyi yemiyor. Demokrasi kurumlar ve kurallar rejimidir. Seçimli kurumlarda görev yapan insanlar eğer demokrasiye inanıyorlarsa, görevlerinin bir gün, bir biçimde sona ereceğini de kabullenmek durumundalar. Yeme olayı değil, bir nöbet değişimi söz konusu.

*Sav gereğini yapacağını açıklamıştı, sizce ne yapacak?

Önder Sav çok sağduyulu bir siyasetçidir, uzun yıllar bakan olarak, milletvekili olarak partinin her kademesinde hizmet vermiştir. Bir ana bir çocuğuna nasıl eziyet edemezse kurumlara uzun süre hizmet eden kişiler de o kurumlara zarar vermek istemezler, kimsenin yan gözle bakmasına müsaade etmezler. 

*Sayın Kılıçdaroğlu ile yaptığı konuşmada "Göstereceğim" diyor, sizce neyi gösterecek?

Dara düştüğümüz zaman bize yolumuzu gösterecektir.

CHP KENDİSİNİ AŞTI

*Sizce "değişimci" Kılıçdaroğlu "statükocu" derin CHP ile mücadelesini kazanabilir mi?

Genel Başkan ile bu mücadeleyi birlikte başarmak zorundayız. Ben CHP'de 2000 -2003 yıllarında da MYK üyesiydim, şimdi de genel başkan yardımcısıyım. Böyle bir statükocu-devrimci algısını doğru bulmuyorum.  İnsan kimi zaman mücadelesinde mevcudu savunmak zorunda kalabilir, kimi zaman da değişimi yakalamak için mevcudu değiştirme çabası içine girebilir.  

* "Yeni CHP" ile kastedilen değişim değilse ne?

"İktidara geleceğiz, en azından CHP'yi bir iktidar seçeneği haline getireceğiz" diyoruz. "İktidar olma"  kavramını, inançla, yüksek sesle telaffuz ediyoruz. Bu tabii ki bir değişimdir, devrimdir. Mevcudu yeterli göremeyiz. Muhalefette oyalanamayız. 

*CHP kendisine rağmen bunu gerçekleştirebilir mi?

CHP kendisini aştı. Artık biz, mevcutla yetinen anlayışı değiştirdiğimiz için iktidarı yakalayacağımız inancını taşıyoruz.

* CHP'ye egemen olan Kemalizm mi, İnönüzm mi?

CHP'nin ideolojisi felsefesi belli, Mustafa Kemal Atatürk bunu belirlemiş.  Partiyi kurmuş, 6 okunu, yörüngesini belli etmiş, onu yeniden ikiye bölmek, sanki Atatürk ile İnönü'yü ayrı kamplar gibiymiş sunmak onları küçültme anlayışlarına katkı yapar. 

*Bu kadar "izm"in bulunduğu bir partide yeni bir "izm" doğabilir mi?

Yolumuz Mustafa Kemal'in yolu,  Kılıçdaroğlu bir umut. Herhalde halkın "2. Kemal dönemi yakıştırması" anlam kazanacaktır.

*Sizce neden CHP 50 yıldır iktidara gelemiyor?

Bugünün bir değerlendirmesini yaparsak, hem referandumda hem de seçimlerde yapılan gözlemler ortaya koyuyor ki, orta gelir ve üst gelir gruplarından, eğitimli gruplardan ve yaşam standandartı yüksek bölgelerden oy aldığımız açıkça gözüküyor. Oysa sol anlayış işçiden, köylüden, çiftçiden, dar gelirliden, yani emek kesiminden, onların yaşadığı varoşlardan oy almaktaydı. Sosyal demokrasinin özüne, özümüze döneceğiz, kendi eksenimizden geçmişte uzaklaşıp başka arayışlara yöneldiğimiz için halka güven veremedik.

LİDERİN DE KONUŞMA ÖZGÜRLÜĞÜ OLMALI

*Başörtüsü, genel af, 29 Ekim resepsiyonu gibi konulurda Kılıçdaroğlu'nun partinin kurulları ile görüşmeden açıklama yaptığı eleştirisi var.

Bütün siyasal  partilerin tüzükleri, programları vardır. Seçim bildirgeleri vardır. Bu belgelerin yanında siyasal partileri bağlayan bir başka etken de genel başkanın söylemleridir. Önemli bir konuda, günlük yaşam içinde genel başkan bazı söylemleri dillendirebilir. Biz özgür insanı savunuyorsak liderin de zaman zaman bu tür özgürlüklerinin olması gerektiğinin kabullenilmesi gerekir. Liderler de insandır, insan olan herkes hata yapabilir.

* Hata mıydı başörtüsü ile ilgili sözleri?

Ben hata olarak görmüyorum. Genel bir kavram olarak yorumluyorum. CHP Türkiye'nin gerçek gündeme dönmesini arzuluyor. İşsizlik, yolsuzluk, yoksulluk, terör, geçim sıkıntısı gibi halkın can alıcı sorunlarının siyasetin gündemi olması gerekir.

*Başörtüsü sorunu çözülebilir mi?

Çözülebilir. Türkiye gerçek gündemine dönerse hiç kimse türbanla uğraşmaz. Türbanla başörtüsü aynı şey değildir. Başbakan'ın ısrarla "türban değil başörtüsü" demesi bunu istismar etmeye devam edeceğinin bir göstergesidir. Siyaset dinle, türbanla siyaset yapmayı, bunları siyasete meze yapmayı bırakırsa bu sorun kendiliğinden çözülür.

GÖZYAŞININ DİNMESİNİ İSTEMEMEK İNSANİ DAVRANIŞ OLAMAZ

*Kılıçdaroğlu referandum sürecinde genel af çıkışı yapmıştı.

Genel Başkan'ın söylediği çok açık, eğer Türkiye'de 80'li yılların başından bu yana 30 yıla yaklaşan süredir analar ağlıyorsa, orta yerde kan, gözyaşı varsa bunun dinmesini istememek bir insani davranış olamaz.  1,5 ay önce Batman'da 3 gün kaldım, bölgede epeyce dolaştım, oradaki kan ve gözyaşından AK Parti de, BDP de, ABD'de de rant sağlıyor, Kürt Mehmet ve Türk Mehmet kaybediyor, yani Türkiye kaybediyor. Eğer terör ortadan kalkmışsa, terör örgütü silahı bırakmış ve bunu deklare etmişse, kan ve gözyaşı dinmişse terör döneminin izlerini ortadan kaldırmak için af kelimesini telaffuz etmekten kimse rahatsızlık duymamalı.

*Ecevit modeli örnek alınıyor, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bütün partilere yönelik çıkışına karşı neden Ecevit gibi tavır alınamadı?

Evrensel hukuk kuralları çerçevesinde bir kural varsa, o kural var oldukça bütün yurttaşlara düşen o kurallara uymaktır. Bir yargıcın bunu hatırlatmasından rahatsızlık duymak hukuk kurallarını reddetmek anlamına gelir.

*İl başkanınız "mezhepçilik" yapıldığı uyarısında bulunuyor.

CHP ayrıştıran, bölen, etnisiteye dayanan değil, düşünce bazında siyaset yapacak. İnsanların kimliğiyle, diniyle, kıyafetiyle, mezhebiyle uğraşmayacağız. O yanlışa düşmeyeceğiz.

*Bir bölünme süreci yaşanabilir mi?

Bu krizden CHP güçlenerek çıkmıştır, moral bularak çıkmıştır. CHP, vites büyüterek, süratini artırarak iktidar yoluna devam edecektir. Bölünme parçalanma bekleyenler hüsrana uğradıklarını bir kez daha görecektir. (Bugün)

Ergenekoncular yine partide iyi
 // Kemaliye
Halkı kandırarak elit tabakaya yontulacak bir devşirme iktidar modeli oluşturma planları halk içinde itibar görmeyecektir. Kılıçdarın oğlu bence söylemden çok icraata girmeli ve türbanın tüm kamuda serbest kalmasının yasalarla güvence altına alınması konusunda yasa teklifi sunması gerekir. AKP buna destek verecektir. Ancak bu şartı tam ve şartsız yerine getirir ise halk içinde biraz itibar görebilir. Aksi taktirde boşa asılır küreklere, boşa. ...
08 Kasım 2010 09:39
Yanlış yolda
 // Kemaliye
Adam kendisine örnek olarak Ecevit^'i seçti o da bir dönem Merve Kavakçı'yı alkışlayarak sıralara vurarak protesto ettiren bir lider görüntüsü ile hafızalara kazınmış birisi. Maalesef milletin dini değerlerine saldırmayan, onu küçük görmeyen CHP'li lider hemen hemen yok gibi. Onun için kendisine böyle tipleri örnek alan bir Kemal ancak kendi sonunu şimdiden hazırlamış olur. Daha şimdiden bu seçimiyle de çoktan çuvallamış durumda. ...
08 Kasım 2010 09:32
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler