YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Tuz kokarsa bu iş biter"
Bir televizyon programına katılan Erdoğan, YAŞ'tan, medyaya, referandumdan TÜSİAD'a kadar pek çok konuda açıklamalar yaptı."YAŞ'ta ben ve Sayın Gül yetkilerini kullandı"diyen Başbakan "Bundan sonra gerekirse böyle olur" dedi.
"Tuz kokarsa bu iş biter"
17 Ağustos 2010 / 08:23 Güncelleme: 17 Ağustos 2010 / 08:43

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''İnanıyorum ki, şu anda MHP'nin tabanı, MHP'ye oy vermiş olanlar, 'söz de senin karar da senin' diyorum ben MHP'ye oy vermiş kardeşime. Ama 2011'de git tercihini yine bildiğin gibi yap. Aynı şeyi CHP'ye oy vermiş kardeşlerime de söylüyorum. Bu farklı bir şey, bu halk oylaması. Burada parti yok, senin, çocuklarının geleceğin var. Bırak partiyi bir kenara'' dedi.

Erdoğan, Habertürk televizyonunda yayınlanan ''Sansürsüz Özel'' adlı programda soruları yanıtladı.

''İrtica masalı patlıyor. Nerede Aczimendiler, bölücülük. Bunlar zaman zaman alevleniyor. Onlar tamamen pasifize oldular mı?'' sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, irtica noktasında bir safsata olduğunun ciddi manada ortaya çıktığını, inancını yerine getiren insanlara mürteci diye yaftalayanların çok büyük zulümler yaptığını belirterek, Mehmet Akif Ersoy'un ''Zulmü Alkışlayamam'' adlı şiirini okudu.

Erdoğan, belediye başkanı olduğu dönemde, ''otobüslerin erkekler-bayanlar'' diye ikiye ayrılacağı yönünde iddiaların da ortaya atıldığını, ancak bunların hiçbir zaman gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Türkiye'nin kalkınmaya başladığı ve dünyanın 17. büyük ekonomisi haline geldiği bu dönemde terörde canlanma başladığını kaydeden Erdoğan, güvenlik güçlerinin elinden gelen gayreti gösterdiğini belirtti.

Terörle mücadelenin muhalefet ile birlikte hareket ederek çözülmesi yönünde adımlar atılabileceğini vurgulayan Erdoğan, ''Biz muhalefetle hiçbir zaman birlikte hareket edemedik. Terörle böyle mücadele olur mu? Bu bizim ortak derdimiz. Ben şu anda iktidardayım diye beni oradan vurmanın anlamı yok. Ülkem kazanacaksa partim kaybetsin. Bunlar bizim milli meselemiz. Şu anayasa değişikliğini niçin birlikte yapmayalım? Sorun, şu maddeye niye hayır diyorsunuz? Cumhurbaşkanının ataması olayı geçmişte de vardı, şimdi de var'' diye konuştu.

Sunucunun, ''Muhalefet yüce divan için kendi Anayasa Mahkemesi'ni kuruyor diyor'' sözü üzerine Başbakan Erdoğan, şöyle dedi:

''Eline almışlar bir dosya konuşuyorlar. Belediye başkanlığı  dönemimde 6 ya da 7 dosyam vardı. Ne zaman partiyi kurduk, dosyaların sayısı 52'ye çıktı. Bu dosyaların kalma sebebi, biz milletvekili olunca; ki vekilliğime mani değildi, milletvekili olmamız hasebiyle kaldı. Bu ülkenin başbakanına 'kalpazan' demeyi çok terbiyesizce görüyorum. Ona dava açacağım o ayrı mesele. Akbil davasında benimle birlikte olan arkadaşlarım beraat etmiştir. Bu dedikleri dosya o dosya. Sen kalkıp burada bana onunla saldırıyorsun. Bununla sen ne elde edeceksin. Beni İstanbullu tanıyor. O dönemden sonra da bizim zihniyetimiz İstanbul'da. Şu İstanbul'da yaptıklarımız ortada. Bunlar görmezlikten gelinir mi? Büyük düşünmek budur.''

Hükümetin yaptığı yatırımların medya tarafından gösterilmemeye çalışıldığını ifade eden Erdoğan, ''Bütün bu yapılanlardan insan iftihar eder. Bu zevki paylaşmaktan bile imtina ediyorlar. Dağı deldik, tünel yaptık. Denizin altında o tünel oraya nasıl yerleştirilmiş? Marmaray. Orayı görmek lazım. Şimdi yeni tüp geçite başlıyoruz...

3. köprüyü konuşmaya başladık. Onu da yaptırmak istemiyorlar. Eskiden kaç eve kaç araba düşüyordu. Şimdi durum farklı. Otobüsler, tırlar. 3. köprüden bunlar geçsin. 'Buradan rant doğacak' diyorlar. Yapmayın, etmeyin. Şimdi orası 1 ediyorsa, yarın 5 edecek. Siz bunu başarmışsanız, bunu alkışlayacaksınız. İstanbul'da kongre merkezi mi vardı? İstanbul kongre merkezi haline geldi'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, ''İstanbul benim aşkım. Sabiha Gökçen ölmüştü. Şimdi hareketlenmeye başladı. Korkarım o da yetmeyecek yeni bir pist açılacak. Anayasanın içinde bunlar yok tabii. Onların içinde hak ve özgürlükler var'' dedi.

''Medya eleştirilerine ne diyorsunuz. 'Kendi medyasını yaratmaya çalışıyor' diyorlar'' sözleri üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

''Onların hiçbirinin patronu ben değilim. Başbakan olmadan önce ben bunları bilmezdim. Ben de istiyorum ki medyada çoğulculuk olsun. Böyle tamamen tek başına egemenlik olmasın. Bu karteli de zannediyorum biz yıktık. Şimdi artık birbirini adeta kontrol edebilen bir yapı var. Düşünce bazında da bir güzellik bana göre geliyor. Ülkenin menfaatine olan bir şeyi göstermekten neden çekiniyorsunuz? Yıllar yılı baraj bu ülkede hasret. Bu barajları biz burada bitirmişiz. Zevk duyacaksınız yahu. İnsan buna üzülüyor. Eskişehir-İstanbul'u yapıyoruz, hızlı tren. İşsizlik çıkarken veriyorsunuz da düşerken niye vermiyorsunuz.''

''KENDİLERİNİ İNKAR EDİYORLAR''

Erdoğan, ''411 el kaosa kalktı manşeti bana göre en kötü manşettir. Millet iradesine kaos demek'' sözleri üzerine de şöyle konuştu:

''Benim üzüldüğüm yeni bir şey daha var. 411'de yer alan aktörlerin bir kısmı da kendini inkar ediyor. Biz burada farklı bir şeyi özellikle düşünmek istiyoruz. Parti yöneticileri ile tabanda fark var. Her öğrenci istediği şekilde, istediği kılık kıyafetle okuluna gidebilmeli. Okul buna bir çerçeve koyabilir, o ayrı mesele. Ama bu çerçeve genel ahlak kurallarıyla alakalı bir çerçeve olabilir. Bırakalım çocuklarımız okullara gitsinler. Bu ülkede okuma azmi olan çocuklara okulların kapısını kapatırsak yazık olmaz mı? Kabiliyeti var, zeki, okuyor, gayreti var önünü kesiyorsunuz. Bir yönlendirme, gayret var. Bu AK Parti anayasası değil. Böyle bir derdimiz yok bizim. Biz burada bağcıyla uğraşmıyoruz. Biz diyoruz ki milletçe şu üzümü yiyelim. Nedir bu üzüm; darbe anayasasını koy bir kenara milletin anayasasıyla geleceğe yürüyelim. Şimdi burada soruyorum, şu 411 olayı AK Parti'nin projesi olabilir mi? Değil. Beraber bunu yaptık. Şimdi 411'deki hedefi şimdi burada bununla beraber yeni yapılacak düzenlemeyle de özgürlükler noktasında, haklar noktasında aydınlığı olacak. Bu bunu getiriyor. Buna nasıl karşı çıkıyoruz. Ben bunu anlamakta zorlanıyorum. İnanıyorum ki, şu anda MHP'nin tabanı, MHP'ye oy vermiş olanlar, 'söz de senin karar da senin' diyorum ben MHP'ye oy vermiş kardeşime. Ama 2011'de git tercihini yine bildiğin gibi yap. Aynı şeyi CHP'ye oy vermiş kardeşlerime de söylüyorum. Bu farklı bir şey, bu halk oylaması. Burada parti yok, senin, çocuklarının geleceğin var. Bırak partiyi bir kenara. Şimdi bunu başarmamız lazım. Bugüne kadar yapılmış olan halk oylamalarında da Türkiye bunu başardı. Temenni ediyorum ki 12 Eylül'de de başarırız.''

''Çok farklı evet çıkarsa, siz oradan bir mesaj çıkarmayacaksınız o zaman?'' sözleri üzerine Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Türkiye bir şeye alışacak. O da şu; İlan edilen, belirlenen zamanlar zamanlarda seçim yapmasını Türkiye'nin öğrenmesi lazım. Erken seçim mantığını silip atalım. Öyle bir şey yok, olamaz. Arkadaşlarımla hep şunu konuştum; sakın bunu bir güven oylaması olarak nitelendirmeyin, sakın karşı taraf da böyle bir izlenim edinmesin. Bu bir AK Parti projesi değil. Bu milletin projesidir ve millet son sözü bize söyledi dedi ki 'böyle bir şey hazırlayın, önümüze getirin. Biz yaptığımız kamuoyu araştırmalarında, akademisyenlerle oturduk çalıştık, medya mensuplarıyla oturduk çalıştık, önceki anayasalar masaya yatırdır onların üzerinde çalıştık. Bunlar hep onların talepleri aslında. Bunun içinde CHP'nin, MHP'nin düşünceleri var, medya mensuplarının, akademisyenlerin, Barolar Birliğinin, akademisyenlerin hepsinin burada düşünceleri var. Şimdi biz ekonomik sosyal konseyi kuruyoruz. Şimdi bu ekonomik sosyal konsey anayasa ile tescilli hale geliyor. Fakat kimseden ses çıkmıyor. Bundan önce kendilerinin gazetelere boy boy ilan verdikleri, evet dedikleri bir anayasa değişikliği vardı, orada hepsi vardı. Şimdi açıkça tavır koyan bir Memur-Sen'i görüyorum, bir Hak-İş'i görüyorum. Bunun yanında bazı odalar bu konuda tavır koyuyor. Yeni yeni belki bazı açıklamalar olacak. Bu sadece benim kişisel bir mücadelem değil, partimin de değil, ama parlamento dışında Saadet Partisi, BBP 'evet' diyeceğini açıkladı. Bireysel bazı odalar, bazı kişiler ki bunlar 12 Eylül'de yavrularını kaybetmiş olanlar çıkıyor açıkça söylüyor. Bir de yeni 12 Eylüller olmasın diyenler çıkıyor. Bazı STK'lar 'evet' diyor. Bağımsız bazı aydınlar çıkıp 'evet' diyorlar.''

''ANADOLU SERMAYESİYLE İÇ İÇE OL'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''TÜSİAD zaman zaman eleştirilerini kamuoyu ile paylaşıyor. Halkın iradesin ipotek koyanlarla, dernek kurup ipotek koyanlar arasında bir fark yok. Sürekli hükümete eleştiride bulunabiliyor. Bu sizi rahatsız etmiyor mu?'' sorusu üzerine ise şunları kaydetti:

''Biraz tepki oluyorsa bu tepkinin altında yatan o. Çünkü onlar milletin temsilcisi değil. Biz milletin temsilcisiyiz. Onlar gücünü sermayeden alıyor, biz gücümüzü milletten alıyoruz. 16 milyon seçmen bize görev vermiş. Onlar sermayeden alıyor bu gücü. Sermayeden gücü bir yere kadar alırsınız. Siz konunuzla alakalı olan işlerde bizden yük almanız, bize destek olmanız lazım. Ben onları çok dinledim. Her zaman da dinliyoruz. Arkadaşlarım dinliyor. Ama bazen haddi tecavüz olduğu  zaman da bizim gereğini söylememiz lazım. Senin paran olduğu kadar benim de arkamda milletim var. Ben valilerime her sokağa gireceksin diyorum. Benim sağlık bakanlığında bir ekibim var. Neyse rahatsızlık onun üzerine gider. Bir ayrımcılık olmasın. Anadolu sermayesini daha samimi görüyorum. TÜSİAD kendisini çek etsin. Bu anayasayı beğenmiyorsa çıksın açıkça hayır desin, gerekçelerini de söylesin. Diyemiyorsan da çık açıkça ben bu değişikliği destekliyorum de. Senin paran olduğu kadar benim de arkamda milletim var. Ben milletimin gücüyle buradayım. Dolayısıyla bana verdiği yetkiyi de benim tam manada kullanmam lazım. Eğer bana verdiği yetkiyi kullanmazsam o zaman onların hakkını gaspetmiş olurum. Çünkü sermayeden güç alanlara kalsa, onların böyle bir düşüncesi, böyle bir derdi yok, ben Gaziantep'te fakir aileleri dolaştım. O girdiğim sokaklarda halkın halini, ilgisini, alakasını görmenizi isterdim. Oralara valim eşiyle beraber gitmiş. Bu defa da ben gittim. Ne gibi katkılarımız olur. Nelerini çözebiliriz baktık. İlgilendik, ilgileneceğiz. Bir gece 3-5 aileye gidersizin ama bu dalga dalga büyür. Ben de ona göre kurumsallaşıyorum. Valime diyorum; ekiplerini buna göre oluştur. Her sokağa girecek, dolaşacaksın. Burada ne var, ne yok göreceğiz. Mesela Sağlık Bakanlığında benim bunla ilgili birimim var. Bu tür şeyler bize geldiğinde biz oraya aktarırız, oradan hemen Sağlık Bakanlığı olaya müdahil olur. Neyse rahatsızlık o rahatsızlığın üzerine gider. Ankara'ya gelmesi gerekirse Ankara'ya, ilinde halledilmesi gerekirse ilinde. Onun için ben, bir ayrımcılık olmasın. TÜSİAD da bundan gücenmesin ama Anadolu sermayesini bu konuda daha realist görüyorum. Çünkü onlar daha iç içe. Daha onlarla hemhal oluyor. Onun için de diyorum ki TÜSİAD şöyle bir kendini çek etsin, Anadolu sermayesiyle daha iç içe olsun, daha kaynaşsın. Burada da yüreğini ortaya koysun. Eğer bu anayasa değişikliğini beğenmiyorsa çıksın açıkça hayır desin, neden olduğunu da söylesin. Desin ki 'ben bu 26 maddenin şu maddelerine şu gerekçeyle karşıyım' desin. Ama diyemiyorsan o zaman da çık açıkça 'ben bu değişikliği destekliyorum' de. Çünkü bitaraf olan bertaraf olur derler.''

"EKSEN KAYMASI YOK, SU YATAĞINDA AKMAYA BAŞLADI"

Başbakan Erdoğan, ''Eksenin, meksenin kaydığı yok. Su yatağında akmaya başladı. Tam dere yatağında akıyor şimdi. Bundan rahatsız olanlar var. Çünkü Türkiye güçleniyor. Çok büyük güç kazandı'' dedi.

Başbakan Erdoğan, ''Dış politikada ne değişti? ABD yönetiminden açıklama geldi 'Biz kesinlikle Türkiye'ye ültimatom vermedik, sadece kaygılarımızı ilettik' diye ABD yönetimi kendi gazetesini yalanladı?'' sorusu üzerine, şunları söyledi:

''İçeride de böyle dışarıda da. Saptırmalar devamlı oluyor. Maalesef Amerikan medyasının zaman zaman bizim Türk medyasından esinlendiğini görüyorum. Türk medyası da bazen bayılıyor böyle dışarıdan böyle bir şeyler olduğu zaman Türkiye aleyhinde bunu değerlendirebilir diye oradan bir şeyler kapmaya gayret ediyor. Biz bu noktalarda çok rahatsızın. ABD-Türkiye ilişkileri bana göre tarihin zirvesindedir. Bizim aramızda zaman zaman bazı düşünce farklılıkları da hiçbir zaman ABD ile Türkiye arasında ne başkan Bush döneminde ne de Obama döneminde böyle bir noktaya gelmemiştir. Biz aramızda konuşurken gayet sıcak ifadeler kullanırız. Hatta bana arkadaşım diye hitap eder, ben bu tür şeyleri kullanırım.''

''Tokalaşırken olan resmimizi bile Türkiye'de, Türkiye'nin aleyhinde bir şey olarak parti binalarına asarak bunu böyle kullandılar'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bunun Türkiye'nin uluslararası imajı açısından nelere mal olduğunu düşünmeyecek kadar siyasette kısır döngü içinde olan bir muhalefet var. Sayın Obama ile olan bu münasebetlerimizde, Türkiye-Amerikan ilişkilerinde gayet iyi bir konumdayız, bir sıkıntı yok. Silah alışverişinde bazı sıkıntılar onlar her ülkenin kendi iç sorunudur. Onların kongreleri farklı çalışabilir, farklı değerlendirmeler yapabilir. Aynı şekilde bizim de parlamentomuz var. Biz de bazı değerlendirmelerimizi kongremizi, parlamentomuzu gerekçe göstererek erteleriz. Bunlar olağan şeylerdir. Bu noktada da rahat olmak lazım. Kaldı ki Türkiye bu tür şeylerden dolayı artık birçok şeyi aşıyor. Biz insansız hava aracını kendimiz üretir hale geldik. Atak helikopterlerini kendimiz üretir hale geliyoruz. Airbus ile müşterek yaptığımız çalışmalarla bunu üretir hale geliyoruz. Türkiye artık tarihiyle, coğrafyasıyla inanın istikbaliyle buluşuyor. Böyle bir noktadayız. Şu anda 60 ülke ile vizesiz ulaşım yapıyoruz. Bunlardan yaklaşık 25'ine THY sefer düzenliyor. Bu hale geldik. Bu çok ciddi bir sıçrama. Böyle bir konumdayız. Komşu ülkelerin hemen hepsiyle münasebetlerimiz çok iyi bir konumda. Rusya ile olan ilişkilerimizi düşünün. 10 sene önce Rusya-Türkiye'yi düşünün. Şimdiki Rusya-Türkiye'yi düşünün. Yani biz geçen yıl 35 milyar dolara kadar çıktık. Şimdi bu kriz sebebiyle 23,5 milyar dolara 2009'da çıktık. Bu yıl yine tırmanıyoruz. Gayet iyi bir konuma geleceğiz. Türkiye artık güvenilir bir ülke. Türkiye'de istikrar var, güven var. İstikrar ve güven olan bir ülke cazibe merkezidir ve bir çekim alanıdır. Ve bir çekim alanı, cazibe merkezi olarak buraya uluslararası sermaye, küresel sermaye buraya gelecektir. Geliyor. Ben bununla da gurur duyuyorum.''


''BUNU MÜDAHALE OLARAK DEĞERLENDİRMEYELİM''

Erdoğan, YAŞ süreciyle ilgili soru üzerine de ''Dışardan herkes farklı şekilde bu konuları değerlendiriyor. Burada kararlar çıkar, burada karalar çıktıktan sonra Genelkurmay Başkanı çıkacaksa, Bakanlar Kurulu kararnamesini çıkarır. Cumhurbaşkanı da onar. Böylece biter iş. Burada bazı isimler üzerinde mutabakat sağlayamadık'' dedi.

Sunucunun, ''Bir temayül oluşturdunuz. Artık Başbakan kuvvet komutanlarına ve ordu komutanlarına müdahale edebileceğini gösterdi'' demesi üzerine Erdoğan, ''Bunu müdahale olarak değerlendirmeyelim de. Yani burada Başbakan olsun, Sayın Cumhurbaşkanı olsun kendi yetkilerinin gereğin de kullanabilirler. Bunu göstermiş olduk. Olay budur. Bu zaten anormal bir şey değil'' dedi.

Sunucunun ''Bundan sonra böyle mi olacak?'' sözleri üzerine Erdoğan, ''Gerekirse olur. Gerekmediği takdirde zaten olmaz. Demek ki bugüne kadar böyle bir şeyi hiç gerek görmedik. 7,5 sene oldu. Burada atanan da atanmayan da hepsi silahlı kuvvetlerimizin birer mensubu. İlla şu olacak diye bir şey yok. Yine tabi teamül dendiği zaman bu bana göre şık değil. Çünkü bir ordu teamüllerle yönetilmez, yasalarla yönetilir ve onun da yasaları var zaten. TSK'nın kanunu var. Burada yeri geldiği zaman teamüllere de uyarsınız. Temel orada yasalardır. Bu yasalar da Milli Savunma Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanına iradeni koyabilirsin demiştir. Burada da kullanılan bu iradedir'' diye konuştu.

Sunucunun, ''Sivilleşme yolunda bir adım diyebilir miyiz?'' sorusuna Erdoğan, ''Sivilleşme yolunda bir adım dersek yanlış olur. Zaten sivil irade 7 sene içinde bu iradesini kullanmıştır'' dedi.

Ergenekon sürecinin geldiği nokta hakkındaki görüşlerinin sorulması üzerine Başbakan Erdoğan, ''Ben tabii sizin kadar bu konuda rahat değilim. Şu anda yargı sürecinin içinde olduğu için sadece yürütme olarak bize düşen görev neyse yargının bizden talebini yürütme olarak yerine getirmeye çalışırız, yasalar içerisinde. Şu ana kadar da bunu yerine getirmişizdir. Süreç devam etmektedir. Temenni ederiz ki bunların altından herhangi bir olumsuz şey çıkmasın'' diye konuştu.

Sunucunun ''Evet ama çok polemik oldu. Savcısıyız, hakimiyiz. Muhalefetle aranızda, Deniz Baykal ile aranızda da olmuştu. Polemikler kesildi ama süreçle ilgili hala bir...'' demesi üzerine Erdoğan, şöyle dedi:

''Maalesef bu polemikler oluyor. Bu güne kadar da doldu, bundan sonra da olacaktır. Ama biz bugüne kadar sümen altı edilen birçok şeyleri yürütme olarak sümen altı etmemeye gayret ettik. Ne talep edildiyse onu biz tam manasıyla ortaya çıkardık, çıkaracağız. Bu çetelerle, mafyayla mücadelede olsun. Aklınıza ne gelirse. dikkat ettiyseniz bu alanlarda Türkiye'de bir değişim, dönüşüm yaşanıyor. Eğer böyle bir değişim, dönüşüm yaşanıyorsa demek ki emin ellere, sağlıklı ellere buralar teslim ediliyor. Bunlar da ellerinden geleni yapıyorlar. Geçenlerde çok ciddi sayıda emniyet mensubu yakalandı. Bazıları bunu silahlı kuvvetlerle mukayese ediyorlar. Silahlı kuvvetlerin konumuyla emniyetin konumu farklı. Emniyette direkt olarak buralara müdahale imkanı var. Silahlı kuvvetlerde Silahlı Kuvvetler Kanunu çerçevesi içinde bunları yapıyorsunuz. Onun için poliste böyle bir şey yakalandığında anında müdahale edilmiştir, toplanmıştır ve yargıya teslim edilmiştir. Bunları temizlemek zorundayız. Bizim silahlı kuvvetlerimiz asla şaibe kabul etmez. Emniyet teşkilatımız asla şaibe kabul etmez. Yargı asla şaibe kabul etmez. Bugün medyada bir şeyler okuduk. Temenni ederim ki doğru çıkmaz. Ama doğruysa yargı da bunu kendi içinde temizlemeli. Yargıya benim müdahale yetkim yok. Ama yargı da bunu kendi içinde temizlemeli. 'Biz temiziz.' Hayır arkadaş temiziz deme, üzerine git. Bunu temizle. Adalet darbeyi yerse, yolsuzluğa şuna buna karışırsa, Allah göstermesin bu milletin yargıya güveni bittiği anda her şey biter. Bu tuzun kokması gibi bir şeydir. Tuz kokarsa bitti bu iş.''

''Bu iddialarla ilgili soruşturma açılacak mı?'' sorusu üzerine ise Başbakan Erdoğan, ''Adalet Bakanlığının burada teftişle alakalı yetkisi vardır ama orayla alakalı bir yetki sahası içinde değil. Yargının üst kesimindeyse tabi nerede olduğunu bilmiyorum şu anda. Ben de bakanımla konuyu müzakere edeceğim. Yapabileceğim neyse bunu arkadaşlarımız daha iyi bilir. Bize düşen bir şey varsa biz üzerine gideriz. Yargının kendi içerisinde yapacakları varsa yargı üzerine gider. Adalet Bakanlığı olarak ne yapılacaksa onun üzerine biz de gideceğiz tabi''

Erdoğan, ''İşçi emeklisi misiniz, memur emeklisi mi?'' sorusuna ise ''Ben işçi emeklisi olarak ayrıldım. Arkadaşlar araştırmışlar. Ben işçi emeklisi olduğumu biliyorum. Problem değil. İşçi emeklisi olsan ne olacak, memur emeklisi olsam ne olacak? Sonunda emeklisin'' yanıtını verdi.

AA

VARSA DAHA İYİSİ ORTAYA ÇIKSIN !
 // BATUHAN
Sn. Başbakanımızdan biz çok memnunuz bu oturumları vatandaş hiç kaçırmıyor yamuklarında gıkı çıkamıyor. Devletin başbakanı böyle alnı açık kararları doğru şeffaf ve tutarlı olacakki ülke kalkınsın yoksa ona göre şuna göre döneklik yaparsa o millet ömrü boyunca iflah olmaz ancak köle olur. Bazı sermaye sahipleri eskiden hazineyi arka bahçeleri gibi tepe tepe kullanıyorlardı şimdide aynısı olsun istiyorlar fakat iktidarda Ak Parti var asıl sorun bu ! ...
17 Ağustos 2010 09:40
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler