YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Türk'ün de hedefinde hükümet vardı
Partisinin grup toplantısında konuşan Ahmet Türk de Baykal ve Bahçeli gibi hükümeti eleştirdi... Türk ayrıca tezkere ile ilgili oyunun rengini de açıkladı...
Türk'ün de hedefinde hükümet vardı
06 Ekim 2009 / 16:03 Güncelleme: 06 Ekim 2009 / 16:07

Partilerin liderlerinin gündeminde yine Demokratik açılım vardı. Hükümetin açılım konusundaki tavrını Baykal ve Bahçeli'den sonra eleştiren diğer bir isim de DTP lideri Ahmet Türk'tü...

Tabii ki onun eleştirisi Baykal ve Bahçeli gibi açılımı yanlış bulduğu için değildi. Onun eleştirisinin temelinde, Başbakan ve hükümetin tavrını net koymaması vardı...

Partisinin grup toplantısında konuşan Türk'ün sözleri şöyleydi;

Türk, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, partilerinin, hafta sonu yapılan kongreyle birlikte, önümüzdekdöneme yenilenmiş bir yapıyla başladığını ifade etti.

Demokratik açılım sürecine değinen Türk, Hükümetin başlattığı bu çalışmanın, demokratikleşme ve özgürlük için mücadele eden tüm kesimleri umutlandırdığını söyledi. Açılımın, ülkenin geniş çaplı reform ihtiyacına denk düşmesi halinde gerçekçi olacağını anlatan Türk, aksi halde bunun bir kandırmacadan ibaret olacağını ileri sürdü.

''Demokratik açılım'' konusunda Hükümete seslenen Türk, ''Değişim ve dönüşüm kendini Türkiye'ye dayatmıştır. Bunu fark ederek, bu yolu açın, sonuna kadar destek oluruz. Ama bir kandırmaca çabası içindeyseniz, bu halk yaşanan bu kadar acıdan sonra, makyaj ile gerçeği birbirinden ayıracak kadar politiktir'' dedi.

Türk, DTP olarak, samimi ve kararlı adımlar atılması halinde bu süreci destekleyeceklerini, aktif rol oynayacaklarını söyledi. 
 
''ROTAYI SAĞA SOLA KIRIYORLAR''

Hükümetin sürece uygun olmayan tutum sergilediğini öne süren Türk, şöyle devam etti:

''Dokunulmazlığımıza rağmen, bize isnat edilen suçlamalarının hepsinin düşünce özgürlüğü ile ilgili olmasına rağmen, ülkeyi bölmek ve parçalamak maddesi geniş yorumlanarak, tamamen hukuksuz bir şekilde ifade vermemize karar kılınıyor ve bu işi gerçekleştirmek de devletin kolluk güçlerine veriliyor. Bu işi başlatan Hükümettir. Yerel mahkeme yargılamayı durdurma kararı verirken, Adalet Bakanlığı bizlerin yargılanması için Yargıtaya başvurdu. Kriz bunun üzerine patlak verdi.

Bu olaylar karşısında demokratik bir refleks bile gösteremeyen bir Hükümet, demokratik açılım gibi bir reform hareketini nasıl göğüsleyebilecek? Biz samimiyetine nasıl inanalım, sorguladığımız konu budur.

Sayın Başbakan ve Hükümet, sürekli makas değiştirmekte, rotayı sağa sola kırmaktadır. Hükümet, 'kervan yolda dizilir' mantığının bir sonucu olsa gerek, savaş çığırtkanlarının ortaya koyduğu milliyetçi, ırkçı reflekslere göre açılımın rotasını belirlemektedir.''

Ahmet Türk, ''Anayasa değişikliğinin yapılmamasının, operasyonların devam etmesinin, DTP'ye karşı siyasal, yargısal operasyon yürütülmesinin'' açılımla bağdaşmadığını iddia ederek, ''(Bedeli ne olursa olsun) deniliyor ama buna denk, kararlı ve cesur adımlar atılamıyor. Bu durumda kalıcı bir çözümden söz edebilmek olanaklı değildir'' diye konuştu.

Türk, DTP'nin dışında tutulacağı bir sürecin, açılım olmayacağını savundu. 
 
CUMHURBAŞKANI GÜL'ÜN TBMM'DEKİ KONUŞMASI

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, 23. dönem 4. yasama yılının açılışında yaptığı konuşmayı değerlendiren Türk, şöyle devam etti:

''Sayın Cumhurbaşkanı konuşmasında, demokrasinin ilkelerine, farklı kimlik ve kültürlerin bir arada yaşamalarına güçlü ve özel vurgular yaptı. Günümüz Türkiye'sinin girmesi gereken rotayı, anayasal değişimi, reform istencini ima etti. Bu konuşmayı, bu şekilde okuyor ve değerlendiriyoruz.

Konuşmasında, 'Demokratik devlet, farklı olanı tek bir kalıp içerisinde eritmez ve ötekileştirmez; her bir bireyi var olan değerleriyle birlikte koruması altına alır' demektedir. Elbette bu söyleme katılmamak mümkün değil. Bu söylem, çağdaş bir anayasanın dibacesine girebilecek nitelikte bir özdeyiş gibidir.

Fakat, farklılıkların güvence altına alınmasının, günümüz Türkiye'sinde Anayasal bir karşılığı var mıdır? Sayın Cumhurbaşkanı'nın konuşması ile yürürlükteki 12 Eylül Anayasası, birbirleriyle temelde bir zıtlık ve çatışma içindedir.'' 
 
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Türk, Anayasa'daki ''Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk?tür'', ''Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez'' ifadelerini ve parlamenterlerin siyaset özgürlüğü ve yerel yönetimler konusundaki bazı maddeleri eleştirerek, çağın demokratik gerekleriyle çelişen bir çok Anayasal düzenleme bulunduğunu iddia etti.

Sivil bir Anayasanın oluşturulmasının elzem olduğunu vurgulayan Türk, şunları söyledi:

''Sayın Gül, 'Çağdaş demokrasiler, anayasal demokrasilerdir; anayasalar da toplumun çoğulcu yapısını ve temel hak ve hürriyetleri koruyacak biçimde düzenlenirler' diyerek, dolaylı olarak da olsa Parlamentoyu yeni bir anayasa yapmaya davet etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'ni en üst makamda temsil eden Sayın Cumhurbaşkanı'nın ifadeleri, Anayasal bir reformu acil bir ihtiyaç olarak önümüze koymaktadır. Bu zihniyete uygun Anayasal reform projesini, Hükümet, Meclisin gündemine getirmek zorundadır.

Sayın Cumhurbaşkanı'nı, yeni Anayasanın inşasından tutalım da bir bütün olarak demokratikleşme reformlarına kadar somut projelerle parlamentoyu bu noktada cesaretlendirmeye ve açılım sürecinde daha aktif rol oynamaya çağırıyoruz.'' 
 
SINIR ÖTESİ HAREKAT TEZKERESİ

Ahmet Türk, TSK'nın sınır ötesi harekat yapabilmesi için Hükümete yetki veren tezkerenin Meclise getirilmesinin kaygı verici ve düşündürücü olduğunu iddia etti.

Parlamentonun sorun değil çözüm üreten, çatışma değil barışı geliştiren bir Meclis olması gerektiğini belirten Türk, ''Ama ne yazık ki sınır ötesi operasyon tezkeresiyle parlamentomuz bir kez daha askeri vesayetin altına sokulmuştur. AKP artık kararını vermek durumundadır. Çözümün tarafı mı yoksa sorunun tarafı mı olacak? Çözümden yana olacaksa, bunun yolu barış adımlarını atmaktan geçer. Tezkerenin uzatılması, çözümü zorlaştırır '' diye konuştu.

Bu konuda tavırlarının net olduğunu belirten Türk, tezkereye 'hayır' oyu vereceklerini bildirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a mektup göndereceğine yönelik açıklamasını fıkra anlatarak eleştiren Türk, ''Savaş için bir araya geliyorlar, barış için böyle mektup gönderiyorlar'' dedi.

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler