YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Türkiye'nin en temel sıkıntısı...
HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin en temel sıkıntısının "biri yer biri bakar ekonomisine sahip olmasıdır" dedi
Türkiye'nin en temel sıkıntısı...
11 Mayıs 2011 / 13:12 Güncelleme: 11 Mayıs 2011 / 13:15

HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, ekonomik programlarının en temel hedefinin, ayrımcılığı ve yoksulluğu ortadan kaldırmak olduğunu belirterek, ''Türkiye'de en temel sıkıntı 'biri yer biri bakar' ekonomisine sahip olmamızdır'' dedi.

Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Genel Merkezi'nde partisinin ekonomik programını anlatan Kurtulmuş, kendilerinin seçim beyannamesini sadece seçim vaatlerini içeren bir kitapçıktan öte, 13 Haziran'da iktidara geldiklerinde ''hükümet protokolünü nasıl oluştururuz '' düşüncesi ile hazırladıklarını kaydetti.

Kurtulmuş, seçim beyannamesinin iki ana konusu olduğuna işaret ederek, ''Bu beyannamenin birinci kısmı 'Türkiye'de halksız bir demokrasi var. Halkın işin içinde olmadığı, halkın sadece bir oy mekanizmasından ibaret görüldüğü bir demokrasi var. Bu demokrasi, halkın egemen olduğu bir demokrasiye nasıl dönüştürülebilir, beyannamemizin ana ayaklarından birisini bu oluşturuyor. İkinci ayağını da, Türkiye ekonomisi büyüyor, rakamsal olarak büyüyor, Türkiye kalkınıyor, Ama Türkiye'deki kalkınma da adaletsiz bir kalkınmadır. Bu adaletsiz kalkınmanın nasıl adaletli bir kalkınmaya dönüştürüleceğiyle ilgili, Türkiye ekonomisinin yapısal olarak değiştirilmesini öngören bir programa sahibiz'' dedi.

Türkiye'nin hem ekonomik hem de toplumsal sorunlarının artık üzerinde uzun uzun laf söyleyerek, tartışılarak, ''Topu orta sahada dolaştırarak'' vakit geçirilebilecek bir zaman dilimini çok geride bıraktığını vurgulayan Kurtulmuş, Türkiye'nin ''başörtü meselesinden'', ''Kürt sorununa'', ''yoksulluktan'', ''ekonomideki gelir dağılımındaki adaletsizliğe'' kadar birçok yapısal sorunlarının artık son derece radikal, açık ve halkı tamamen egemen kılarak çözülmek zorunda olduğunu ifade etti.

Numan Kurtulmuş, Türkiye ekonomisinde siyasal sistemi ele geçiren ''elitler'' ile ekonomik sisteme sahip olan ''elitler''in kamuyu bir birikim aracı olarak gördüklerini ve bu şekilde kullandıklarını söyledi.

Türkiye'nin ekonomik sisteminde iki temel açık bulunduğuna, bunlardan birisinin cari açık, diğerinin de bütçe açığı olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, cari açık vasıtasıyla kaynaklarının dışarıya aktarılmasının sağlandığını, bütçe açığı vasıtasıyla da milletin kaynaklarının Türkiye'de ''zadegan'a'' aktarılmasının temin edildiğini savundu.

Kurtulmuş, Türkiye kaynaklarının heba edildiğini ifade ederek, 8 yılda 360 milyar dolar dış kaynak, 278 milyar dolar iç kaynak olmak üzere toplamda 638 milyar dolarlık kaynağın israf edildiğini savundu.

Yabancı sermayenin yatırım ve istihdama dönüştürülemediğini dile getiren Kurtulmuş, yabancı sermayenin yüzde 80'inin istihdam ve yatırım oluşturmayan alanlara gittiğini anlattı.

''KURT YAPMAZ BU TAKSİMİ KUZULARA ŞAH OLSA''

Kurtulmuş, yine bu son 10 yıllık süre içerisinde düşük kur, yüksek faiz politikası ile reel sektörle uğraşan kesimlerin çökertildiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''1950-2002 yıllara arasında toplam 46 milyar dolar cari açığı olan Türkiye AK Parti iktidarında toplam 187 milyar dolar cari açığa ulaşmıştır. Bunun Türkçesi şudur; ortalamaya vurduğumuz zaman her sene iki tane Atatürk Barajı kadar kaynak dışarıya aktarılmaktadır, düşük kur yüksek faiz politikası dolayısıyla. Kamu iç borç stoku azaltılamamıştır. 2002'de AK Parti iktidara geldiğinde 91,7 milyar dolar olan iç borç stoku, 2011 itibariyle 224,7 milyar dolara çıkmıştır. Faiz ödemeleri azaltılamamıştır. 8 yılda 620 milyar dolar faiz ödemesi yapılmıştır. Ama buna karşılık AK Parti'nin çok övündüğü sosyal yardımlar sadece 54,6 milyar liradır.

Yani Türkiye'deki içerde rantiyeciye yapılan kaynak aktarımıyla sosyal yardımlar arasındaki dengeye baktığınız zaman sosyal yardımlar rantiyeye aktarılan kaynağın sadece yüzde 8,4'üdür. Bu da bizim hep söylediğimiz, 'kurt yapmaz bu taksimi kuzulara şah olsa', tam da bu işte. İstihdam sorunu çözülememiştir. 2002 yılında yaklaşık 3,5 milyon olan işsiz sayısı yaklaşık 5 milyona çıkmıştır. 2003-2010 yılları arasında toplam yüzde 39,5 oranında yıllık kümülatif büyüme sağlanırken, işsizlik oranında yüzde 48,4 resmi rakamlara göre büyümüştür. bölgeler arası gelişmişlik, dengesizlik farkları giderilememiştir. adaletsiz vergi sistemi düzeltilememiştir.''

Bu ekonomik modelin, sistemin değiştirilmeden sürmesi halinde, 2023 yılına gelindiğinde Türkiye'nin bütçe gelirinin tamamının iç borç faizine gideceğini iddia eden Kurtulmuş, bu durumun bir ülkenin iflası anlamına geldiğini ifade etti.

''EN TEMEL VAADİMİZ EKONOMİDE, 'MAKAS'I DEĞİŞTİRMEKTİR''

Numan Kurtulmuş, ''Türkiye'de bugünkü rakamlarla giderse, (2023 yılında) aşağı yukarı işsizlik oranı yüzde 50-55 seviyesine çıkacaktır. Cari açık artık kontrol edilemez noktalara gelecektir. Yani bu mevcut 'istikrarla' işin devam ettiğini varsayarsak, Türkiye'nin geleceği nokta burasıdır. Dolayısıyla Türkiye'nin hızlı bir şekilde makas değiştirmek mecburiyeti vardır. Türkiye'nin hızlı bir şekilde ekonomik sistemini değiştirmesi gerekiyor. Bizim HAS Parti olarak en temel vaadimiz ekonomide 'makas'ı değiştirmektir. Türkiye'de reel ekonomiye istihdama gerçek anlamda kalkınmaya dayanan yeni bir ekonomik modele ihtiyacımız vardır'' diye konuştu.

Ekonomik programlarının en temel hedefinin ayrımcılığı ve yoksulluğu ortadan kaldırmak olduğuna işaret eden Kurtulmuş, Türkiye'deki en temel sıkıntının, ''biri yer biri bakar'' ekonomisine sahip olunması olduğunu, böyle bir ekonominin devam edemeyeceğini kaydetti.

Kurtulmuş, ekonomi politikalarının unsurlarının ''katılımcı yerel kalkınma modeli'', ''sınır aşan sinerji koridorları'', ''üretici birliklerine dayalı tarımsal kalkınma'', ''esnafı güçlü hale getirme'', ''sosyal refahı artırma projeleri'' ve ''Ar-Ge ve ileri teknoloji yatırımları'' olduğunu anlattı.

Türkiye'nin cari açık ve iç borç sorununu çözeceklerini, adil bir vergi sistemini kuracaklarını anlatan Kurtulmuş, ''Cari açık hükümetler tarafından yurt dışına verilmiş siyasi bir rüşvettir. 'Aman ha hükümetimize dokunmayın' rüşvetidir. Bu cari açığı çözeceğini söylemeyen hiçbir siyasetçiyi de dinlemeyin. Cari açığın kaynağı, düşük kur-yüksek faizdir. Öncelikli olarak, Türkiye'nin özellikle döviz kurunun çeşitlenmesi için komşular üzerinden ortak bir para birimi üzerinden ticaret yapması lazım. Böylece dışarıya döviz akımını engeller'' dedi. (AA)

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler