17 Aralık 2017 Pazar
  • Altın155,835
  • BIST109.330
  • Dolar3,8638
  • Euro4,5501
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1439
  • İstanbul14 °C
  • Ankara11 °C
  • İzmir15 °C
  • Konya8 °C
  • Adana14 °C
  • Antalya17 °C
  • Diyarbakır7 °C
  • Bursa18 °C
  • Kayseri6 °C
  • Kocaeli16 °C
  • Şanlıurfa11 °C
  • Gaziantep10 °C
  • İçel15 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Türkiye normalleşiyor"
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Türkiye normalleşiyor. Hukukun üstünlüğü elbette olmalı doğrudur ama üstünlerin hukuku olmamalıdır'' dedi.
"Türkiye normalleşiyor"
22 Şubat 2010 / 16:31 Güncelleme: 22 Şubat 2010 / 16:31

Arınç, CNN Türk'te ''Tecrübe Konuşuyor'' programına katılarak, gazeteciler Hasan Cemal ve Cengiz Çandar'ın sorularını yanıtladı.

''(Türkiye'de muhtıra veriliyor ama bunun hesabı sorulmuyor, bunu bizzat yazan Genelkurmay Başkanı bunu açıkça söylüyor fakat bunun hesabı sorulmuyor) deniyor. '28 Nisanın hesabı sorulmuyor'. Şimdi bir anlamda hesapların sorulduğu bir düzene mi gidiyoruz? Normalleşmeye mi gidiyoruz'' şeklindeki bir soru üzerine Arınç, ''Ben de aynı kanaatteyim, Türkiye normalleşiyor. Hukukun üstünlüğü elbette olmalı doğrudur ama üstünlerin hukuku olmamalıdır'' diye konuştu.

Kimsenin hukukun üstünde olmaması ve her şeyin hukuk devleti içerisinde sorumluluk, şeffaflık ve hesap verebilirlik noktasında cereyan etmesi gerektiğini ifade eden Arınç, şunları kaydetti:

 ''Şimdi bildiğiniz gibi bir 'ihsası rey' tartışması oldu bugünkü tartışmalar içerisinde. Bir 'ihsası rey' konusunun ne olduğunu anlamak için Yargıtay Başkanı olmak gerekmiyor, sizin benim gibi hukuk fakültesini bitirmek gerekmiyor. Sokaktaki bir insana sorsak 'ihsası rey' nedir?' diye, 'reyini, düşüncesini, kararını önceden belli etmek ve bunu ifade etmek' olarak algılayacaktır. Şimdi Yargıtay Başkanı, 'Erzurum'daki savcının yaptığı yanlıştır. Erzincan Başsavcısı bu işlerde haklıdır' derse, o zaman sokaktaki bir insan olarak benim şunu sormam lazım: Peki yarın bu Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı hakkında dava açılırsa bunun yargılama yeri Yargıtay 5. Ceza Dairesi. Bugünden bu soruşturmanın haksız olduğunu söyleyen Yargıtay, yarın önüne gelen bu davada nasıl bir karar verecek? Diyelim ki ağır cezada yargılandı. Emir merci neresi yine Yargıtay. Dolayısıyla hiç bir hakim önüne gelecek bir dava, bakacağı bir dosyayla ilgili olarak hiç bir zaman görüşünü ifade etmemeli. Bizim hukuktan, hakimlik sanatından anladığımız hep bu olmuştur. Yarın önüne gelmesi muhtemel bir olayla ilgili olarak ne Anayasa Mahkemesi Başkanı ve üyeleri ne Yargıtay'ın Başkan ve üyeleri hele hele HSYK hiç bir şekilde görüşünü ifade etmemeli.''

''Onlarda sizin hükümetinizi yargıya ve yargının bağımsızlığına darbe vurmakla ve yargıyı siyasetinize alet etmekle suçluyorlar. Bu suçlamaya ne diyorsunuz'' sorusunu Arınç, ''Hükümet hangi yetkisi ile yargıya müdahale edebilir? Bugün Adalet Bakanlığı'nın yaptığı tek şey icra memurlarıyla, infaz koruma memurlarının atamasını yapmak. Hangi savcı ve hakim üzerinde Adalet Bakanı'nın 'şu davayı aç, bunu böyle yap' deme yetkisi, yani kanunun hangi yerinde yazıyor? Bütün bu yetkiler yargının kendisine tanınmıştır'' şeklinde yanıtladı.

''Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) içerisinde Adalet Bakanı ve Müsteşarın üye olarak bulunması''nın söylendiğini hatırlatan Arınç, 7 kişi içinde 5 kişinin zaten aldıkları bütün kararları oy çokluğu ile alabildiklerini kaydetti.

''Hepsinde de zaten oy çokluğu olması da dikkat çekicidir. Bunlar hep 5'e 2 mi kalıyorlar?'' diye soran Arınç, şöyle konuştu:

''Bu nasıl bir bloktur ki iki kişi burada sembolik olarak yani HSYK'nın bütçesini, özlük haklarını gözeten bir makam olarak sadece sembolik açıdan, Adalet Bakanı'nın başkan olarak bulunması, bu bağımsızlığı zedeleyen, gölgeleyen bir unsur değil. Hiç bir AB ilerleme raporunda bu yargıya müdahale olarak görülmedi. Ama bütün ilerleme raporlarında yargının bağımsız olduğu kadar tarafsız olması gerektiği ve buna yönelik tedbirlerin alınması gerektiği düşünüldü. Biz yargının neresine müdahale etme hakkına sahibiz? Zaten Danıştay hiç kendisiyle ilgili olmayan konularda bile hükümeti hedef alan açıklamalar yapabiliyor ve bir muhalefet kurumu gibi yürütmenin eylem ve işlemlerini durdurma konusunda büyük bir hassasiyetle çalışıyor. Yürütme ona karşı ne yapabilir?''


-''3 ERKİN KENDİ SINIRLARI İÇERİSİNDE İŞ BİRLİĞİ...''-


''Bir yerde 'esas yargı, yürütme ve yasamanın üzerinde' mi diyorsunuz?'' şeklindeki bir soru üzerine Arınç, 1960'a kadar ''Egemenlik milletindir'' derken millet bu egemenlik hakkını seçtiği vekiller vasıtasıyla Meclis'te kullanır görüşünün olduğuna dikkati çekerek, darbeden sonra bunun 1961, 1981, 1982 Anayasalarıyla 3'e bölündüğünü, 3 erkin ortaya çıktığını anlattı.

Asıl olan bu üç erkin birbirinden bağımsız olarak birbirine müdahale etmeden kendi sınırları içerisinde bir işbirliği yapması olduğunu hatırlatan Arınç, şöyle konuştu:

''Şimdi ben bir kanun çıkarıyorum bir anayasa değişikliğine gidiyorum. Yenisini yapamıyorum da ancak yaptığım Anayasa değişikliği bunun bir balans içerisinde kademe kademe önünde engeller var. En başta Cumhurbaşkanına gidiyor isterse bir daha geri döndürebiliyor. Biz ikinci defa çıkarırsak. O zaman Anayasa Mahkemesi yargısal denetimi var. İsterse Cumhurbaşkanı gidiyor isterse ana muhalefet gidiyor. İsterse 110 milletvekili başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişikliklerini şekil bakımından, diğerlerini esas bakımından inceliyor. Ama zaman zaman içine giriyor şekilden başlıyor usulden çıkabiliyor. Böylesine bir sistem içerisinde yasamanın önünde hiç bir zaman sınırsız bir egemenlik olmadığına göre, yargı aynı zamanda kararlarıyla yürütmeyi durdurabiliyor. Yasamaya ben böyle iptal ettim de diyebiliyor ama yargının bir kararına karşı yürütmenin bir müdahalesi yok.''


-YARGI REFORMU-


''Yargı reformunun 8 yıldır neden gerçekleştirilmediğine'' dair bir soruya Bülent Arınç, AK Parti'nin iktidara geldiğinden bu yana nitelikli bir çoğunluğuna sahip olduğunu belirterek, ''Biz gerektiği her yerden Anayasa değişikliği yapmayı da hem düşündük hem başardık. Şimdi bu Anayasaya baktığımız zaman, 27 Aralık 2002'den başlayarak şu ana kadar 35 maddesini değiştirmişiz'' dedi.

Üçte birinden fazlası değişmiş durumda olan Anayasanın ''akordunun bozulduğunu'' ifade eden Arınç, ''Ahenk kalmadı, birbirinden irtibatları koptu, zaten anlaşılmaz bir dille yazılmıştı, iyice içinden çıkılmaz halde. Yeni Anayasaya, sivil, demokrat, çağdaş bir Anayasaya ihtiyaç var. Ama o konuda yapılanlar ve onun başına gelenler şimdilik bahsimizin dışında. Yani Anayasa değişikliği konusunda cesur, kararlı davranılmış bir noktaya gelinmiş'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanının da ''fırsat kaçtı'' demesinin yeni bir Anayasa yapılması kapsamında olduğunu söyleyen Arınç, küçük, dar çerçeveli, mini paketler halinde yeri geldiğinde yeni Anayasa değişikliklerinin yapılması gerektiğini de ifade ettiğini söyledi.

Arınç, ''Ama her şeyi yeni baştan ele alıp bugünkü 2010 yılında 21. yüzyıl perspektifinde AB ile müzakerelerin neredeyse yarısını tamamlamış bir ülkenin demokrasi ve hukuk standardının yükseltebilecek yeni bir Anayasa yapma konusunda, ben de aynı fikirdeyim, yani bütüncül bir yaklaşımı bu dönem için kaçırmış durumdayız'' şeklinde konuştu.

''Bütüncül olmayan Anayasanın kapsamının'' sorulması üzerine Arınç, şöyle konuştu:

''Bir yargı reformu yapacaksak, yüksek yargının kendisi içerisinde hangi konularda reform yapılması gerektiğinde birleşmiş olması lazım. Bu çok naif bir düşünce belki ama başıma geldiği için söylüyorum, ben Meclis Başkanıyım 2004'te bildiğim kadarıyla, Anayasa Mahkemesi Başkanı sayın Mustafa Bumin bana geldi. Daha önce de Adalet Bakanıyla görüşmeleri olmuş. Onlar Anayasa Mahkemesi için, bugün de doğruluğuna inandığım bir değişiklik yapılması konusunda bir rapor getirdiler. Şu anda asıl ve yedek üye ayrımı var bu ayrım kaldırılsın, iki daire halinde çalışabiliriz, yaş belki 67 olabilir. Bir de Meclisin de anayasa mahkemesine üye seçmesi konusunda bir formül.

Çok enteresandır hemen ertesi günü o zamanın Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya, o randevu istedi geldi bunların pek çoğuna karşı çıktıklarını ifade etti. Ondan bir gün sonra Danıştay Başkanı Sayın Enver Çetinkaya geldi, o da pek çok şeye karşı çıktıklarını ifade etti. Yani şu anda bile Yargıtay, Anayasa Mahkemesi'nin bazı görevlerine taliptir o konuda onların işlevsizliğini isterler. Bazı konularda Anayasa Mahkemesi, Yargıtay'ın bazı konularda yetkilerine karşıdır. Danıştay ise başka bir perspektiften bakarak çekişmeyi sürdürüyorlar.''

Bireysel başvuru konusunu Anayasa Mahkemesi istese bile Yargıtay'ın buna kesinlikle karşı olduğunu söyleyen Arınç, Yargıtay, Yüce Divan sıfatıyla onların yargılama yapmasına karşı olduğunu kaydetti.

Arınç, ''Bir siyasi gücün yasama gücüne bir teklif götürmesi engellenebilir mi? Engellenmemeli yani yasama bütün bunlara bakarak, kendince doğru olduğu bir anayasa değişikliğini yargı reformu olarak bitirebilmelidir. Biz bunun hazırlıklarını daha çok milletvekiline sahip olduğumuz için yapmıştık. Masamızın üzerinde bugün her hal ve şart altında 'beğen beğen al, seç seç al' diyebileceğimiz Anayasa değişiklikleri paketleri duruyor'' şeklinde konuştu. AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler