YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Türkiye asla ve asla Libya halkına silah doğrultmayacak"
Erdoğan, grup toplantısında konuştu. BDP'li Sabahat Tuncel'in polisi tokatlamasına değinen Erdoğan "Bu densizliğin hesabı sorulsun"derken Türkiye'nin Libya halkına silah doğrultan taraf olmayacağını söyledi
"Türkiye asla ve asla Libya halkına silah doğrultmayacak"
22 Mart 2011 / 12:20 Güncelleme: 22 Mart 2011 / 20:45

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye'nin asla ve asla Libya halkına silah doğrultan taraf olmayacağını'' belirterek, ''Bölgemizde bir tarih yazılıyor. Türkiye, bölgede tarihe not düşüyor. Herkesin bu anlayışla hareket etmesini, küçük hesapların peşine takılmak yerine, sorumlulukla olaylara bakmasını rica ediyorum'' dedi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, Libya'daki olaylara değindi. ''Şu anda Libya'da devam eden operasyonunun, Libyalılar ve bölge ülkeleri tarafından petrol ve çıkar amaçlı bir operasyon olarak algılanıyor olması, Batı'nın müdahalesi olarak algılanıyor olması, bizim haklılığımızı zaten ortaya koymuştur'' diyen Erdoğan, istişarelerine devam ettiklerini söyledi.

Libya halkının esenliğini, huzurunu, Libya'nın iç barışını temel hedef olarak gördüklerini, bunu sağlayacak şekilde adımlar atılması için temaslarını yoğun şekilde sürdürdüklerini anlatan Erdoğan, ''Şunun da altını çizerek söylüyorum; Türkiye asla ve asla Libya halkına silah doğrultan taraf olmayacak'' dedi.
Türkiye'nin politikası ve tavrının son derece net olduğunu ifade eden Erdoğan, sonuç getirecek, Libya'nın iç barışını tesis edecek çabalara da Türkiye'nin her zaman destek olmaya devam edeceğini kaydetti.

Şu anda Bahreyn'de, Yemen'de devam eden olaylar karşısındaki kaygılarını, endişelerini de gerekli platformlarda dile getirdiklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
''Özellikle Bahreyn'de bir mezhep çatışmasının endişesini taşıyoruz. Değişim adı altında mezhep çatışmasına dönüşmesi, bizleri ciddi manada rahatsız etmektedir. Bunu önlemek için yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyoruz. Bahreyn ile birlikte Yemen'de, Suriye'de hiç arzu etmediğimiz sonuçların ortaya çıkmaması için hiçbir ülkenin yapmadığı kadar yoğun temas trafiği yürütüyoruz. Sorumluluğumuzun farkındayız.

Bu bölgede bilesiniz ki AK Parti iktidarı döneminde ne olursa muhakkak Hükümetimiz orada yer alacaktır, oraya tribünden bir izleyici, seyirci olarak kalmayacaktır. Bölgedeki değişimin olumlu yönde seyretmesi için yoğun gayret içindeyiz. Ümit ediyorum ki bölgedeki değişim, Libya'dakinden farklı olarak tabii seyrinde ve sağlıklı zeminde ilerler, ülkelerin ve halkların refahını, huzurunu artıracak bir istikamette seyreder. Bunu sağlamak için Türkiye olarak gerekli tavsiyelerimizi sürdüreceğiz. Bu hassas süreçte gerek ben, gerek başta Dışişleri Bakanı ve diğer bakan arkadaşlarım başta olmak üzere hep birlikte bir gayretin içindeyiz ve herkesin büyük bir hassasiyet içinde olması gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Bizim iktidar olarak yanımızda anamuhalefeti ile muhalefeti ile yazarıyla, çizeriyle herkesin bu sürece destek vermesinin çok büyük önem arzettiğini hatırlatmakta fayda görüyorum.

Bölgemizde bir tarih yazılıyor. Türkiye, bölgede tarihe not düşüyor. Herkesin bu anlayışla hareket etmesini, küçük hesapların peşine takılmak yerine, sorumlulukla olaylara bakmasını rica ediyorum.''

"BUNUN HESABI SORULSUN"

Erdoğan, BDP'li Bengi Yıldız ve Sebahat Tuncel'in, Nevruz kutlamalarındaki tavırlarını eleştirerek, ''Milletvekili sıfatına rağmen eline taş alıp sokaklara çıkacak kadar, kamu görevlisine elini kaldıracak kadar aklını, mantığını, izanını yitirenlere rağmen millet sağduyu içinde kutlamasını yaptı'' dedi.

Nevruz Bayramı'nın tüm millete, kardeş ülkelere, insanlığa hayırlar getirmesini temenni eden Başbakan Erdoğan, ''Baharın müjdecisi olan Nevruz'un özellikle bugünlerde bir kez daha derin acılar yaşanan coğrafyamızda yüreklerde de ruhlarda da bahara vesile olmasını niyaz ediyorum'' dedi.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bahar, yenilenme, tazelenme anlamını taşıyan, bunun yanında kardeşliği, dayanışmayı, barışı simgeleyen Nevruz'un bu yıl da bazı şehirlerimizde şiddet eylemlerine dönüştürülmek istendiği gördük. Neyse ki milletimiz istismara, tahriklere kulak asmadı. Milletvekili sıfatına rağmen eline taş alıp sokaklara çıkacak kadar, kamu görevlisine elini kaldıracak kadar aklını, mantığını, izanını yitirenlere rağmen millet sağduyu içinde kutlamasını yaptı. Bir milletvekili, milletvekilliği onurunu, şerefini, milletin kendisine yüklediği emaneti bu kadar ayaklar altına alabilir mi? Gençleri tahrik etmek, sokağa dökmek, şiddeti teşvik etmek için her türlü kirli tezgahı kuranlar şimdi de bizzat kendileri şiddete başvurmaya başladılar.

Dokunulmazlık zırhının ardına sığınıp polise tokat atmak en hafif tabiriyle densizliktir. Bu olayla ilgili derhal hukuki sürecin başlatılmasını istiyoruz. Bu densizliğin hesabının hukuk çerçevesinde mutlaka sorulmasını istiyoruz. Bunun da sonuna kadar takipçisi olacağız. Benim Kürt kökenli vatandaşımın da kendisini temsil ettiği iddiasında olanların nasıl bir ruh hali içinde olduklarını görmelerini istiyorum. Bunlar şiddetten, tahrikten, istismardan besleniyor. İstismar zeminleri kayboldukça bunlar da kendilerini kaybediyor. Ellerine taş alarak, polise tokat atarak bizzat kendileri şiddet uyguluyor. Gençleri sokağa dökmek istediler, başaramadılar. 4-5 yaşında çocukların ellerine taş verdiler, kendi kirli emelleri için çocukları kullandılar, başarılı olamadılar. Şimdi herhalde iş başa düştü şiddeti kendileri ele aldılar. Gereken yapılacak, hukuk çerçevesi içinde bu şiddetin hesabı da sorulacaktır. Ben milletimize sağduyusundan dolayı teşekkür ediyorum.''

AA
 

 

 

 

 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler