YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Suriye'de dünya savaşının bir prototipi sergileniyor!
Hükümet Sözcüsü Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, "Suriye'deki savaşta birçok ülke var. Koalisyon güçlerinin iyi belirlenmiş bir plan çerçevesinde hareket etmediğini görüyorum. Burada dünya savaşının bir prototipi sergileniyor" dedi.
Suriye'de dünya savaşının bir prototipi sergileniyor!
01 Ekim 2015 / 07:30 Güncelleme: 01 Ekim 2015 / 07:37

Kanal A ekranlarında yayınşanan A Politik programına konuk olan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş, Suriye'de demokratik bir çizgiye geçiş sürecinin nasıl ve ve ne şekilde gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.

Kurtulmuş ayrıca mülteci sorunuyle birlikte ABD ve Rusya'nın Suriye tavrını değerlendirdi.

İşte Numan Kurtulmuş'un konuşmasından satır başları:

"İstikrarsızlık tüm bölgeye etki ediyor"

"Bu rehine olayı bize bir şeyi gösteriyor. Ortadoğu'da maalesef sıradan insanların dahi hayatının hiç bir şekilde garanti altında olmadığını görüyoruz. Irak'ın iç ihtilafları ile hiç bir ilgisi olmayan, Türk askeri değil, Türk polisi değil orada işçi kardeşlerimiz ekmeklerini kazanmak için gayret ediyorlar.  Bu insanlar karanlık bir takım çeteler tarafından kaçırılarak alıkonuluyor. Bu bir kere gerçekten vahim bir olay.

Ne yazık ki bölgede bir süredir uygulanan politikalar dolayısıyla maalesef bölge ülkelerinin 8-9 tanesi yönetilemez hale geldi. Irak üç'e bölündü. Suriye belki 33'e bölündü. Hatta belki şehir şehir, kasaba kasaba bölündü. 

Efendim Lübnan aynı şekilde, Yemen ikiye bölündü. Libya fiilen ikiye bölündü. Mısır siyaseten ikiye bölündü. Bütün bölge ülkelerinde bir istikrarsızlık var. Bu istikrarsızlıkta hemen herkese etki ediyor. Bizim işçilerimizin kaçırılması, Irak'taki istikrarsızlığın çok büyük bir yansıması idi. Çok şükür hiç bir kardeşimizin burnu kanamadan getirilmiş olması, sevindiricidir ama sadece bu olay dahi olsa tek başına düşündürücüdür."

Türkiye Suriye politikalarının dışına itiliyor" iddiası ne anlama geliyor? Geçiş süreci Esed'le mi olacak?

"Bugün 2011 yılının Ağustos ayında verdiğim bir demeci yeniden hatırladım ve arşivlere giderek buldum. Daha Suriye olayları yeni başlamış ve olayların bir iç karışıklığa doğru gideceği belli. O zaman şunu söylemişiz: 

"Buraya büyük güçlerin gelmesini ve büyük güçlerin burada kendi güç kendi alanları oluşturmasının önüne geçmek ve Suriye üzerinden bölgesel büyük bir savaşın ortaya çıkmasını engellemek için Türkiye başta olmak üzere bölge ülkeleri çok daha kuvvetli inisiyatif almalılardır."

Maalesef bu olamadı. Türkiye, Suudi Arabistan, Ürdün, o zaman ki Mısır bu bölgede Suriye meselesinin bu noktaya gelmesini engelleyecek bir takım imkanları ortaya koyabilir. Bir takım araçları geliştirebilirdi."

"Yine 2011'in Ağustos ayında söylediğimiz teklifte İslam İşbirliği Teşkilatını, Birleşmiş Milletler Teşkilatını, Arap Ligi'nin devreye girerek dışarıdan gelecek güçlerin müdahalesi yerine bölge ülkelerinin nezaretinde Suriye'de bir geçiş sürecinin sağlanması... Bugün oraya gelindi. Ama 5 sene sonra gelindi.  Evet Esed Rejimi'nin 1 yıllık bu süreçte yönetimde bulunması.

Yeni anayasa, yeni bir seçim yasası, Baas Partisi'nin kapatılması ama eli kanlı olmayan bütün siyasi aktörlerin, toplumunun bütün kesimlerinin işin içerisine katıldığı bir süreç olsun ve 1 yıl içerisinde Suriye demokratik sürece geçsin. Ne yazık ki bu yapılamadı. Bu yapılamadıktan sonra bölgede iki gelişme oldu. Önce bölgesel ve küresel güçlerin tamamı, Suriye'yi bir manivela olarak kullanarak kendi bölgesel güçlerini artırmaya çalıştılar. Birincisi bu.

İkincisi örgütleri kullanan bir takım küresel güçlerde, Suriye'de bir örgütler konfederasyonu oluşmasına zemin hazırladılar. Belki bunu istemediler ama sonuç buraya çıktı. Bu örgütler silahlarını nereden alırlar? Efendim siyasi desteklerini nereden alırlar bu örgütler? Bu IŞİD dediğiniz, DAEŞ dediğiniz örgüt nasıl oldu da birden bire ortaya çıktı? Ve Musul gibi büyük şehirlerde dahil olmak üzere, elini kolunu sallayarak aldı ve geldi. PYD nasıl oldu da eski Suriye'de kimlik kartları bile olmayan bir etnik kimlik üzerinden geldi, çok hızlı bir şekilde kantonları ilan ederek neredeyse Suriye'nin kuzeyinin tamamını ele geçirmiş oldu."

"Bütün bunlar bizi şuraya götürüyor. Büyük güçler 1990'da soğuk savaşın sona ermesinden hemen sonra yeni bir dünya sistemi kuramayınca, yeniden dünya üzerinde kendi güçlerini artıracak bir  güç çatışmaları stratejisi izliyorlar. Bunun için de elverişli ortam Ortadoğu ortamıdır. İşgallerin olduğu, kanın, gözyaşının, iç savaşların olduğu... Ve ne yazık ki Ortadoğu'da son 5 yıldır Suriye'dir.  Tam tabiri ile 'Filler tepişiyor, çimler eziliyor' olan garip Suriye halkına oluyor. Bugün bile geç kalınmış noktadır. Ama hala çözüm budur. Burada Suriye'de demokratik seçimlerin önü açılarak, Esed'in belki bir süre kısa bir süre geçiş ama mutlaka Esed'siz, Baas'sız bir yeni Suriye'nin kurulması şarttır. "

ABD'nin Suriye'de Rusya ile anlaşması Türkiye'nin imzaladığı İncirlik Anlaşmasını boşa mı çıkardı?

"Şimdi buradaki temel sıkıntılardan birisi bu. Mümkün olduğunca ölçülü bir dille söylemeye çalışacağım. Suriye meselesine başından beri müdahale eden uluslararası camia, koalisyon güçleri... Maalesef hiçbir ülkenin elinde Suriye sorununu nasıl çözeceğine dair bir fikri olmadı. Zaman zaman kanaatlerini değiştirdiler. Rusya biraz daha netti. Ama Amerika, İngiltere, Fransa gibi ülkelerin deneme yanılma metoduyla hareket ettiklerini gördük.

Başta Baas Rejimi gitsin diyenlerin, sonra Esed gitsine çevirdikleri, sonra Esed rejimi kalsın'a çevirdikleri.... Şimdi öyle bir noktaya geldi ki bazıları hem Baas kalsın. Hem Esed kalsın noktasına geldiler. Şimdi bu ne yapacağını bilememiş olmanın verdiği ama bir taraftan da buradan biz gücümüzü eksiltmeyelim politikasının verdiği bir çatışma var. Dolayısıyla ben koalisyon güçlerinin de çok iyi belirlenmiş bir plan çerçevesinde hareket etmediğini görüyorum. Burada dünya savaşının bir prototipi sergileniyor."

"Suriye'de vekalet savaşları var. Suriye'de herkes var. Örtülü ya da açık bir şekilde var. Ama dünyanın bütün orduları oraya gelse de bu savaşın sahada kazananı yok. Bundan sonra Suriye'de barışı kuran kazanacak. Biz Türkiye olarak baştan beri hep bu perspektife sahip olduk. Bu perspektifi keşke ortaya koyabilecek siyasi araçlarımız da olsaydı. Doğru şeyler söyledik ama bu doğru şeyleri gerçekleştirecek siyasi araçlarımızı oluşturamadık.

Avrupa'nın mülteci sorununa bakışı değişti mi?

"Aylan bebekten sonra uyandığını varsaydığımız Avrupa kamuoyunun baskısı ile diyorlar ki size 1 milyar dolar yardım edelim. Teşekkür ederiz. Bu yardımı yapsalar da yapmasalar da, biz bir insanlık vazifesi olarak bir komşuluk vazifesi olarak, kardeşlik vazifesi olarak, nasıl geçmiş dönemde İspanya'dan kaçan Yahudilere yaptıysak, Balkanlardan kaçanlara yaptıysak, Kafkaslardan Rus zulmünden kaçanlara yaptıysak, Saddam'dan kaçanlara yaptıysak, Suriye'de Esad'tan kaçanlara da bu yardımı bu desteği yapacağız. Bu bizim boynumuzun borcudur. Bu toprakların adı Darüsselam'dır. Anadolu toprakları insanları bir ana gibi sarıp sarmalar kim gelirse gelsin. Acak sadece maddi olarak değil. Buyurun bu taşın altına hep beraber elimizi koyalım."

"Ama maalesef burada bir çifte standardın olduğunu açık bir şekilde ifade etmemiz lazım. Hiç kimse Türkiye'ye, "Siz bir toplama kampı gibi olun. Dünyanın dört bir tarafından gelen insanları siz buralarda barındırın. Bizde size üç beş kuruş verelim...." diyemez. Türkiye'nin hiç kimseden sadaka almaya ihtiyacı yoktur. Yardım ve desteği Türkiye'ye değil. Küresel mülteci sorununa yatırım yapacaklar. Suriye meselesi gibi mülteci sorunu da üzerinde uzlaşılamayan bir konudur. Gelişmiş dünya mülteciler konusunda iflas etmiştir."

 

KANALAHABER.COM / ÖZEL İÇERİK

 

 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler