YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Sular, yokuş yukarı akmaz"
"Sular, yokuş yukarı akmaz"
"Sular, yokuş yukarı akmaz"
08 Nisan 2008 / 12:32 Güncelleme: 08 Nisan 2008 / 00:00

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugüne kadar millete bedel ödetecek hiçbir uygulamaları olmadığını, bundan sonra da olmayacağını vurgulayarak, ''Şunu herkes bilsin ki sular yokuş yukarıya akmaz, Türkiye, demokrasi mecrasından geri döndürülemez'' dedi.


Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, bugün ne diyeceğinin her zamankinden daha çok önem taşıdığını vurgulayarak, şunları söyledi:


''Zira siyasette önemli olan, demokratik duruşunuzu sağ-sol yapmadan ortaya koymaktır. Bugünler elbette geçecektir. Türk demokrasisi, kurum ve kurallarıyla inanıyoruz ki mevcut sorunlarını aşabilecek tecrübe ve olgunluğa sahiptir. Bugünlerden geriye sorunlar değil, onların nasıl çözümlendiği, siyasi aktörlerin bu süreçte ortaya nasıl bir duruş koydukları kalacaktır.


İçinde bulunduğumuz süreç ülkemize hizmet aşkımızdan, demokrasi mücadelemizden hiçbir şey eksiltmeyecektir. Biz, 'Herkes için her vatandaşımız için daha çok demokrasi, daha çok refah' ilkesiyle yola çıktık, bundan sonra da bu istikamette yürüyeceğiz. Halkımızın aklına, vicdanına, hissiyatına tercüman olmaya devam edeceğiz. Milletimize güveneceğiz ve milletimizin hukukunu sonuna kadar savunacağız.


Bugüne kadar milletimize bedel ödetecek hiçbir uygulamamız olmadı, bundan sonra da olmayacaktır. Şunu herkes bilsin ki sular yokuş yukarıya akmaz, Türkiye, demokrasi mecrasından geri döndürülemez.


Dolayısıyla biz yine, demokrasiyi, hukuk devletini, milli menfaatlerimizi,70 milyon insanımızın mutluluğunu, 81 vilayetin yollarını, 40 bin köyümüzün yolunu, suyunu, enerjisini, sularını, şehirlerimizin mamur hale gelmesini, üretimi, istihdamı, rekabeti düşünmeye, halkımızın sağlığına varıncaya kadar meseleleri için çare ve çözüm üretmeye devam edeceğiz.''


"Bugüne kadar ülkemizi, milletimizi düşündük"


Demokrasinin, hukuk devletinin yollarını açmayı, ülkenin istikbalini aydınlatmayı sürdüreceklerini bildiren Erdoğan, ''Bugüne kadar kendimizi değil, ülkemizi, milletimizi düşündük, bundan sonra da aynı yolda yürüyeceğiz'' dedi.


Modern dünyanın ayrılmaz bir parçası olarak Türkiye'nin çağdaşlaşma mücadelesini sürdüreceklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, ''Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti karakteri güçlenmeye devam edecektir'' diye konuştu.


Halka güvenmeyenlerin düşüncelerinin farklı olabileceğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


''Biz, halkımız gibi düşünüyoruz. Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği için müzakere kararı alındığında da milli gelirimiz ve ihracatımız üçe katlandığında da hedefimiz, Türkiye'nin aydınlık geleceğinden başka birşey değildi.


"Kavganın, öfkenin tafartarı olmadık"


Cumhuriyetimizin 100. yılına odaklanan bir iktidar partisiyiz. 70 milyonun hukukunu savunuyoruz. Bu ülkenin 80 vilayetinde milletvekili çıkardık. Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünün teminatı olduğumuz gibi, bu iddiaya ulaşan, bu ölçekte ülkemizi bir bütün olarak temsil eden başka bir parti yoktur.


Kavganın, gerilimin, öfkenin tarafı olmadık, değiliz. Milletimizden yanayız ve milletimiz gibi düşünüyoruz.


22 Temmuz akşamı dediğim gibi; biz yalnızca bize oy verenlerin değil, bize oy vermeyenlerin de emanetini taşıyoruz.


Türkiye, 2002 Kasım'ından bu yana daha güçlü, daha kalkınmış bir ülke olma, daha mutlu, müreffeh yarınlara ulaşma adına doğru olanı yapıyor, doğru istikamette ilerliyor. Bu istikamet, milletimizin gösterdiği istikamettir. Türkiye için yegane doğru istikamettir. Şartlar ne olursa olsun, asla dışına çıkmamamız gereken istikamettir.''


"Türkiye ile kucaklaşmanız gerekir" 


Başbakan Erdoğan, 14 Ağustos 2001 yılından bu yana milletin iradesi ve beklentileri doğrultusunda bir yandan Türkiye'yi yaşadığı ağır sıkıntılardan, zorluklardan çıkarmanın, bir yandan da çocuklara yepyeni, aydınlık bir gelecek inşa etmenin mücadelesini verdiklerini anlatarak, ''Bu mücadeleyi milletimizle el ele, gönül gönüle vererek, bu ülkenin gelecek hedeflerine kilitlenerek yürütüyoruz'' dedi.


AK Parti'nin tek gündeminin, milletin de temel beklentisinin bu olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:


''Geçen zaman zarfında bir hususu çok açık ve net olarak müşahede ettik: Türkiye'nin nabzını Ankara'da oturarak tutmanın imkanı yoktur.


Türkiye'nin gelecek heyecanını, çocuklarımızın taze umutlarını, insanımızın üretim azmini Ankara'da oturup sağır koridorların, aşılmaz duvarların, kapalı kapıların ardından duymak mümkün değildir.


Ankara'da felaket senaryoları yazmayı, boş vehimler üretmeyi, düz giden işleri sekteye uğratmayı kendine iş edinmiş olanlar var. Eğer kendinizi bu atalete teslim ederseniz, Türkiye'nin nasıl bir azim ve heyecanla geleceğe doğru ilerlemekte olduğunu asla bilemezsiniz.


Bu ülkenin bütün şehirlerinde, bütün ilçelerinde, bütün köylerinde artık büyüklüğüne yakışan bir ülke olmanın umudu, hayali yeşermiş durumdadır. Bu dinamizmi, bu atılım heyecanını, milletimizin yediden yetmişe her ferdinin aynı kararlılıkla sahiplendiği bu varoluş iradesini görmek için Türkiye ile kucaklaşmanız gerekir.''

"Biz siyasetimizi milletimizin doğrularından çıkarıyoruz. Türkiye'nin dört bir yanından edindiğim izlenim, insanların neyin kurtuluşa götürdüğünü neyin felakete neden olacağını çok iyi bildiklerini gördük.


Bu ülke kayıp günlerini geride kalan yıllarını nasıl geri alacağını hangi partiyle geri alacağını çok iyi biliyor. Bizim bu ülkeye hizmet dışında bir muradımız olmadığını herkes çok iyi biliyor. Bizim hedefimiz ülkemizin kronik sorunlarını tek tek çözmektir. Önceliğimiz bir bütün olarak Türkiye'nin hukukudur. Bizim iyileştirme mücadelemiz saman alevi değildir. Başarılara kulp takmaya çalışanlar oldu. Bunun emin ellerin eseri olduğunu söylemeye dilleri varmadı. Yıllarca yapılan reformları yaptık. On yıllardır atılamayan adımları kararlılıkla attık. 1980 sonrası yaşanan krizleri bir hatırlayın. Her iki yılda üç yılda bir ekonomik kriz yaşadık. Şimdi böbürlenen afra tafra yapanlar var ya o dönemlerdeki hükümetlerin koalisyon ortağıydı.


Dolaşacaksın ihracaatını artıracaksın. malını pazarlayacaksın. Öyle Ankara'da yan gelip yat. Olmaz böyle. Komşu ülkeleriyle bile diplomatik ilişki kuramayan bir ülke vardı. Kriz ve kaos üreterek siyaseti tanzim etme alışkanlıklarından kurtulamadılar. Bu milleti daha iyiye götürecek reformları yapamadılar. AK Parti bunların kısırdöngülerini kırdığı için feryat figan ediyorlar.


İstikrar ve güven ortamı çok önemlidir. Bu başarıların ardında yatan gerçekler budur. Bunların söyleyemediği rakamlar ortada... Bir de bunlar kayıt altında olanlar. Demokrasi dersinden sınıfta kalan Türkiye'nin krizleri geçmişte bu ülkeye nelere mal olduğu ortada... Huklukun üstünlüğü sağlanmadan ekonomik istikrar sağlanamaz. Bu millet oyunu ne için verdiğini çok iyi biliyor. Ekonomi demokrasiden özgürlüklerden hukuktan soyutlanamaz. Bunlar evrensel kurallardır. AB hedefinden zaafiyet göstermemiz sözkonusu değildir, olamaz. Türkiye için demokrasinin evrensel standartları AB'nin üzerindedir. Önümüzdeki hafta 301'inci maddeyi Meclis'ten geçireceğimiz umuyorum..


"Diğer partilerin çözüm yaklaşımlarını bekliyoruz"


Mahkeme süreci kendi yolunda devma edecek. Arkadaşlarımızla millete bedel ödetecek bir sonuç çıkmaması yönünde karar aldık. Buradaki esas mesele davanın seyrinden haricinde siyasetin sorun çözme kapasitesi ölçülecektir. Millet menfaati için diğer partilerinde çözüm için bir yaklaşımda bulunacağını umuyoruz.

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler