YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'Şerefim evlatlarımdan önce gelir'
'Şerefim evlatlarımdan önce gelir'
04 Kasım 2009 21:06
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda konuşan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, 'Benim şerefim evlatlarımdan önce gelir' dedi ve dokunulmazlıklarla ilgili yasal düzenleme taleplerine rest çekti.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, yasama ve yürütmedeki dokunulmazlıklar ile yargıdaki ayrıcalıkların bir arada ele alınması gerektiğini belirterek, ''Sadece siyasetçiyi getirirsek, demokrasinin köküne de dinamit koymuş oluruz'' dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Başkanlığı, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Başkanlığı (TODAİ) Gümrük Müsteşarlığı, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü ile Devlet Personel Başkanlığının 2010 yılı bütçeleri kabul edildi.

Komisyonda soruları yanıtlayan Çiçek, denetim alanında birden fazla kuruluş olduğunu ifade etti.

Sayıştay ile Yüksek Denetleme Kurulunun birleştirilmesinin yararlı olacağını vurgulayan Çiçek, çalışanların özlük haklarında en ufak bir gerilemeye sebebiyet vermeksizin, bu kurumların birleştirilmesinde ve böylece bu konunun bir sonuca bağlanmasında fayda gördüklerini kaydetti.

TODAİ'nin, komisyon üyelerinin olumlu sözlerini hak ettiğini ve eğitim kurumu olmasının bilinci içerisinde görevini yapmaya çalıştığını ifade eden Çiçek, kendisine bağlandığı günden beri kuruma her türlü desteği vereceğini söylediğini ifade etti. Çiçek, ''Bu kurumun daha etkin, verimli hale gelmesi için Hükümet olarak elimizden gelen desteği bugüne kadar verdik'' dedi.

Kamu adına bir harcama yapılıyorsa, bunun denetlenmesi gerektiğini, bunun yolsuzluğun önlenmesi bakımından da önemli olduğunu vurgulayan Çiçek, şunları ifade etti:

''Türkiye'de belli bir süreden beri denetim konusu, bürokrasinin ensesinde bir kılıç gibi kullanıldı. Bu da zaman oldu ki idareyi kilitledi. Bir taraftan denetleniyor ve diğer taraftan da yetki kullanacak olan bürokrat 'acaba başıma bir iş gelir mi?' diye bir endişeyi yaşıyor. Zamanında bu denetim, yolsuzluk kavramı öylesine mesnetsiz kullanıldı ki sonuçta 'hesap soracağız' denildi ve özel bakanlık kuruldu. Hatta ifade edilir ki usul yönünden bir takım eksiklikleri bile 'gönderin yargıya gitsin...' İnsanları yargıya ulu orta gönderdiğiniz zaman o bürokratta şevk kalmaz. Bir daha kanunları yorumlamada çok mütereddit davranır. Her defasında kendisini sağlama alacak yol ve yöntemlere, yani 'bakan oluru, müsteşar oluru' gibi işi bürokrasiye, kırtasiyeye boğan bir düzen, sistem ortaya çıkmış olur.

Nitekim şu an biz TBMM'de esas itibariyle kanun yapmıyoruz. Yönetmelik çıkarıyoruz, tüzük çıkarıyoruz. Çünkü her defasında bürokrat kendisini sağlama alarak, yönetmeliğe konulacak konuyu da getirip oraya koymak durumunda kalıyor. 5, 8 maddede düzenlenecek bir konu bakıyorsunuz 30, 40, 50 madde... Bunun sebebi bu denetim korkusudur, teftiş, müfettiş korkusudur. Kaldı ki müfettişin de korkusu var. Sizin önünüze böyle bir konu geldiğinde 'bunu niye iyi incelemedin, araştırmadın?' O da 'ben yazayım, çizeyim gitsin yargıya' diyor. Şimdi bu işlerin hepsi geliyor yargıda düğümleniyor. Oradaki sıkıntılar da ortada. Türkiye böyle bir noktada yaşıyor. Bu sadece bizim hükümetimizin değil, iktidarlar da zaman içerisinde değişeceğine göre, bu her idarenin, iktidarın sorunu haline geldi. Neresinden bakarsanız bakın, içinde çıkılmaz bir konuyu konuşuyoruz. Müfettişlerin denetim yapmasını isteyeceğiz ama teftiş korkusu salınması da vatandaşımızın aleyhine oluyor.''

-YOLSUZLUKLAR-

Yolsuzlukların, mevsimlik ve tek bir tedbirle, yasayla çözülecek bir konu olmadığını, yasaların çıkarıldığını ancak daha sonra yeni tedbirlerin alınması gerektiğini söyleyen Çiçek, ''Hırsızlığın güncelleştiği, yöntem, usul, esas değiştirdiği bir dünyada, çıkardığın 3-5 sene önceki yasalar tek başına sorunu çözmeye yetmiyor'' dedi.

''Ama biz yine sözümüzün arkasındayız'' diyen Çiçek, hem bugün hem gelecekte Türkiye'nin her zaman ve her iktidarda özellikle üzerinde durulması gereken konuların başına yolsuzlukların geldiğini söyledi.

Bu konuda yapılan yasal çalışmaları anlatan Çiçek, ''Şu an yolsuzluk konusunda yasal bir eksiklik var mı dersek çok fazla eksiklik yok'' dedi.

Bugün bu suçların büyük ölçüde organize olarak işlendiğini belirten Çiçek, ''Yolsuluk meselesini değerlendirirken üçgenin, hatta bazen dörtgenin tüm ayaklarına bakmak gerekir'' diye konuştu. Çiçek, şunları kaydetti:

''Anayasa'daki dokunulmazlık kavramı yolsuzluğu himaye eden ve bundan dolayı 'Türkiye kirli bir ülke' sonucuna bizi götürecekse, bu doğru değil. Bu bir düzenleme yapılmaması anlamına gelmiyor. Yalnız TBMM'ye de haksızlık yapmayalım. Bu milletin ortalamasıyız hatamızla, sevabımızla. 'Toplumun her tarafı, bütün müesseseler düzgün bir tek siyasetçiler olmasa... Bu siyasetçiler olunca her şey kirleniyor'... Bu, doğru bir şey değil. Gerçekçi de değil, ayağı yere de basmıyor. Eğer bir düzenleme yapılacaksa, yasamadaki dokunulmazlıkları da yürütmedeki dokunulmazlıkları da yargıdaki ayrıcalıkların da üçünün bir arada bu fotoğrafın ortaya konulması lazım. Sadece siyasetçiyi getirirsek demokrasinin köküne de dinamit koymuş oluruz. Düzeltilecekse bunu beraber düzeltelim. Bunu düzenlemek için Anayasa değişikliğine 'hayır' diyeceksek, o zaman bu işler nasıl düzeltilecek?''

Çiçek, meslek dayanışmasının da yasaların önünde geldiğini ifade etti.

-''HEMEN ŞİMDİ SAVCILIĞA GİDELİM''-

CHP Antalya Milletvekili Osman Kaptan'ın ''damadının TOKİ'den ihalesiz iş aldığıyla'' ilgili basında çıkan haberlere ilişkin sorusu üzerine Çiçek, şunları kaydetti:

''Ben o haber çıktığı zaman Türkiye'de değildim. İster sade vatandaş ister unvanlı vatandaş, hepimizin görevi yasalara uymaktır. Kim yasaya uymuyorsa, şu ayrıcalıklarda kalkarsa, o zaman bu işler yoluna girecektir. Ama bir insanın dokunulmazlığı, ayrıcalığı yoksa bu işlerin soruşturmakta, neticelendirmekte kolay olacaktır. Ama iş yasalara uygun yapılıyorsa, o taktirde söylenecek fazla bir şey yok.

TOKİ bir ihale açıyor. Bu ihaleyi Ön-Ba diye bir şirket alıyor. Bu şirket işi belli bir yere kadar götürüyor sonra işi iyi gitmiyor. İdarenin, işler iyi gitmeyince yapacağı iki şey var; ya işi tasfiye edecek ya da geri kalan kısmı taahhüt edilen çerçevede, kaça anahtar teslim yapılacaksa, onun nam ve hesabına yaptırmaktır. İhaleyi alan bu şirket belli bir yere kadar yapmış, tasfiye edilmesi söz konusu olduğunda tasfiyesi uzun zaman alacağı için, mahkemeler vesaire... Kişi demiş ki 'teminatı da var, bunun bundan sonraki kısmını benim nam ve hesabıma yaptırın'... Dolayısıyla yeni bir ihale yapılmıyor.

Suç ve ceza şahsidir. Kendi hesabıma söylüyorum, benim şerefim, benim evlatlarımdan, yakınlarımdan önce gelir. Çünkü benim evlatlarıma, yakınlarıma bırakacağım temiz, dürüst bir geçmiştir. Eğer buna leke getirecek en ufak bir şey varsa ben gereğini yapmaya hazırım.   

Hangi Denetim usulünü istiyorsanız, iyi niyetli sordunuz da ben teminat vermek adına söylüyorum; isterseniz hemen buradan çıktıktan sonra, çünkü bu kişilerin dokunulmazlığı yok, düz vatandaş. Zaten konu basına intikal edince savcıların harekete geçmesi gerekir. Geçmediyse ihbar ediyorum. Dilerseniz şimdi çıkalım savcılığa gidelim, dilekçeyi de ben yapıyorum, kim haksızlık, hukuksuzluk, namussuzluk yaptıysa bunun hesabını yargıya versin. Sonuna kadar sizinle beraberim. Bir siyasetçinin bunu ötesinde verebileceği başka da teminat yoktur. Suç ve ceza şahsidir. Ben ayrıyım, onlar ayrıdır. Reşittir, dokunulmazlığı yoktur. Bu konuşmamı da ihbar kabul etsinler. Gerekirse yazılı olarak da yapmaya hazırım.''

Çiçek, MHP Sakarya Milletvekili Münir Kutluata'nın bir sorusu üzerine, ''Anayasa'nın 1, 2, 3, 4 ve 174. maddelerini hiç bir Anayasa çalışmamızda değiştirme konusu olmamıştır'' dedi.
 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler