YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Şener de dinlenmiş
Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdullatif Şener, Türkiye'de telefonunun dinlenilmediğine inanan hiç kimsenin olmadığını ve kendisinin de dinlenildiğini açıkladı.
Şener de dinlenmiş
14 Kasım 2009 / 19:55 Güncelleme: 14 Kasım 2009 / 19:55

Partisinin Mersin İl Binası'nın açılışını gerçekleştirmek üzere kente gelen Abdullatif Şener, 'Başbakan Şener' sloganlarıyla karşılandı. Önce parti binası önünde yer alan cadde üzerinde açık hava toplantısı gerçekleştiren Şener, daha sonra TP Mersin İl Binası'nın açılışını yaptı ve burada gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Şener, TP'nin bölgesel veya belirli illere özgü bir parti olmaktan öte Türkiye'nin tamamına yayılan ve her bölgede güçlü bir tabanı olan siyasi bir hareket olduğunu ifade ederek, bazı siyasi partilerin Doğu'da olduğunu ancak Batı'da hiçbir tabanının bulunmadığını ancak kendilerinin Türkiye'nin doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine kadar her yerinde olduğunu ve güçlü bir şekilde yolunda yürüdüğünü savundu. Uluslararası bir güce ya da herhangi bir holdinge sırtlarını yaslayarak siyaset yapmadıklarının altını çizen Şener, en büyük güçlerininse halkın kendisi olduğunu ve siyasette de tek gücün de halkın iradesi olduğuna inandıklarını, iktadarı değiştirme gücünün de yine halkın kendisinde olduğu görüşünü savunduklarını anlattı.

"YARGININ DA DİNLENDİĞİ YÖNELİK TEPKİ GÖSTERMESİ İBRET VERİCİDİR"
Türkiye'de bugün gelinen noktada özgür ve bağımsız bir medyadan söz etmenin mümkün olmadığını iddia eden Şener, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hoşuna gitmeyen haberlerin yayınlanmasında bir takım zorluklar yaşandığını ve bizzat basına; 'görmeyin, duymayın ve bilmeyin' mesajı verildiğini kaydetti. Şener, "Basın baskı altındadır ve bu da basının özgür olmadığının bir göstergesidir. Bu durum, Türkiye'de demokrasinin standartının yerlerde süründüğünü gösterir. Türkiye'nin bu tablodan bir an önce kurtulmalıdır. Şu anda bir tek gazeteci bile çıkıp; 'Türkiye'de basın özgürdür' diyemez. Böylesi bir ortam, insanların doğru bilgilendirme hakkının gasp edildiği bir ortamdır. Basının görevi, halkın bilgilendirme hakkının doğru olarak yerine getirilmesidir. Ancak bugün böylesi bir durumdan söz etmek mümkün değil. Toplum tek taraflı bilgilendirilmekte ve Türkiye dış etkilerle yönetilmektedir. Halkın bilgi kanallarını tıkarsanız, bu ülkenin dış etkilere açık hale gelmesini de güçlendirir. Bir an önce bu ortamın düzeltilmesi şart" dedi.
 

Bugün Türkiye'de yaşayan herkesin kendisini baskı altında hissettiğini de iddialarına ekleyen Abdullatif Şener, Başbakan Erdoğan'ın kamu gücünü siyasi amaçlar doğrultusunda kullandığını, özellikle iş dünyasının bu gücün kendileri üzerinde uygulanabileceği endişesini taşıdığını söyledi. Şener, diğer taraftan Türkiye'nin herkesin kendisinin dinlendiğine inandığı bir süreci yaşadığını ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü; "Aylardır sesini çıkartmayan yargı, kendisinin de dinlendiğine yönelik bilgilerin ortaya dökülmesinin ardından tepki göstermeleri de ibret vericidir. Şimdiye kadar gereken tepkiyi göstermeyip, alınması gereken tedbirleri de almayan ve gereken kararı vermeyen yargının, olayın kendisine yöneldikten sonra tepki göstermesi de ilginçtir. Şimdiye kadar neredeydiniz? Bu soruyu bir vatandaş olarak hepimizin sorma hakkı vardır ve ben de bunu soracağım."

"YARGI YANLIŞ YAPMAK DİYE BİR ŞEY YOK. YARGIDA DA İŞLER YANLIŞ GİDEBİLİR"
'İrtica İle Mücadele Eylem Planı'nı hazırladığı ve söz konusu belgelerde imzası bulunduğu yönündeki iddialar nedeniyle hakim karşısına çıkartılan ve 2 kez serbest bırakılan Albay Dursun Çiçek ile ilgili olarak kendisine yöneltilen sorulara da yanıt veren Şener, 'ıslak imza' olayının adeta yılan hikayesine döndüğünü, ne olup bittiğini dışarıdan anlayabilmeninse mümkün olmadığını ancak her şeye rağmen yargı sürecinin devam ettiğini ve süreç ilerledikçe de neler olduğunu herkesin öğreneceğini söyledi. 'Ergenekon', 'Deniz Feneri' gibi Türkiye'de oldukça önemli davaların görüşüldüğünü hatırlatan Şener, ne zaman televizyon ekranına bir politikası, aydın, hukukçu ya da bürokrat çıksa hep aynı şeyi söyleyerek, yargıya güvenilmesi çağrısında bulunduğunu dile getirdi ve bugün Türkiye'de sadece kendisinin farklı bir şeyler söylediğini vurguladı.
 

"Yargıya neden güveneceğim?" diye soran Şener, "Bu ülkede siyasetçiye güvenmeyeceksin, askere güvenmeyeceksin, güvenlik birimlerine güvenmeyeceksin, üniversitelere güvenmeyeceksin, aydın ve gazetecilere güvenmeyeceksin, halkı güvenmeyeceksin peki ya yargıya neden güveneceksin? Türkiye'nin en güvenli kurumu yargı mı? Yargıya işi düşünler arasında bir anket yapın, acaba bu sonuç ortaya çıkacak mı? Yargı yanlış yapmaz diye bir şey söylemeyin. Çünkü yargıda da işler yanlış gidebilir. İktidarın yargıya baskı kurmaya ve etkilemeye çalıştığı bir dönemde hiç kimse bizden yargıya güvenmemizi beklemesin. Yargının mensuplarının kendilerini; dokunulmaz ve sorumsuz hissetmelerinin, yargının standartlarını arttırdığını söyleyebilmemiz mümkün değil" diye konuştu.

"TÜRKİYE'DE İŞLER KARIŞTI VE SİSTEMİN GENETİĞİYLE OYNANIYOR"
Türkiye'de işlerin karıştığını ve sistemin genetiğiyle oynandığının altını çizen Şener, özellikle son yıllarda ülkenin geteniğiyle birilerinin oynadığını, kurumlar arasında güveninse kalmadığını ve sistemin de artık çözülme sinyalleri verdiğini anlattı. Şener, ülkenin dış etkilerle yönetilmeye hazır hale getirilmeye çalışıldığını ve bu noktada da herkesin dikkatli olması gerektiği uyarısında bulundu. TP olarak ülkeni birlik ve beraberliğinden yana olduklarını, insanların tüm farklılıklarıyla bir arada ve birlikte yaşaması gerektiğine inandıklarına işaret eden Şener, Türkiye'de herkesin eşit haklara sahip vatandaşlar olduğuna inandıklarını dile getirdi.
 

'Demokratik Açılım Süreci' ile birlikte yaşanan gelişmelerin ve siyasilerin söylemlerinin ülkeye zarar verdiğine dikkat çeken Şener, henüz yolun başında Başbakan Erdoğan ve muhalefet partilerinin birbirine hakaret ettiğini, Türkiye'nin birlik ve beraberliği açısından üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konunun, böylesi bir atmosferde tartışılmasının da ülkede kin ve nefret tohumları ekip, ayrışmayı da derinleştirici bir misyon üstleneceğini savundu. Herkesin yeniden aklını başına toplaması uyarısında da bulunan Şener, yarının bugünden daha kötü bir noktaya taşınmamasını istedi.

"BEN DE DİNLENİLDİĞİME EMİNİM. TELEFONUMU DİNLEYENLER VARDIR"
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında grup kurma gibi bir düşüncelerinin olabileceğini, özellikle de önümüzdeki süreçte bazı milletvekillerinin partisinden istifa ederek TP çatısı altında bir araya gelebileceğini dile getiren Şener, bugünkü TBMM çatısında parti olarak Yaşar Öztürk nezdinde temsil edildiklerini hatırlattı. Bir gazetecinin 'telekulak' konusunu hatırlatıp; "Siz dinlenildiğinizi düşünüyor musunuz?" şeklindeki sorusuna Şener, şu yanıtı verdi; "Türkiye'de hiç kimse dinlenmediğinden emin olamaz. Mahkeme kararıyla bile onbinlerce insanın dinlendiği bir ülkede, birilerinin kontrolünde yasal dinleme kurullarının oluşturulduğu bir ülkede, bu kurulları hiç kimse kontrol edemez ve onlar da gece-gündüz demeden birilerini dinlerler. Bu nedenle dinlenmediğine inanan kimse yoktur. Böyle bir hukuk devleti olmaz. Bu ülkede demokrasi de hukuk devleti ilkesi de yara almıştır. Ben de dinlenildiğime eminim. Elbette ki bizi de dinliyorlar. Benim bir telefon hattım var ve bakanlığım döneminden bu yana numaramı değiştirmedim. Telefonumu dinleyenler de zaten vardır. Dolayısıyla zaten beni dinliyorlardır."

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler