YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"PKK'nın silah bırakması için..."
Ak Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, Ortadoğu'daki gelişmeleri, IŞİD saldırılarını ve çözüm sürecini değerlendirdi.
"PKK'nın silah bırakması için..."
25 Eylül 2014 / 04:57 Güncelleme: 25 Eylül 2014 / 05:04

Kanal A'da yayınlanan ve Mehmet Toprak'ın sunduğu 'Sınır İhlali' programının bu haftaki konuğu Ak Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu idi.

Ensarioğlu, IŞİD'in Yezidilere olan saldırıları ile ilgili değerlendirme yaparak konuşmasına başladı. Verdiği bir söyleşide, hakkında çarpıtılarak haber yağıldığına dikkat çeken ve konuya açıklık getiren Ensarioğlu şöyle konuştu:

'IŞİD'in Yezidilere olan saldırıları abartıldı' demedim

Bu çarpıtılmış bir gazetecilik örneği idi. Uzunca bir mülakatın bir kısmını, farklı şekilde almışlar, yayınlamışlar. Aksine o mülakatta IŞİD'in vahşi bir terör örgütü olduğunu, insanlığa karşı suç işlediğini ve bu sadece Kürtlerin, Yezidilerin, Türkmenlerin, Arapların sorunu olmaktan çıktığını, küresel bir soruna dönüştüğünü, 80 ülkeden terörist toplayabilen böylesi bir örgütün sıradan bir örgüt olmadığını görmek doğru değil. Bunun tarihsel ve sosyolojik bir arka planı var. Eğer önüne geçilemezse çok daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalınacağını söylüyorum.

"Ortadoğu'da hiçbir şey tesadüf değildir"

Ben Ortadoğu'da hiçbir şeyin tesadüf olduğuna inanmam. Bırakın Ortadoğu'da IŞİD gibi bir projeyi, ben Ortadoğu'da en basit hareketlerin bile kendiliğinden geliştiğine inanmam. Ben Ortadoğu'da ne varsa dünyanın, küresel güçlerin, her türlü planını gerçekleştirdiği bir sahadır Ortadoğu.

Ortadoğu hem ekonomik anlamda bütün dünya için önem arz etmektedir, hem de inanç, siyaset alanında bir arenadır. IŞİD gibi bir meselenin böyle bir anda ortaya çıkması anlaşılır değil. Örgütün hedeflerine baktığınızda eylemlerine de bakarsınız. Yaptıklarının kime zarar verdiğine bakarsınız. Oradan bir sonuca varırsınız.

IŞİD normalde, Esad veya Maliki rejimine karşı savaşması gerekirken ki baktığınızda çıkış sebebi olarak onları gösteriyor, ama baktığınızda Suriyeliler rejim muhalifleri ile, Kürtler ile, ÖSO ile savaşıyor. Diğer taraftan Irak'ta da bir taraftan Yezidiler gibi mazlum bir halka, inanca saldırıyor. Aslına bakarsanız inanç olarak Kürtler de Sünni'dir. Orada Maliki rejiminin Kürtleri dışlayıcı tavrı, IŞİD'in taban bulmasına da çok büyük katkısı olmuştur. IŞİD'in gücünü eski Saddam yanlılardan aldığını biliyoruz.

IŞİD gibi bir örgüt, kendi inancının hakim olduğu Sünni bölgelerde daha rahat var olabilir ve varlığını muhafaza edebilir. İsmini de devlet koydu. İslam Devleti koydu. Orada Kürtler yüzlerce yıldır savunuyor, binlerce yıldır da orada yaşıyorlar. Baktığınızda yüzlerce yıl daha da varlıkları için mücadele etmeye devam edeceklerdir. Ama baktığınızda mazlum bir inanç grubu olan Yezidilere saldırması hiç anlaşılır gibi değil.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile Türkiye arasında çok ciddi bir stratejik iş birliği anlaşması imzalandı. Burada siyasi, ekonomik, sosyal birçok alanda stratejik iş birlikleri kürsel güçlere, itirazlara rağmen imzalandı. Baktığınızda IŞİD saldırılarından sonra, birileri Ortadoğu'yu dizayn etti. Hem Barzani'ye ayar çektiler, hem Rusya ve İran'la ilişki tutun Maliki'yi görevinden ettiler. Yeni baştan Ortadoğu dizayn ediliyor.

"Hedeflenen çözüm sürecini bitirmekti"

IŞİD'in Kürtlere yönelik saldırılarında tavır almayan Türkiye olduğu için, çözüm süreci PKK, Kürtler tarafından bitirilmeye çalışıldı. Ama bu tutmadı tabi ki. Sayın Barzani'nin açıklamasına göre; "Türkiye hiçbir zaman IŞİD'e yardım etmedi. Orada hem Zaho'da hem de Duhok'ta Türkiye üç tane kamp kuruyor. Türkmenler için, Yezidiler için ve IŞİD vahşetinden kaçan siviller için. Orada sahra hastaneleri kuruyor ve şu anda da Türkiye oralara gıda yardımını da yapıyor.

Bu tarafa geçenler için, Nusaybin'de kamp hazırlığı yapıyor. Yine Kobani'den geçen 140 bin insan için, ilk etapta yirmi bin kalıcı konut yapılıyor. Tüm geçen 140 bin kişinin de gıda, sağlık gibi gerekli her türlü yardımı oraya ulaştırıyor.

Türkiye'den istenenle bu aynı şey değil. Barzani zaten bunun böyle olmadığını biliyor. Ama bu hedefin bu olduğunu da biliyoruz. Ama bu hedef tutmayacak.

Kürtlerle yeni, doğru bir ittifak, içeride çözüm süreci, bununla ilgili olarak hem Rajova ile ileride, hem Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile olan ilişkilerin de bu çözümün bir parçası olarak ele alınmak zorundadır. Çünkü siz Kobani'deki bir Kürdün başına gelenlerden dolayı bu taraftaki Kürtlerin rahatsız olacağını sizin bilmeniz gerekir.

"Türkiye'nin geleceği artık Kürtlerle birliktedir"

O yüzden Türkiye ilk defa büyük bir devlet gibi davranıyor, kendi sorununu kendi çözüyor. Bununla birlikte nasıl ki Balkanlarda, Kafkaslarda yaptığı müdahaleler varsa, Irak'taki Kürtler ile ilişkilerini yeniden dizayn ediyor. Bu da doğru temelde bir ittifak. Türkiye'nin geleceği artık Kürtlerle birliktedir. Kürtlerle birlikte Türkiye, geleceği aramak ve dizayn emek zorundadır. Bunun bilinci içerisindeyiz. Bu da çok kolay değil.

Türkiye 'Ben Suriye sınırı boyunca burayı tampon bölge ilan ettim. Burayı da ilhak ettim' deme şansına sahip değildir. Böyle uluslararası bir yerde denetimsizliği yok. Sizin bir yeri tampon bölge ilan etmeniz için Birleşmiş Milletlerden karar çıkması lazım. Karar çıksa da denetimi BM'de olur.

Sınırdan geçeceklerin sayısı...

Bir saldırıda 140 bin insan bu tarafa geçebiliyorsa, 600 bin insanın geçebileceği tahmin ediliyor. Şu anda Türkiye'de 1 buçuk milyon Suriyeli var. IŞİD saldırılarına devam ederse bu sayı daha da artacak.

Eğer siz 600 bin insanın sınırdan geçmesini değil de, onların güvenliğini korumak istiyorsanız BM'nin denetiminde oranın tampon bölge ilan edilmesi mümkündür. O insanların bulundukları yerde güvenliklerini sağlamanız, yaşamlarını garantilemeniz anlamına gelir. Orada Kürtleri kuşatmak, yok etmek kötü iddialar.

Türkiye'nin bu konudaki çözüm düşüncesi de net. Diğer yerlerden farklı düşünmüyor. Türkiye çözümün bir parçasıdır. Ama geçen günkü açıklamalar talihsiz açıklamalardı. Yani "Türkiye IŞİD ile anlaşıp, 49 rehineyi verdi. Bunun karşılığında da Kobani'yi verdi." Kobani Türkiye'nin elin de miydi? Nasıl verdi? Veya IŞİD Kobani'ye saldıracaksa Türkiye'den izin mi alması gerekiyordu? Hangi anlaşma? Bunun maddi bir dayanağı yok!

Bir taraftan Kürtler arasında birlik, çözüm süreci filan bahsediyoruz ama bir taraftan da siyaset yürütüyoruz. Kürt bölgelerinde Ak Parti, HDP, BDP birbirinin rakibi. Israrla Ak Parti ile IŞİD ile arasında anlaşma olduklarını söylemelerini siyaseten normal karşılıyoruz.

"Çözüm süreci tek başına kalsa da yürütülecek"

Başbakan, "Artık nehrin ortasındayız" dedi. Nehrin ortasından artık geriye dönülmez. Daha tehlikelidir. İleri gitmek zorundasınız. Bu çözüm sürecinde devlet tek başına da kalsa da yürütecek.

Çözüm süreci başladığı zaman tamamen hedef, PKK'nın kendini lağvetmesi ve tamamen sosyal hayata kendini entegre etmesiydi. Hedef buydu. Ama bu işin çabuk yürütülmesi gerektiğini söylüyoruz. Eğer bu iş hızlı yürütülmezse, yanı başımızda, Ortadoğu'da gelişmeler var. Bu gelişmeler Türkiye'yi ilgilendiriyor, etkiliyor. Çözüm sürecini de farklılaştırıyor. Siz ya hızlı ilerletecekseniz,  bir takım engellerden dolayı yürütemezseniz de Ortadoğu'daki gelişmeyi takip edip anında onun karşısında bir pozisyon alması gerekir.

"Rojova olduğu sürece Kandil silahı bırakmaz"

Çözüm süreci hızlı bitseydi PKK'nın kendini lağvetmesi, silah bırakarak, silahla ülke dışına, sonra silahsız olarak ülke içerisinde gireceklerdi, sosyal, siyasal hayata entegre olacaktı, kadroları bir üçüncü ülkeye gidecekti. Bu iş bitecekti.

Ama Rojova'daki bir gelişme, orada Esad rejimi "Bütün bu belaları Türkiye benim başıma açtı, o zaman ben de Türkiye'nin başına bir bela açayım" dedi ve Kürt bölgeleri çatışmadan çekildi. PYD orada hakimiyet kurdu. Bu hakimiyetini silahla korkuyor.Bu yüzden PKK silah bırakırsa, Rojova'daki hakimiyetini koruyamaz. Oradaki statüyü devam ettiremez. Kürtler'in siyasi geleceği, varlıkları tehdit alına girebilir. Rojova olduğu sürece Kandil silahı bırakmaz.

 

KANALAHABER.COM/ÖZEL İÇERİK

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler