19 Ekim 2017 Perşembe
  • Altın151,398
  • BIST107.822
  • Dolar3,6678
  • Euro4,3216
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8213
  • İstanbul21 °C
  • Ankara12 °C
  • İzmir19 °C
  • Konya12 °C
  • Adana28 °C
  • Antalya25 °C
  • Diyarbakır20 °C
  • Bursa17 °C
  • Kayseri14 °C
  • Kocaeli15 °C
  • Şanlıurfa25 °C
  • Gaziantep23 °C
  • İçel25 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Osmanlı Devleti denilince bu ülkede rahatsız olanlar varsa..."
"Osmanlı Devleti denilince bu ülkede rahatsız olanlar varsa..."
11 Mart 2015 11:50
Başbakan Ahmet Davutoğlu, TOBB Dede Korkut Kitabı Baskısı Tanıtımı'nda konuştu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Dede Korkut Kitabı'nı elime aldığımda, onu tefekkür ettiğimde bütün bu hislerle tekrar Allah'a hamd ettim ki böyle köklü ataların torunlarıyız. Dedem Korkut, atam Korkutların torunlarıyız ve Allah'a hamd ettim ki bugün nesillerimiz bu mirasa sahip çıkacak bir tarih ve mekan şuuruna sahip" dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Merkezi'nde düzenlenen "TOBB Dede Korkut Kitabı Baskısı Tanıtımı"na katılan Davutoğlu, burada yaptığı konuşmada, kendisi için müstesna bir gün olduğunu belirtti. Davutoğlu, bir kitap aşığı olarak tarihin en köklü geleneklerinden birini temsil eden klasiği, taktim etmiş olan TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu'na ve esere katkıda bulunanlara teşekkür etti.

Kitapların, anlayanlar için bir rehber olduğunu, kitabın olduğu odada süfli söze, edebe mugayir bir yaklaşıma rastlanmayacağını ifade eden Davutoğlu, "Kitabın süslediği mekanda insan sadece tevazuyu öğrenir. Herşeyini bildiğini zanneden bir insan yeni kitapla tanıştığında aslında öğreneceği çok şey olduğunu öğrenir. Kibirle etrafına bakan kişi yeni eserle tanıştığında eserin manayı özü kavradığında aslında kat edeceği çok yol olduğunu tekrar tekrar keşfeder. Hele bu klasikse hele bu milletin tarihteki yürüyüşün hulasası temsil eden, sözlü kültürden yazılı kültüre aktarılmış, son derece doğal, akışıyla, diliyle, sizi büyüleyen eser ise elinize aldığınızda o sizi etkilemeye başlar. Görünüşte siz onu okursunuz ama gerçekte o size hocalık yapar, kendini okutur. Görünüşte siz özne o nesnedir ama gerçekte o özne olur siz nesne olmaya başlarsınız" şeklinde konuştu.

"Bugün nesillerimiz bu mirasa sahip çıkacak bir tarih ve mekan şuuruna sahip"

"Dede Korkut Kitabı'nı elime aldığımda, onu tefekkür ettiğimde bütün bu hislerle tekrar Allah'a hamd ettim ki böyle köklü ataların torunlarıyız" diyen Davutoğlu, "Dedem Korkut, atam Korkutların torunlarıyız ve Allah'a hamd ettim ki bugün nesillerimiz bu mirasa sahip çıkacak bir tarih ve mekan şuuruna sahip" ifadesini kullandı.

Başbakan Davutoğlu, kitaba emek veren ve özellikle minyatürlere tek tek kendi ruhlarından esintiler veren sanatçı ve ilim adamlarının isimlerini, "marifet iltifata tabidir" diyerek zikret etmek istediğini dile getiren Davutoğlu, Yayın Editörü Hasan Erbay, Prof. Dr. İlhan Genç, Prof. Dr. Atabey Kılıç, Prof. Dr. Hakkı Aksoyak ve minyatür sanatçıları Habibe Şimşek, Ayşegül Devecier, Gonca Gülden Küçüksaraç, Berrin Gayhan, Gülden Topuz, Merve Düzağaç, Esra Has, Bilgehan Kaya, Elif Bayrak Kaya, Nazik Ağyar Leblebici, Zeliha Alav, Ceyda Kaya, Canan Özdemir, Nermin Tüzemen, Arzu Revza Kaya, Melek Yılmaz, Emine Genç Bulut'un isimlerini sayarak, "emeğiniz için, gözyaşınız ve bu güzel estetiğiniz için teşekkür ediyorum" dedi.

Dedem Korkut kitabı eline aldığında kendisini birçok açıdan büyülediğini ve şahsı serüvenini Dede Korkut'un sözleriyle tekrar zihninde canlandırdığını anlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Ben Türkmen yörük obalarının Toros zirvelerindeki bir mekanında doğdum. Dedem Korkut'un dilinin yaşadığı yıllardı, o yıllar.İstanbul lehçesinin o güzel halini alıp da o Türkmen lehçesinin, Anadolu'nun değişik lehçesini unutmadığımız yıllardı ve her bir deyişinde Dedem Korkut'un çocukluğumda bana mekan ve tarih bilinci veren, o çevreyi, o doğal çevreyi bir kez daha hatırladım. Dedem Korkut'un diliyle, onun duasıyla babaannemin ve dedemin dualarını hep birbirleriyle yan yana o kadar doğal hissettim ki babaannem rahmetli, anneannemle oturduklarında Manas Destanı gibi neredeyse, otururlar karşılıklı önce aile hayatını, bütün geçmişini anlatırlar, sonra belki hiç bilmedikleri mekanları bir göç serüveni içinde naklederlerdi.

Hala zihnimde aşina ses olarak durur. 'Horasan'dır bizim ilimiz, İsfahan'dan geçti yolumuz, bu dağları aşıp geldi buralara kondu boyumuz.' Babaannem coğrafya eğitimi almamıştı. Horasan'ı, muhtemelen Kaf Dağı'nın ardında mübarek mekan bilirdi. İsfahan'ın İran'da kalmış olduğunu unutmuştu. Ama unutmadığı bir şey vardı ki tarih bir yolculuktur, insan hayatı bir serüvendir, bir yolculuktur. Bir kapıdan girer, diğer kapıdan yürürsünüz. Ama sizden intikal eden kültür diğer nesillere ışık tutar. Biraz önce, 'namerde muhtaç eylemesin Kadir Tanrım' derken dedemin sesi geldiği kulağıma, Rabbim öyle bir tevekkül ver ki değil namerde merde dahi eyleme muhtaç. Asırlar geçmiş ama mert, namert nedir bilinmiş, muhtaç olmamak, Rab dışında hiçbir şeye muhtaç olmamanın gerçek özgürlük olduğu bilinmiş ve bu bize intikal etmiş, bizi hiç bırakmamış."

"Asırlarca taşınan irfanın izleri"

Yörük obaları göçtüğünde kendisinin de birkaç yıl yaz tatilinde eşlik ettiğini anlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Saatlerce yaklaşık bir gün süren durup kalkmalarda şunu fark ederdim, kayaların, ağaçların adları vardır, o yüzlerce sürüdeki her bir oğlağın, her bir keçinin adı vardı, her biri sahibine baktığında muhabbetle bakardı. Bir milletin doğa bilinci böyle oluşur. Yunus Emre, 'sordum sarı çiçeğe derken' bir mecnun değil, sarı çiçekle konuşan mecnun değil, sarı çiçekle konuşan bir çevreci, bir hikmet sahibi. Çevrecilik, modern kültürün eseri değildir. Gerçek çevreci olmak doğaya baktığında Rab'dan oraya yansıyanı görmektir. Doğaya baktığında, başka varlıklara baktığında kendinden bir şey katabilmektir. Kayalara öyle isimler verilmiştir. Bizim köyün tam cephesindeki kaya Kıble kayası. Kıble kısmetinde olduğu için kayaya Kıble, diyor. Bir fizikle metafiziği buluşturuyor.

Şimdi bu bilinç bir anda oluşmaz ve bu bilinç emin olunuz hani birisi diğerine birgün oraya oturacaksın, Kıble kayası diyecek diye de olmaz. Asırlarca taşınan irfanın izleri. Babam, bana dedemin adını koyduğunda kulağıma ezandan sonra Ahmedi Sani dediğini söylerdi. Ben de Ahmedi Hani'nin büyük dedemden yansıdığı ya da vefat eden amcamdan geldiğini sanırdım, seneler sonra Hoca Ahmed Yesevi'yi okuduğumda Hoca Ahmedi Yesevi'nin de Ahmedi Hani olarak adlandırıldığını bildiğimde aslında bana ismini verirken Hoca Ahmedi Yesevi'nin ismini vermek istediğini o zaman idrak ettim. Belki unutuldu ama her Ahmed, Türkmen obalarında Hoca Ahmedi Yesevi'ye atfen Ahmedi Hani'dir. Bunlar bütün milletlerin tarihinde olduğu gibi bizim tarihimizde de bize yansıyan o derin izlerdir. Dedem Korkut'ta bunların hepsini görürsünüz."

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dede Korkut'ta da kayaya, çevreye, etrafa, mekana bir bilinç verildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Sözlü olarak aktarıldığında o bilinci yeni nesiller, bazen köy odalarında alır, bazen kervan yolda yürürken alır ama alır. Bir irfan, bir hikmet, nesilden nesile aktarılır. Seneler sonra tabii, akademik hayatta hep bu dikkatimi çekmiştir ama AK Parti iktidarları başlar başlamaz Sayın 11. Cumhurbaşkanımız, daha sonra Başbakanımız, Başbakan Müşaviri olarak görev aldığımızda Sayın Cumhurbaşkanımıza, yaklaşık 6 yıl Başmüvaşir olarak çalıştığımda Başbakanlıkta, hep şöyle düşünürdüm, herhangi bir şekilde bir konu istişare edildiğinde, acaba Dedem Korkut ki bir başmüşavir gibi de aynı zaman bir nasihat ehlidir, bir irfan ehlidir oğuz beylerine, bu anlamda bir müşavirlik yapmıştır, acaba Dedem Korkut olsa ne derdi.

Bu durumda acaba Nizamülmülk nasıl bir tavır takınırdı  Acaba Yusuf Has Hacib'in, Kutatgu Bilig'in hangi ilkesi buna yön verirdi. Hep kendime ilkesel olarak sormuşumdur. Şimdi yine bu sefer kendim bu ağır sorumluluğu üstlendiğimde acaba o derin irfan bana nasıl seslenirdi şu durumda  Öfkelendiğim anda ne derdi  Fevri karar almak durumunda kaldığımda hangi ahlaki nasihati yapardı  Bunları kendi kendime sormayı hiç ihmal etmemeye çalışıyorum. Çünkü bu eserler kolay şekilde bir anda tarihi dönemde bir kişi tarafından ortaya çıkarılan eser değil. Bunlar büyük bir tarih serüveninin damıtılmış ürünleridir. Dolayısıyla eserin bende uyandırdığı heyecan bu şahsi serüvenimle de doğrudan ilgilidir."

 

AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler