YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Manşetle gelen manşetle gider
Manşetle gelen manşetle gider
25 Mayıs 2010 12:00
Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan malum medyayla iktidar olmadıklarını, medya egemenliğinin milletin egemenliği karşısında her zaman avcunu yalayacağını söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'ye destek veren medya organlarını "yandaş medya" olarak nitelendirenleri "candaş, yoldaş" medya olmakla suçladı. Erdoğan, CHP'deki genel başkanlığı değişimini ise statükonun oyuncu ve üslup değiştirmesi olarak değerlendirdi. Erdoğan, manşetle gelenlerin manşetle gideceklerini belirterek, halk kelimesini ağızlarından düşürmeyenlerin sırtlarını goygoyculara ve statükoya dayadığını ifade etti.

Erdoğan, AK Parti grup toplantısında yaptığı konuşmasında, kongre öncesinde kendisinin "CHP'de önemli olan koltuğun değil zihniyetin değişmesi" olduğunu söylediğini hatırlattı. Erdoğan, hafta sonu kurultayda zihniyetin bir katre daha değişmediği alenen ortaya çıktığını öne sürdü.

Bugüne kadar malum medya dünyasındaki çevrelerin AK Parti'ye destek veren medya kuruluşlarına 'yandaş medya' damgasının vurduğunu ifade eden Erdoğan, "İki tür medya türedi. Bunlardan bir tanesi candaş meyda, bir diğeri de yoldaş medya. Gerçekten candaş, yoldaş medya bu süre içerisinde çok yoğun mesai sarf ettiler. Gece gündüz demeden 24 saat mesai sarf ettiler. Hala mesai sarf etmeye devam ediyorlar." dedi.

Milli egemenliğin her şeyin üzerinde olduğuna işaret eden Erdoğan, "Medya egemenliği milletin egemenliği üzerinde değildir. Medya egemenliği milletin egemenliği karşısında her zaman avucunu yalayacaktır. Bunu böyle bilin. AK Parti hareketin rotasını millet çizdi. Milletle beraber yürüyoruz. Malum medya ile beraber yürümedik, yürümüyoruz. Biz onlara rağmen Türkiye'de iktidar olduk. "diye konuştu. Bazı medya temsilcilerinin CHP kongresindeki bazı yazarlarının sevinçlerini Erdoğan, şu sözlerle eleştirdi: "Pabuçlarını çıkarmak suretiyle masalar ve sandalyeler üzerinde nasıl alkış tuttuklarını da gördük. Bu alkış tutanların köşelerinden AK Parti'ye nasıl vurdukları bellidir." şeklinde konuştu.

"STATÜKOCULUĞUN POPÜLİZME KAYMASINDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR"

Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığı'na seçilmesini "statükoculuğun popülizme kaymasından başka bir şey değildir" diye değerlendiren Erdoğan, eleştirilerini şöyle sürdürdü: "Statüko sadece oyuncu değiştirmiştir. Siz bunu istediğiniz kadar cilalayın, parlatın özü değişmedikten sonra değişmez. CHP'de olan bu statükoculuğun popülizme kaymasından başka bir şey olmadığını tekrar gördük. Statükoculuk sadece üslup değiştirmiştir. Oyuncu değiştirmiştir. Bu statükoyu istediğini kadar cilalayın, isteğiniz kadar parlatın özü değişmedikten değişen hiç bir şey olmayacaktır. Tenekeyi istediğiniz kadar altın sarısına boyayın altın olmayacaktır. Teneke tenekedir. Bu CHP zihniyeti kolay kolay değişmez. Eğer değişirse o zamanda geriye CHP kalmaz. Biz diyoruz ki muhalefet partileri de zihniyet değiştirsin, üslup, anlayış değiştirsin. Güçlü bir demokrasinin tamamlayıcı bir cüzüdür. gücünü demokrasiden, milleten olan ülkeye ufuk çizebilen, alternatif getirebilen, yapıcı eleştiriler üreten bir muhalefet demokrasiyi de güçlendirir, milletin de ülkenin de hayrınadır."

"Anamuhalefet partisinin değişim sloganıyla girdiği kurultayın statükoyu daha güçlendiren, ülkenin temel meselelerini teğet geçen, çetelere daha güçlü sahip çıkan bir netice ile sona erdi." diyen Erdoğan, "VTR'sinde malum Ergenekon olayının olduğu bir kongreden Türkiye'ye ne gelir?" sorusunu yöneltti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun kongredeki konuşmasını bol vaatli ve Kayseri'ye deniz getirme vaadi gibi olduğunu ifadeden Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Bu modellerden milletimiz çok gördü. Çok acı tecrübeler yaşadı. Çok ağır bedeller ödedi. Kaf dağının ardındakini vaat eden siyasetçi modelinin yeniden kendisine bir çıkış yolu aramasını emin ki milletimiz ibretle izleyecek ve takdir yetkisini kullanacaktır. Yaşanan her olayda cilalarının döküldüğüne şahit olacaksınız. Kurulan her cümlede, ortaya konulan her ifadede makyajın döküldüğünü göreceksiniz. Manşetle gelen manşetle gider. Sabah rüzgarı ile gelen akşam rüzgarı ile gider. Bir önceki genel başkanlarının nasıl bir manşetle alaşağı edildiğini görsünler ve ondan ibret alsınlar. "

CHP Genel Başkanlığı'na Baykal'ın istifası sonrasında Kılıçdaroğlu'nun "aday olmayacağı" yönündeki açıklamalarını hatırlatan Erdoğan, eleştirilerini şöyle sürdürdü: "Aday olmayacağım, aday değilim diyenler var mıydı? Vardı. Aday olmayacağım, aday değilim dediğin halde niye aday oldun? Ağlayanlar etrafını hemen sarıp sarmaladılar. Nasıl oluyor bu iş? Dedim ya. Timsahın gözyaşları. Maksuda ulaştılar. "

"YENİ SENARYO HAZIRLANDI"

CHP'deki gelişmeleri, yazılan yeni senaryonun oynanması olarak nitelendiren Erdoğan, "Yeni bir senaryo hazırlandı. Bu yeni senaryoyu oynuyorlar. Fakat bunların hiç biri tutmaz. Bu da onları ikna etmeye yetmiyorlarsa gitsinler yakın tarihimizdeki 'yeni başbakanı tanıyalım' diye tezgaha sürülen beklentileri karşılamadığı için pazardan geri çekilenleri hatırlasınlar. Yelkenler manşetlerle şişirilenler açık denize çıktıkları zaman albora olurlar. Sanal can simidine sarılanlar kendi kaderleriyle başbaşa kalırlar. Halk kelimesini ağızlarından düşürmeyenler, sırtlarını halka değil, goygoyculara dayamış durumdalar. Yoksulluk edebiyatı ile milletin hissiyatını ifade etmek isteyenler, sırtlarını millete değil çetelere dayamış durumdalar. İşsizliği dillerine dolayanlar, o işsizliğin en büyük müsebbibi statükoya sırtlarını dayamış durumdalar. Üç kelimelerinden biri halk olan, referandumda halka gitmek yerine Anayasa Mahkemesi'ne gitmeyi tercih etmiş durumdalar. Halka bu kadar inanıyorsanız, bu kadar güveniyorsanız, niçin halka gitmiyorsunuz. Hadi buyurun halka gidiyoruz. Nereye gittiğiniz? Anayasa Mahkemesi'ne gittiğiniz. AK Parti ile farkınız bu. Bu farkı hiç bir zaman bunlar kapatamaz. "

"PARTİMİN BİR İZZETİ VAR"

Başbakan Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nu tebrik etmemesinin gerekçesini de şu sözlerle ortaya koydu: "Türkiye'nin kurucusu partisi diyen bu partinin yönetimi, kongrelerine Türkiye'nin iktidar partisini davet etmemiştir. Biz davet edilmeyen yerde olmayız. Onu da ayrı bir nezaketsizlik sayarız. Buna rağmen arkadaşlarıma şunu söyledim. Hem bir davetin gelmediğini özellikle duyurun, ayrıca da kendilerine demokrasinin hayırlı olsun deyin. Siz aramayacak mısınız? Hayır ben aramam. Benim hareketimin, benim davamın bir izzeti, bir onuru vardır. Bu izzete, bu onura asla leke düşürmem. Biz davet edilen eve gideriz. Davetsiz hiç bir eve gitmeyiz. Kapı çalmadan hiç bir evden içeri de girmeyiz. Bu bizim geleneklerimizin bize verdiği bir öğreti."
Cihan

böl´ücülük
 // davut salı
siyaset bence ülkeye hizmet yarişidır ama halk kelimesi olan bir partide bölmek cizmek mesafe koymak anlamına gelecek bir avır icine koyayacak girecek ak partiye davet yok nedemek akp nin secmeni bu ülkenin secmeni deyilmi yada siz başka ülkeden sipariş geldiniz. atatürkün partisi türkiyenin 72.5 milyonun partisi ne kemalindir nede sav ın dır ayrımcılıgı nifakı milletin vede halkın icine sokanlar utansın.........
25 Mayıs 2010 15:31
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler