17 Aralık 2017 Pazar
  • Altın155,894
  • BIST109.330
  • Dolar3,8638
  • Euro4,5501
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1437
  • İstanbul15 °C
  • Ankara8 °C
  • İzmir16 °C
  • Konya8 °C
  • Adana15 °C
  • Antalya18 °C
  • Diyarbakır9 °C
  • Bursa18 °C
  • Kayseri9 °C
  • Kocaeli20 °C
  • Şanlıurfa13 °C
  • Gaziantep9 °C
  • İçel17 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Mağdur Erdoğan değil Erbakan'dır
Mağdur Erdoğan değil Erbakan'dır
02 Mart 2010 10:50
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantıısnda gündemi değerlendirdi. Erdoğan'ın mağduru oynayarak iktidarada kaldığını söyleyen Bahçeli, 28 Şubat mağdurunun ise Erdoğan değil Erbakan olduğunu belirtti

Partisinin grup toplantısında gündemi değerlendiren MHP lideri, "Bahçeli Erdoğan'ın şimdi Anayasa değişikliğine soyunması inandırıcı değil..." dedi...

Başbakan Erdoğan'ı AKP hükümetini sert sözlerle eleştiren Bahçeli'nin konuşmasının satırbaşları şöyle;

- Son derece karanlık bir dönemden geçmektedir. Partimiz bu dönemi fetret devri diyerek yorumlamış, kurumlar arası krizi de devlet krizi olarak yorumlamıştır.

BU NASIL TERBİYESİZLİK

- Evine bir lokma ekmek götürmek için çalmadıkları kapı bırakmayanların feryadı biliniyorken, yabancı başkentler hükümeti parmağında oynatıyorken, anormalden anlaşılması gereken nedir? Bu nasıl bir terbiyesizliktir ki, krizlerin normalleşme, bunalımların özgürleşme, yıkımın açılım olarak çarpıtıldığı bir garabet zinciri topluma dayatılmaya çalışılmaktadır.

- Ümidimiz odur ki inşallah bu sesler yaklaşan felaketin değil, iktidarın kaçarken çıkardığı topuk sesi olacaktır.

YEGANE YOL SEÇİMDİR

- Partimiz bu karanlıktan kurtulmak için yegane yol olarak seçimi görmekte ve milletin hakemliğine başvurmaya samimiyetle inanmaktadır. Seçim tarihi bir fırsat olacaktır, başka çare de kalmamıştır.

- MHP aylardan beri derin çatışmalar yaşayan temel kurumlar arasındaki sorunları kaygıyla karşılamaktadır. Giderek ağırlaşan yönetim krizinin, devlet adını verdiğimiz kurumları temelinden sarsacaktır. Bunlar saklanması mümkün olmayan öncü sarsıntıların ağır bir yıkımıdır.

CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN UYUM İÇİNDE

- Cumhurbaşkanı, yüksek yargı organlarının başkanlarıyla görüşmüş, Başbakan ve Orgeneral Başbuğ’u kabul etmiştir.Ne var ki bu sınırlı görüşmelerden sonuç çıkacağını beklemek, Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasındaki uyum dikkate alındığında iyimserlik ortaya çıkacaktır.

- AKP hükümetleri aziz milletimizi, peşine takacakları bütün vaatleri geride kalan yıllarda harcamıştır.

- Anayasa değişikliği için oynayacağı kozdan başka saklanacak paravan kalmamıştır. Ne varki anayasa değişikliği teşebbüsü, Başbakan’ı da partisini de bekleyen sondan kurtaramayacaktır. AKP dokunulmazlıklar için hiç birşey yapmamıştır.

ANAYASA DEĞİŞMELİ

Partimiz Anayasa’nın değişmesine bir ihtiyaç olduğuna hem fikirdir. Ancak gelişmeler karşısında bilinen görüşlerin tekraren ifadesinde yarar olacağı anlaşılmaktadır. Partimizin bu konudaki duruşu nettir.

Öncelikle TBMM’de ki siyasi partilerden anayasa değişikliği uzlaşma komisyonu oluşturulmalıdır. Mutabakat kalınacak değişikliklerle ilgili olarak demokratik sözleşme yapılmalıdır.

Başbakan ucuz hesapların nafile oyunları içindir. Bu istismar stratejisinin ana başlıkları artık belli olmuştur. Başbakan bir yandan mağdur rolünü tekrarlamak, ardından sözde darbe karşıtı söylemleri gerçekleştiriyor.

Bu tarihi hesap gününden kurtulma hesabıyla, soygunu vurgunu meşrulaştıracak, sipariş bir Anayasa’nın peşindedir.

ERDOĞAN GERİLİM YARATARAK TOPLUMU BÖLÜYOR

Erdoğan'ın Bütün gayreti bütün mücadelesi ne demokrasi içindir ne millet içindir... Bu istidamar stratejisinni ana başlıkları artık belli olmuştur. Başbakan bir yandan mağdur rolüne soyunarak, toplumu siyasi hesapları uğruna cepheleştirmektedir... Demokrasi, yanlıları ve demokrasi karşıtları diye toplumu ikiye bölmüştür...

Bugüne kadar MHP'nin 'temiz toplum ve siyaset' çağrılarına kulak tıkayan siyasi partilerin kapatılması konusundaki anayasa değişiklik tekliflerine  aldırmayan Başbakan Erdoğan'ın şimdi anayasa değişikliğine soyunması ne inandırıcıdır ne de ahlakidir...

AKP'NİN İKTİDARI GERİLİME BAĞLIDIR

AKP'nin devamlılığının olması sürecin böyle devam etmesi yani toplumda gerilim ve toplumun bölünmüş olmasına bağlıdır...

İşte AKP'nin siyasetinin temelinde bu vardır

Türk siyaseti normalleştikçe milletimiz bu sorunlu  anlayışları sorguladıkça bunalrı da kendiliğinden tasfiye edecektir...

Tarih hükmünü verecek ve gerçek mutlaka tecelli edecektir...

Bundan önceki ihtilal ve ara rejimlerde ortaya çıkmış diğer partilerin ulaştığı kaçınılmaz son AKP'yi de beklemektedir...

28 ŞUBAT'IN MAĞDURU ERDOĞAN DEĞİL ERBAKAN'DIR

28 Şubat süreci bitmiştir diyerek bundan kendine pay çıkaranlar aslında kendi varlıklarını tekzip etmiş olmaktadırlar. Zira AKP zihniyeti ve Başbakan Erdoğan bu ara rejim arayışlarının 13 yıl sonra can çekişen arızalı kalıntısından başka bir şey değildir...

Necmettin Erbakan ve arkadaşları çok şükür ki hayattadır... Kurucusu olduğu parti Kadroları siyasetlerini samimiyetle sürdürmektedir. Eğer bir mağdur aranacaksa adres onlardır. AKP ise olsa olsa müdahale sürecinin kazançlı çıkan baş aktörüdür...

Biz milli görüş gömleğini çıkarttık diyenlerin bugün kalkıp terkettiklerinin maruz kaldığı demokrasi dışı baskılara meydan okumaları tam bir aldatma ve ikiyüzlülüktür...

Darbelere ve müdahalelere gerçekten karşı ise Başbakan Erdoğan'a çağrımız henüz eyleme geçememiş planlardan önce bizzat yaşanmış ve aktörleri belli olan 28 Şubat sürecinin sorumlularından hesap sormaya başlamalıdır. Gerçek samimiyet burada belli olur... 

-“ERMENİSTAN PROTOKOLLERİNİ GERİ ÇEKİN”-

Dış politikadaki gelişmeleri de değerlendiren Bahçeli, yıllardır tam bir teslimiyetle girişilen uluslar arası ilişkilerde artık sona yaklaşıldığını savundu. Geçen yıl ABD Başkanı Obama’nın soykırım sözcüğünün İngilizcesi yerine Ermenicesini kullanmış olmasını ayakta alkışlayan AKP zihniyetinin yanlış tutum ve politikalarının acı sonucu ve gerçeğiyle bu yıl da yüzleşmek zorunda kalacağını söyledi. Soykırım iddialarının, 4 Mart’ta ABD Temsilciler Meclisi’nde görüşülmeye başlanarak bu yıl ki baskı ve dayatma mevsiminin de açılmış olacağını ifade eden Bahçeli, “Kendi tarihini karalamayı marifet zanneden, yabancılara şirin görünme adına milli tarihini ve şahsiyetlerini suçlama yarışına giren Başbakan ve işbirlikçilerini, kimin katil olduğunu, kimin mezalim yaptığını, kimin soykırımcı olduğunu önce anlamaya ve sonra başkalarına anlatmaya, TBMM’nde beklettiği teslimiyetçi protokollerini geri çekmeye davet ediyorum” diye konuştu.

-“IRAK SEÇİMLERİNE GÖZLEMCİ GÖNDERELİM” ÖNERİSİ-

Irak’ta önümüzdeki hafta yapılacak genel seçimleri de değerlendiren Bahçeli, TBMM’de üyesi bulunan her siyasi partinin ve bağımsız üyelerin temsil edileceği bir gözlemci heyetin oluşturulması ve Irak seçimlerinin yerinde izlenmesini önerdi.

-ERDOĞAN’A “TİTANİK” YANITI-

Siyasi tartışmalara eşlik eden kurumlararası çatışmanın eşzamanlı olarak Türkiye ekonomisini yıprattığını ve ihtiyaç duyulan güven duygusuna büyük bir darbe vurduğunu söyleyen Bahçeli, “Bundan şikayetçi olan Başbakan Erdoğan suçlu arayacağına, önce aynaya bakmalı ve Türkiye’yi endişe verici derin çıkmazın içine sürükleyen yüz hatlarını bir kez daha görmelidir” dedi. Politik gerilim ve hizbin yoğunlaşmasının Türkiye’nin risk primini artıracağı, faizleri yukarı yönlü bir seyir izlemeye zorlayacağı ve finansman sorunlarının baş göstermeye başlayacağını kaydeden Bahçeli, “Tırmandırdığı siyasal gerilimlerle milletimizde çok büyük hasarların çıkmasına yol açan iktidar partisinin, çıkar ve menfaat dağıttığı kesimlerden başka düşüneceği ve kaygısını taşıyacağı kimsesi kalmamıştır. Ne yaparsa yahsın dünyalığını iktidarı süresince yedi sülalesine yetecek kadar toplayan Başbakan Erdoğan mutlak akıbetinden asla kurtulamayacaktır.”diye konuştu. Başbakan Erdoğan’ın Titanik’te gemiyi batıranların alt katlarda oturanlar olduğu ve şimdi de Türkiye’de gemiyi batırmaya çalışanların üst katlarda bulunduğuna ilişkin sözlerini hatırlatan Bahçeli konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Titanik isimli geminin nasıl battığı bilinmektedir ve bu konuda tarih yazılan, yapılan birçok yoruma şahitlik etmiştir. Asla batmayacağı yönündeki propagandayla yüzerken, bir buzdağına çarparak okyanusun dibini boylayan bu geminin Başbakan Erdoğan’a ne hatırlattığı ve bu olayla nasıl bir illiyet bağı kurduğu tam olarak belli olmamıştır. Ancak Başbakan Erdoğan’ın gemilere olan ilgisinden dolayı bu örneği vermesi bir bakıma normal görülmelidir. Eğer kendisini Titanik’le özdeş tutuyorsa diyebileceğimiz şudur; Bu gemiyi batıran bir buzdağıdır. Milliyetçi Hareket de dümeninde Başbakanın bulunduğu köhnemiş teknenin rotası üzerinde dimdik ve ayakta mukadder olan çarpışmayı beklemektedir. Sonuçta Başbakan Türkiye sevdalılarına çarpacak ve her taraftan su alacak olan partisiyle birlikte siyasi tarihin karanlıklarına gömülecektir.”

KİM YAZIPTA ELİNE VERMİŞSE YİNE KARA TAHTAYI DOLDURMUŞ !
 // BATUHAN
Sn.Bahçeli ben olsam böyle konuşacağıma hiç konuşmam.Ne yapacaksın karşıdaki işi biliyor bir konuşuyor dozer misali düzleyip geçiyor ortada muhalefet kalmıyor. Madem 12 Eylülün Hesabı sorulacaktı muhteşem üçlü niye sormadınızda şimdi kılavuzluk yapıyorsunuz.Sn.Bahçeli Millet sizi denedi ülkeyi batırdınız ne çabuk unuttunuzda hangi yüzle şimdi oy isteme cüretini gösteriyorsunuz,unutmadık siz yeni ortağınızla barajı bile aşamazsınız....
02 Mart 2010 16:52
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler