YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Loğoğlu: "Türkiye için buradayız"
Loğoğlu: "Türkiye için buradayız"
12 Eylül 2013 11:32
Loğoğlu ve Korutürk, Mısır'da son aylarda yaşanan gelişmelerin "Arap Baharı" olarak adlandırılan değişim sürecine etkileri ve CHP'nin yurt dışı temaslarına yönelik açıklamalarda bulundu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu ve İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, Mısır makamlarının daveti üzerine geldikleri Kahire'de siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve dini kurumlarla yaptıkları temasları değerlendirdi. 

Mısır'da ordu tarafından açıklanan yol haritasının ülkedeki keskin kutuplaşmayı sona erdirip erdirmeyeceğine ilişkin bir soruyu cevaplayan Loğoğlu, "Bu yol haritasının ne kadar gelişeceğini ancak Mısır halkının kendi arasında yapacağı görüşmeler ve varacağı uzlaşmalar tayin edecektir. Mısır halkı bunu yapabilir, şunu yapamaz şeklinde bir önyargıda bulunmak, hele hele bir değerlendirmede bulunmak herhalde başkalarına düşmez, özellikle Türkiye'ye düşmez" dedi.

CHP olarak başka ülkelerin içişlerine karışmak gibi bir niyetleri olmadığını vurgulayan Loğoğlu, "Bize sorulmadığı takdirde telkinde bulunmak gibi bir anlayaşımız ve yaklaşımımız yok. CHP olarak şunu diyebiliriz; biz Mısır halkının aklına, faziletine ve kendi ülkelerini huzura ve selamete çıkaracak anlayış ve yeteneklere sahip olduğunu düşünüyoruz. Sıkıntıları, güçlükleri olacaktır ama sonunda bunu başaracaklarına inanıyoruz. Biz kendilerine bu güveni vermeliyiz" diye konuştu.

Loğoğlu, "Mısır halkı özgürlük ve demokrasi özlemi içerisindedir. Bu özlemi hayata geçirecek yolları mutlaka bulacaktır" ifadesini kullandı.

Mısır'da yaşananların "Arap Baharı" olarak adlandırılan sürece etkileri hakkında da görüşlerini açıklayan Loğoğlu, "Arap Baharı'ını etkileyecek husus, Mısır'ın demokrasi ve özgürlükler yolunda, hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu, insan haklarının saygı gördüğü bir ortama ne kadar çabuk ve hangi yöntemlerle ulaşacağına bağlı. Çünkü Mısır, Arap dünyasının en önde gelen ülkesidir. Bana göre Arap dünyasının mücevheridir. Onun için Mısır'ın demokrasi ve özgürlükler bağlamında başarısı diğer Arap ülkelerine olumlu etki yapacaktır. Tersi de geçerlidir. Burada çekilecek sıkıntılar Arap ülkeleri üzerinde olumsuz etki yapabilir" dedi.

Loğoğlu,bölgedeki değişim süreci bağlamında konu edilen "Türkiye modeline" ilişkin olarak da "Hiçbir Arap ülkesi, hatta hiçbir ülke, başka ülkeleri model alarak kendi geleceğini belirlemez. Her ülkenin takip edeceği yol farklıdır. Özellikleri, tarihi, sosyal yapısı farklıdır. O bakımdan Arap ülkeleri de tek yapıya sahip, aynı özellikleri taşıyan ülkeler değil. Hepsi farklı özelliklere sahip ama Mısır'ın başarısı Arap ülkelerinde çok olumlu bir rüzgar estirecektir, orası kesin" sözlerini kullandı.

Loğoğlu, CHP olarak Irak ve Mısır'a yaptıkları ziyaretlerin amacına ulaştığını belirterek şöyle devam etti:

"Bizim amacımız bütün komşu ülkelerle, öncelikli olarak Irak, Mısır gibi ülkelerle ilişkilerimizi, içinde bulunduğu sıkıntılı ve yetersiz durumdan, olumlu bir noktaya getirmekti. İş adamlarımızın bu ülkelerde yaptığı önemli işler vardı. Onların önünü açmak için bazı sonuçlar almayı umut ediyorduk. Onu Irak'ta aldık, burada da alacağımızı umut ediyoruz" dedi.

Türkiye'nin mevcut dış politikası ve CHP'nin yurt dışı açılımları hakkında değerlendirmelerde de bulunan Loğoğlu şunları kaydetti:

"Türk dış politikasının yarattığı ciddi boşluklar oldu. Bugün Bağdat hükümetiyle görüşmeyen, konuşamayan bir hükümet, Mısır yönetimiyle konuşmayan, görüşemeyen bir hükümet var. Türkiye'nin yararına değil bu durum. Biz ana muhalefet partisi olmamıza rağmen Türkiye'nin ulusal çıkarları, halkımızın gönenci ve güveni bakımından bütün bölgemizde Türkiye'nin önünü açacak, Türkiye'ye yönelik sıkıntıları, tehditleri veya elverişsiz durumları azaltacak bir girişim içindeyiz. Bir noktada, iktidar partisinin yapması gereken işleri, biz Türkiye adına, Türk halkı adına muhalefet partisi olarak yapıyoruz. Herhalde hiç kimse bana göre hükümet bile, Türkiye'de 'bu ziyaretler Türkiye'ye zarar vermektedir', diyemeyecektir. Çünkü tam aksini göstermek herhalde çok daha kolay" diye konuştu.

Loğoğlu, Türk kamoyuna iletmek istedikleri mesajı da şöyle ifade etti.

"Biz buraya Türkiye için geldik. Burada Türkiye'ye ilgiyi, sevgiyi gördük. Evet, halk arasında bir tepki var, bazı olumsuz noktalar var, ama bunların karşılıklı adımlarla giderilmemesi ve Türkiye-Mısır ilişkilerinin güçlü, istikrarlı, karşılıklı yararlara dayalı bir ilişki haline dönüşmemesi için de hiçbir sebep yok. Bu görüşlerimizi Türkiye'ye döndüğümüzde, hükümete ve gerekirse daha üst makamlara seve seve arzedeceğiz."

CHP İstanbul Milletvekili Korutürk

Halkların sağduyusuna güvenilmesi gerektiğini belirten CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk ise "Netice itibariyle Arap Baharı dediğimiz olay, ülkelerin kendi kendilerini yönetmeleri için yapılmış. Beklemek ve güvenmek lazım. Bütün Arap ülkelerinin aynı kefede ele alınması doğru bir şey değil. Her birinin ayrı şartları var. Bizim isteğimiz bu bölgede bütün ülkeler arasında demokrasi, özgürlük, insan haklarına saygı, kadın erkek eşitliği ve işbirliği ortamının doğması, demokrasinin mümkün olduğu kadar gelişmesi. Bunun için de onlara zaman tanımak lazım, dışarıdan kesinlikle müdahele etmemek lazım diye düşünüyorum" ifadesini kullandı.

Korutürk, Kahire'deki temasları ve edindiği izlenimlerle ilgili olarak, "Mısır halkının, diyalog ortamına girme ihtiyacı içinde olduğunu, buna da yatkın bir tutum içinde olduğunu gördük. Hürriyet ve Adalet Partisi de bir takım güven artırıcı tedbirler olduğu takdirde diyaloğa girebileceğini söylüyor. Diyalog ortamı yaratılırsa, Mısır yolunu bulacak. Demokrasiyi ülkede kalıcı bir şekilde tesis edebilecek diye düşünüyorum" açıklamasında bulundu.

Uluslararası ilişkilerde anlaşma noktalarının az veya fazla olmasına bakmaksızın temasların sürdürülmesi ve diplomasi yolunda yürünmesi gerektiğine işaret eden Korutürk, parti olarak yurt dışı ziyaretlerinin Mısır ve Irak ile sınırlı kalmayacağını belirterek şunları söyledi:

"Diğer ülkelerin istikrar içerisinde olması, bölgeye de istikrar getiriyor. Liderliği, 'biz lideriz, lider ülkeyiz, en önde gelen ülkeyiz' diyerek değil, bunu başkalarının söylemesini oluşturacak koşulları yaratarak sağlamaya çalışıyoruz. Türkiye'nin eskiden beri geleneksel, temel bir politikası vardı. O politika da komşu ülkelere, özellikle de Arap ailesine mensup ülkelere, kendilerinden talep gelmedikçe karışmamaktı. Bunu yapmadığınız müddetçe, o ülkelerin kendi iç anlaşmazlıklarına, ihtilaflarına taraf oluyorsunuz. Taraf olduğunuz zaman size olan destek zayıflıyor. Bir taraf sizi tutuyor, biri tutmuyor. Bunu yapmak yerine biz, taraf olmadan bu ülkelere yaklaşmak, öğrenmek ve Türkiye'nin de yaklaşımını öğretmek istiyoruz. Kültürleri, dinleri, geçmişleri aynı ve ekonomileri birbirine bağlı olan Türk ve diğer ülke halklarının ilişkilerini yeniden canlandırmaya çalışıyoruz."

 

AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler