YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kürtlere şu söyleniyor: ‘Kimliğin mi, miden mi?’
Kürtlere şu söyleniyor: ‘Kimliğin mi, miden mi?’
Kürtlere şu söyleniyor: ‘Kimliğin mi, miden mi?’
16 Ekim 2008 / 12:19 Güncelleme: 16 Ekim 2008 / 00:00



Araştırmacı Yazar Altan Tan, PKK’nın son saldırılarının arkasındaki gerçekleri kanalahaber.com’dan Mehmet Toprak’a değerlendirdi.




· “Eylemlerin bir kısmını PKK yapıyor, bir kısmını PKK’ya yaptırıyorlar, bir kısmını ise başkaları yapıyor, faturayı oraya kesiyor”.


· “Kürtlere şu söyleniyor: ‘Kimliğin mi, miden mi?’. Bu çok ayıp bir şey. Kürtler ekonomik refah içinde yaşamak da istiyor, kimliklerinin verilmesini de istiyor”.


· “Gücü olup da kullanmayanlar Amerika ve İngiltere. Suçlanması veya talepte bulunulması gereken güçler bunlar olmalı. Halk arasında bir laf var, ‘Eşeğini dövemeyen, semerini döver’. Adamın eşeğe gücü yetmiyor boyuna semere vuruyor”.


Araştırmacı Yazar Altan Tan’a Ayvalık’ta Türk-Kürt çatışmasının neden çıkarılmak istendiğini, Aktütün saldırısıyla PKK ve onun arkasındaki odakların ulaşmak istedikleri hedefleri, Barzani’nin PKK’ya destek verip-vermediğini, Türkiye’deki Kürtlerin Barzani’ye yaklaşımlarını, Kuzey Irak’taki Türkmenlerin Barzani’den baskı görüp-görmediğini ve Diyarbakır Belediye Başkanlığına aday olup-olmayacağını sorduk.



TÜRK-KÜRT KARŞITLIĞINI DARBE ÖZLEMİNDE OLANLAR İSTİYOR



  • Ayvalık’ta çıkan olayların Türk-Kürt karşıtlığı olarak kullanılmasındaki amaç nedir?

  • Ayvalık’ta çıkan olayların esas amacı Türkiye’de halkı birbirine düşürmek, Türk-Kürt ayırımını keskinleştirmek ve çıkan bu kaos ortamında mevcut yönetimi değiştirmek, iktidarı alaşağı etmek ve Türkiye’de Suriye ve Saddam dönemi Irak’taki Baas rejimi benzeri askeri bir diktatörlük kurmak. Tabi bu çok tehlikeli bir oyun. Kan üzerinden hesap yapmak haince bir davranış.

                                         





    • Türkiye’de bir Türk ve Kürt çatışması mümkün mü?

    Son 30 yılda gerçekleşen olaylarda 40 bin insan hayatını kaybetmesine rağmen –Allah’a çok şükür- halk arasında Türk-Kürt, Alevi-Sünni çatışmaları olmamıştır. Bu Allah’ın milletimize büyük bir lütfüdür. Milletin sağduyusu sayesinde bu gerilimden uzak durulabilmiştir. Fakat bu bizi rehavete kaptırmamalı. Tarihte hiç olmayacak hadiselerin bile, bir saat gibi kısa bir sürede vuku bulduğu görülmüştür. 50 sene, 100 senede olmayan bir şey –Allah korusun- birden oluverir. Türkler, Kürtler ve Ermeniler 1300 yıl barış içinde beraber yaşamışlardır. Ama I. Dünya Savaşının fitne ortamında birbirlerine girdiler. Bu durum hepsinin kaybetmesine sebep olmuştur. Bundan ötürü “Bugüne kadar olmayan, bundan sonra da olmaz” demek kesinlikle bir rehavettir. Ama bu milletin inancı, kültürü ve asaleti en büyük güvencedir. Ona güvenmek lazım ama tedbiri de elden bırakmamak lazım.





    BİRİLERİ TÜRKİYE’NİN BEYNİNE, KALBİNE KURŞUN SIKIYOR




    • Bu provokasyonlara karşı nasıl tedbirler almalı?


    Bizim gibiler Türkiye’yi ayağa kaldırmak isterken, birileri ise Türkiye’nin ayağına kurşun sıkmaktadır. Hatta o ayağına kurşun sıkma yetmeyince, yüreğine, beynine kurşun sıkıyorlar. Türkiye bu oyunlar karşısında demokratikleşme çabalarına destek vermelidir.








    • Terör olayları neden arttı?


    Türkiye demokratikleşme yolunda ilerlerken içeriden ve dışarıdan bir takım odaklar PKK’yı araç olarak kullanarak ülkeyi istikrarsızlığa sürüklemek istiyorlar.




    EYLEMLERİN BİR KISMI PKK’YA YAPTIRILIYOR





    • PKK’nın yeni stratejisi nedir?




    PKK’nın eylemlerini üç aşamada değerlendirmek lazım. Bu eylemlerin bir kısmını PKK yapıyor, bir kısmı PKK’ya yaptırıyorlar, bir kısmını ise başkaları yapıyor faturayı oraya kesiyor. Bu üç eylem tarzının amacına baktığımızda iç ve dış siyaset kavgasının olduğunu görürüz. Dış siyaset kavgası için ABD-İran örneğine bakalım. ABD’nin İran üzerinde hesapları var. Bu doğrultuda Türkiye’nin desteğini istiyor. Türkiye buna yanaşmadığı vakit, uzlaşmaya zorlamak için bazı eylemler yapıyor. İç siyaset kavgasını ise 12 Eylül üzerinden örnekleyelim. 12 Eylül Darbesine kadar her gün Türkiye’de 10’un üzerinde insan öldürülüyordu. 12 Eylül Darbesinin gerçekleştiği gün ise bir tek pat pat tabancası bile patlamıyor. Halktan 1 milyon adet de silah toplanıyor. 12 Eylül sürecini hazırlayan örgütlerin büyük çoğunluğunun darbe için uygun zemini hazırlamak için Ankara’dan yönlendirildiği ortaya çıkıyor. Bugün de birileri bu terör olaylarını bahane göstererek askeri vesayet rejimini kurmak istemektedir. Fotoğrafın tamamına bakılmadığında PKK’nın yaptığı eylemler sağlıklı değerlendirilemez.




    AK PARTİ DEMOKRASİYİ AĞIRDAN ALDIKÇA KÜRTLERDEN OY KAYBEDİYOR





    • PKK’nın gerçekleştirdiği terör eylemlerine bölge halkı nasıl tepki veriyor?


    Bölge halkı kesinlikle bu kaos ortamından rahatsız. Bu kavgadan bıktı. Bu işin mutlaka çözülmesini istiyor. Kısaca şunu istiyor, demokrasi olsun, refah olsun. Ak Parti’nin bölgede en fazla oy alan parti olmasının sebebi de bu. Bölge halkının bu arzusunu Ak Parti’nin bazı kurmayları yanlış okudu. “Efendim Kürtler DTP’ye %24, bize ise %54 oy verdiler. O halde bunlar Kürt kimliğini istemiyorlar, Kürt kimliğini isteyenler DTP’ye oy verdi. Refah isteyenler ise bize oy verdi. O halde biz Kürt etnik kimliği ile demokratikleşme sürecini askıya alalım. Buna zaten gerek yok. Biz sadece bölgeyi ekonomik yönden kalkındıralım” dediler. Ak Parti’nin en büyük yanılgısı da burada oldu. Ak Parti demokrasiyi askıya alıp, askere yaklaştıkça bölgede oy kaybetmeye başladı.




    Kürtlere şu söyleniyor: “Kimliğin mi, miden mi?”. Bu çok ayıp bir şey. Kürtler ekonomik refah içinde yaşamak da istiyor, kimliklerinin verilmesini de istiyor. Şu yaklaşım şekli de çok yanlıştır. “Dinin mi, dilin mi?” Yani ya "dindar ol, boş ver bu Kürtlüğü, dili” ya da “dini bir yana bırak dilinin peşine düş”. Kürtler ne dinlerinden, ne de dillerinden vazgeçmek istemiyorlar. Bu istekleri bir bütün olarak görmeyip, birini kabullenip diğerini dışlamak ahlaksızca bir yaklaşımdır.


    “EŞEĞİNİ DÖVEMEYEN, SEMERİNİ DÖVER”




    • Barzani ve Talabani’nin PKK’yı destekliyor mu?




    Türkiye’de şöyle bir yanlış anlayış var: “Efendim Barzani, PKK’yı besliyor, büyütüyor. Kuzey Irak topraklarından Türkiye’ye saldırtıyor. Onun için öncelikle Barzani’ye büyük bir ders verilmesi lazım”. Bu lafları söyleyenler ya bu konuları hiç bilmiyorlar ya da kasıtlı olarak konuyu saptırıyorlar. Acaba bu insanlar hayatlarında kaç defa Kuzey Irak’a gittiler? Ben 15-20 gün önce Erbil, Kerkük, Süleymaniye’yi gezdim. Kürt ve Türkmen partilerinden çok sayıda üst düzey yetkililerle görüştüm. Geçmişe baktığımızda Barzani ve Talabani arasındaki çatışmalarda 3500 kişi ölmüş. Türk ordusu ile Barzani kuvvetlerinin ortaklaşa PKK’ya karşı yürüttüğü harekatta ise Barzani’nin kuvvetlerinden binlerce insan ölmüş. Türkiye Cumhuriyeti’nin şu an Doğu ve Güneydoğu bölgesinde 250 bin asker, 50 bin korucu ve 50 bin polis olmak üzere 350 bin güvenlik mensubu var. Daha dün Tunceli’de askerler saldırıya uğradı. Tunceli, Irak hududuna 400 km uzaklıkta. Kars’ta ve Van’da olaylar oluyor. 350 bin kuvvetle halledemediğiniz sorunu, siz Barzani’ye "bütün işini gücünü bırak, bütün Peşmergelerini topla git Kandil’i bas hallet" diyorsunuz. Siz Barzani’den isteklerde bulunuyorsunuz ama Irak Anayasası’nda yeri olan Yerel Kürt Bölgesini tanımıyorsunuz. Amerika ile resmi, gayr-i resmi mücadele içinde olan İran bile ABD’nin işgali altında olan Kuzey Irak’taki Erbil’de konsolosluk açabiliyor ama Türkiye burada resmi olarak yok. Bununla yetinmeyip biri ülkenin cumhurbaşkanı olan diğeri ise bölgesel hükümetin başkanı olan Kürt yöneticilere “aşiret reisi”, “postal yalayıcısı” diyorsunuz. Hem bunları diyeceksiniz hem de kalkıp “benim 350 bin güvenlik gücüyle yapamadığımı sen git yap” diyeceksiniz. Irak yönetimini de suçluyorlar. Irak yönetimi Bağdat’ın güvenliğini sağlayamıyor, Kandil’e nasıl gidecek? Bu tabloda gücü yeten güç ABD’dir. Gücü olup da kullanmayanlar Amerika ve İngiltere. Suçlanması veya talepte bulunulması gereken güçler bunlar olmalı. Halk arasında bir laf var, “Eşeğini dövemeyen, semerini döver”. Adamın eşeğe gücü yetmiyor boyuna semere vuruyor. Neye vurduğunuza bakın, kimi muhatap tuttuğunuza bakın.




    Devamı yarın.



    SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler