YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kılıçdaroğlu'ndan 'Mustafa Sarıgül' açıklaması
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Sayın Sarıgül, kendi penceresinden oldukça başarılı bir belediye başkanı. Partimize gelme konusunda herhangi bir başvurusu yok" dedi.
Kılıçdaroğlu'ndan 'Mustafa Sarıgül' açıklaması
13 Ağustos 2013 / 07:30 Güncelleme: 13 Ağustos 2013 / 10:59

Kılıçdaroğlu, CNN Türk'te katıldığı "Ankara Günlüğü" programında soruları yanıtladı.

Mahkemelerin adil olması gerektiğini, bağımsız olmayan mahkemelerin adalet dağıtamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, Ergenekon Davası'nın bittiğini ancak 1 numaranın kim olduğunu bilmediklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, "Bir terör örgütünün benim bildiğim kadarıyla bir lideri olur. Lidersiz terör örgütü olmaz. Bu terör örgütünün lideri yok. Terör örgütünün bir bildirisi olur, bir hedefi olur. 'Ben şunu yapacağım, bunu yapacağım' diye. Ortada bir şey yok" diye konuştu.

Ergenekon Davası'nın bir yargılama değil, hesaplaşma olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Ergenekon yargılamasında hangi faili meçhul cinayet aydınlandı  Susurluk mu aydınlandı  Diyarbakır cezaevinde işkence gören binlerce kişi geçti, onlar mı aydınlandı  Doğu, güneydoğuda köylülere insan dışkısı yediriyorlardı, onlar mı aydınlandı  Niye bunlar aydınlanmadı  Bunlar aydınlansa biz diyeceğiz ki 'işte yargı bu'. Bu yargılama bu tür mahkemelerde olmaz ve aydınlanma da bu tür mahkemelerde olmaz. Çünkü bu tür mahkemeler siyasi otoritenin arzusu üzerine karar veren mahkemelerdir."

Uludere'nin de aydınlanmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Uludereyi aydınlat. Niye aydınlatmıyor  Ne demişti Sayın Başbakan, 'ben Ankara'nın derin dehlizlerinde bunun kaybolmasını engelleyeceğim'. Ne oldu  Ankara'nın derin dehlizlerinde değil, hükümetin derin dehlizlerinde üstü kapatıldı ve olay bitirildi. Bu iktidar mı gladyo ile mücadele edecek, derin devlet ile mücadele edecek  Çünkü AKP'nin kendisi devletleşti, artık bir AKP devleti var" yorumunda bulundu.

Kılıçdaroğlu, parlamentonun sınır ötesi operasyon yetkisini hükümete verdiğini, hükümetin başında da Başbakan Erdoğan'ın olduğunu bildirerek, "Kim talimatı verdi  Açıkça söylüyorum, Uludere'de talimatı veren kişi Sayın Başbakan'dır. Onun için açığa çıkmıyor zaten. Yoksa gelecek savcı, yakasına yapışacak, diyecek ki 'bir dakika, sen 34 yurttaşın öldürülmesinden sorumlusun' diyecek" değerlendirmesinde bulundu.

"Bir ülkenin Genelkurmay Başkanı, devletin bütün sırlarına vakıf ama aynı zamanda terör örgütünün üyesi"

İlker Başbuğ'un AK Parti iktidarında yükseldiğini, Genelkurmay Başkanlığı'na kadar geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, Başbuğ'un terör örgütü üyesi diye müebbeten hapsedildiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Bir ülkenin Genelkurmay Başkanı, devletin bütün sırlarına vakıf ama aynı zamanda terör örgütünün üyesi. Elinde silah var ve bu terör örgütünün üyesi her hafta Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile konuşuyor. O zaman şunu yapmak gerekiyor. Siz, bir terörörgütü üyesini devletin en kilit noktasına getirirseniz Başbakan olarak, sizin yargılanmanız gerekmez mi  Hiçbir şey olmasa terör örgütüne yardım ve yataklıktan sizin hakkınızda dava açılması lazım. Başbakan atadı. Siz o zaman şunu diyeceksiniz, 'bunu Genelkurmay Başkanı yapan, devletin en kilit noktasına getiren, devletin bütün sırlarına vakıf olan bir kişiyi getiriyorsunuz, teröristi getirip bütün bu bilgiler ile donanmasını sağlıyorsunuz. Devletin en hassas bilgilerini ona veriyorsunuz. Kusura bakmayın, siz terör örgütüne yardım ve yataklıktan mahkum olacaksınız'. Niye bunu demiyor savcılar, söylenmesi lazım. Savcı niye demiyor bunu  Çünkü bu örgüt, o örgüt değil. Savcı da bunu çok iyi biliyor. Burada kurulan mizansendir."

"Haberal'ı cumhurbaşkanı adayı olarak lanse etmek doğru değil"

Kılıçdaroğlu, soru üzerine CHP Milletvekili Mehmet Haberal'ı cumhurbaşkanı adayı olarak lanse etmenin doğru olmadığını dile getirerek, önlerinde uzun bir süreç olduğunu, gelişmelerin neyi göstereceğinin belli olmadığını bildirdi. Haberal'ın TBMM'de yemin etmesinin olağanüstü bir durum olmadığına işaret eden Kılıçdaroğlu, Haberal'ın 1 Ekim'de Meclis açıldığında yemin edeceğini vurguladı.

Türkiye'de genel af koşullarının oluştuğunu sanmadığını anlatan Kılıçdaroğlu, toplumsal mutabakat varsa konunun oturulup, konuşulabileceğini ama bugün için toplumsal mutabakattan söz etmenin doğru olmadığını kaydetti.

"Demokratikleşme paketine CHP destek verecek mi" sorusunu yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin demokratikleşmesi, özgürlüğününün daha daha fazla ilerlemesi için her türlü desteğe CHP'nin hazır olduğunu söyledi.

"Partimize gelmek istiyorsa, partimize gelir"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün CHP'den İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı'na adaylığı konusundaki soruyu, şöyle cevapladı:

"Sayın Sarıgül, kendi penceresinden oldukça başarılı bir belediye başkanı. Partimize gelme konsunda herhangi bir başvurusu yok. Partimizin dışındaki bir kişi, onunla ilgili Genel Başkan olarak şöyle veya böyle yorum yapmam doğru değil. Zaman zaman gazeteler yazıyor. 'Sarıgül CHP'ye gelecek' diye. Kendisinin bir açıklaması oldu, 'ben gelirsem 3 bin küsür kişiyle gelirim' diye. Ben de şu açıklamayı yaptım: 'Niye 3 bin de 5 bin değil ' 5 bin kişiyle 10 bin kişiyle gelin. Kimsenin önüne duvar örmeyiz. Partimize gelmek istiyorsa partimize gelir. Partimizin üyesi olur. Ondan sonra biz bu konuları tartışabiliriz. Anakent belediye başkanı olur mu olmaz mı daha sonraki bir aşama. Aşamayı tamamlaması lazım."

"O mu 'ben gelmek istiyorum' diyecek yoksa siz mi 'gelin adayımız olun' diyeceksiniz  Siz neden ilk adımı atmıyorsunuz" sorusunu, Kılıçdaroğlu, "Sarıgül'ün bizim partimize gelmesi lazım. Bu hukukun ön gördüğü bir kural. Kural da şu; partimizin üyesi olması için Parti Meclisi'nin karar alması lazım. MYK kararıyla olmuyor. Parti Meclisi'nin karar alması lazım. O nedenle başvuru yapılması ve Parti Meclisi'nin de bu yönde üyelik kararı alması lazım" diye yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, İstanbul için başka adaylarla ilgili doğrudan ve dolaylı talepler olduğunu, bunları değerlendirdiklerini bildirdi.

Yerel seçim için CHP'nin hedeflerine değinen Kılıçdaroğlu, "Başarının ölçüsü olabildiğince yerel seçimlerde çok sayıda belediye başkanlığını kazanmaktır. Bizim hedefimiz de budur. Bu hedefi gerçekleştirmek için çalışıyoruz. Diğer partilerden çok önce başladık çalışmaya" dedi.

"Gelin oy verin diyorum"

CHP'nin seçim ittifakına kapıyı kapatıp kapatmadığı sorusu üzerine, Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Kutuplaşma siyasetinin doğru olmadığına inanıyoruz. Çünkü ben Genel Başkan olarak Türkiye'nin iyi yönetilmediğine inanıyorum. Hem içerde hem dışarda çok sorunları var. Türkiye'nin tamire ihtiyacı var. Adaletinden ekonomisine kadar, mille eğitiminden tarımına kadar. Yeniden halkına hesap vermeyi namuslu kabul eden siyaset anlayışına, kul hakkını koruyan siyaset anlayışına, harcadığı her kuruşun hesabını halka vermekten onur duyan siyaset anlayışına ihtiyacı var. Bunun için Adalet ve Kalkınma Partisi'ne geçmişte oy vermiş, Doğru Yol Partili, Milliyetçi Hareket Partisi'nden İşçi Partisi'nden bütün yurttaşlarımı CHP'nin çatısı altında bekliyorum. Gelin oy verin diyorum."

"Dört ayrı şekilde adaylarımız belirlenecek"

"Ön seçim olacak mı" sorusuna Kılıçdaroğlu, 6 MYK üyesinden oluşan yerel yönetim komisyonlarının olduğunu, komisyonun her seçim bölgesi için aday belirleme stratejisini saptayacağını söyledi.

Kılıçdaroğlu, önce milletvekili çıkaramadıkları illerden başladıklarını, sıranın Karadeniz'e geldiğini anlattı. Kılıçdaroğlu, "Bir, doğrudan bizim belirleyeceklerimiz var. İki, parti üyelerinin katılımıyla ön seçim yapılabilir, yargıç gözeteminde değil. Üç, sadece delegelerin katılımıyla seçim yapılabilir. Dört, hem ön seçim hem kamuoyu yoklaması, her ikisi de olan modelimiz de var. Dört ayrı şekilde adaylarımız belirlenecek. Bunlara anakent belediye başkanları dahil değil. Onları belki kamuoyu yoklaması, belki eğilim yoklamasıyla yapabiliriz" değerlendirmesinde bulundu.

"Mehmet Ali Alabora'yı aday yapacak mısınız" yönündeki soruyu Kılıçdaroğlu, "Mehmet Ali Alabora siyaseti istiyor mu onu bilmiyorum. Ama değerli iyi bir sanatçı. Gezi olaylarını dikkate alarak partiye bir yön vermeyi düşünüyorum. Gezi parkından A veya B diye bir seçim ve bunun dillendirilmesi doğru olmaz" yanıtını verdi.

Gençlik kollarından aday göstereceklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, belediye meclis üyelerinde, il genel meclisi üyelerinde daha fazla genç ve kadın olacağını vurguladı. Kılıçdaroğlu, milletvekillerinin ilçe belediye başkanlığına aday olmayacağını da söyledi.

Kılıçdaroğlu, oylarını artıramadığı takdirde başarısız olursa ayrılmayı düşüneceğini de ifade etti.

Irak ziyareti

Irak ziyaretine ilişkin Kılıçdaroğlu, Irak davetinin önemli olduğuna işaret etti. Ortadoğu politikalarını anlatacaklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, Kerkük'e gitmek istediğini söyledi.

Irak'a işadamı grubuyla gideceklerini anlatan Kılıçdaroğlu, işadamlarının orada yatırım yapmalarına ilişkin taleplerinin olacağını kaydetti. Kılıçdaroğlu, bu ziyaretin ilişkilerin güçlenmesine katkısının olacağını, Erbil'e ise bu ziyarette değil ama daha sonra gidileceğini ifade etti.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın çözüm süreciyle ilgili bilgi verip vermediği ve bir teması olup olmadığıyla ilgili soruya Kılıçdaroğlu, "Hayır, herhangi bir bilgi söz konusu değil. Bir temas da olmadı. Sayın Fidan bir kez geldi ama bu süreçten çok önce" cevabını verdi.

Kılıçdaroğlu, Irak Başbakanı Nuri el-Maliki ile görüşmesinde ne tür mesajlar vereceğinin sorulması üzerine "O mesajları orada verirken zaten medya da orada olacak" diye konuştu.

Dış politikada Türkiye'nin tarihinin en zor günlerini yaşadığını, bütün komşularıyla sorunları bulunduğunu savunan Kılıçdaroğlu, Kıbrıs çıkarması sırasında her türlü katkıyı veren Libya lideri Kaddafi'nin linç edilmesine Türkiye'nin göz yumduğunu söyledi. "Bavulla para gönderdik, 'gidin Kaddafi'yi öldürün' diye. Bunu benim vicdanım kabul etmiyor. Benim siyaset anlayışım da kabul etmiyor" diyen Kılıçdaroğlu, bunun Türkiye'nin değil iktidarın bir politikası olduğunu ifade etti.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin bölgesinde her zaman sözü dinlenen bir devlet olduğunu ancak bölgede şimdi Türkiye'nin ağırlığı bulunmadığı görüşünü dile getirerek, Türkiye'nin düşman olarak görüldüğünü savundu.

Türkiye'nin neden bu hale geldiğini durup düşünmek gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, "O nedenle dış politikada çok önemli yanlışların içindeyiz" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin en son Mısır'da yanlış yaptığını dile getirerek, "Şunu söyleyebilirdi Sayın Başbakan, 'Mısır'da bir askeri darbe olmuştur. Daha kısa sürede demokrasiye geçmesini istiyoruz. Seçimlerin bir an önce yapılmasını istiyoruz. Mısır bizim dostumuzdur, bölgenin çok önemli bir devletidir. Orada demokrasinin, özgürlüklerin gelmesi en büyük dileğimiz ve talebimizdir. Bunun bir an önce yerine getirilmesini isteriz' bitti. Siz kalktınız 'Mursi benim cumhurbaşkanımdır' dediniz. Bir ülkenin başbakanı bunu söyleyebilir mi  Hadi buyur, senin cumhurbaşkanınsa çek Mısır'a git. Ne işin var senin Türkiye'de" ifadesini kullandı.

Dış politikada duygusallığa yer olmadığını, dış politikanın akıl ve mantıkla yürütüleceğini anlatan Kılıçdaroğlu, dış politikada partilerin değil, ülkelerin çıkarları bulunduğunu bildirdi.

Mısır'da olana "darbe" dediğinin dile getirilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, "Evet. Tahrir Meydanı'nda Mısırlılar demokrasi ve özgürlük istiyorlardı, Sisi geldi demokrasi ve özgürlüğü bitirdi. Darbe yaptı" yorumunda bulundu.

Batının bu konudaki tutumunu nasıl değerlendirdiği sorulan Kılıçdaroğlu, batının kendi çıkarları açısından baktığını söyledi.

Eylül ayı beklentisi

Kılıçdaroğlu, "Sizin eylül ayı için bir endişeniz var mı" sorusuna karşılık, başbakan ve bakanların bir şey olsa "bize ulaşan istihbarata göre" diye yorum yaptıklarını belirterek, "Bir devlet istihbaratla yönetilmez. Bir devlet yasalarla yönetilir, hukukun üstünlüğüyle yönetilir, güçler ayrığılı ilkesiyle yönetilir" dedi.

İstihbarat geldiyse önlem alınması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Ama siz toptan yasak getiriyorsunuz. Neden (istihbarat geldi)'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, yürüyüş yapılacaksa insanların yürümesine izin verilmesi gerektiğini belirterek, anayasada silahsız ve saldırısız herkesin yürüyüş yapma hakkı bulunduğunu söyledi.

Bu hakkın silah ve saldırı olması durumunda sınırlanabileceğini bildiren Kılıçdaroğlu, saldırıyı yapanın devletin gücü, polis olduğunu savundu.

En büyük tehlikenin üniversitelerde polis kullanılması olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, "En büyük tehlikedir öğrenciyle polisi karşı karşıya getirmek. Sayın Başbakan'ı da uyardım, sakın ola ki üniversitelere polisi sokmayın. Soktuğunuz anda çatışmayı başlatırsınız" dedi.

"Demokrasi nedir biliyor musunuz  Belki en somut tanımı şudur; vatandaşın en az polisle yüz yüze geldiği rejimin adı demokrasidir" ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, silahlı bir unsurla vatandaş yüz yüze gelmiyorsa orada demokrasi olduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu, eylül ayında CHP'nin ne yapacağının sorulması üzerine "Normal çalışmalarımızı sürdüreceğiz" yanıtını verdi.

"Size de böyle bir istihbarat geldi mi" yönündeki soruya karşılık da Kılıçdaroğlu, "Yok efendim. Bize herhangi bir istihbarat, bir bilgi gelmedi" değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, yasakların tepkiyi doğuracağını, serbet bırakılanın sorun oluşturmayacağını ifade ederek, şöyle konuştu:

"Kalkıyorsunuz, Beşiktaş spor kulübüne şantaj yaparak, 'yoksa İnönü Stadını size yaptırmam ha'. 'Şunu şunu yapacaksınız, şu sloganlar atılmayacak, altına bas imzayı' diyorsunuz. Yöneticiler de gidiyor imza atıyorlar stadı kurtarmak için. Şimdi doğru mu bu  Yine bir bakan çıkıp tehdit ediyor, 'sloganlar atılırsa biz onları tespit edeceğiz, onlara gerekli cezayı vereceğiz'. Slogan atmak ceza hukukunda ceza nedeni değil ki. Yok böyle bir şey." Kılıçdaroğlu, slogan atmanın suç değil, hak olduğunu söyledi.

Amerika'da siyahlara baskı yapıldığı zaman olimpiyatlarda madalya alan siyahların ellerini havaya kaldırarak hükümeti protesto ettiklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Demokrasi ve özgürlük talebi alan tanımaz, yer tanımaz ve sınır tanımaz. Bu bir insan hakkıdır. Sen benim özgürlüğümü kısıtladığın zaman ben bunu futbolda da, sinemada da, tiyatroda da, şiirde de, romanda da, her yerde söylerim" dedi.

Kılıçdaroğlu, Gezi Parkı ile ilgili soru üzerine, gelişmelerin bir grup gencin ağaçlara sahip çıkmasından sonra başladığını dile getirerek, gençlerin çadırlarının yakıldığını ve sonrasında kıyamet koptuğunu dile getirdi. Kılıçdaroğlu, "Olay özgürlük ve demokrasi platformuna dönüştü. Haklı bir talebe dönüştü. Ben Sayın Cumhurbaşkanı'na çıktım, Sayın Başbakan'ın daha yumuşak bir üslup kullanması gerektiğini... 'Olayları kışkırtıyor Sayın Başbakan' dedim" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, polisin orantısız güç kullandığını vurgulayarak, olanlara rağmen talebin sürdüğünü belirtti. Kılıçdaroğlu, "Eğer hükümet, özgürlük alanını genişletirse bana göre çok yararlı bir şey yapmış olur. Dolayısıyla Türkiye'de o gençler demokrasi ve özgürlüğe katkı vermiş olurlar" değerlendirmesinde bulundu.

Bütün demokrasilerden ve demokrasiyi savunan bütün siyasi partilerden, uluslararası kuruluşlardan Gezi eylemlerine destek geldiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Aslında bu bizim onurumuzu kurtardı. Yani Türkiye, baskıcı bir rejime karşı özgürlük ve demokrasi isteyen bir kesimi bağrında besliyor. O gençler bizim orumuzu kurtardı" dedi.

Eylemlere katılan kitlenin bütün siyasi partilere mesafe koyan bir kitle olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, Gezi Parkı eylemlerinden önce yayınladıkları "özgürlük ve demokrasi" bildirgesinin, eylemlerle bir anlamda örtüştüğünü, istenilenin aşağı yukarı çakıştığını söyledi.

Gezi Parkı olaylarıyla ilgili analiz

Başkanlığını AK Parti Kütahya Milletvekili İdris Bal'ın yaptığı Avrasya Global Araştırmalar Merkezi'nin Gezi Parkı olaylarıyla ilgili bir analiz yaptığı belirtilerek değerlendirmesi sorulan Kılıçdaroğlu, "Sayın Bal akademik unvanın verdiği bağımsız bir görüş açısıyla olayı tahlil etmiş. Faiz lobisi, yok dış ilişkiler, yok Alman, yok İngilizler, yok Amerikalılar... Bütün bunların hepsinin çöpe atıldığını ama Sayın Başbakan'ın yanlış yönlendirildiği için olayların bu noktaya geldiğini saptayan bana göre doğru bir tahmin, doğru bir analiz" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, eylemlere katılanların iktidarın yanı sıra muhalefeti de eleştirdiğini anlatarak, "Biz 'niye bizi eleştiriyorsunuz' diye bir şey söylemedik. Tam tersine onların eleştrilerini kulak kabarttık. Artı, biz ne yapabiliriz bu eleştirileri gidermek için" dedi.

"Partide ulusalcıları dışladığınız yönünde iddialar var. Atatürk'e hakaret eden isimlerin olduğu yönünde, bunlara izin verdiğiniz yönünde. Bu tartışma bir türlü bitmiyor. Bu konudaki görüşünüz nedir" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Hiçbir CHP milletvekili Atatürk'e hakaret etmemiştir. Yok öyle bir şey" yanıtını verdi.

CHP'de "ulusalcı, yenilikçi" sıkıntısı olup olmadığının sorulması üzerine de Kılıçdaroğlu, parti içinde farklı görüşler olabileceğini ancak partinin ana hedefleri konusunda görüş ayrılığı bulunmadığını kaydetti.

Kılıçdaroğlu, "Evde bile eşimizle zaman zaman farklı düşünürüz. Bunlar, hayatın olmazsa olmazlarıdır. İnsanlar farklı düşündükçe toplum gelişir, toplum büyür. Bütün toplum aynı şeyi düşünür, aynı karara varırsa, orada farklı düşünce üretilmezse o toplum büyüyemez, gelişemez" yorumunda bulundu.

Kılıçdaroğlu, ortamı yumuşatıp yumuşatmayacağı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşüp görüşmeyeciğinin sorulması üzerine, siyasetin aşırı kutuplaştığını ve gerginliğin hat safhada bulunduğunu belirterek, öteden beri siyasetçinini yumuşak bir dil kullanmasını savunduğunu ancak bunun gerçekleşmediğini bildirdi.

"Ortamı yumuşatmak durumunda olan kişi muhalefet değildir, iktidardır. Bütün demokrasilerde böyledir" diyen Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan ile 3 kez konuştuklarını ve en son da kendisinin gittiğini bildirdi.

 

AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler