YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kılıçdaroğlu'ndan bırakma sinyali
Kılıçdaroğlu'ndan bırakma sinyali
24 Mart 2011 19:27
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 'CHP, oylarını anlamlı bir şekilde artırmazsa elbette beklemenin anlamı yok.' dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''CHP, mağlup çıkarsa yani oylarını anlamlı bir şekilde artırmazsa elbette beklemenin bir alemi yok. Bu konuda parti içi demokrasiyi, etik değerleri getireceğiz'' dedi.

Kılıçdaroğlu, TÜSİAD'a konuk olduğu toplantıda katılımcıların ve gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Bir soru üzerine seçim kütüklerini bilgisayar ortamına yüklediklerini, herhangi bir yurttaşın kendi kimlik numarasını girdiğinde oturduğu evde kendisinin dışında başka kaç kişinin oy kullanıp kullanmadığını öğreneceğini, bunun altyapısının hazırlandığını, önümüzdeki günlerde sunacaklarını söyledi.

İlk kez oy kullanacakları saptadıklarını, listelerde yer almayanlara ilişkin çalışmaları bulunduğunu, geçmişte bu konuda sandıklara sahip çıkılmasıyla ilgili ciddi talepler bulunduğunu ve kendilerinin bu konuda çok zayıf olduklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, bu konuda eğitim grubu oluşturduklarını, oylar konusunda dikkatli olacaklarını söyledi.

Bir üyenin, ''CHP, seçimden mağlup çıkarsa parti başkanlığına devam edecek misiniz '' sorusuna Kılıçdaroğlu, ''CHP, mağlup çıkarsa yani oylarını anlamlı bir şekilde artırmazsa elbette beklemenin bir alemi yok. Bu konuda parti içi demokrasiyi, etik değerleri getireceğiz'' yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, ''AK Parti nasıl oluyor da bu kadar oy alıyor '' sorusuna da önlerinde ciddi bir sorun bulunduğunu, değer yargılarını değiştirmenin yasa çıkarmaktan zor olduğunu söyledi. ''Siz kafanızda belli değer yargıları oluşturmuş ve kendinizi oluşturduğunuz değer yargılarınıza tutsak etmişseniz, 'sandığa özgür düşünerek gitmiyorsunuz' demektir'' diyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Belli seçimlerde yapılan çalışmaları gördük. Yurttaş 'ya dinime oy vereceğim ya da dilime oy vereceğim' diyor. Siz ne söyleyebilirsiniz  Eğer özgür düşünen bir beyin yoksa ve o kalıpları kıramıyorsanız, sorununuz var. Önümüzdeki en ciddi risk alanı bu. Değer yargılarını yıkmak istiyoruz, demokrasi ve özgürlükle yıkmak istiyoruz. 'CHP ile iş adamları arasında mesafe var' demiştim, bu da bir değer yargısı. Böyle bir algı var, algıları değiştirmek, yıkmak çok zor. Yanlış algılar oluşturuluyor. Biz de o algıları yıkmak için nasıl yapabiliriz yurttaşa neler söyleyebiliriz, bunu anlatmak istiyoruz. Öyle algılar var ki gerçekten hak etmediğimiz algılar. Bunların yıkılması bir, iki, üç yılda değil, bu algılar uzun yıllar sonucu oluşan algılar. Bu algılar bizim dışımızdaki politik kimliklerin söylemleriyle hep ayakta tutulmaya çalışılıyor. 'CHP camileri kapattı' diye bir algı... Yok böyle şey. Eğer camilerde 5 vakit ezan okunuyorsa bu ülkeyi kuranların sayesinde olmuştur ama dini siyasette kullanmadığımız için dine saygı gösterdiğimiz için, insanların inançlarını sömürmediğimiz için sömürenler tarafından farklı algı yaratılıyor. Bunu kıracağız, kırdığımız ölçüde de başarılı olacağımıza inanıyorum.''


-ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ...-


Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliği konusunda partilerin bir araya gelebileceğini, her partiden akil insanların bir araya gelerek çalışabileceğini, bütün meselenin iyi niyette yattığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, Bunun için her siyasi partiden 2 veya 3 kişinin bir araya gelerek daha sağlıklı bir anayasanın oluşmasına katkı verebileceklerini, kendilerinin de buna uyacaklarını söyledi.

Kayıt dışı ekonomiyi önleme konusunda sadece yasal düzenlemeler yapmak yetmediğini, idari düzenlemeler da yapmak gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, çok basit düzenlemelerle pek çok şeyin önlenebileceğini, ancak bu düzenlemelerin oy kaygısı nedeniyle yapılmadığını savundu.

Kılıçdaroğlu, kayıt dışı ekonomiyle mücadelenin kolay olmadığını, ancak bunun hiç mücadele edilmeyecek demek de olmadığını ifade ederek, sivil toplum ve iş adamlarının desteği alınarak kayıt dışı ile çok tutarlı ve kararlı mücadele edilebileceğini kaydetti.

Bu konuda karar alırken dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, iş adamını ve sermayeyi ürkütmemek gerektiğini, bu nedenle de onların desteğiyle yola çıkmanın önemli olduğunu ifade etti.


-ULUSLARARASI LİBYA KOALİSYONUNA SAĞLANACAK KATKI-


CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, uluslararası Libya koalisyonuna sağlanacak katkıya ilişkin tezkere konusunda da şunları söyledi:

''Baskıcı rejimlerin bitmesi lazım. Kaddafi'nin de gitmesi lazım. Bu konudaki tavrımızı çok net olarak ortaya koymamız lazım. Fransa'nın tek başına yaptığını, yapmak istediğini doğru bulmuyoruz. NATO ve BM çerçevesinde olay ele alınabilirse uluslararası meşruiyet kazanabilir. Biz, uluslararası meşruiyet kazanan bir operasyon eğer Libya'ya özgürlüğü ve demokrasiyi getirecekse, yalnız Irak'taki gibi değil. Irak'taki olayın uluslararası meşruiyeti yoktu. Burada uluslararası meşruiyet olursa, Libya bölünmeden, ikili bir yapı içine girmeden, demokrasi ve özgürlükler gelirse bir sorunumuz yok. Tezkere gelmeden gemiler gitti. AKP'nin geleneksel tutumudur bu. 1 Mart tezkeresi de gelmeden Amerika'nın askerleri Mardin'e gitmişlerdi ama reddedilince geriye gittiler. Biz tezkerede ülkenin çıkarları neyi gerektiriyorsa o yönde oy kullanacağız. Çünkü dış politikanın iç politikaya alet edilmesini, ülkenin çıkarlarının iç politikaya malzeme edilmesini doğru bulmuyoruz. Tezkerede bu bağlamda eski büyükelçilerimiz bir araya geldiler, durum değerlendirmesi yaptılar. Bu bağlamda tezkereye biz, hükümetin bazı zikzaklarını eleştireceğiz ama olumlu oy vereceğiz.''


-''SÜREÇ GİDEREK DAHA BASKICI BİR SÜRECE DOĞRU GİDİYOR''-


Bir gazetecinin, ''Ahmet Şık'ın yazdığı kitabın dijital kopyaları toplandı. Radikal Gazetesi'nde de Ertuğrul Bey'in (Mavioğlu) odası arandı. Bu operasyona ilişkin ne diyorsunuz '' sorusunu Kılıçdaroğlu, şöyle yanıtladı:

''Dünyada herhalde basılmamış kitabı imha eden tek ülke var, o da Türkiye Cumhuriyeti. İleri demokrasinin örneği. Daha kitap yazılmamış, basılmamış. Basıyorsunuz ve imha ediyorsunuz. Demokrasiyle bunun bağdaşır bir yönü var mı  Eğer yargıyı siz siyasete, özgürlüklere baskının bir aracı olarak kullanırsanız bu olacaktır. Zaten referandum öncesi biz bunun böyle olduğunu söylüyorduk. Herhangi bir siyasetçi, önyargılı bir siyasetçi bir iş adamına kızdığını düşünün. Bir isimsiz ihbar mektubuyla onu 'Ergenekoncu' yapabilirsiniz. Derdini anlatmak için onu aylarca hapiste tutabilirsiniz, yargının önüne çıkarmayabilirsiniz. Gizlilik kararı alırsınız, avukatına da niye içeri alındığını söylemezsiniz.

Bizim öngördüğümüz hedeflerden birisi de demokrasi ve özgürlük sürecinde özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasıdır. Doğal yargıç ve yargılama sürecinin başlamasıdır. Bu sistem, İtalyan ceza hukukçusu vardı, 'bana bir kişiyi gösterin iki cümleyle ben onu idam sehpasına çıkarırım' diye... Türkiye, bugün o süreci yaşıyor. Gazetecinin elinde, evinde gizli belge olmazmış. Ne demek gizli belge olmaz. Gazeteci haber yapar, belgeye dayandırır, bu belgeler bazen 'gizli' damgalı da olur. Kaldı ki o gizli damgalı belgeler ahım şahım gizli belgeler de değil herkesin elinde olan belgeler. Haberin ham maddesidir o belgeler. O belgeyi yazdığı zaman varsa suç, yargılama olur, eğer haber olmuşsa zaten onu suç olarak adlandıramazsınız ama süreç, giderek daha baskıcı bir sürece doğru gidiyor.''


-''İNSANLAR BAŞÖRTÜLÜ OLABİLİRLER, ENGEL YOK Kİ ZATEN''-


Kılıçdaroğlu, holding sahibi ya da akademisyen kadınların dışında diğer kadınlara da siyasette yer verip vermeyecekleri yönündeki soru üzerine de kadınlara seçme seçilme hakkı verildiğini ama kadınların büyük bir kısmının bunun ne anlama geldiğini bilmediklerini ve mücadele ederek almadıklarını belirterek, ''Şimdi önlerinde bir mücadele alanı var. Erkeklerle mücadele edecekler. Ön seçime giren kadın adayların sayısı fazla ise güzel bir olay, birebir mücadele ediyorlar. Daha fazla mücadele etmelerini istiyoruz. Kadın milletvekili sayısı daha fazla olacak. Holding sahibi ve akademisyen kadınların dışında başka kadınlar da olacak'' dedi.

Kılıçdaroğlu, ''Anayasanın hangi maddeleri sizce değiştirilemez '' yönündeki bir soruya da, ''İlk 4 maddesi'' yanıtını verdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin'in ''Başörtülü aday olabilir'' yönündeki görüşüne ilişkin soru üzerine de Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

''İnsanlar başörtülü olabilirler, engel yok ki zaten, geçmişte de vardı. MHP'den bir arkadaş başörtülüydü, İçtüzüğe uygun olarak geldi Genel Kurul Salonuna girerken başını açtı, kimse de bir şey söylemedi. Yani dışarda herkesin giyimi kuşamı özgürdür, ona kimse müdahale edemez, ama ben de Meclis Genel Kurulu'na kravatsız giremem. Kadın milletvekilleri pantolonla giremez. Belli kuralı vardır. Devlet dediğin belli kurallar bütünüdür. Biz de o kurallara saygı duyacağız, uyacağız. Bir kişinin dışarda türban, başörtüsü takması, pantolon, manto giymesi çarşaf giymesi bizim ilgi alanımızın dışında. Ama devlet dediğimiz kurumun içinde olacaksa konulan kurallara hepimizin uyması gerekiyor.''

Kılıçdaroğlu'nun bu yanıtı salonda bulunanlar tarafından alkışlandı. AA

sana inanan özgür inanmayan tutsak öylemi
 // erdoğan
''Siz kafanızda belli değer yargıları oluşturmuş ve kendinizi oluşturduğunuz değer yargılarınıza tutsak etmişseniz, 'sandığa özgür düşünerek gitmiyorsunuz' demektir'' Bunun anlamı herkes bana inansın başkasına inanmasın öylemi ! Hep basma kalıp cümleler kuruyorsun, chp ye oy veren tutsak olmuyormu ? Bu nasıl bir anlayıştır.Şimdiden söylüyorun sen bu zihniyetle gidersen chp nin oyları anlamlı bir şekilde yükselmez onun için bırakıp gitmeye hazırl...
25 Mart 2011 15:50
iftiracı fitnemi???
 // ibrahim çelikoğlu
Kılıçtaroğlu haberlerini okumaz olduk.Bir yalan,iftira imajı vs.ile günümüzü zehirleyip can sıkıntısı olur diye.Bunların öncüleride aynı kandırma,şaşırtma politikasını yürüttüklerini biliyorduk.Amma bu;Daha çok oy sevdasından,erdemlik,dürüstlük deyimlerinin üzerine silgi çekti.Oyları artarsa kafamızı ellerimizin arasına alıp kara kara düşünmemiz lazım.Hayır değil batının şerinin üst seviyelerine ulaşacağını göreceğiz.Bu durumdayken bile mille...
25 Mart 2011 08:06
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler