YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kılıçdaroğlu: "Türkiye zor bir süreçten geçiyor"
Kılıçdaroğlu: "Türkiye zor bir süreçten geçiyor"
22 Aralık 2013 18:08
Türkiye'nin zor bir süreçten geçtiğini savunan CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Bu hükümetin meşruiyeti yoktur. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetemezler" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bu hükümetin meşruiyeti yoktur. Bunlar Türkiye Cumhuriyetini yönetemezler. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir başbakan yolsuzlukları savunmamıştır, yolsuzluk yapanlara sahip çıkmamıştır" dedi.

Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi (PM) toplantısının açılışındaki konuşmasında, Türkiye'nin zor bir süreçten geçtiğini savundu.

"Yönetilemeyen, savrulan, nereye gittiği konusunda kaygı duyulan bir Türkiye" olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, "Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonu ile karşı karşıyayız. İçinde bakanların, oğullarının, işadamlarının olduğu bir tablo" görüşünü dile getirdi.

Yolsuzluğun tek başına yapılacak bir olay olmadığını, "Kirli siyasetçi, kirli bürokrat ve kirli işadamı" şeklinde 3 önemli ayağı olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu,  "Biz buna 'şeytan üçgeni' diyoruz. 'Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonu' diyorum, sadece miktar olarak değil, 4 bakanın adının karıştığı, çocuklarının adının karıştığı ciddi bir olay var karşımızda. Ortaya çıkan delillere, telefon görüşmelerine bakınca yolsuzluğun boyutları çok daha büyük. Sıradan bir olay değil, örgütlü, bilinçli bir olay. Devleti hortumlayan bir yapı var karşımızda" değerlendirmesini yaptı.  

Adı geçen bakanların Ankara'ya gelip, "Sayın Başbakanım biz de temiziz, çocuklarımız da temiz, asla kirli işlere bulaşmadık. Biz size istifa dilekçelerimizi veriyoruz. Hiç kimseye müdahale etmeyin, kimse bizi suçlayamaz, biz tertemiz insanlarız"  demelerinin beklendiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Sayın Başbakan da televizyonların karşısına çıkıp, 'ben bakanlarıma, polislerime güveniyorum, ben savcılarıma, devletime güveniyorum. Ben bu devleti 11 yıl saydam kurallar uygulayarak yönettim, bağımsız yargı kararını verecek' derdi ve istifalarını kabul ederdi. 76 milyon yurttaş bu Başbakanı alkışlardı. Hepimizin söyleyeceği bir şey kalmazdı. Sayın Başbakan'a davranışından dolayı teşekkür ederdik. 'Sayın Başbakan çağdaş bir demokraside olması gereken davranışı sergilediniz' derdik. Ama bu böyle olmadı. Bu bakanlar Ankara'ya geldi, bütün programlarını iptal ettiler, 'Ankara'dan ayrılmayacağız, istifa etmeyeceğiz' dediler. Koltuğu babalarının malı gördüler, milletin karşısına çıkıp alay eder gibi, 'devletin içinde çeteler var' dediler. Türkiye, kendi tarihinde Osmanlı dahil böyle bir olayla karşılaşmamıştır. Dünyada böyle bir olay asla olmamıştır. Eğer çeteyi siz sokakta kurarsanız bunu bir şekliyle çözerseniz, bürokrasi de oluşursa bir şekliyle çözersiniz, ama çete bakanlar kurulunda oluşursa orada zorluğunuz vardır. Geldiğimiz süreç budur. Bu ülkede 76 milyon yurttaşıma hitap ediyorum, hangi partiye oy verirse versin, kul hakkı yiyenlere, yetim hakkı yiyenlere güvenmeyin. Onlar sizi soydular."

Siyasetin zenginleşme aracı olmadığının altını çizen Kılıçdaroğlu, siyasetin halkın zenginleşmesini amaç edinmesi gerektiğini söyledi.

Başbakan Erdoğan'ın 11 yıldır iktidarda olduğunu, bütün istihbarat örgütlerinin de kendisinin emrinde olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Sen 11 yıldır iktidardasın, sen nasıl olur da çetenin farkına varmazsın. Bir kamu bankası genel müdürünün evinde ayakkabı kutusunda milyonu aşan dolar bulunuyor. O genel müdürün evine o ayakkabı kutusunun içinde milyon dolarları çeteler mi yerleştirdi? Bakanların çocuklarının yatak odalarına ona yakın kasayı, para sayma makinelerini çeteler mi yerleştirdi?" diye konuştu.

İçişleri Bakanının oğlu ile telefon konuşmaları sırasında "Oğlum dikkatli ol telefonda bunları konuşma" dediğini savunan Kılıçdaroğlu, "Ben merak ediyorum bu konuşmayı çeteler mi onlara yaptırdı. Aile mahremiyeti varsa bir olay varsa gizlenir, yolsuzluk varsa gizlenir. Neden 'oğlum dikkatli konuş', 'telefonda konuşma' diyor. Çeteler mi önerdi bunu sayın bakana?" ifadesini kullandı.

Polislerin, hukuka ve adli kolluk yönetmeliğine göre savcının emrini yerine getirdiklerini bildiren Kılıçdaroğlu, hükümetin ilk icraatının ise bu polisleri görevden almak olduğunu savundu.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"İnsanda biraz utanma, ar olur. Neden bu polisleri görevden alıyorsun, onlar da mı çete mensubu? 11 yıldır sen iktidardasın, bunları da mı çete devletin içine yerleştirdi. Ne yaptı bu polisler? Savcılar iş yapamasın diye, yolsuzlukları örtelim diye. Bu örtülecek türden bir yolsuzluk değil. Yolsuzlukları duyumları ihbar üzerine araştıran savcılar var, devletin savcıları adı üstünde cumhuriyet savcıları. Mahkeme kararı ile telefon dinlemeleri, görüntülü deliller toplanıyor. Şimdi bu savcılar da çete oldu. Bu savcılar düne kadar devletin savcısıydı. Alkış tutuyordunuz, kurşun geçirmez zırhlı aracını çete diye suçladığın savcılara tahsis ettin. Devletin içindeki savcıya sen nasıl çete diyebilirsin? Eğer bunlar savcısı, polisi gerçekten çeteyse, o zaman  bu ülkede yönetim sorunu var. O zaman bu ülkeyi çeteler yönetiyor. Bu ülkedeki bir yönetim zafiyeti olduğunu, yolsuzluklardan beslenen bir siyasal iktidar olduğunu biliyoruz. 'Hortumları kestik' diyor. Doğru bir yerlere giden hortumlar kesildi. Ama iki yere bağlandı hortumlar, AKP genel merkezine ve bakanlar kuruluna bağlandı. Ama hortumların çapı çok büyüdü. Oluk oluk dolarlar akıyor buraya. Hiç utanmıyor musunuz, Allah'tan korkmuyor musunuz, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yerken hiç utanmıyor musun?"

Adli Kolluk Yönetmeliği

Kılıçdaroğlu, adli kolluk yönetmeliğinde yapılan değişliğe de tepki gösterdi.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Şimdi yolsuzluğu nasıl örteriz diye alt yapı oluşturuyorlar. İlk yaptıkları iş süratle bir yönetmelik çıkardılar. Yönetmeliği çıkaran Bakanların içinde adı yolsuzluğa bulaşan da var. Bundan sonra savcı talimat verirse önceden hırsızlara haber verecekler, böylece yolsuzlukla mücadele edecekler. Utanmadan böyle bir yönetmelik çıkarıyorlar. Buradan bütün hukuk çevrelerine çağrıda bulunuyorum, o yönetmelikleri asla dikkate almayınız. Barolar süratle dava açmalı. Yargı halkın yargısıysa, milli iradeyi kullanıyorsa yolsuzluğa izin vermemelidir. Böyle bir kepazelik Türkiye Cumhuriyeti tarihinde asla görülmemiştir. Elini vicdanına koyup bana öyle yanıt versin, helal paranın alın teriyle kazanılmış bir paranın ayakkabı kutusunda ne işi var? Çok zor bir soru değil. İnsan olanın anlayabileceği bir soruyu soruyorum. Gerçekten Müslümanlığa bağlı bir insana bu soruyu soruyorum. Oturup bana bunun yanıtını verecek, helal paranın ayakkabı kutusunda ne işi var? Devletin bankası duruyor. Sen devletin genel müdürüsün, banka emrinde, nasıl oluyor da bu parayı götürüp evinde saklıyorsun. Acı olanı ne biliyor musunuz? Bu haram paranın 'Müslümanım' diye tafra atan Başbakan tarafından savunulmuş olması."

"Siyasetin arınması gerek"

Siyasetin kirlilikten arınması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Allah ile kulu aldatıyorlar, bunların yatacak yeri de yok" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Bu hükümetin meşruiyeti yoktur. Bunlar Türkiye Cumhuriyetini yönetemezler. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç bir başbakan yolsuzlukları savunmamıştır, yolsuzluk yapanlara sahip çıkmamıştır. İlk kez Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yolsuzlukları savunan bir Başbakanla karşı karşıyayız. O nedenle bunun meşruiyeti yoktur artık. Topal ördek hükümetidir bunlar. Ahlakı içselleştirmemiş bir iktidarla karşı karşıyayız. Ahlaksızlığı olağan bir şeymiş gibi topluma kabul ettiren bir hükümetle karşı karşıyayız. Şimdi daha iyi anlıyoruz, Sayıştay raporları TBMM'ye niye gelmedi. Köy köy geziyor, il il geziyor 'çeteler var' diye bağırıyor. Çete reisi sensin, kime bağırıyorsun sen? O vatandaşın sana ödediği 5 kuruşun hesabını vermiyorsun, bıraktık, 5 kuruştan vazgeçtik, milyarlarca dolar götürüyorlar bunlar. Benim merak ettiğim şu; bunların gözünü kaç lira doyuracak acaba? Milyar dolarlarla doymuyor bunlar. Haram paraya bu kadar alışmış bir kitle, bir siyaset anlayışı nasıl olabilir? Ahlaktan bahsediyor. Hangi ahlaktan bahsediyorsun sen? Ahlaksızlığın daniskasısın sen. Keşke mahkemeye verse, emin olun veremez. Bütün rezilliklerini hiç değilse mahkemede dökelim ortaya. Ahlaksızlığın bu kadarını da Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç görmedik.”

Kılıçdaroğlu, eski Milli Eğitim Bakanlarından Hasan Ali Yücel'in oğlu şair Can Yücel'in yurt dışına girmek için sınav kazanmasına karşın, Baba Ali Yücel'in "Milli Eğitim Bakanı oğluna torpil yaptı, derler" diye oğlunu yurt dışına göndermediğini anlattı.

Kılıçdaroğlu, "Bizim ahlak anlayışımız budur. Bize her türlü eleştiriyi yapabilirler, ama kimse bir konuda CHP'yi eleştiremez, biz kul hakkı yemeyiz" diye konuştu.

 

AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler