YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Kılıçdaroğlu, İstanbul'da yolunu bulamaz"
"Kılıçdaroğlu, İstanbul'da yolunu bulamaz"
"Kılıçdaroğlu, İstanbul'da yolunu bulamaz"
27 Ocak 2009 / 16:37 Güncelleme: 27 Ocak 2009 / 00:00

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Partisinin TBMM'deki grubunda konuşma yapıyor. Erdoğan, konuşmasında CHP'nin İstanbul Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu'na ince göndermelerde bulundu.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimlerde aday yapılmadığı için küskün olan veya başka partiye geçenleri uyararak, "Yolları açık olsun ama şunu bilmeliler, bu tren çok hızlı gidiyor, inen bir daha yetişemez." dedi.


Erdoğan, AK Parti grup toplantısında yaptığı konuşmada, yerel yönetimlerle ilgili aday belirleme sürecinde popülist yaklaşımlar içinde olmadıklarını ve milletin sesine kulak vererek parti içi demokrasiyi işleterek aday tespiti yaptıklarını belirtti. Aday belirleme dönemlerinde kırgınlıklar küskünlükler olabildiğini söyleyen Erdoğan, aday gösterilmedikleri için başka partilere giden arkadaşlarını da uyardı: "Yolları açık olsun ama şunu bilmeliler, bu tren çok hızlı gidiyor, inen bir daha yetişemez."


Erdoğan, aday olmadıkları için kendilerini haklı göstermek için bir takım oyunlara başvuranların bilmeden çok büyük zararlar verdiklerini de savunarak, "Bu oyunlar döner onları da bulur" diye konuştu. Erdoğan, belediye meclis üyeliklerinde mutlaka bayan ve genç adayların bulunacağını söyledi.


Erdoğan, hiç bir ilde şehri tanımayan kişileri aday göstermediklerine dikkat çekerek, "Şimdi bir partinin adayı çıkıyor diyor ki 'ayağıma çizmelerimi giyerek varoşları dolaşacağım' tam 16 sene geç kaldınız beyefendi. O devirler 16 sene evvel CHP'li belediye zamanındaydı. Bu adayı İstanbul'un bir yerine bıraksanız sizi şuradan alacağız deseniz yolunu bulamaz. Bu insanlar plan üretmek yerine çamur atıyorlar, İstanbul'u 3 'Ç'den kurtardık. İstanbul, çöp, çamur ve çukur içindeydi CHP belediyeciliği budur." diyerek Anamuhalefet partisini eleştirdi.


CHP'nin halka yaptıkları yardımları ağızlarına doladığına işaret eden Erdoğan, "Şimdi belediye başkan adayları aylık 600 lira yardım yapmaktan bahsediyorlar. Halep ordaysa arşın Ankara'da. Bu iş atıp tutmakla olmaz. CHP sosyal yardımları önce elinde bulunan belediyelerde uygulasın." çağrısında bulundu.


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokrasi, kalkınma ve hizmetin yerelden başladığını belirterek, ''Milletim artık hizmet üreten ile çamur üreteni çok iyi biliyor'' dedi.


Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, 29 Mart yerel seçimlerine değindi. Aday berilemede titiz davrandıklarını, yerel yönetimlere birikimli ve bilgili isimler kazandırmayı amaçladıklarını, yoldan geçerken ''gel sen de bizden aday ol'' demediklerini anlatan Erdoğan, Siyaset Akademisinden geçen, buradan sivrilmiş ve başarılı olmuş isimleri meclis listesi içinde görmek istediklerini kaydetti. Bunlar içinde mimar, mühendis, hukukçu, mali müşavirler, sosyolog, psikologlar olması gerektiğini ifade eden Erdoğan, siyasetin bu noktadaki yapılanmasını, bürokrat ve teknokratıyla çok daha farklı bir dönemi gündeme taşıması gerektiğini vurguladı.


29 Mart seçimlerini ve aday belirleme konusunu gündeme aldıkları ilk günden itibaren her fırsatta demokrasi, kalkınma ve hizmetin yerelden başladığını ifade ettiğine işaret eden Erdoğan, ''Eğer şehirlerimiz hizmetten yoksun kalıyorsa, eğer şehirlerimiz altyapı ve üstyapı problemleriyle mücadele ediyorsa, sokaklarımızda yaşam standardı yükselmiyorsa, ülke genelinde de bir başarıdan söz edemeyiz'' dedi.


Bu nedenle, 28 Mart 2004 seçimlerinin hemen ertesinde yönetiminde bulundukları tüm birimlerde farklı bir hizmet, farklı bir şehircilik anlayışını uygulamaya başladıklarını, 5 yıl gibi kısa bir süre içinde büyükşehirlerden beldelere kadar her birimde hizmet çıtasını daha yukarılara taşımanın gayreti içinde olduklarını belirten Erdoğan, şimdiden İstanbul, Antalya, Gaziantep, Kayseri, Konya, Kocaeli gibi bir çok ili marka haline getirdiklerini kaydetti.


''İSTANBUL'DA ADRESİ BULAMAZ''


Adaylarını belirlerken, ili tanımayan, o ilden çok uzak kalan insanları aday göstermediklerini belirten Erdoğan, ''Biliyorsunuz geçenlerde birisi çıkmış diyor ki (Ben İstanbul'un varoşlarını çizmelerimi giyerek dolaşacağım).'' Bir milletvekilinin ''Geç kalmış'' demesi üzerine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


''Arkadaşlar tam 16 yıl geç kalmış. Şu hale bakın; İstanbul'a büyükşehir belediye başkan adayı atayacaksınız, İstanbul'un bir ucuna koysanız, 'seni şurada bekliyoruz' deseniz, adresi bulamaz. Çizmeyle dolaşacakmış. İstanbul'da çizmeyle dolaşacak yer mi kaldı? O, 1992 yılındaydı. O zaman biz çizmeleri giydik, İstanbul'un o ilçelerini, Bağcılar, Güngören Esenleri, Kartal, Pendik tüm buraları ta Tuzla'ya kadar, ayağımızda çizmelerle dolaştık. Seçim kampanyalarını öyle yaptık. Doğru ama şimdi oralar kalmadı. Şimdi oraların tamamı asfaltlarla döşendi. Artık oralarda da modern şehircilik var beyefendi. Sen herhalde başka yerlerden bahsediyorsun. Ama CHP'li belediyelerin bu tür yerleri olabilir, doğrudur. Ama İstanbul'da böyle bir şey söz konusu değil.''


''PROJE ÜRETMEK YERİNE ÇAMUR ÜRETİYORLAR''


Erdoğan, 81 ili kendi öz değerleriyle, kendi imkanlarıyla öne çıkartmak ve küresel yarışta bir kulvara yerleştirmek için de çabalarını sürdürdüklerini belirterek, 29 Mart yerel seçimlerde de bugüne kadar ortaya koydukları başarıyı daha ileri noktalara götürecek, çıtayı daha yükseğe koyacak, hizmetin kalitesini ve çeşitliliğini, yaygınlığını artıracak, belediyeciliğin AK Parti'nin işi ve bu konuda da uzman olduğunu 5 yılda bütün boyutlarıyla gösterdiklerini söyledi.


Tüm il ve ilçelerde şimdi bu ustalığı sergilemek için çalışacaklarını kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


''Bizim adaylarımızın ne kadar işinin ehli olduğuna, ne kadar usta olduğuna, yönettikleri birimin meselelerini nasıl kendi meseleleri haline getirdiğini lütfen dikkatle izleyin. Bizim adaylarımız kamuoyu önüne çıktığında, idare ettiği birimin meselelerini konuşuyor. Bu meselelere yönelik çözüm önerilerini sıralıyor, plan, program ve projelerini anlatıyor. Böyle bir derdi olmayan, popülizmden, boş vaatten, kuru sıkı atmaktan başka yol bulamayanlar da vardır ülkede. Yegane amaçları var; o da yapılanı bozmak, iş yapana, iş üretene engel olmak, başarıyı gölgelemek, çamur ve iftira atmaktır. Projeye kafa yormak yerine, karalamaya, kumpas kurmaya kafa yoruyorlar. Bunların başka işi yok. Plan ve proje üretmek yerine, çamur üretmeyi tercih ediyorlar. İşte biz 3Ç dediğimiz olayı, 1992'de, 1994'de İstanbul Büyükşehir kampanyasında söyledik. Yani, çöp, çukur, çamur... Niye? İstanbul o zaman öyleydi. Yani CHP belediyeciliği vardı İstanbul'da. Çöp vardı, çamur vardı, çukur vardı. Tabii bunu bilmeyenler ancak çizme giymekten bahsediyor. Çok geç kaldı. Artık biliyorsunuz atı alan Üsküdar'ı geçti. Bu iş bitti. Genel siyasette onların tarzı bu. Şimdi öyle anlaşılıyor ki yerel siyasette de bu tarzı, bu metodu sürdürecekler. Genel Başkanları aylardır bas bas bağırıyor. Özellikle fakir fukaraya kömür, yardım dağıtmamızı kıyasıya eleştiriyor. Yanındakiler de aynı şeyi söylüyorlar.''


''AKLA HAYALE GELMEDİK VAATLER SIRALIYORLAR''


CHP'nin, belediyelerin öğrencilere dağıttığı bursu kaldırmak için elinden gelen gayreti gösterdiğini ve sonunda kaldırdığına işaret eden Erdoğan, ''Geçenlerde üniversiteli gençler CHP'nin önde gelenlerinden birine, 'Bu bursları niye kaldırdınız?' diye sordu. 'Biz kaldırtmadık, bu burslar azdı bunu çoğaltmak için müracaat ettik' dedi. Sizin hayatınızda üniversiteli gençliğini düşünmek, onları görmek diye bir şey olmuş mu?'' diye sordu.


AK Parti iktidara geldiğinde, öğrencilere verilen 45 TL'lik bursun bugün 180 TL'ye çıktığını anlatan Erdoğan, bunun kendi farkları olduğunu söyledi. Sabah kahvaltısı ve akşam yemeğinde 2,5 TL'lik desteği de öğrencilere verdiklerine işaret eden Erdoğan, imkan daha fazla olsa daha farklı destekleri vermeye devam edeceklerini söyledi.


CHP'nin Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adaylarının genel başkanlarının tersine ''akla hayale gelmedik vaatler sıraladıklarını'' ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:


''Neymiş, kömür dağıtmayacaklarmış ama ayda 600 TL yardım yapacaklarmış. Bunu da evdeki kadının banka hesabına yatıracaklarmış. Arkadaşlar, hatırlıyorsunuz, 1 anahtar, 5 anahtar hikayesini... Bunlar aynı yolu takip ederler. Ama bunlar bire beş vermiyorlar, çok daha fazla veriyorlar. Daha ileri gidiyor. 'Eğer böyle söylersek belki tutar da şu ulaşamadığımız iktidara ulaşırız' hevesi içindeler. Hesap ortada, kitap ortada.... Halep oradaysa arşın Ankara'da. Oturur hesabını yaparsın. Ayıptır. Böyle atıp tutmayla bu iş olmaz. Biz kömürü verirken bile bunun hesaplarını çok ince yaptık. Tüm kömür kaynaklarımızı harekete geçirmek... Ta Trakya'dan tut Şırnak'a kadar kömür madenlerimiz var. Bu madenleri devreye sokalım, bu arada çalışmayan binlerce kamyona da iş imkanı sağlayalım dedik. Tüm bu düşüncelerle bu adımı attık. Fakir fukara, garip gureba kışın ortasında birileri ısınırken üşümesin dedik. Hatta sadece kömürle de bırakmadık, kaymakamlarımıza, valilerimize 'aman ha sobası yoksa onu da alacaksınız' dedik. Bu işin sosyal devlet bilinci, AK parti ile başladı. Bunların hiçbirinde ne CHP'sinde, ne MHP'sinde, ne diğerlerinde böyle bir sosyal devlet bilinci zaten yok.''


AK Parti ile yarışa girmek istediklerini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


''Bizimle böyle yarışa girmeye gerek yok. Ama yaparsanız öper başımızın üstene koyarız. Siz önce, sizde olan belediyelerde uygulayın, biz de alkışlayalım. Tabii ki adama sorarlar, 'Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?' Tamam AK Parti'yi taklit et, AK Parti'yi örnek alın, bunlarla biz mutlu oluruz. Ama lütfen biraz da tutarlı olun, hakkı teslim edin. Lütfen dün söyledikleriniz ile bugün söyledikleriniz az da olsa birbirini tutsun, makul olsun. Geçmişte anahtarı o şekilde söyleyenlerin hesabı tutmadı, bak hepsi geldikleri gibi gittiler. Aynı şekilde siz zaten gelemediniz ve gelemeyeceksiniz de. Bu anlayışla gelinmez. Benim halkım artık aldatanı ve aldananı biliyor. Milletim artık hizmet üreten ile çamur üreteni çok iyi biliyor. Onun için biz bugüne kadar yaptığımız gibi, bu seçim sürecinde de milletimizin yüreğine, aklına konuşacağız. Milletimizin bu noktada, tarihten gelen o gönül diline bizler de inşallah gönül diliyle hitap edeceğiz.''


''BİZİM TARZIMIZ DEĞİL...''


Çamur atmak, karalamak, kötülemek, gerilimden çıkar sağlamaya çalışmak ve kaostan rant elde etmenin tarzları olmadığını belirten Erdoğan, Türkiye genelinde yaptıkları 130 bin derslikle, 400 hastane, 337 bin konutla, 9 bin kilometre duble yolla, Marmaray ve enerji projeleriyle, tarıma sağlanan desteklerle, açılan 112 adalet sarayıyla milletin huzuruna çıkacaklarını anlattı.


Erdoğan, bugüne kadar yaptıklarını anlatacaklarını kaydederek, ''Paramıza kazandırdığımız itibarı, ülkemize kazandırdığımız saygınlığı, 127,5 milyar dolara çıkardığımızı ihracatı anlatacağız. Fakir fukarayla dayanışmamızı, sosyal yardımlarımızı, yoksullukla, yolsuzlukla, yasaklarla yaptığımız mücadelemizi meydanlarda anlatacağız. Bu ülkeye musallat olan çete ve mafyaları temizlemek için gösterdiğimiz kararlılığı ve milleten aldığımız cesareti, seçim öncesinde verdiğimiz bu sözü yerine getirdiğimizi anlatacağız. İşçiye, memura, emekliye, esnafa, tüm özürlülere, öğrencilere sağladığımız imkanları anlatacağız'' diye konuştu.


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Buradan, ana muhalefete ve yavru muhalefete sesleniyorum'' diyerek, ''Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının söyledikleri, beyefendileri tatmin etmiyor. Ama kendilerine, kimler hangi haberleri getiriyor? İnler cinlerle mi oynuyor, ne yapıyor, bilemiyorum. Herhalde buralardan bunlara haberler geliyor'' dedi.


Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yoğun girişimleri sonucunda Gazze'de ateşkes ilan edildiğini anımsattı.


Ateşkesin uzun soluklu olması için gayretlerinin devam ettiğini belirten Erdoğan, Gazze'deki yaraların sarılması için milletçe büyük bir seferberlik başlatıldığını kaydetti. Başbakan Erdoğan, bu adımları hazmedenler olduğu gibi hazmedemeyenlerin de bulunduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:


''Okullarda, Milli Eğitim Bakanlığımızın başlattığı bir kampanya, saygı duruşu oldu. Bundan rahatsız olanlar oldu. Özellikle, ülkemizdeki Musevi vatandaşlarımızdan rahatsız olanlar oldu. Ama ben kendilerine başından itibaren söyledim: Sizler, bizim güvencemiz altındasınız. 'Aynı olay farklı bir ülkede, hangi dinden, hangi etnik unsurdan olursa olsun, başkalarının başına gelse, biz, Türkiye olarak aynı tavrı takınırız' dedim. 'Gürcistan'da bunun örneğini kısa zaman içinde verdik, bunu görmediniz mi?' dedim. Şu anda Gori'de, Gürcistan'da biz, yıkılan evleri yapan bir ülkeyiz, Türkiye olarak. Bunu görmediniz mi? Orada bu duyarlılığı gösteren Türkiye'nin, Gazze'de bu duyarlılığı göstermesinden niçin birileri rahatsız oluyor?


Özellikle bazı medya grupları, bizim bu takındığımız tavrı dış politika acemiliği olarak görüyor veya göstermeye çalışıyor. O sana kalsın. Sizin bugüne kadar olan bu dış politika anlayışınızla, Türkiye'nin dışı politikada zerre kadar itibarı kalmamıştır, olmamıştır. 'Efendim, şöyle yaparsak birileri ne der, böyle yaparsak acaba ne der?...' Arkadaşlar kusura bakmayın, kendimiz otururuz, konuşuruz değerlendirmemizi yaparız. Ondan sonra da kararımızı kendimiz veririz. Yani sürekli olarak Türkiye'nin attığı bu adımları, hep birileri mi belirleyecek? Belki bugüne kadar bu böyle gelmiştir ama bundan sonra bu kervan böyle yürümeyecek AK Parti iktidarında. Bunu böyle bilin.


Yeri geldiği zaman, 'İşte şöyle, büyük bir genç nüfusa sahibiz. İşte son nüfus sayımıyla 71,5 milyon nüfusa sahibiz.' Eee 'Kapan içeriye, kapan içeriye, kapan içeriye...' Biz bugüne kadar, düşman kazanmak için çalışmadık, hep dost kazanmaya gayret ettik. Bu adamlar, çevremizdeki ülkelerle, bu kadar başarılı dış politika güdüyor da niçin acaba onlarla hep düşman oldular? Ne Yunanistan ile ne Bulgaristan ile ne Suriye ile Irak'la, İran'la ne kuzeyde, Kafkaslarda, birileri ile görüşlerdi. Ne Türk Cumhuriyetleri ile görüşürlerdi. Bir de utanmadan başarılı dış politikadan bahsediyorlar. Neresi başarı?''


''BİZ NE YAPTIĞIMIZI GAYET İYİ BİLİYORUZ''


Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin, bugün, bütün bu ülkelerle görüştüğünü ve dış ticaret hacmini artırdığını söyledi.


Türkiye'nin, dış ticaret hacminde Rusya Federasyonu ile olan ilişkilerinin birinci sıraya çıktığını ifade eden Erdoğan, düne kadar böyle bir şey olmadığını kaydetti. Bütün bu gelişmeleri hazmedemeyen çevrelerin, kendilerini engelleme gayreti içerisine girdiklerini dile getiren Erdoğan, ''Kusura bakmasınlar, biz ne yaptığımızı gayet iyi biliyoruz. Attığımız adımları da istişaresini yaparak atıyoruz'' dedi.


Başbakan Erdoğan, ''Biraz sıkılmaları lazım. Başını iki elinin arasına alıp, 'Türkiye, 6 yıl öncesine kadar uluslararası siyasette neredeydi, bugün nerede? Yalan yanlış haberler uydurmak suretiyle, yalan yanlış manşetler atmak suretiyle, bir yere varamazsınız ve varamayacaksınız da'' diye konuştu.


Suya sabuna dokunmayan açıklamalarla olayı geçiştirmenin, dış siyaseti hiç bir zaman başarıya götürmeyeceğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:


''Yeri gelecek suya da sabuna da dokunacağız. Niçin? Adalet için dokunacağız. Niçin? Uluslararası zulme seyirci kalmadığımızı ortaya koymak için dokunacağız. Bunu yapmak durumundayız. Öldürülen masum çocuklara, kadınlara, insanlara sadece seyirci kalmak, olayları kınamayla geçiştirmek... Doğrudur, bazılarına göre mümkün olabilirdi, Ama kusura bakmasınlar, AK Parti'ye göre bu mümkün değil. Çünkü, biz yola böyle çıktık. Biz, bu tür bir duruşun, tavrın insani olmayacağını, vicdani olmayacağını düşündük. Sadece tepki göstermedik. Aynı zamanda sorunun diplomatik yollarla çözüme kavuşturulması için de azami gayret gösterdik. Allah aşkına, başınızı iki elinizin arasına alın. Şu anda bizi televizyonları başında bizi izleyen vatandaşlarıma sesleniyorum: Gürcistan olayları olduğu zaman, Gürcistan'a koşup gidenler, başta ABD olmak üzere, Avrupa ülkelerinin hemen hemen tamamı, acaba Gazze'de ne zaman devreye girdiler. Şöyle bir düşünün. Orada hemen aynı gün devreye girenler ne yazık ki Gazze'de, Ba'de Harab'ül Basra (Basra harap olduktan sonra) devreye girmeye başladılar. Tanklar, toplar Gazze'ye girdikten sonra devreye girmeye başladılar.


BBC, 'bu 3 hafta sürer' diye haber yaptı. Hakikaten 3. hafta sonunda bitti. Ben bunu söyledim diye, Brüksel'de, 'BBC'yi eleştiriyor, gene medyaya çattı' dediler. Ben medyaya çatmıyorum, medyanın yaptığı bir tespiti paylaşıyorum, hatırlatıyorum. 'Bak diyorum böyle bir şey oldu...' ve aynen 3 hafta sonra da bu iş bitti. Bu nedir diyorum? Bunu bir çözelim. Buralarda bir şeyler dönüyor.''


İSRAİL-FİLİSTİN GÖRÜŞMELERİ


Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin İsrail ile Filistin arasındaki soruna bakışının ve bölgede barışın sağlanması konusundaki tavrının son derece net olduğunu belirtti.


Olaylara karşı tavır belirleyen değil, olayları ilkeler doğrultusunda yorumlayan ve yönlendiren bir dış politika anlayışını esas aldıklarını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


''Ben buradan, gerek ana muhalefete gerek yavru muhalefete sesleniyorum: Benim, 23 Aralıkta Olmert ile burada yaptığım görüşmenin, Filistin'e yönelik operasyon içerikli olduğunu söyleyen bu takıma söylüyorum. Duymadığınızı, bilmediğinizi kendi uydurduğunuz safsatalarla, milleti inandırmaya çalışmayınız. Belki sizin kimliğinizin içerisinde yalan yanlış var. Biz söylediğimizi dosdoğru, dobra söyleriz. Biz, Suriye, İsrail ilişkilerinin 5. raundunu orada görüştük. Bu görüşmeyi yaparken, Olmert'in yanında danışmanı, benim yanımda da Dışişleri Bakanım ile danışmanım Ahmet Davutoğlu Bey vardı, tekrar söylüyorum. Kaç kere söyledim ama hala aynı şeyi konuşuyorlar. Aynı akşam Suriye Devlet Başkanı Sayın Beşşar Esad'la oradan görüştüm ve başdanışmanım Suriye Dışişleri Bakanı ile en az 3 kez telefonla görüştü.


Bütün bunlara rağmen, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının söyledikleri, beyefendileri tatmin etmiyor. Ama kendilerine, kimler hangi haberlere getiriyor? İnler cinlerle mi oynuyor, napıyor, bilemiyorum. Herhalde buralardan bunlara haberler geliyor. Ne görüştünüz diyorlar. Kaç kere söyledim, görüştüğüm bu. Ama alıp, bunu tamamen kaldırıp, 'Filistin, Gazze, buralara yapılacak saldırı için bilgi vermeye geldiler...' Yakından, uzaktan alakası yok. Yalan söylüyorsunuz, doğru konuşmuyorsunuz, dürüst davranmıyorsunuz. İşin gerçeği bu.''


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''yalan, yanlış haber yapan gazeteleri almama kampanyası başlatılmasını'' isteyerek, ''Boşuna paranızı niye veriyorsunuz? Zaten yalan, yanlış haber'' dedi.


Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, İsrail'e, İsrail-Suriye ilişkilerinde olduğu gibi, talep olursa, Filistin ile olan müzakerelerde yardımcı olabileceklerini söylediklerini bildirdi.


Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:


''Bu süreç içerisinde beni en çok üzen şey şu olmuştur. İsrail Cumhurbaşkanı Sayın Perez, bazı özel görüşmelerimizde hep şu ifadeyi bana kullanmıştır: 'Demokrasi, özelleştirilmelidir, barış özelleştirilmelidir' demiştir. Bu olaylar olduğu zaman kendi kendime sordum ve perşembe günü Davos'ta aynı oturumda bir arada olacağız. Orada ben bunu kendisine soracağım. Demokrasinin özelleştirilmesini savunmuştunuz, herhalde bundan daha devletleştirilmiş bir demokrasi olmaz. Tamamen totaliter, otoriter bir mantıkla yapılmış harekat. Barışın özelleştirilmesini savunuyordunuz. Herhalde ruhunda otoriter ve totaliter bir yapının olduğu barış anlayışı ve özlemi olmaz. Bunun neresinde özelleştirme var? Ne yazık ki hepsi de bu işe seyirci kalmışlardır. Biz hiç bir zaman eksen değiştiren değil, bulunduğu eksende kararlılıkla ilerleyen bir dış politika izledik bugüne kadar. Türkiye'nin dış politikadaki proaktif tutumunu, algılamayanlar ise şu son 6 yılda nereden nereye geldiğimizi lütfen bir kez daha gözden geçirsinler.''


'UFUKLARI VE VİZYONLARI BU KADAR''


Erdoğan, bugüne kadar hep, ''Kıbrıs'ta çözüme hayır, AB'ye hayır, Suriye ve İran'la diyaloğa hayır, Yunanistan'la, Ermenistan'la ilişkiye hayır, o ülkeyle dış ticarete hayır, bu ülkeyle dış ticarete hayır, bölgesel sorunlarda ara buluculuğa hayır'' denildiğini belirtti.


''Kafkasya ile ilgilenme, yoksa eksenin kayar, Türk Cumhuriyetleri ile ilişki kurma yoksa yönün değişir, Ortadoğu ile ilgilenme başın ağrır'' da denildiğini belirten Erdoğan, ''Ufukları ve vizyonları bu kadar'' dedi.


Başbakan Erdoğan, ''Türkiye, sıkıştırdıkları o dar kalıplardan kurtuldukça, ezberleri bozdukça, düşman değil dost ürettikçe, dünyanın itibarlı bir ülkesi haline geldikçe, bakıyorsunuz rahatsız oluyorlar'' ifadesini kullandı.


''Sizin dış politika anlayışınız, iktidarda iken olaylar karşısındaki tutumunuz bu olabilir'' diyen Erdoğan, ama kendilerinin haksızlık karşısında susmayacaklarını, dünyanın neresinde ve kime karşı olursa olsun, haksızlığa ortak olmayacaklarını bildirdi.


''YALANI, ANINDA ETKİSİZ HALE GETİRDİK''


Başbakan Erdoğan, bunun bir eksen değişikliği olmadığını, bunun ezberleri bozan, cesur ve güçlü bir dış politika anlayışı olduğunu ifade etti. Bazılarının Türkiye'nin ilkeli tavrını anlamak istemediğini ya da anlamazlıktan geldiğini gördüklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:


''İçeride ve dışarıda gayet sistematik ve koordineli, bizim bu ilkeli tavrımızı çarpıtarak, dünya kamuoyunu yanıltmaya çalışanlar olduğunu da biliyoruz. Ancak biz, buna seyirci kalmayız. Dış politikamızda olduğu gibi kamu diplomasisinde de uluslararası iletişim ve enformasyon süreçlerinde de proaktif davranarak, yanlışları düzeltmek ve doğruları anlatmak için daha da aktif olacağız. Nitekim son Gazze olaylarında, Türk diplomatların görüşme taleplerinin bazı ülkeler tarafından reddedildiği yalanını anında etkisiz hale getirdik.


Brüksel temaslarımızı çarpıtarak yansıtmaya çalışanların, dezenformasyon girişimlerini de boşa çıkardık. Düşünün, cumhurbaşkanımızın toplantıya dahil edilmediğini, kabul edilmediğini, yemeğe çağrılmadığını yazacak, söyleyecek kadar yalan üretme cüretini gösteren bir medya var. Gerçek başka, bunların yazdıkları, söyledikleri başka. Aynı şeyi bizler için, Brüksel'de yapılan toplantılarda söylediler. 'Siz basına yasaklar getiriyorsunuz' dediler. Hayır, ben basına yasak getirmiyorum. Ama ben burada sivil inisiyatif kullanıyorum. Yalan yanlış haber yapan medyaya karşı, gelin almama kampanyasını yapalım. Boşuna paranızı niye veriyorsunuz? Zaten yalan, yanlış haber.


Rahmetli İnönü'nün bir lafı vardı: 'Benimle ilgili yapılan haberlere inanmıyorum, ama başkaları ile ilgili yapılan haberlere inanıyorum' diyordu. Medya böyle. Onun için dikkat edeceğiz. Onlar aynı söyleyecek, aynı şeyi yazacaklar ama bizim de duruşumuzu böyle ortaya koymamız lazım. Yazmasınlar yanlış haber.''


GAZİANTEP'TEKİ AÇILIŞTA KURBAN KESİMİ HABERİ


Başbakan Erdoğan, konuşmasında, Gaziantep'te partisinin bir açılışında kurban kesilmesi olayına da değindi.


Kendisinin açılışlarda kurban kesilmesine izin vermediğini belirten Erdoğan, birileri kesmeye kalkıştığında da 'gidin hayır kurumuna bağışlayın' dediğini söyledi.


Başbakan Erdoğan, şöyle dedi:


''O gün orada kesilmiş ve arkada, 'durmak yok hizmete devam' pankartı.' Gazetede ise devasa, tam sayfa fotoğraf, yer adeta kan gölü halinde, 'durmak yok, kesmeye devam' başlığı atılmış. Bu şimdi bir art niyeti göstermiyor mu? Bunun neresinde Allah aşkına, doğru dürüst bir hareket söz konusu. Burada art niyet yok da nerede art niyet var? Acaba AK Parti'ye nereden bir kulp takabiliriz... Bugüne kadar, hangi siyasi hareketin kurban kesiminde bu başlığı atmış? Bunlar bunu hala yapıyorlar. Ama bu başbakan böyle bir şey yapmıyor. Orada vatandaşlar gelmişler, kesmişler. Ben yaptıkları işi tasvip etmiyorum, keşke bunu bir hayır kurumunda yapsaydılar. O ayrı. Ama atılan başlık ve tam sayfa bunu oraya vermek çok çirkin. Biz, durmak yok hizmete devam diyoruz. Size ve onlara rağmen diyoruz bunu. Onların bu yalanı, bizi durdurmayacak. Onlar da diyor ki 'durmak yok yalana devam.''  Cihan

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler