YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kılıçdaroğlu, 'dehşet verici' dediği belgeyi açıkladı
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu'nun gündeminde yolsuzluk ve rüşvet iddiaları üzerine başlatılan 17 Aralık operasyonu vardı.
Kılıçdaroğlu, 'dehşet verici' dediği belgeyi açıkladı
21 Ocak 2014 / 14:49 Güncelleme: 21 Ocak 2014 / 14:53

Kılıçdaroğlu, "Ben beklerdim ki Sayın Başbakan çıkıp şunu söylesin. Biz 3Y ile mücadele için iktidar olduk. Kim yolsuzluk yaparsa üzerine gideceğiz, isterse babam olsun. Yolsuzlukları nasıl örteriz bunun mücadelesini verdiler. Dehşet verici bir belge açıklayacağım arkadaşlar. Yolsuzluğun boyutu o kadar büyük ki…" dedi.

Kılıçdaroğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:

Bu ülke sömürülmeye layık bir ülke mi? Yazık günah değil mi? Siz sabah akşam kul hakkı yemek haramdır diye söylüyorsunuz. Nedir bu paralar? Öyle bir noktaya geldik ki yolsuzluğu savunan bir başbakan portresi çıktı karşımıza. Yolsuzlukla mücadele değil. Bunu anlamak mümkün değil. bu olay nedir biliyor musunuz? Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin, Türkiye Cumhuriyeti devletini soymasıdır.

Bunların bir milletvekili var. Çıktı "Bugün Türkiye’de Allahu Teala’nın bütün vasıflarını üzerinde toplayan bir lider var" dedi. Bu milletvekili bunu söyleyerek yolsuzlukların üzerini kapatmayı düşünüyor. 

Bunlar Peygambere nüfus kağıdı çıkamışlardı. Altında da AK Parti yazıyor.  Halkın en temiz duygularını inançlarını sömürüyorlar. Bu nokta bizim için iç açıcı nokta değil. Bizim tarihimizi yolsuzluklarla mücadele tarihidir.

"Vatandaş başka bir el görürse..."

Adana'da TIR'lar yakalanıyor. Önce bunlar insani yardım malzemesi götürüyor diyorlardı. Devlet bunu saklar mı? TIR'lar silah yüklü. Bunu eleştirdiğimde benim vatanseverliğimden şüphe ettiğini söylemiş. Edebilir. Ben birgün cebimi doldurup Amerika'ya falan kaçmayacağım ama senden şüpheleniyorum. Senin yatacak yerin de yok. Vatandaş elini cebine atarken başka el görürse o el Recep'in elidir. MİT'in böyle görevi yok. Silah kaçakçılığı görevi yoktur. MİT kanunun 26’ncı maddesini okusun demiş.

Ne diyor 26’nci maddesi “MİT mensuplarının görevlerini yerine getirirken görevin niteliğinden doğan, ifası sırasında işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı haklarında soruşturma açılması Başbakan’ın iznine bağlıdır” deniyor. Neden ötürü? Görevlerini yaparken.

MİT Kanunu’nun 4’ncü maddesine geçiyoruz, görevleri nedir?

A maddesi, milli güvenlik istihbaratını devlet çapında oluşturmak, gerekli kuruluşlara ulaştırmak. Silah kaçakçılığı var mı? Yok. Devletin milli güvenlik siyasetiyle ilgili planların hazırlanması, bakanların istihbarat isteklerini karşılamak. Sonra kamu kurum ve kuruluşlarını istihbarat faaliyetlerinin yönlendirilmesi için tavsiyelerde bulunmak. Sonra, kamu kurum ve kuruluşlarının, teknik konularda müşavirlik yapmak ve yardımcı olmak. Bir sorun yok. Genelkurmay başkanlığınca lüzum görülecek haber ve istihbaratı toplamak. MGK’da belirlenecek diğer görevleri yapmak. Son fıkra, istihbarata karşı koymak.

MİT’in operasyonel görevi yoktur

Ama bir madde daha var. Şöyle diyor “MİT’e bu görevler dışında görev verilemez ve bu teşkilat devletin güvenliğiyle ilgili istihbarattan başka hizmet istikametlerine yöneltilemez” bu kadar açık. Başka bir görev verilemez deniyor. MİT’in operasyonel görevi yoktur.

Şimdi TIR, benden habersiz aranamaz. Diyelim ki sen eroin kaçakçısısın, üç tane de MİT’çi buldun. Arayamazsınız denecek. Böyle bir saçmalık olur mu? Savcıya ihbar geldiğinde savcı gider, durumu öğrenir, belgelendirir, varsa suç konusu rapora bağlar, Başbakan’a gönderir, soruşturma açmak istiyorum. Neden? Şu şu şu belgeler vardır diye, sen izin verip vermemekte o zaman serbestsin. Ya onun içinde insan kaçırsalar ne yapacağız? Eroin kaçırsalar ne yapacağız? Silah kaçırıyorlar, sen Türkiye Cumhuriyeti’nin saygınlığını uluslararası alanda tartışmaya açtın. Hala ısrar ediyor, TIR’ın içinde ne olup olmadığını kimse bilmeyecek.

Ne demek kimse bilmeyecek? Eğer suç ve suçla ilgili bir olay varsa savcının görevi zaten. Bakın 1970’da BM bir bildiri yayınladı. Türkiye’de bunu kabul etmiş durumda. Devletler arasında dosya ilişkileri hakkında uluslararası hukukun ilkeleri. Okuyorum şimdi “hiçbir devlet başka bir devletin rejimini yıkmayı hedefleyen silahlı hedeflere yardım etmeyecek, para yardımı sağlamayacaktır” bizim de kabul ettiğimiz bildiri. Bu TIR’la bu uzlaşıyor mu?

Gelelim en önemli konuya. İzmir’de de bir operasyon yapıldı. Operasyon çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, yönetmek, örgüte üye olmak, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, nitelikli dolandırıcılık. Deliller toplanıyor, önce bilirkişiye gönderiliyor, raporunu veriyor. Bunun üzerine savcılık 6 Ocak 2014’te bir karar alıyor, arama yapılacak yerler belirleniyor, şüphelilerin de yakalanması isteniyor. Aynı tarihte, bu mahkeme kararı gereği yapılmak üzere emniyete gönderiliyor. Çünkü emniyet bu işi yapacak.

Tutanaktan okuyorum, başsavcının tuttuğu tutanaktan okuyorum size;

“Mahkeme tarafından verilen kararlar mesai sonrasına karmış, emniyete gönderilmesinden sonra 6 Ocak 2014 tarihinde saat 19:38’de evimde bulunduğum sırada, müsteşarlık makamından, adalet bakanlığı, telefonu veriyor, arayan sekreter, sayın müsteşar Kenan İpek’in benimle görüşmek istediğini iletti. Sayın müsteşar, hal hatır sorduktan sonra, sözü yürütülen evraka getirip içeriğini sordu. Kendisine kısaca soruşturmayla ilgil bilgi verdim. Bunun üzerine, soruşturmanın derhal durdurulmasını, cumhuriyet savcısının değiştirilmesini istedi. Makamda beklediğini, sonucun kendisine bildirilmesini istedi. Kendisine, hukuk ve aykırı bir işlem olmadığını izah etmeme rağmen ısrarcı oldu. Dört dakika süren görüşme sonrası, tekrar soruşturmayı durdurmamı, mahkeme kararlarını kolluktan geri istememi ve savcıyı değiştirmemi ısrarla istedi. Cevap beklediğini belirterek telefonu kapattı”

"Sonuçlarına katlanırsınız"

Bitmiyor. “Daha sonra beni tekrar 22:31’de. Aynı şekilde müsteşar bey arayarak ne yaptığımı sordu. Ben de yapılan işlemin hukuk içinde olduğunu, herhangi bir müdahaleyi gerektirir bir durumu nezaketle anlatmama rağmen, bana hitaben, su saatte git cumhuriyet savcısını değiştir, bu soruşturmayı durdur. Bunu yapmazsanız sonuçlarına katlanırsınız diyerek telefonu kapattı”

Tutanağın son bölümünde şöyle diyor:

“Cumhuriyet başsavcılığımızca yapılan işlemlerde hukuka aykırı bir işlem görmediğimden bu taleplerine yeri getirmedim”

Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy veren bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Sizin vicdanınız el veriyorsa, bir yolsuzluk davasının soruşturmasının kapatılmasına evet, varsın kul hakkı da yensin diyorsanız söyleyecek bir lafım yok. Ama demiyorsanız 30 Mart’ta sandık önünüze gelecek. Elinize vicdanınıza koyun, hırsızlığa hep beraber dur diyelim.

Bu adalet bakanına sesleniyorum. Sen o müsteşarı yerinde tutacak mısın? Yerinde tutuyorsan o işin sorumlusu sensin. Zaten bir müsteşar bakandan talimat almadan bir dosyayı kapat savcıyı al sonuçtan bana bilgi ver, sonucuna katlanırsın diyemez zaten. Şimdi HSYK’nın kanun teklifi görüşülüyor. O geçerse, bunların tamamı gerçek olacak. Bir talimatla yargı şekillendirilmiş olacak. Hepinize saygılar sunuyorum.

 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler