YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kılıçdaroğlu: "Bilerek oy kullandırılmadım"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu verdiği röportajda "Bilerek oy kullandırılmadım" dedi.
Kılıçdaroğlu: "Bilerek oy kullandırılmadım"
13 Eylül 2014 / 08:37 Güncelleme: 13 Eylül 2014 / 08:51

 verdiği röportajda paralel yapı-CHP işbirliği, 17-25 Aralık süreci var.

Habertürk'ten Balçiçek İlter'in röportajı:

Cumhurbaşkanı Erdoğan 17-25 Aralık sürecini anlatırken 'Darbe' diyor ve 'Paralel Yapı' ile CHP’yi suç ortaklığıyla itham ediyor, ne diyorsunuz? 

Bakın, yolsuzlukla suçlanan bir kişinin yapacağı ilk iş yargıya başvurup iddiaları çürütmektir. Bunları yapmadı. İsviçre bankalarında hesaplarının olduğuna dair detaylar Wikileaks belgelerinde çıktı. "Açıklayın" dedim, "Kurtulun" dedim. Yakışır mı? Belgeyi alacaksınız, koyacaksınız kapı gibi... Eleştirilere son vereceksiniz. "Avukat parasını da ben vereceğim" dedim. "Yeter ki dilekçe verin kendinizi aklayın" Ayrıca artık Köşk’te oturuyorsun ve ben rahatsız oluyorum. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nın bir başka ülkede hesapları olmaması lazım.

Paralel Yapı - CHP ortaklığı suçlaması bunları kapatmak adına mı yani? 

Evet. Biz paralelle yan yanaymışız. 12 yıldır beraber çalışıyorsunuz. "Ne istediniz de vermedik?" dedi kendisi. Ben de "Sizden ne istediler de vermediniz?" ya da "12 yılda siz ne verdiniz?" diye soruyorum. Ya da 12 yıldır siz bu ülkeyi yönettiğinizi sanıyordunuz, olup bitenlerin farkına ancak sizin yolsuzluklarınız ortaya çıktığı için vardınız. O valileri, kaymakamları, emniyet müdürlerini biz mi atadık? Suçlu kim? Ben mi? CHP mi? Ama onun kendisine mutlaka bir düşman yaratması gerekiyor.

Bütün bunlar olurken ortada kirli de bir siyaset var. Tapeleri yayınlamadan önce tereddüt ettiniz mi hiç "Acaba yayınlamasam mı?" diye? 

Tapeleri dinletirken özel konuşmaları çıkardım, özel hayata saygılıyım. Hiç tereddüt etmedim, sadece para bölümlerini yayınladım. Çok netim o konuda. Amerika’dan iki rapor geldi "Tapeler gerçek" diye... Uluslararası kuruluşlardan teyit gelince yayınladım, içim rahat o konuda.

Deniz Baykal’ın da başına benzer bir olay gelmişti. 

O özel hayatla ilgiliydi, o ayrıydı. Bunları doğru bulmuyorum. Herkesin özel hayatına, inancına saygılıyız, dokunamayız. Siyaseti alanı bu değil. Siyasetin alanı sorunları çözmektir.

Deniz Baykal, ardından MHP’nin başına gelenler, ardından 17-25 Aralık süreci tapeleri. Ne oluyor? "Bu bir dizayn, iyi değil" diye düşündüğünüz olmuyor mu?

Tabii oluyor, kesinlikle. Ama önemli bir soru daha sormak lazım, bu acaba kimin iktidarında oldu? Erdoğan. Bazı kasetleri izlediğine tanık oldum, gözlüğünü takarak izliyor bunları. "Yok izlemedim" de diyemiyor zaten. Bir Başbakan'ın özel hayatın gizliliğine saygı duyması lazım. O tapeler ya da o görüntüler önüne geldiği anda, o getirenleri derhal görevden alması lazım. "Siz özel yaşama nasıl müdahale ediyorsunuz?" diye. "Ben bu ülkeyi yönetiyorum. Bütün vatandaşlarımın özel hayatının gizliliğine saygı duymam lazım" demesi gerekir. Anayasa ortada, özel yaşamın gizliliği var. Evrensel bir kural, siz Başbakan olarak bunu ihlal ediyorsunuz. Ne demişti? "Baykal komplosu için MİT’e talimat verdim" demişti. Yok öyle bir talimat, doğru söylemiyor.

Vermedi mi? 

Yok öyle bir talimat, çık doğru söyle. Talimat verdiği doğru. Özel hayatla ilgili talimat verdiği doğru, onu ben biliyorum izledim, gözlerimle gördüm. O başka bir talimat. Bakın uğraşmamız gereken başka meseleler var. Türkiye nasıl kurtulacak, nasıl zenginleşecek? 3 yolu var, ekonomi, ekonomi, ekonomi. Bize 60 yıldır gelişmekte olan ülke deniliyor. 60 yıldır kim yönetiyor bu ülkeyi peki?

Siz yönetseniz? 

Biz yönetsek 10 yılda çehresi değişir bu ülkenin, huzur gelir memlekete, herkesin aşı, işi olur. Dolayısıyla 2015 seçimleri çok ama çok önemli.

"Atatürkçülük algısı değişmeli"

"Kenan Evren Atatürkçülüğü istemiyorum" dedim kurultayda, hâlâ diyorum. Atatürkçülüğü şekle indirgeyip onu özünden koparmak doğru değil. 12 Eylül’de şekle indirgendi. Çocuklarımıza öyle öğretildi. Oysa Atatürkçülük demek çağdaş uygarlık demek, bilim ve aklı önceleyen bir düşünce tarzı demek, evrensellik demek... Ve Atatürk şu gerçeği çok iyi biliyor. Savaşı meydanlarda kazanırsınız ama bu başarıyı sürdürmenin yolu ekonomiden geçer. Ekonomi güçlü değilse bağımsızlığı koruyamazsınız, Atatürkçülük bu. Atatürkçülük algısının da değişmesi gerekiyor. İşte o yüzden ben İlhan Selçuk’un da söylediği gibi gardırop Atatürkçüsü değilim. Şekilci değilim.

"Konuşmalarımı kimse yazmıyor" dediniz... 

Evet, sadece danışmanlar katkı yaparlar.

Kıyafetler? Değişti sanki? 

Evet, evet. O konuda arkadaşlar ve eşim beraber çalışıyor.

Peki gaflar? Anıtkabir defterine kurultay tarihini yanlış yazmanız örneğin...

Bunlar olabilir... İnsanların hataları olabilir...

Oy da kullanamadınız. Danışmanlar mı yetersiz? 

Oy kullanamama olayı tamamen farklıdır. Çok daha sonra bir polis memurundan bir mektup geldi ve orada nelerin yapıldığını, oy kullanmamam için nelerin yapıldığını anladım. O polis memuru orada anlatıyor zaten. Bana yazdı, vicdanlı bir polis memuru. "Vicdanım yüzünden yazıyorum" demiş mektupta. İlk kez size söylüyorum, ben o seçimde bilerek oy kullandırılmadım.

Önüne geçemez miydiniz bunun peki?

Haberim olsaydı, böyle bir şeyin yapılabileceğini düşünseydim, evet geçebilirdim.

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler