YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Kılıçdaroğlu, Başbakan'ı suçluyor"
"Kılıçdaroğlu, Başbakan'ı suçluyor"
01 Eylül 2013 16:20
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, AK Parti Yozgat İl Danışma Meclisi Toplantısı'na katılarak açıklamalarda bulundu.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, AK Parti Yozgat İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Kılıçdaroğlu açıklama yapıyor; ‘içinde vicdan olan birisi, insan olan birisi savaş çığırtkanlığı yapmaz’ diyerek Başbakanımızı eleştiriyor. Allah aşkına Sayın Kılıçdaroğlu, Esed’e bir çağrı yaptın mı?

'Ey Esed, bir devletin başkanı kendi insanlarına gökten, karadan, denizden ölüm yağdırmaz, kendi insanıyla böylesi bir kirli savaşı yapmaz. İnsansan bu savaşa son ver' diye bir çağrı yapacağına, 'bu savaş dursun, insanlar ölmesin, bir insan daha fazla yaşasın' diye mücadele eden Türkiye'nin başbakanına 'savaş çığırtanlığı yapıyorsun' diyor. Millet bunu görüyor buna göre değerlendirmesini elbette yapacaktır" dedi.

AK Parti il teşkilatının Yozgat Şahin Tepesi Belediye Sosyal Tesisleri'nde düzenlediği il danışma meclisi toplantısına katılan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, burada bir konuşma yaptı. Bozdağ, dünyanın neresinde bir olay varsa onun karşısında Türkiye’nin artık söyleyecek sözünün olduğunu belirterek, “Düne göre mukayese edildiğinde etrafında olup bitenlere seyirci kalan bir Türkiye değil, olup bitenler karşısında sözlerini sakınmadan söyleyen bir Türkiye var bugün.

Bu güçlü Türkiye’nin bir başka fotoğrafıdır. Eğer Türkiye güçlü olmasaydı, eğer ekonomisi güçlü olmasaydı, siyaseti güçlü olmasaydı, yönetimi güçlü olmasaydı, Türkiye’nin sesi etrafında olan biten bunca yangına rağmen çıkmazdı. Çıkıyorsa Türkiye’nin bu noktada hem insan haklarına önem veren bir kadronun iktidarda olduğunun bir göstergesidir, hem de Türkiye’nin güç, kuvvet ve kudretinin varlığının bu bir göstergesidir. Bizim durduğumuz yer doğru bir yerdir” dedi.

"Bizi Suriye’de olup bitenlerden dolayı eleştiriyorlar" diyen Bozdağ, şunları kaydetti:
"Hükümeti yanlış buluyorlar, böyle olmaması lazım diye hükümeti eleştiriyorlar. Peki, nasıl olması lazım? Bu eleştiriyi yapanlara diyorum ki; Suriye’de 100 binden fazla insan öldürüldü. Türkiye 100 binden fazla insanın öldürüldüğü bir ortamda Esed ile eskisi gibi olabilir miydi, ilişkilerimiz aynı olabilir miydi, elini sıkabilir miydik? İyi yapıyorsun az öldürdün daha çok öldür diyebilir miydik?

Sınırımıza 100 binlerce insan gelip imdat dediği zaman ben kapıyı açmam ne halin varsa gör deyip onları ölüme terk edebilir miydik? Ne yapabilirdik? Gelin hükümetin yerine durun bir de buradan olaya bakın. Esed’e bu zulmün çok iyi diyebilir miydik? İktidarın güçlü olsun diye daha fazla insan öldürsün diye göz mü yumalım. Bizim durduğumuz yer doğru bir yer. Şimdi Mısır’da olanlara bakın, orada bir darbe olmuş. Milletin iradesi ile iktidara gelen bir cumhurbaşkanı askeri bir darbe ile iktidardan uzaklaştırılmış, biz buna darbe demeyecek miyiz? Bütün dünya literatüründe tartışmasız bir darbe olarak tanımı yapılan bir hadiseye biz darbe demeyeceksek o zaman ne diyeceğiz Allah aşkına? Türkiye’de onca zaman darbelere karşı mücadele eden bir siyasal anlayışın temsilcisi olarak biz buna darbe demezsek kendimize, kendi anlayışımıza ihanet etmiş oluruz. Yapılan katliamlara katliam demeyecek miyiz? Demeyin diyorlar demeyelim mi?"

Bozdağ, açıklamalarına şöyle devam etti:

“Dün Kılıçdaroğlu açıklama yapıyor; ‘içinde vicdan olan birisi, insan olan birisi savaş çığırtkanlığı yapmaz’ diyerek Başbakanımızı eleştiriyor. Allah aşkına Sayın Kılıçdaroğlu , Esed’e bir çağrı yaptın mı?

'Ey Esed içinde vicdan olan insani değerleri olan bir devletin başkanı kendi insanlarına gökten, karadan, denizden ölüm yağdırmaz, kendi insanıyla böylesi bir kirli savaşı yapmaz. İnsansan bu savaşa son ver' diye bir çağrı yapacağına, 'bu savaş dursun, insanlar ölmesin, bir insan daha fazla yaşasın' diye mücadele eden Türkiye’nin başbakanına 'savaş çığırtanlığı yapıyorsun' diyor.

Görebiliyor musun kim ne yapıyor, millet bunu görüyor buna göre değerlendirmesini elbette yapacaktır. Bizim duruşumuz çok net olarak ifade etmek isterim ki insandan yana, insan haklarından, demokrasiden, hukukun üstünlüğünden yana bir duruştur. İlkesel bir duruştur, çıkar eksenli bir duruş değildir. Ama dünya bir şeye zulüm diyecekse, o dediği şeyin zulüm olması için rengine bakıyorsa bazı insanlar; diline, dinine, mezhebine, siyasi, felsefi görüşüne veya şahsi çıkarlarına bakarak bir yerde olan olaya haklı veya haksız damgasını bu bakış ekseniyle vuruyorsa orada adaletten bahsetmenin imkanı yoktur.

Çünkü adaletten bahsetmek için böylesi bir bakışın olmaması lazım. Renklere, dillere, dinlere, mezheplere, siyasi görüşlere, ahlaki anlayışlara çıkarlara göre insanların öldüğü yerde daha fazla hesap yapılmaz. Toplantı üstüne toplantı yapılmaz. İnsanlar ölüyor toplanıyoruz, insanlar ölmeye devam ediyor toplanıyoruz ve zulüm varlığını sürdürmeye devam ediyor. Biz buradaki duruşumuzu insani bir duruş olarak görüyoruz. Milletimizin medeniyet anlayışına, tarihi geleneklerine uygun bir duruş olarak görüyoruz. Bu duruşumuzu bundan sonraki süreçte de sürdürmeye devam edeceğiz. Biz her konuda duruşumuzu böylesi esas üzerine bina ettik. İlkesel bir duruş ortaya koyduk ve bu duruşumuzu muhafaza edeceğiz.”

Hacı Bektaş'ta kendisine yapılan saldırı karşısında tavırlarını ortaya koyduklarını ve yargı süreçlerinde verilen kararı da eleştirdiklerini ifade eden Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, “Bu konuda kendi açımızdan bir değerlendirmemizi yaptık. Bunu yapmak yanlış bir şey değil.

Hem siyasetin tutumunu hem yargı süreçlerine ilişkin değerlendirmeler yapmak bir siyasetçi olarak benim hakkımdır. Bu doğru olan bir şeydir. Eğer bunlar yapılmıyorsa o zaman yanlışlık vardır. Ama öte yandan geçenlerde Fas’tan gelen palalı olarak anılan kişi ile yargılama sürecinde mahkeme tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Ben bunu da yanlış gördüm. Neden? Çünkü tutuklu yargılamak böylesi olaylarda olmayacak da hangi hadise de olacak? Evet bir olayda tutuklu yargılama yapmak hakimin ve mahkemenin takdirindedir ve zorunlu bir olay değildir. Ama mahkeme bu takdirini kullanırken olayın vahametine bakması lazım, toplumda uyandırdığı infiale de bakması lazım.

Böylesi bir vahim durum var, toplumda infial uyandıran hadise var, o zaman orada cezası 3 yıl 5 yıl bakmadan mahkeme bu tedbir kararını uygulama yönündeki iradesini ortaya koyduğu zaman toplumun adalete olan inancını güçlendirir. Ama bunu yapmadığı zaman insanlar eleştiri yapar. Biz onu da eleştirdik bunu da eleştirdik. Bu olaylar da göstermiştir ki Türkiye’nin ceza hukuku mevzuatında bazı düzenleme ihtiyaçları çok açık ortadadır. Kamu düzeninin, kamu güvenliğinin sağlanması ve insanımızın adalete olan güvencinin her zaman üst düzeyde olması için bazı suçlarla ilgili değerlendirme yapmak ve sonuçta suç ve ceza arasında bir dengeyi ortaya koymak ve bu çerçevede cezanın caydırıcılık fonksiyonunu artırmak elbette yeniden düşünülebilir.

Önümüzdeki günlerde bu konularla ilgili ceza mevzuatında da bir takım değişikliklerin yapılacağını buradan ifade etmek isterim. Adalet Bakanlığı bu anlamda kamuyu çok rahatsız eden vatandaşımızı çok rahatsız eden bazı suçların cezaları ile ilgili önemli çalışmalar yapmaktadır. Cinsel saldırı suçları ile alakalı önemli çalışmalar yapılmaktadır. Önümüzdeki günlerde bu konuda yapılan çalışmalar gerekli yerlerde müzakere edildikten sonra kamuoyu ile paylaşılacak ve bu konuda da başkaca adımlar atılması icap ediliyorsa da o adımlar da tereddütsüz atılacaktır.

Çünkü Türkiye'nin huzuru, Türkiye'nin güvenliği, insanlarımızın ihtiyacı, insanlarımızın talebi bizim için son derece önemlidir. Kanunlarda olan düzenlemeler, yapanlar tarafından her zaman iyi olsun diye yapılmıştır; toplumun hayrına, insanın yararına olsun diye yapılmıştır. Eğer bu düzenlemeler insanların beklentilerini yeteri düzeyde temin etmiyor, kamu düzeni ve kamu barışını koruma konusunda gerekli etkiyi göstermiyorsa, o zaman o düzenlemeler yeniden bir kez daha ele alınabilir. Nitekim daha önce bazı kanunlarda yapılan değişiklikler de oldu bundan sonra da olabilir. O yüzden yaşanan her hadise Türkiye’de hukukun bu alanlarda varsa eksiklikleri yanlışlıkları görme bakımından da hukuk yapıcılara yeni bir değerlendirme imkanı verebilir.

Önümüzdeki günlerde bu anlamda hem cinsel saldırı suçlarıyla ilgili yaptırımlar konusunda hem de kamuda infial uyandıran bazı suçlara ilişkin yaptırımlar konusunda kamu düzeni ve kamu güvenliğini daha etkin bir şeklide tesis etmeyi amaçlayan düzenlemeler önümüze gelecektir ve bunlar meclisimizde görüşülerek yasalaşma imkanı bulacaktır. Adalet Bakanlığımız bu konu üzerinde çalışmasını yapmaktadır” şeklinde konuştu.

 

İHA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler