YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Kendileri çalar kendileri oynar"
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partsinin grup toplantısında gündemi değerlendirdi. Yargı'da ciddi sorunların yaşandığına dikkat çeken Kılıçdaroğlu"AKP sıradan bir parti değil, AKP, gizli gündemi olan bir parti"dedi.
"Kendileri çalar kendileri oynar"
19 Ekim 2010 / 13:59 Güncelleme: 19 Ekim 2010 / 14:32

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu.

İşte Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları:

Türkiye’nin CHP’ye her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır. Hemen şunu söyleyeyim. Bu çalışmalar bir ilk. Bölgesel düzeyde bu çalışmaları sürdüreceğiz. Yazarlarla çizerlerle kanaat önderleriyle bir araya geleceğiz. Onların algılarını, CHP’yle ilgili yanlış algılarını yerle bir edeceğiz. Buna da kararlıyız. Biz Türkiye’nin partisiyiz.

Bir acı gerçek. Geçen hafta sınır ötesi operasyonlar dolayısıyla TBMM’de gizli oturum yapıldı. Gizli oturumu isteyen Adalet ve Kalkınma Partisi. Biz de herhalde ciddi şeyler var, bakanlar gidiyorlar, görüşmeler yapıyorlar. Acaba TBMM’ye, yasama organına acaba lütfedip doğru dürüst bir bilgi verecekler mi diye. Gazete haberlerinin içeriği daha dolu arkadaşlar. Bu kadar boş ve sığ kapalı oturumu ilk kez dinliyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin gerçekleri gizlemek için bir takiye yöntemiyle kapalı oturum istediklerini hemen anladım.

Bir grup başkanvekili oturmuş gizli oturumda twitter’da mesaj gönderiyor. Dışarıya çıktığımda Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin dışarıda maç izlediklerini gördük. Şu milletin haline bakın, şu parlamentonun haline bakın. Böyle parlamento olabilir mi? Çünkü onlar konuşamazlar, onların dilleri yoktur, onlar duyamazlar, onların kulakları yoktur. Onlar düşünemezler, onların yerine başkaları düşünür. Böyle bir anlayış olabilir mi?

Ama sizlere söylüyorum. Tanık oldunuz gördünüz. AKP’nin getirdiği parlamento bu. Kendileri çalar kendileri oynarlar. Böyle bir parlamento olmaz.

ŞİLİ'DE ÖLMEYEN İŞÇİ TÜRKİYE'DE NEDEN ÖLÜYOR

Şili’de önemli bir gelişme oldu. Yerin 700 metre altındaki madenciler çıkarıldı. Bütün dünya izledi bunu. Bizim gazetelerde birinci sayfadan verdiler. Bizde ne oldu? Bizde de 17 Mayıs 2010’da kaza oldu. İşçilerimiz hayatlarını yitirdiler. İki işçimizi cesedi hala çıkarılamadı. Başbakan kader diyordu. Şili’de ölmeyen maden işçisi Türkiye’de niye ölüyor? Çünkü orada akıl var mantık var. Ama sayın Başbakan’ın bu taraflarla işi yok. Başbakan’a göre onların kaderi ölmektir. Başbakan’ın anlayışı budur, insana bakış açısı, alın terine bakış açısı budur.

Karabük’teki durumu biliyorum. Çalışanların üretenlerin AKP hükümeti tarafından sevilmediğini de biliyoruz biz. “Size ne çalışmaktan, siz oturun, sürekli yoksul kalın ve AKP’ye bağlı hale gelin, seçimlerde de gidin oy verin.” Getirmek istedikleri mantık bu. Ama biz direneceğiz. Sizinle beraber mücadele edeceğiz.

Bu coğrafyada bir tek çocuk bile yatağa aç girmeyecek. Herkes çalışacak diyeceğiz. Herkes üretecek. Bizim felsefemiz amacımız bu. Alın teri kutsaldır, emek kutsaldır. Emeğin örgütlenmesini de istiyoruz biz. AKP’nin yan kolu olarak değil, yeri geldiği zaman direnen bir işçi olacak, işçi sendikaları olacak.

HSYK SEÇİMLERİ

Yargıda ciddi bir sorun yaşadık. HSYK seçimleri yapıldı. Benim bildiğim kadarıyla defalarca ama defalarca hep söyledik. Dedik ki, AKP sıradan bir parti değildir. AKP demokrasiyi özgürlükleri hakları genişletmek isteyen bir parti değildir. Gizli gündemi olan bir partidir. Bunu unutmayın dedik. Bize dediler ki hadi canım o da bir siyasi parti, o da halktan oy aldı. Hiçbir şey de yok dediler. Anlatamadık. Ve bunun sonucu ortaya çıktı. Somut bir şekilde ortaya çıktı. Ne diyordu AKP. Yargı tarafsız ve bağımsız değil, öyle olması lazım diyordu. Yargı derneklerini suçluyordu. Hakimlere yargıçlara müdahale ediliyordu. Onların bağımsızlık ve tarafsızlık anlayışıyla, bizimki farklıydı. Ama aynı sözcükleri kullanıyorduk. Bunun için bazı tuzu kuru aydınlar, yahu AKP’ye özgürlük istiyor, niçin itiraz ediyorsunuz diyorlardı.

12 Eylül Anayasası’nın getirdiği anayasa sisteminde yargı bağımsızlığı yok dedik. HSYK’da Adalet Bakanı olmayacak, müsteşarı olmayacak, ayrı bütçesi olacak, adalet bakanlığı teftiş kurulu doğrudan doğruya HSYK’ya bağlı olacak. Yani yargıyı da yargıçlar denetleyecek. Adalet akademisi de HSYK’ya bağlanacaktı. Programımıza koyduk, herkes de dile getirdi.

Önce HSYK’yı çalıştırmadılar. Sayın Başbakan kalktı, elinizden tutan mı vardı niye çalışmadınız dedi. Yasada diyor ki bakan ve müsteşar ikisi katılmazsa, zaten kurul toplanamıyor, yasa böyle çünkü. Hem suçlu hem güçlü. Niye toplanmadınız diyor. Sayın bakanına sayın müsteşarına niye sormuyorsun bunu? İşine gelmediği için sormuyor.

Sonra ne oldu? Bazı bakanlar belli hakimlere savcılara telefon etmeye başladılar. Gözaltına alınanlara serbest bırakın demeye başladılar. Bir AKP milletvekili soruşturma yapan bir savcıya mektup yazıyor. Sayın savcı diyor o konuyu ben daha önce onu inceledim zaten, yolsuzluk yok diyor. Bu kişiler daha sonra mahkum oldu. Bu kişi hala TBMM’de Adalet ve Kalkınma Partisi’nde milletvekilliği yapıyor.

 AİHM'ye gidebilmek için Anayasa Mahkemsi'nden geçmek gerekiyor

Delilsiz içeri atıldığınızda AİHM'ye de gidemiyorsunuz hadi geçmiş olsun

AKP çoğunluğu yok edip tek başına iktidarı elde etmeye çalışan bir partidir

Parlamentonun iradesini AKP iradesi olarak kabul eden anlayış yanlıştır

 RTÜK'e seçilenlerle Anayasa Mahkemsine seçilenler yakasına AKP rozeti takacaktır

Hukuk fakültesi'nde bile okumayan bir adamın bana hukuk dersi vermeye hakkı yok

Faili meçhul cinayelerin araştırma önergelerimiz demokrasi diyen AKP'lilerin oylarıyla reddedildi.

Başbakan kadın-erkeğin fiziksel olarak eşit olmadığını söylüyor. Hangi kadın ve erkek eşit?

AKP, kadınları sadece vitrinde görür. Öyle görmeye alışmıştır. Onlara göre kadın sadece evinde oturacak, çalışmayacak...

 

 

YİNE ÜFÜRMÜŞ !
 // BATUHAN
-Üfürüğe bak:-"Onlara göre kadın sadece evinde oturacak, çalışmayacak" ! Üfüren: K.KILIÇDAROĞLU.
-Hadi oradan ne dediğini bilmez adam; asıl mağduriyet kızların baş örtüsünden dolayı okuyamaması ve özel sektörde işçi olarak çalışmaya zorlanmasıdır ? Kadını gereksiz yere çalıştırmak saygısızlık ve ondan menfaat beklemektir asıl sakat olan bu anlayıştır. Kadın mecbur kalınca çalışması evine yardımcı olması normaldir. Çarkçı inançla oyn...
19 Ekim 2010 15:28
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler