YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kemal Kılıçdaroğlu: Oylarımız 2011'e göre düşerse neden çekilmeyeyim?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, barajı aşsın diye bu seçimde HDP’ye oy vermeyi düşünen CHP seçmenine seslendi: Biz yardım kuruluşu Kızılay değiliz, partinize sahip çıkın
Kemal Kılıçdaroğlu: Oylarımız 2011'e göre düşerse neden çekilmeyeyim?
17 Mayıs 2015 / 13:38 Güncelleme: 17 Mayıs 2015 / 13:44

Habertürk'e konuşan Kılıçdaroğlu'nun verdiği o röportaj,,,

Kemal Kılıçdaroğlu gerçekten çok mütevazı biri. Geçen röportajımıza yarım saat gecikmiştim, hiç terslik çıkarmamıştı. Bu röportajda da çok sabırlı davrandı. Fotoğrafçımız Ece Oğultürk ona türlü pozlar verdirmeye çalışırken, “Sıkıldım, yeter’ demedi. Etrafında bir koruma ordusu yok. Tepenizde danışmanlar dikilmiyor. Baş başa 1 saat konuştuk. Aklıma gelen her şeyi sordum. Biraz da zorladım galiba. Yorgun olmasına rağmen kibarlığını hiç bozmadı. Yerel seçimler öncesindeki buluşmamıza kıyasla onu daha kararlı ve umutlu gördüm. Oylarını artıracağından emin konuştu...

Önceki seçimlere kıyasla bu seçimde nasıl hissediyorsunuz?

Çok mutluyum. Bu seçimde toplumun her kesimi CHP’ye ilgi gösteriyor. Bunu sadece mitinglerimizden değil, sokakta farklı görüşlerden yurttaşların ilgisinden anlıyorum.

Bu sefer ilginin yüksek olmasının nedeni ne sizce?

Siyasi tarihimizde ilk kez dört ana ayak üzerine oturan derinlikli bir vizyon çizdik. Türkiye’yi bilgi toplumuna taşımak, birinci sınıf demokrasiyi getirmek, üreten Türkiye yaratmak, sosyal devleti güçlendirmek ve bunları sürdürebilmek istiyoruz. Refahı tabana yaymak gibi bir hedefimiz var. Türkiye’yi büyütmek, hakça bölüşmek, emekliye iki maaş ikramiye vermek, çiftçi için mazotu 1.5 lira yapmak, taşeron işçiliği kaldırmak, asgari ücreti 1500 liraya çıkarmak, 17 milyon yoksula 720 liradan aşağı olmamak üzere asgari gelir güvencesi vermek istiyoruz. Türkiye’de 11 milyon emekli, 5 milyon asgari ücretli ve 800 bin taşeron işçi var. Her haneyi etkileyecek çözümler sunuyoruz.

Tüm partilerin ekonomi temelli kampanya yürütmesine önayak oldunuz sanki...

Bunu yaptığımız için memnunum. Vatandaş gerilimden, çatışmadan bıkmıştı. Bize sert eleştiriler var, ancak hiçbirine cevap vermiyoruz. Bazen o kadar haksız eleştiriler yapılıyor ki, doğmadığım yıllarda yapılanlardan sorumlu tutuyorlar. 1930’larda olan şeyi ben nereden bileyim? Bunları bir kenara bırakıp vatandaşın derdiyle uğraşmak zorundayız.

‘DAVUTOĞLU’NUN BENİ YUHALATMAMASI GÜZELDİ’

Rakiplerinizin kampanyalarını nasıl buldunuz?

Her partinin seçim bildirgesine saygı duyuyoruz, ama bizimki Türk siyasi tarihine damgasını vuracak!

MHP’nin seçim bildirgesinin sizinkine benzediği yorumuna ne diyorsunuz?

Seçim bildirgemiz iktidar partisi de dahil olmak üzere birçok siyasi partinin ilgi alanına girdi. Perspektifimizin diğerleri tarafından görülmesi ve takdir edilmesi bizi mutlu ediyor.

Diğer partileri eleştirmemek konusunda kararlısınız galiba!

Evet, oldukça kararlıyım! (Gülüyor) Bütün siyasi liderler olabildiğince çalışıyor. Ama Sayın Ahmet Davutoğlu zaman zaman kırıcı bir üslup kullanıyor. Bunu bir akademisyene yakıştıramıyorum. İktidar partisine eleştirilerimi yüzlerine karşı söylemek isterim. İki uygar insan gibi televizyonda karşılıklı tartışabiliriz.

Davutoğlu’nun Başbakan olması siyaset dilini yumuşatmadı mı? Seçmeninin sizi yuhalamasına müsaade etmedi örneğin...

O çok güzel bir davranıştı ama ben siyasette özel bir yumuşama görmedim. Bana yönelik sözlerine yanıt vermemem gerginliği otomatik olarak sonlandırıyor. Ben de onu yuhalatmıyorum.

‘HDP’NİN PARLAMENTODA OLMASINI İSTERİM, AMA...’  

HDP’nin barajı aşmasını ister misiniz?

Yüzde 1 oy alan partinin bile parlamentoda olmasını isterim. Seçim barajı, 12 Eylül darbesinin getirdiği bir uygulama . Hem “Darbelere karşıyım” diyeceksiniz, hem de darbe hukukunun arkasına sığınacaksınız. Bu ahlaki değil. Anayasa’ya geçici bir madde ekleyip bu seçimlerde yüzde 10 barajının kaldırılmasını önerdim ama maalesef hiçbir parti sıcak bakmadı. HDP de Saadet Partisi ve BBP gibi diğer partiler de parlamentoda temsil edilmeliler.

HDP’nin baraj altında kalması siyasi kriz yaratır mı?

Bana göre yaratmaz, çünkü parti olarak girmek HDP’nin tercihi. Ama dediğim gibi önemli bir siyasi hareketin parlamento dışında kalmasını demokratik açıdan doğru bulmuyorum.

Barajı geçebilmeleri için CHP’den de oy çalmaları gerekiyor. Buna rağmen “Barajı aşsınlar” diyebiliyor musunuz?

CHP’den HDP’ye büyük bir oy kayması görmüyorum. Nedeni şu: Biz demokrasinin gereğini yaptık ve bir önseçim gerçekleştirdik. Partililerimiz milletvekili adaylarını seçtiler, şimdi de onlara sahip çıkıyorlar.

Ama barajı aşabilsin diye HDP’ye oy verecek CHP’liler var... Kimileri “Bu seçimde HDP’nin bana ihtiyacı var” diye düşünüyor.

Onlar CHP’ye oy vermeyi sürdürsünler. Biz yardım kuruluşu Kızılay değiliz, partilerine sahip çıksınlar!

‘DEMİRTAŞ’IN ESPRİLERİNE BEN DE GÜLÜYORUM’  

Selahattin Demirtaş’ın performansını nasıl buluyorsunuz? Esprili bir kampanya yürütüyor...

Son yılların gergin atmosferi espriyi biraz ötelemişti. Oysa espri siyasi kültürümüzün olmazsa olmazı. O da propagandasında bunu ihmal etmiyor.

Esprilerine güldüğünüz oluyor mu?

Elbette, bazı esprilerine ben de gülüyorum.

‘KOLTUK MERAKLISI DEĞİLİM’  

Bu seçimlerde CHP yine sahil şeridine mi hapsolacak?

Hayır. Milletvekili çıkaramadığımız illerden milletvekili çıkaracağız. Örneğin Şanlıurfa, Elazığ, Erzurum, Kars ve Iğdır’da iddialıyız.

Oy hedefiniz nedir?

Yüzde 35 hedef koymuştuk. Yakalayacağımıza inanıyoruz.

Ya yakalayamazsanız?

Hedefe yaklaşırsak ya da tutturursak güzel olur, ama altında kalırsak iç sorgulama yapılmalı.

İç sorgulamadan kastınız ne?

2011 genel seçimlerine göre daha az oy alırsak, başarısız olduğumuzu kabul etmemiz gerekir. Aynı şeyi Davutoğlu da söyleyebiliyor mu? Ben bu seçimde oylarımızın yükseleceğine inanıyorum.

Oylarınız düşerse genel başkanlıktan çekilmeyi düşünür müsünüz?

Neden çekilmeyeyim? Siyasette umduğunuz hedefi yakalayamazsanız başarısızsınızdır. Oturup özeleştirimizi hem lider hem de parti olarak yaparız. Koltuk meraklısı değilim.

Ama “Yüzde 35’in altında alırsak çekilirim” demiyorsunuz.

Siyasette başarılı olup olmadığınızı kamuoyunun nabzını tutarak öğrenebilirsiniz. Bu kritere göre bakıp değerlendirmek gerekir.


‘AKP’NİN 12 YILDA HARCADIĞI PARAYLA 2. BİR TÜRKİYE KURULURDU’

AK Parti’nin üst üste seçim kazanma başarısını nasıl açıklıyorsunuz?

Hangi başarıdan söz ediyoruz! Bugüne kadar hangi vaadi gerçekleştirdiler? Dolar kuru mu, enflasyon mu, büyüme mi, dış ticaret mi? Bir dönem sıcak paranın getirdiği bir avantaj vardı. Diğer ülkeler bundan yararlanıp ekonomilerini güçlü hale getirdiler. İktidar bu avantajı kullanamadı, sağlıklı bir ekonomi politikası üretemedi.

Halkın önemli bir bölümü AK Parti’nin yatırımlarından memnun görünüyor sanki... Mesela TOKİ sayesinde ev sahibi olduğunu söyleyenler var.

TOKİ’nin kaç dar gelirliyi ev sahibi yaptığı hiç sorulmuyor. Van’da maliyeti 30-40 bin liralık konutları 80-90 bin liraya sattılar. Biz vatandaşımızı ayda 277 lira sabit taksitle 80 metrekarelik ev sahibi yapacağız. Arsa payı da almayacağız. Kaliteli evlere ucuza sahip olabilecekler.

AK Parti özellikle 2010’a kadar iyi şeyler de yapmadı mı? Bana dünyada hiç iyi iş yapmamış iktidar gösterebilir misiniz?

Duran saat bile iki kez doğruyu gösterir. Soru şu: “Mevcut iktidar 12 yılda kaç lira kaynak kullandı?” 1 trilyon 900 milyar dolar. 1923’ten 2002’ye kadar 57 hükümetin kullandığı para 775 milyar dolar... 1 trilyon 900 milyar dolara 2. bir Türkiye kurulurdu. Oysa onlar ne yaptı? Kaynak savurganlığı, yandaşlara hizmet, gelir dağılımında dengesizlik... 2002’de Türkiye nüfusunun yüzde 1’i, toplam servetin yüzde 39’una sahipti. 2014’te yüzde 53.4’e çıktı.


‘ASGARİ ÜCRET 1500 TL OLACAK’

Kılıçdaroğlu,“ Ben hesapnasıl yapılırbilirim. İktidara gelince asgari ücreti 1500TL’ye çıkaracağız” diyor.

‘KAMPANYAMIZ CEM UZAN’INKİNE BENZEMİYOR’  

Seçim kampanyasını Ali Taran’a teslim ettiniz. İçiniz rahat mı?

Gayet memnunuz.

Ama kampanyanızın Ali Taran’ın 2002’de Cem Uzan için hazırladığı kampanyaya çok benzediği söyleniyor. Uzan da “Kampanyamı kopyalamışlar” diye açıklama yaptı.

Benzediğini düşünmüyorum. O dönemin koşullarıyla şimdiki koşullar çok farklı. Ayrıca seçim bildirgesi olmadan kampanya hazırlanmaz. Biz her şeyi hesaplayıp söyledik. Vaatlerimiz reklam kampanyasına dönüştü.

 “Gelin, oy verin, gitsinler” negatif bir slogan değil mi?

Bana negatif gelmedi. “Gelin, oy verin” şeklinde de kullanıyoruz.

“Milletçe alkışlıyoruz” sloganı beklenen etkiyi yarattı mı?

Gayet güzel! Otobüsle geçerken çok sayıda yurttaş alkışlıyor.

Alkışlama biraz beyaz Türk tepkisi değil mi?

Alkışlama geleneğimizde var. Milli maçlarda, İstiklal Marşı’ndan sonra da alkışlarız. Halka yabancı bir şey değil.

RÖPORTAJIN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler