YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Kandil'e Türk bayrağı dikilsin"
MHP lideri Devlet Bahçeli, TBMM grubunda yaptığı konuşmada terör örgütüyle görüşülmesine tepki gösterdi. Hükümete çağrıda bulunan MHP lideri bir daha indirilmemek üzere Kandil'e Türk bayrağının dikilmesini istedi.
"Kandil'e Türk bayrağı dikilsin"
04 Ekim 2011 / 13:07 Güncelleme: 04 Ekim 2011 / 14:45

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kandil'e Türk bayrağının dikilmesini istedi.

TBMM'deki MHP Grubu'nda konuşan Bahçeli, hükümetin güvenlik güçlerini harekete geçirerek bir daha indirilmemek üzere Türk bayrağının PKK kamplarının bulunduğu Kandil'e dikilmesi gerektiğini söyledi. Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''ciğerim yanıyor'' sözlerine tepki göstererek, "Yangına neden olanlara gününü göstersin. Kandil'e Türk bayrağını diksin" şeklinde açıklama yaptı.

Terör örgütüyle görüşülmesine de tepki gösteren Bahçeli, bunun milletin hakkını ayaklar altına almak anlamına geleceğini bildirdi.

"Bizim de niyetimiz, hedefimiz yeni anayasayı milletimize kazandırmak"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yeni bir anayasanın yazılarak, millete kazandırılmasını hedeflediklerini söyledi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''yeni anayasa'' konusunun hem Meclis gündemini hem de toplumu yakından ilgilendireceğinin anlaşıldığını söyledi.

AK Parti hükümetinin özellikle seçim öncesindeki ve sonrasındaki sözlerinden yeni anayasanın hazırlanmasının öncelikle ele alınacak bir hedef olduğunun ortaya çıktığını belirten Bahçeli, ''Elbette parti olarak, toplumsal talepler doğrultusunda yeni bir anayasa yapımına ya da değişikliğine duyulan ihtiyacın farkındayız ve bunu da son derece meşru ve doğal görüyoruz. Bu kapsamda TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek'in girişimleriyle, Meclis platformunda uzlaşma iklimi oluşturulmasının istismarcı ve art niyetli olmadıktan sonra faydalı olacağını düşünüyoruz'' diye konuştu.

Çiçek'in, anayasa hazırlık komisyonu kurulabilmesi için partilerinden 3 üç kişiyi davet ettiğine dair yazının ellerine ulaştığını belirten Bahçeli, ''Sayın Çiçek'in başkanlığında Mecliste temsil imkanı bulan siyasi partilerin eşit sayıda katılacağı bir Uzlaşma Komisyonu marifetiyle, anayasa konusundaki talepler değerlendirmeye alınabilecek ve bir neticeye ulaşılacaktır'' dedi.

Mecliste oluşturulacak ''uzlaşma zemini''ne parti olarak katkı vermelerinin ve yeni anayasa hazırlık sürecinin içinde yer almalarının tabii olarak normal ve alınması gereken bir tavır olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

''Biz, baştan beri, gerek anayasa değişikliklerinde gerekse de yeni anayasa hazırlığı konularında, TBMM'yi uzlaşmayı tesis eden ve sahiplenen bir yer olarak gördük ve önerilerimizi bu yönde yaptık. Bizim, 12 Eylül referandumunda 'Hayır' tercihini kullanmamızdaki nedenler arasında, dayatmacı ve uzlaşmadan kaçan iktidar zihniyetine tepki de bulunuyordu. Bu itibarla anayasa değişikliklerine usulden ve esastan karşı çıktık ve siyasi bir karar oluşturduk. Geldiğimiz bugünkü aşamada bundan pişmanlık duymamız ve çıkan neticeye bakarak keşkelere sığınmamız asla mümkün değildir. O günkü AKP zihniyeti tekrar karşımıza çıkarsa, emin olun aynı kararlılığı sonu ve bedeli ne olursa olsun yine göstermekten çekinmeyiz. İçinden geçtiğimiz zaman diliminde, deneyimlerimiz paralelinde herkesin temkinli, dikkatli ve itinalı hareket etmesi elzemdir.''

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın yeni anayasa için şimdiden vade biçtiğini ileri sürerek, ''Uzlaşma ortamının filizlendiği bir zaman diliminde, aceleyle anayasa hazırlık çalışmalarının süresini tayin etme gayreti siyasi saygı ve nezaketi dışlayan bir davranış olmuştur'' dedi.

''HEZİMETE VE HÜSRANA MEYDAN VERME...

''Bugünden, yeni anayasa hazırlık ve uzlaşma çabalarını gölgelemek ya da buna çanak tutan izharlarda bulunmanın, işbirliğine dönük girişimleri baltalayacağı'' uyarısında bulunan Bahçeli, ''Açıklıkla belirtmek isterim ki bizim de niyetimiz ve hedefimiz, 12 Haziran Milletvekilliği Genel Seçimlerinin propaganda döneminde dile getirdiğimiz gibi, yeni bir anayasanın yazılması ve milletimize kazandırılmasıdır. Bunda asla kuşkuya ya da tereddüte yer yoktur. Yeni anayasayla tazelenecek toplumsal sözleşmemiz, birlikte yaşama duygularını güçlendirerek millet varlığını kuvvetli bağlarla bir üst seviyeye taşıyacaksa, kurulacak her masanın etrafında büyük bir iftiharla sonuna kadar oturur ve sorumluluk alırız'' şeklinde konuştu.

Türk milletini esenliğe ve feraha kavuşturacak, her plana, programa siyasi rakiplerine ait olsa da omuz vermekten gocunmayacaklarını ve herhangi bir komplekse de kapılmayacaklarını ifade eden Bahçeli, anayasaların kalıcı ve kapsayıcı bir toplum sözleşmesi haline gelebilmesinin ilk önce toplumsal uzlaşmayla hazırlanmasına bağlı olduğunu belirtti.

Anayasanın, her meseleyi sihirli dokunuşuyla halledecek bir özelliğe sahip olmadığına dikkati çeken Bahçeli, anayasaların kangren haline gelmiş siyasal ve toplumsal ilişkileri bir çırpıda düzeltebilecek süper donanımları olan esrarlı bir metin olmadığını ifade etti. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Anayasaya haddinden fazla anlam yüklemek, üstelik karşı karşıya olduğumuz her problemin yeni bir anayasayla bitirileceğine yönelik beklenti uyandırmak büyük bir hezimete ve hüsrana meydan verme riski taşımaktadır. Bugün anayasa değişikliğini ya da hazırlığını diline dolayan bazı mihrakların, milletimizin yalnızca daha itibarlı ve daha müreffeh yaşaması konularına odaklanmadıkları gelişmelerle sabittir ama daha da önemlisi, Cumhuriyetin ruhunu ve kurucu felsefesini teyit edecek, Türk kimliğini aşındırmayacak, etnik kimliklerin ve mahalli dillerin tanınmasına fırsat vermeyecek, değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek maddelere sadakatle bağlı kalacak bir görüş ve uzlaşma ufkunun oluşturulmasını beklemektedir. Demokrasi ve özgürlük sloganlarıyla aziz millet varlığına kast eden etnik bölücülüğün ve bunlara yardım ve yataklık yapanların taarruzlarına, mutlaka direneceğimizi ve mukaddes surda gedik açtırmamak için her demokratik yola başvuracağımızı bu vesileyle hatırlatmak isterim.''

CUMHURBAŞKANI GÜL'ÜN KONUŞMASI

Bahçeli, konuşmasında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yeni yasama yılının açılışı dolayısıyla Genel Kurul'da yaptığı konuşmayı da değerlendirdi.

''Konuşmanın vasat olduğu kadar, vizyondan da mahrum'' olduğunu savunan Bahçeli, ''Bize göre bu konuşmanın satır aralarının iyi okunması ve dikkatli bir şekilde tahlil edilmesi gerekmektedir. Sayın Gül, 1921 ve 1924 anayasalarından beri ilk defa millet iradesine dayanan bir anayasa yapma mesuliyetinin ve şerefinin milletin vekillerine tevdi edildiğini vurgulamıştır. Ancak bu sözlerini dile getirirken, ara dönemlerin ürünü de olsa, 1961 ve 1982 anayasalarının halkoyuyla kabul ve tasdik edildiğini nedense es geçmiş ve meseleyi gayri meşru bir durum  gibi sunmuştur'' diye konuştu.

''Hiç kimsenin TBMM'ye üsten bakma ve nasihat etme gibi bir hakkı ve yetkisi bulunmadığını'' ifade eden Bahçeli, şöyle konuştu:

''Madem demokrasi kurum ve kurallarıyla vardır ve işlemektedir, o halde millet iradesine istikamet vermeye hiç kimse cüret etmemelidir. Aziz Meclisimiz neyi nasıl yapacağını, hangi meseleler karşısında ne şekilde bir tutum takınacağını ziyadesiyle bilebilecek görgü, irfan, derin ve tarihi birikime sahiptir.

Basılmamış kitapları toplatmanın neresinde özgürlük vardır  Telefon dinlemelerinin, özel hayatın gözetim altına alınmasının özgürlüklerle bağı ve bağlantısı nedir  Ses kayıtlarıyla siyaset tanzimine yönelenlerin, röntgencilikle evlere kamera yerleştiren karanlık suratların can simidi midir özgürlük  Aralarında değerli arkadaşımız İstanbul Milletvekili Sayın Engin Alan'ın da bulunduğu, milletin vekillerinin dört duvar arasında tutulması mı özgürlüktür

PKK'ya müsamaha göstermek, terörle mücadele edenlere zalimce davranmak özgürlüğün neresine sığdırılmaktadır  Cumhuriyet hükümetinin bir bakanı kendi görev alanına giren konuları icra etmektense, Kürtçe şarkılar söylemektedir ve hiçbir takibata maruz kalmamaktadır. Herkes sıraya girmiş şekilde Türk milletine ve devletine kinlerini ve öfkelerini kusmakta; ama hiçbir özel savcı kılını dahi kıpırdatmamaktadır.''

Milletin kökeni, meşrebi, mezhebi, inancı ne olursa olsun, hiçbir ferdi dışlamaya, ötekileştirmeye ve yabancılaştırmaya tabi tutulmadığını dile getiren Bahçeli, ''Bu yalın gerçeğin aksini kim iddia ediyorsa müfterilikten ve başka maksatları gözeterek hareket eden sinsilikten muaf olamayacaktır. Bununla birlikte Sayın Cumhurbaşkanı sözde Kürt sorununa atıf yaparak bu meselenin çözülmesi gerektiğine göndermede bulunmuştur. Çelişkiye bakınız ki, Başbakan Erdoğan bir tarafta Kürt sorunu bitmiştir derken, diğer tarafta devletin en yüksek makamı bu sözde sorunu kabul etmekte ve devam ettiğini iddia etmektedir'' şeklinde konuştu.

Ülkedeki ekonomik gelişmelere de değinen Bahçeli, küresel ekonomideki dengesizlikler ve artan risklerin gelecek dönemlerin sıkıntılı ve zorluklarla geçeceğini gösterdiğini ifade etti. Bahçeli, ''Kış aylarına girdiğimiz şu günlerde, haneler huzursuz, sokaklar neşesiz, anneler ve babalar üzgündür. AKP'nin seçim dönemi nedeniyle ertelediği zamları peşpeşe gelmekte ve vatandaşlarımız perişan olmaktadır. Doğalgaz ve elektrikteki son zamlar bunun en açık misalidir. Vatandaşlarımızın kullandığı doğalgaza, elektriğe yapılan fahiş zamlar, hayat pahalılığını içinden çıkılmaz bir hale getirecek ve maliyetleri tetikleyerek enflasyonu daha yukarılara çekecektir'' diye konuştu.

''Mecliste televizyon kuracak halimiz yok''

Bahçeli'nin konuşmasının ardından MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Bahçeli'nin konuşmasının, Meclis TV tarafından canlı yayınlanmadığını sadece kapalı devre yayın yapıldığını söyledi. Vural, ''Bu kapalı devre yayınlarla bizim sözümüzü kısamazlar. Konuşmamızı kimse engelleyemeyecek'' şeklinde tepki gösterdi.

Bahçeli de grup toplantısından çıkışında gazetecilerin kendisine yönelttiği, ''Efendim bu bir sansür değil mi  Muhalefetin halka ulaşması engellenmiyor mu '' sorusuna, ''Meclisin kulisi birçok medya kuruluşunun yayın merkezinden daha iyi durumda. Yakışık bir durum değil ama böyle bir karar almışlarsa ne yapalım. Mecliste televizyon kuracak halimiz de yok'' yanıtını verdi. 

AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler