YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kanayan yaramız var
Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, ''Şu anda Türkiye'nin kanayan bir yarası var, bu yarayı durdurabilirsek, bu ülke çok daha güzelleşecek'' dedi.
Kanayan yaramız var
05 Mayıs 2012 / 21:18 Güncelleme: 05 Mayıs 2012 / 21:32

Bakan Bağış, beraberinde Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile AK Parti Siirt 4. Olağan Kongresi'ne katıldı.

Bağış, burada yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Siirt'te okuduğu şiir nedeniyle aldığı hapis cezası ve ardından yaşanan gelişmelere değinerek, Siirt'in yiğidi düştüğü yerden kaldırarak, Türkiye'nin makus talihini değiştirdiğini söyledi.

Türkiye'de bir şeylerin değişmeye başladığını kaydeden Bakan Bağış, ''Biz hizmetlerimizde ayrım yapmıyoruz. Ama birileri bu ülkede kardeşi kardeşe düşürmeye çalışıyor. Birileri, etnik milletçilik yapıyor. Asırlardır bir arada yaşıyoruz. Siirt'te Kürdü, Arabı, Türkü hiçbir ayrım yapmadan bir arada yaşıyor. Binlerce yıldır birlikte yaşıyoruz, Allah nasip etse binlerce yıl birlikte yaşamaya devam edeceğiz. Yeter ki kardeşi kardeşe düşürmek isteyen zihniyete karşı dik duralım'' diye konuştu.

CHP'yi eleştiren Bakan Bağış, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Kimileri daha ortada fol yok, yumurta yok, koltuk derdine düştüler. Türkiye'de milletin vicdanında yargılanıp, müebbet muhalefete mahkum olanların ne duruma düştüğünü görüyorsunuz. CHP'de kimin kimden korktuğunu bilemem. Ama birilerinin bir tedbir almaya başladığı ortada. CHP'nin isminin Cumhuriyetçi Hizip Partisi olması bence daha doğru olur. Gün geçmiyor ki orada bir hizip çıksın, birbirlerinin altını oymak için yeni bir tuzak kursunlar. Şu duayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Allah bu CHP zihniyetini bizden eksik etmesin. Bizi de millete hizmet etmekten ayrı koymasın. Biz sayın Baykal ile işimiz kolay diyorduk, Allah yardım etti, daha iyisini verdi. Bu giderse bundan da iyisi gelir, hiç merak etmeyin.''


-''Ekonomimiz 230 milyar dolardan, 778 milyar dolara ulaştı''-


Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz da AK Parti'nin çok kısa bir zamanda ülkeyi çok önemli bir yere getirdiğini anlattı.

Kişi başına milli gelirin 3 bin 500 dolardan, 10 bin 500 dolara yükseldiğini belirten Bakan Yılmaz, şöyle dedi:

''Ekonomimiz 230 milyar dolardan bugün 778 milyar dolara ulaştı. Herkesi kucaklayan ve kapsayan bir büyüme sağlandı. Eskiden günlük geliri 1 doların altında geçinen insanımız vardı. Bunu sıfırladı. Günlük geliri 2.15'in altında olanları yüzde 3-4'lerden aşağı yukarı sıfırlara getirdi. Günlük geliri 4.5 doların altında olanları yüzde 30'ların üzerinden bugün yüzde 3.6'lara kadar düşürdük. Sadece büyümedik, yoksulluğu ve fukaralığı da azalttık. Bugün halka memnuniyetini soran bir çalışma yapıyoruz. Sağlıkta memnuniyetimiz yüzde 40'lardan yüzde 76'ya çıktı. Asayiş yüzde 78, ulaştırma yüzde 70'in üzerinde. Bir tek alan kaldı, halkımızın yeterince memnun kalmadığı. O da adalet hizmetleridir. Burada maalesef arzu ettiğimiz yerde değiliz. İnşallah hukuk reformları ve demokrasi alanında attığımız adımlarla orada da vatandaşımızın memnuniyetini artıracağız.''

AK Parti'nin iktidara geldiğinde bütün Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin ihracatının yaklaşık 700 milyon dolar olduğunu hatırlatan Bakan Yılmaz, bugün 7 milyar dolara yaklaştığını, ihracatının 10 kat arttığını vurguladı.


-Çatılı köyünde okul açılışı-


Kongreden ayrılan Bakanlar Bağış ve Yılmaz, Aydınlar ilçesine bağlı Çatılı köyünde işadamı Ethem Sancak tarafından yaptırılan 4 derslikli ilköğretim okulu ve lojmanın açılış törenine katıldı.

Törende konuşan Sancak, doğduğu köye bir okul yaptırdığı için mutlu olduğunu belirtti.

Köyde kendi okuduğu okulu gezerken bir öğretmenin kendisine, ''Bu okul size yakışıyor mu '' dediğini anlatan Sancak, ''Bunun üzerine o öğretmenlere söz vererek, burada okul yapma kararı aldım. Öğretmenlerden, öğrencilere, Arapça, Kürtçe ve Türkçe öğretmelerini istedim'' dedi.

Bakan Bağış da işadamı Sancak'ın konuşmasının, herkesin üzerinde uzun uzun düşünmesi gereken bir açılımı hatırlattığını söyledi.

Bakan Bağış, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Kendi okuduğu okulu ona gezdiren öğretmenlerin 'Bu okul size yakışıyor mu'' demesiyle hemen yeni bir okul yaptırdığını ve onlara çocukların hem ana dillerinde hem çarşı dillerinde hem de resmi dillerinde rahat iletişim kurabilme şartını getirdiğini bizimle paylaştı. Hepimiz sabah uyandığımızda yüzümüzü yıkıyoruz, saçlarımızı tarıyor, tıraş oluyoruz. Haftada bir saç tıraşı da oluyoruz. İnsanların önüne çıktığımızda güzel gözükelim, temiz olalım diye. Ama sabah kalktığımızda kolunuzda ya da bacağınızda kanayan bir yara görürseniz, o gün tıraş olmayı unutabilirsiniz, dişinizi fırçalamayı ihmal edebilirsiniz. Şu anda Türkiye'nin kanayan bir yarası var. Bu kanayan yarayı durdurabilirsek, bu ülke çok daha güzelleşecek. O zaman bu ülkenin zenginliği olan farklı dillerimizde çok daha rahat iletişim kurabileceğiz. O zaman bu ülkeyi gerçekten bir medeniyet beşiği yapan farklı kültürleri çok daha derinlemesine yaşayabileceğiz, anlatabileceğiz.''


-''Kanayan yaramız var''-


''Türkiye'nin 81 ilinde okullarımızda çocuklarımıza İngilizce, Fransızca öğretiyoruz. Neden Arapça'yı, Kürtçe'yi ve Farsça'yı da öğretmeyelim'' diyen Bağış, ''Sonuçta bu coğrafyada iş yapmak isteyenler için yeterli bir dil. Ama kanayan bir yaramız var. Bu yaranın biran evvel kapanması, tedavi olması için kendi devletine hainlik yapanların, artık kendileriyle yüzleşmeleri lazım'' dedi.

Devletin hiçbir ayrım yapmadan Türkiye'nin her yerine okul, yol, hastane yaptığını ve fabrika açtığını belirten Bakan Bağış, ''Onların bütün dertleriyle dertleniyorsa onların artık bu devletin güçlü olmasının kendilerini de güçlendireceğini anlamaları gerekir. Yoksa okullarda Shakespeare öğretilirken, Fakiye Teyra neden öğretilmesin. Niye Yunus Emre'yi öğrendiğiniz gibi Mevlana'nın bazı eserlerini Farsça öğrenmeyelim. Niye Tillo'daki medreselerden mezun olan çocuklar, dünyanın dört bir yanında iş bulurken, kendi ülkesinde ayrımcılık muamelesiyle karşı karşıya gelsin'' diye konuştu.

Bütün bu yanlışları ortadan kaldırabilmek için önce kanayan yaranın tedavi edilmesi gerektiğini ifade eden Bakan Bağış, şöyle dedi:

''Bunda hiç kimsenin bir diğerine 'bana ne' deme lüksü yok. Her birimiz bir diğeri kadar sorumlu olmak zorundayız. Hepimiz güvencede olmadıkça, aslında hiçbirimiz güvencede değiliz. Bu bilinçle hareket etmeliyiz. AB'de bu süreçte bunları anlatmaya çalışıyoruz. Çünkü Brüksel'in güvenliği Batman'dan, Paris'in güvenliği Siirt'ten, Roma'nın güvenliği de Diyarbakır'dan başlar. Eğer biz Türkiye'de birbirimizi olduğu gibi kabul edip, birbirimizi kucaklamaya yönelirsek, dünya barışına da çok daha büyük katkıda bulunabiliriz.'' AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler