YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Kalbi olan, vicdanı olan..."
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AK Parti MYK öncesi basının sorularını cevapladı.Arınç "Erdoğan gruptaki konuşmasında duygulanmasını 'timsah gözyaşı"olarak değerlendirilmesini yadırgadım.Kimse niyet okumasın"dedi.
"Kalbi olan, vicdanı olan..."
21 Temmuz 2010 / 13:14 Güncelleme: 21 Temmuz 2010 / 13:36

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''12 Eylül'den nemalanan partiler varsa bunların başında CHP gelir. Sayın Kılıçdaroğlu bunu da öğrenmiş olsun'' dedi.

AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyeleri, toplantı için parti genel merkezine gelişlerinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dün TBMM Grup toplantısında yaptığı açıklamaların muhalefet partileri tarafından ''sahte gözyaşı'' ve ''timsah gözyaşı'' olarak değerlendirilmesiyle ilgili soruya şu yanıtı verdi:

''Sayın Başbakan'ın dünkü grup konuşmasını hem bizler hem de televizyonlar vasıtasıyla tüm Türkiye izledi. Sayın Başbakan çok içten bir konuşma yaptı. Bugüne kadar metanetini hep muhafaza etmiş olan Sayın Başbakan'ın bu mektuptaki ifadeler karşısında duygulandığını, hepimizin etkilendiğini biliyoruz. Kalbi olan, vicdanı olan, hissiyatı olan herkes bu duyguları paylaştı. Tabii muhalefet sözcülerinin, genel başkanlarının konuya ilişkin sözlerini fevkalade yadırgadım ve ayıpladım. Hiç kimse Sayın Başbakan'ı dünkü konuşması sebebiyle bir samimiyet testine tutmamalı. Bu insani bir olaydır.

Sayın Kılıçdaroğlu'nun ta Kıbrıs'tan, 'Bu bir numaradır' veya 'Numara yapıyorlar' şeklindeki sözü, siyasetçiye hele hele bir genel başkana hiç yakışmaz. Hiç kimse niyet okuyucu olmamalı. Konuşulanlar bellidir, anlatılanlar bellidir, bu olaylar Türkiye'de yaşanmıştır. Türkiye'ye herhangi bir gezegenden gelmemişse insan, bu tarihlerde yaşamış ve bu olayları yakinen bilmişse bu fecaati her zaman idrak edecek ve duygulanacaktır.

Siyasetçiler birbirlerine böyle yakışıksız sözlerle hitap etmemeliler, niyet okumamalılar, samimiyet testine tabi tutmamalılar. Yoksa kendileri yargılanırlar. Kendilerinin söyledikleri veya ifade ettiklerini ne kadar samimi veya samimiyetsiz olduğunu insanlar sorgulamaya başlarsa bundan hepimiz zarar görürüz. Dünkü konuşmalar insaniydi, vicdaniydi, ahlakiydi ve hissiydi. Bundan herkesin etkilendiğini biliyorum. Etkilenmemiş olabilirsiniz, bu olaylara bigane kalmış olabilirsiniz ama bunu söyleyen samimi insanlara da bir şekilde kulp takarak, onu numara yapmakla suçlamak çok çirkin, çok yakışıksız, küçültücü bir ifadedir. Ne olur siyasetçiler bu tavırlarından vazgeçsinler.

Sayın Kılıçdaroğlu sanıyorum dünkü konuşmasında yine büyük bir yanlışın içerisinde diyor ki, 12 Eylül'de nemalanmış olan insanlar bunları söyleyemezler.''

Kemal Kılıçdaroğlu ile yaşlarının birbirine yakın olduğunu belirten Arınç, o tarihlerde olan olayların bilindiğini ifade etti.

''HİÇBİR CHP'Lİ YETKİLİ MAHKEME ÖNÜNE ÇIKMADI, YARGILANMADI''

Hiçbir CHP'linin 27 Mayıs ile ilgili olumsuz bir tek cümle konuşmadığını kaydeden Bülent Arınç, şöyle devam etti:

''Çünkü 27 Mayıs'ın doğrudan şeriki olan CHP'nin o darbedeki rolünü herkes çok iyi bilir. Darbe sonrası seçimlerde de Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar olması için gösterilen bütün gayretler boşa çıkmış ve CHP tek başına iktidara gelememiştir. Ondan sonra hiç gelemedi zaten.

Şimdi 12 Eylül'ü sorguluyorlar. O kadar yalın gerçekler var ki, bunu bir genel başkan bilmiyorsa Türkiye'nin ve partisinin geleceği bakımından buna üzülmemek elde değil. 12 Eylül 1980'de ben Milli Selamet Partisi Manisa İl Başkanıydım ve Genel İdare Kurulu üyesiydim. İhtilal oldu gözaltına alındık, siyasi haklarımızdan men edildik. 1987'deki referanduma kadar siyasi haklarımız elimizde yoktu. Milli Selamet Partisi kadroları, başta Genel Başkan Erbakan olmak üzere, Ankara Mamak'ta 4 yıl yargılandılar, tutuklu kaldılar. Beraat edenler oldu, mahkum edilenler oldu. 1983'te seçime giderken partiler kuruldu. O zaman Refah Partisi, Milli Selamet Partisi'nin devamı olarak kuruluyordu. Konsey, bütün kurucuları veto etti. 3 defa veto yediler, parti kurulamadı. Sonra Milli Güvenlik Konseyi seçimlere girme hakkını Refah Partisi'nin elinden aldı. 3 partiyi veto etti, bunlardan birisi de Refah Partisi'ydi.

Arkasından 1991'te Refah Partisi parlamentoya girdi. 1995'te birinci parti oldu, hükümet ortağı oldu. 28 Şubat süreciyle önünü kestiler, hükümetten alaşağı ettiler. Şimdi yargılanan, gözaltına alınan, siyasi hakları elinden alınan bir siyasi partinin temsilcilerine veya o siyasi partide görev yapmış insanlara 'siz 12 Eylül'den nemalandınız' demek en hafif tabiriyle tarihi, siyaseti, Türkiye'yi tanımamak demektir. Oysa CHP 12 Eylül 1980'de, o tarihten önceki olayların sorumlusu olarak bilinmesine rağmen, toplumsal olayların tahrik edicisi olarak bir kısım çevreler tarafından bilinmesine rağmen 12 Eylül'den sonra yargılanmadı. Sadece tüm partiler kapatıldığı gibi CHP de kapatıldı ama hiçbir CHP'li yetkili mahkeme önüne çıkmadı, yargılanmadı. Halkçı parti olarak devam ederek seçimlere katılma imkanı verildi. Sonra SODEP, SHP, CHP... 12 Eylül'ün hiçbir etkisi CHP üzerinde olumsuz bir iz bırakmadı. Bunu bu şekilde söylemek istiyorum.

Bugün AK Parti kadroları 1980'lerde, 1985'lerde, 1990'larda yoktu. AK Parti 2001'de kuruldu, bir yıl sonra tek başına iktidara geldi. 8 yıldır da iktidarı kimseye bırakmıyor, halkın desteği devam ediyor. 12 Eylül'den nemalanan partiler varsa bunların başında CHP gelir. Sayın Kılıçdaroğlu bunu da öğrenmiş olsun.''

''HERKESİ SAĞDUYUYA DAVET EDİYORUM''

 Amasya Milletvekili Akif Gülle de Başbakan Erdoğan'ın dünkü konuşmasıyla ilgili olarak, ''Farklı atasözlerimiz vardır. Bunlardan bir tanesi, ağlayamazsanız anlayamazsınız şeklinde. Ne yazık ki bu memlekette hem de bir partinin genel başkan statüsünü taşıyan insanlar var, anlayamıyorlar, bunu anlayamıyorlar. Onların canları sağ olsun. Dolaşsınlar, gezsinler. Bu memleketin gönlüne, bu memleketin ruh dünyasına, bu memleketin manevi duygularla dopdolu anlayışına yaklaşamadıkları müddetçe serada, çölde dolaşsın dursunlar'' dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ da ''12 Eylül'de haksız hukuksuz şekilde idama gönderilenlerin hikayesini dinleyince vicdanı olan herkes bundan etkilenir. Ancak vicdanı ve vicdan terazisi doğru tartmayanlar bundan rahatsız olur'' diye konuştu.

Elazığ Milletvekili Necati Çetinkaya da aynı soruya, ''AK Parti konsensüsle toplumsal barışı sağlamak istiyor. Buna bazıları inanır bazıları inanmayabilir ama biz barıştan, sevgiden, kanın durdurulmasından yanayız. Bunu tutup da değişik bir tarafa çekmek yanlıştır. Herkesi sağduyuya davet ediyorum'' yanıtını verdi.

''TİMSAH SİYASETİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL''

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik de konuyla ilgili şunları söyledi:

''Timsah gözyaşları diyorlarsa söyledikleri tek kelimeyle ayıptır. 12 Eylül'den ve 12 Eylül'de hayatını kaybedenlerden bahsedildiği zaman, 'bizim arkadaşlarımız bedel ödedi' diyorlar. 12 Eylül'ün hesabını soralım dediğiniz zaman buna hiçbir şekilde yanaşmıyorlar. Kendi arkadaşlarının, bedel ödeyen arkadaşlarının hesabını sormaya yanaşmıyorlar. Kendi arkadaşlarının acısına ortak olanlara da timsah gözyaşları diyorlar. Bu yorumu yapanların yaptığı şey timsah siyasetinden başka bir şey değil.''

Ömer Çelik, ''15. maddenin kaldırılmasının sembolik anlam taşıyacağı şeklinde eleştiriler var'' sözü üzerine, ''Hiçbir şekilde sembolik anlam taşımaz. Sorun 30 yıl önce darbe yapanların yargılanması değildir. Sorun demokrasinin darbe zihniyetini mahkum etmesidir. Sürekli olarak darbecileri 30 yıldır eleştiriyoruz. Fakat darbe zihniyetini mahkum eden hiçbir kurumsal adım atılmadı. İlk defa AK Parti hükümeti demokrasi adına, demokratik bilinç adına ve millet adına darbe zihniyetini, darbe mantığını ve darbe yapılmasını savunanları kurumsal olarak mahkum eden bir düzenleme getiriyor'' dedi.

''BU BAYRAK ALTINDA TEK MİLLETİZ''

AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık, konuyla ilgili olarak, ''İnsani duygulardan arınmışlara söyleyecek en güzel cevabı bence 12 Eylül 2010 tarihinde milletimiz verecektir'' diye konuştu.

AK Parti Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen de soruya, ''Başbakanımızın duygu dolu samimi açıklamasıydı. Bu şekilde tanımlaması yanlış tabii. Liderlik özellikle birçok duyguyu geride bırakmayı başarmaktır, ancak görüyorsunuz ki bazen tüm dünyayla paylaşmayı gerektirir. O da Başbakanımızın duygusal, samimi bir anı. Tamamıyla kendisinin içinde bulunduğu ruh halini yansıtmış oldu. Bu şekilde değerlendirmeleri seviyesiz buluyorum. Türk siyasetine de yakışır bulmuyorum'' yanıtını verdi.

Tüzmen, AK Parti Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem'in yerel bir gazetede yayımlanan ''Kürtler her şeyi ellerine geçirdi. Yakında Türkler azınlıkta kalacak'' şeklindeki sözleriyle ilgili olarak da şöyle konuştu:

''Orada kesinlikle ırkçı bir ayrım yok. Bugün siz Rusyalı diyor musunuz? Veya İtalyan kökenli ABD askeri Irak'ta savaş veriyor mu? Önce ABD'liyim diyor. İtalyan uyruklu ABD'liyim demiyor.

Bu bayrağın altında yaşayan insanların hepsine Türk milleti diyoruz. Laz kökenli, Çerkez kökenli Türk olabilir ama bunların hepsi Türk milletidir. Bu bayrak altında tek milletiz. Dolayısıyla bu esaslarımızda kimsenin kuşkusu olmasın. Sizin sorunuzun alt detayında şu varsa; yani bu bayrağın altında yaşayıp bu ülkenin suyunu, bu ülkenin ekmeğini paylaşan insanların bu bayrağı kabul etmemesi gibi bir şerefsizlik varsa o zaman biz onlara diyoruz ki, bunlar şerefsizdir. Hangi kurum ve kuruluşta olursa olsun, uzantıları kim, nerede olursa olsun, hangi mevkide olursa olsun bunlar da şerefsizdir.''

AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler