YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İsrail kadar Filistinlilerin de güvenliği önemli
Gazzedeki insanlık dramının bitmesini ve dünyanın buna seyirci kalmamasını istiyoruz.
İsrail kadar Filistinlilerin de güvenliği önemli
24 Eylül 2009 / 19:59 Güncelleme: 24 Eylül 2009 / 20:27

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''21'inci Yüzyılı; savaşların değil barışın, korkunun değil güvenin, haksızlığın değil adaletin, terör ve şiddetin değil huzurun, açlık ve fakirliğin değil refahın hakim olduğu bir yüzyıl yapabiliriz'' dedi.
        

Erdoğan, Birleşmiş Milletler'in 64. Genel Kurul Genel Görüşmeleri'nde  Genel Kurul'a hitap etti.
        

Konuşmasına 64'üncü Genel Kurul Başkanlığı'na seçilmiş olmasından dolayı Abdüsselam Treki'yi içtenlikle tebrik ettiğini belirterek başlayan Başbakan Erdoğan, ''Ayrıca, 63'üncü Genel Kurul'un Başkanlığı'nı başarıyla ve dirayetle yürütmüş bulunan Sayın Brokman'a da takdir ve teşekkürlerimi sunuyorum'' dedi.
        

Erdoğan, bir yıl önce oldukça geniş bir teveccüh neticesinde Güvenlik Konseyi'ne seçilmiş bulunan Türkiye'ye verilen destek ve gösterilen güvenden ötürü tüm üye ülkelere teşekkür ederek, şöyle konuştu:
        

''Çağımızın küresel sorunları, küresel ölçekli çözümleri zorunlu kılıyor.  Savaşlardan ekonomik krize, açlık ve fakirlikten teröre, enerji güvenliğinden iklim değişikliğine kadar dünyamızın karşı karşıya bulunduğu sorunlar, büyük ve zorlu sorunlardır. Fakat bunların hiç biri altından kalkamayacağımız sorunlar değildir'' diye konuştu.
        
         -''YENİ BİR LİDERLİK ANLAYIŞINA İHTİYAÇ VAR''-

        
         Erdoğan, sorunların çözümü için herkesi kucaklayan, adil, paylaşımcı, farklılıkları zenginlik olarak gören ve güven esasına dayalı bir küresel düzene ihtiyaç bulunduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
        

''Risk ve tehdit algısına dayalı bir dünya tasavvurundan, güven ve  dayanışma esasına dayalı bir küresel düzene geçiş mümkündür. Bu, artık hepimiz 
çin bir zaruret haline gelmiştir. Bunun için yeni bir liderlik anlayışına da ihtiyaç var.
        

21'inci Yüzyılı; savaşların değil barışın, korkunun değil güvenin, haksızlığın değil adaletin, terör ve şiddetin değil huzurun, açlık ve fakirliğin değil refahın hakim olduğu bir yüzyıl yapabiliriz. Bu dünyanın kurulmasına katkı sunmak, dili, dini, milliyeti ne olursa hepimizin ortak sorumluluğu ve tarihi görevidir.
        

Terörizm ve nükleer silahların yayılması gibi tehditler küresel ölçekte ciddi birer endişe kaynağı haline gelmiş durumda. Açlık ve yoksulluk, artan salgın hastalıklar, gıda ve enerji güvenliğine ilişkin kaygılar, yabancı düşmanlığı ve radikalizmdeki artış gibi sorunlar da ciddiyetini koruyor. Öte yandan, küresel ısınma ve küresel finans krizi, köklü çözümler gerektiren iki  temel alan olarak öne çıkıyor.''
        

Erdoğan, böyle bir tabloda, Birleşmiş Milletler'in önemi ve vazgeçilmezliğinin daha da netlik kazandığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
        

''Adil ve katılımcı bir küresel düzenin kurulması için Birleşmiş  Milletler'in etkinliğini hep birlikte arttırmak zorundayız. Asla umutsuz değiliz,  küresel barış ve istikrarın mümkün olduğuna dair umutlarımızı her an diri  tutuyoruz. Bu yüzden Birleşmiş Milletler'in küresel kamu vicdanının sesi ve sözcüsü olmasını istiyoruz.
        

Temsil kabiliyeti güçlendirilmiş, demokratik, şeffaf, adil ve etkin bir Birleşmiş Milletler'in, küresel barış ve istikrara daha fazla katkı yapacağına  inanıyoruz. Birleşmiş Milletler, iklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınma, yoksullukla mücadele, kadın erkek eşitliği, insan hakları ve insan onurunun korunması konularında, daha etkin bir kurum haline gelmelidir. Bu amaca matuf reform girişimlerine tam destek veriyoruz. Fakat Birleşmiş Milletler sistemindeki reformun, Güvenlik Konseyi de reforma tabi tutulmadığı müddetçe başarılmış sayılamayacağı muhakkaktır.''
        

Türkiye olarak Güvenlik Konseyi'nin geçici üyelik kategorisinde genişlemeden yana olduklarının altını da bu vesileyle bir kez daha çizmek istediğini ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
         '

'BM reformu çerçevesinde vurgulamak istediğim diğer bir önemli husus da BM barışı koruma sisteminin iyileştirilmesi ihtiyacıdır. Özellikle BM harekatlarına birlik katkısı yapan ülkelerin, erken ve etkin eş güdüm, kapasite artırımı, bölgesel örgütlerle işbirliği gibi hususlara ilişkin beklenti ve önerilerinin dikkate alınmasını bekliyoruz.''

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler