YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İhbarı yapan kişi ortaya çıkarılsın
CHP lideri Baykal partisnin İstanbul İl Merkezi'nde değerlendirme toplantısı yaptı. İşte Baykal'ın toplantıdaki o sözleri...
İhbarı yapan kişi ortaya çıkarılsın
28 Ekim 2009 / 15:50 Güncelleme: 28 Ekim 2009 / 15:52

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''İrticayla Mücadele Eylem Planı belgesini elinde bulunduran kişinin belgeyi vermekle yetinmeyip yorumlayarak belgeyle ilgili bir büyük ithamname ortaya koyduğunu'' savunarak, ''O ihbar mektubuyla belgeden yola çıkarak çok daha farklı bir siyasi hedefe yönelik bir açılım gerçekleştirilmek istenmiştir'' dedi.

Baykal, partisinin İstanbul İl Merkezi'nde parti yöneticileri, ilçe ve belediye başkanlarıyla bir araya gelerek değerlendirme toplantısı yaptı.

Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Baykal, önümüzdeki genel seçimlere yönelik il örgütüyle birlikte yaptıkları çalışmaları ve İstanbul İl Kongresi'ne yönelik hazırlıklara ilişkin değerlendirmede bulunduklarını söyledi.

Kısa açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Baykal, ''İrticayla Mücadele Eylem Planı'' belgesinin ıslak imzalı aslının ortaya çıkarılmasının zamanlamasına yönelik yapılan eleştirilerle ilgili görüşünün sorulması üzerine, bu belgeyi savcılığa gönderen muhbirin ihbar mektubunda ifade ettiği şekilde belgenin 12 Haziranda eline geçtiğini, Ekim sonuna kadar 4,5 aylık bir süre beklettiğini hatırlattı.

Baykal, bu tartışmaların sıcak olduğu Haziran ayında o belgeyi elinde bulunduran kişinin derhal savcılıklara bu konuyu aktararak, bununla ilgili tartışmalara son vermesi ve gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlaması gerekirken, nedense o tarihten beri bu belgeyi ortaya çıkarmamayı uygun gördüğünü kaydetti.

''4,5 AYDA BİR GECE YARISI KANUN ÇIKTI''
 
''Bunun ciddi şekilde sorgulanması gereken bir olay olduğunu'' dile getiren Baykal, ''Bekletme kararını o kişi kendisi mi almıştır? Zamanlamayı kendisi mi yapmıştır? Belgeyi elinde tutma kararını tek başına mı almıştır? Çıkarırken de tek başına bu kararı vermiştir? Bu 4,5 ayda neler yaşandı? Bu zamanlamanın altında ne yatıyor? 4,5 ayda bir gece yarısı baskınıyla bir kanun çıktı. Kanunu çıkaran ayrı, bu belgeyi elinde bulunduran ayrı. Bu arada ne oldu diye düşünürken, kanun çıktı'' dedi.

Baykal, ''belgeyi elinde bulunduran kişinin sadece o mektubu savcılığa göndermekle yetinmeyip, ayrı bir ihbar mektubunu da yazıya eklediğini'' dile getirerek, ''O ihbar mektubuyla belgeden yola çıkarak çok daha farklı bir siyasi hedefe yönelik bir açılım gerçekleştirilmek istenmiştir. Bunun koordinasyonunun yapılıp yapılmadığı, bunların bir tesadüf olarak mı ortaya çıktığı sorulması gereken bir noktadır'' diye konuştu.

''Belgeyi elinde bulunduran kişinin ihbar mektubunda hangi şartlar altında mektubu aldığını söylemekle yetinmeyip, eldeki belgeyle doğrudan kanıtlanması mümkün olmayan ithamları da yaptığını'' anlatan Baykal, şunları kaydetti:

''Diyor ki; bu işten Genelkurmay Başkanının haberi vardı. 1. Ordu Komutanının haberi ve talimatı vardı. Bunlar belgeyi aşan iş... Belgeyi elinde bulunduran belgesi kadar konuşacak. O belgeyi vermekle yetinmiyor, belgeyi bizim adımıza yorumluyor. Belgeyle ilgili bir büyük ithamname ortaya koyuyor. Elbette ilgisi olan insan, o belgenin aslı ortaya çıktıktan sonra başlayacak olan yargılama süreci içinde elbette düşündüklerini yetkili mercilere anlatacaktır. Tanık veya başka sıfatla ne biliyorsa söyleyecektir. Mahkeme onu dinleyecektir, başkalarını dinleyecektir. Şimdi ihbar mektubunda yaptığı ithamın doğru olup olmadığına mahkeme karar verecektir. Belge bir Albayla ilgili bir belgeyken, belgenin yanına bir ihbar mektubu eklenerek olay bir Genelkurmay Başkanı, bir ordu komutanı haline dönüştürülmüştür. CHP de bir büyük ithamın hedefi olarak bu muhbir vatandaş tarafından mektupta ifade edilmiştir. Şimdi belgenin hukuki konumu ayrı, belgenin önemi, değeri ayrı...

O belgeyi ortaya çıkaran kişinin bu belgenin yanı sıra bir mektup yazarak ortaya attığı ve belgede doğrudan kanıtlanmayan tek taraflı ithamlar, suçlamalar, karalamalar, Genelkurmay'a hiyerarşisi içinde onun dışında siyasi hayatımıza yönelik ithamlar tamamen ayrı bir konu. Ben bu kişinin CHP'ye yönelik ithamını okuduğum zaman CHP Genel Başkanı olarak bu ithamın ne kadar boş, ne kadar temelsiz, ne kadar peşin fikirli, ne kadar siyasi amaçlı olduğunu çok iyi görebiliyorum. Bu ihbar mektubunda CHP'nin hedef olarak seçilmiş olmasının ne anlama geldiğini çok iyi görüyorum.''
 
 BELGENİN ASLINDAKİ SORUMLULUK

 
Baykal, partisinin silahlı kuvvetlerle ilişkisinin CHP'nin ilkelerine ve temel anlayışına dayalı olarak götürüldüğünü, silahlı kuvvetleri toplumun temel kurumu olarak daima önemsediklerini ve saygıyla karşıladıklarını ama siyasi hayatın şekillenmesi içinde zaman zaman çok ciddi tartışmalar da yaşadıklarını kaydetti.

Çok önemli konularda silahlı kuvvetlerle ayrı düşündüklerini ve bunu da ortaya koyduklarını örnekleriyle anlatan Baykal, bu anlayıştaki partisinin böyle bir ihbar mektubuyla suçlamanın ancak siyasi bir projenin gereği olarak ortaya atılabileceğini söyledi.

Baykal, bu ihbar mektubunu yazan kişinin CHP'nin bu konudaki sorumluluğuna yönelik ortaya belge koyup bir somut iddia söyleyip söylemediğini sorarak, ''Eğer böyle bir ithamı varsa bu ihbarı ifade eder ve o ihbar doğrultusundaki süreç içinde elindekileri ortaya koyar. Şimdi kamuoyuna siyasi hedefini ilan ediyor. Bu belgenin aslında kimlerin sorumluluğunda olduğu kanaatini ancak yargı süreci sonunda şekillenecek kanaatini ifade ediyor ve bunu da bütün Türkiye kamuoyuyla paylaşıyor'' dedi.
 
''İTHAMLARI YAPAN KİŞİ DERHAL ORTAYA ÇIKARILSIN''

 
Baykal, bu konuyla ilgili bazılarının ''Tam Kürt açılımının çıkmaza girdiği noktada bu mektupla gündemi değiştirmeye çalışıyorlar ve açılım politikasının iflas ettiği bir noktayı saklamaya çalışıyorlar'' diye düşündüklerini dile getirerek, şunları söyledi:

''Bu bir düşünce de... Bu masum bir düşünce. Olay ondan ibaret değil. Olay sadece kamuoyunun gündemini değiştirmek değil. Elbette siyasetçiler gündem değiştirmek için gereken girişimleri yaparlar. Bunu yapan siyasetçi mi? Bunu yapan bir subaysa bunun motifi başka demek ki. Bu bir siyasi gündeme hizmet ediyorsa o siyasi gündemi değiştirme ihtiyacı kimin ihtiyacı, AKP'nin ihtiyacı, Başbakanın ihtiyacı. O ihbarı yapan kişinin ihtiyacı ne, o zamanlamayı hangi duyguyla yapıyor? Zamanlamanın ötesinde belgenin hedefini değiştiriyor. Bölgeyi gönderir gibi yaparken 3 yazı ortaya koyuyor. Biri belge, diğeri onun kişisel ithamnamesi. Üçüncü de bilmem kimin hazırladığı Bilgi Destek Planı. Bir iken 3 çıktı. Kardeşim teker teker, ambole olacağız. Ne yapmaya çalışıyorsunuz? O belgeyi söyleyin halledelim. O belge yetmiyor. O belgeden yola çıkarak işi farklı siyasi hedeflere yöneltmek istiyorlar.''

Baykal, ciddi bir ihbarın ancak elinde bulundurduğu belge yargı sürecine intikal ettirilerek yapılacağını vurgulayarak, gündeme yeni ve büyük hedefler taşımak için bunun yapıldığını ve bu ithamları yapan kişinin kim olduğunu sorarak derhal ortaya çıkarılmasını istedi.

Baykal, ''Türkiye'nin bu ortamında yeni ve geniş bir cephe açılmasını, kavganın birden tırmandırılmasını sadece gündem saptırma olarak izah etmek mümkün değildir. Ortada bir ciddi çatışma kararının alındığını ve bu kararın çeşitli yöntemlerle belli bir strateji ve zamanlamayla uygulanmakta olduğunu hep birlikte görüyoruz'' dedi.

Samet Kuşçu!
 // aysemut
Belgenyi kimin sızdırdığını soracağına içeriğinne bakman gerekmezmi?sorgulanması gereken bu değilmi?yoksa birşeylerin rahmetlik Turhan Feyzioğlunun dedeiği gibi içinizdeki derin devlet yapılanmasının deşifre olmasındanmı korkuyorsunuz.?millet reyiyle değil darbelerle iktidara gelme alışkanlığınız olduğuna göre!...
02 Kasım 2009 08:29
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler