25 Ocak 2017 Çarşamba
  • Altın147,005
  • BIST84.208
  • Dolar3,7769
  • Euro4,0596
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7314
  • İstanbul6 °C
  • Ankara-2 °C
  • İzmir7 °C
  • Konya-2 °C
  • Adana12 °C
  • Antalya6 °C
  • Diyarbakır1 °C
  • Bursa5 °C
  • Kayseri-3 °C
  • Kocaeli3 °C
  • Şanlıurfa3 °C
  • Gaziantep5 °C
  • İçel10 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Hesaba açık olmanın huzurunu yaşıyoruz
Hesaba açık olmanın huzurunu yaşıyoruz
18 Ocak 2014 15:02
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Sayın başbakanımızın vurguladığı gibi en yakınlarımızla ilgili olsa da her türlü hesaba açık olmanın huzurunu yaşamak durumundayız” dedi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, demokrasinin olduğu yerde hesap verilebilirlik olduğunu belirterek, “Herhangi bir şekilde hukuki bir mesele varsa, o meseleyle ilgili, dün sayın başbakanımızın vurguladığı gibi en yakınlarımızla ilgili olsa da her türlü hesaba açık olmanın vicdani huzurunu yaşamak durumundayız” dedi.

Davutoğlu,  Adana’da Hilton Otelinde devam eden 6. Büyükelçiler Konferansı’nda  yaptığı konuşmada, şu ana kadar tanıdığı Adanalılardan hiç pasif olanı görmediğini ve bu kentte bir şekilde fark edilmeyen kimse olmadığını belirtti. Yılmaz Güney’in sinemaya, Yaşar Kemal’in edebiyata, Suna Kan’ın müziğe yaptığı katkıyla “buradayım” dediğini anlatan Davutoğlu, Ferdi Tayfur’dan Fatih Terim’e, Karacaoğlan’a  kadar değişik alanlarda kendinden emin çizgiyi hep Adanalıların ortaya koyduğunu söyledi.

Dünyanın birçok yerine seyahat etmiş birisi olarak, kendisini en fazla heyecanlandıran yolculuğun Anadolu içlerinden Torosları aşarak Akdeniz’i aşan seyahatler olduğunu ifade eden Davutoğlu, “Tabiatla tanışmak isteyenin hiç vazgeçmeyeceği, hiçbir zaman doymayacağı manzaralarla Toroslar biter ve Akdeniz başlar. Bir yer hariç; Çukurova. Çukurova ve Toroslar öyle bir yerde buluşur ki ben toprağın suyla aşkı diye düşünürüm” şeklinde konuştu.

Çukurova’nın yeknesak, sıradan insanların yerleştiği yerler olamayacağını dile getiren Bakan Davutoğlu, bu kentin topraklarının Haçlı Savaşlarını da Büyük Selçuklu dönemini de Ramazanoğullarını da Osmanlı’yı da gördüğünü ve Çukurova’nın levant ile Anadolu topraklarına bir köprü olduğunu vurguladı.

Diplomatik stratejinin bu değişik bölgeleri birleştirebilme kabiliyetiyle yükseleceğini dile getiren Davutoğlu, “Eğer bunları birleştirebilirsek, bu değişik bölgeler arasındaki kültürel akışları, demokratik kayışları ve insan nüfus hareketlerini bir zenginlik faktörü olarak yeniden inşa edebilirsek, o zaman Mezopotamya ile Çukurova’nın buluşması, Kafkasya ile Çukurova’nın buluşması Çukurova toprağının bereketi kadar büyük bir bereketi beraberinde getirir. Ama bunu yaparken birtakım iç çekişmeleri büyük tarihi serüvenlerin önüne alırsak, işte o zaman zayıflarız” değerlendirmesinde bulundu.

"Güçlü demokrasi, dinamik ekonomi ve etkin diplomasi"

Bir ülke yükseliş eğilimine girdiğinde önce mekan ve şehrin etkileneceğini belirten Davutoğlu, son 10 yıl içinde hükümetin yapmaya çalıştığı şeyin, dinamik bir süreçle Türkiye’yi yükselen güç haline getirmek olduğuna işaret etti.

Türkiye’nin 10 yıl içinde büyük bir yükselişi yaşadığını ve bunun herkesin malumu olduğunu vurgulayan Davutoğlu, büyük tarihi dönüşümlerde kendi coğrafyasını, tarihini, mekanını, zamanını doğru değerlendiren siyasi hareketlerin büyük çığır açtıklarını ifade etti.

“Bütün tarihin aktığı Afro-Avrasya’nın merkezindeyseniz 'biz varız' demeniz lazım. Biz varız demediğiniz bir coğrafyada varlığınızı sürdüremezsiniz” diyen Davutoğlu, kendilerinin "biz varız" diyebilmelerinin arkasında güçlü demokrasi, dinamik ekonomi ve etkin diplomasi olduğunu vurguladı.

"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın"

Türkiye’ye son 12 yıl içinde bir özgüven aşısı yapıldığını belirten Bakan Davutoğlu, “Ortadoğu halklarının istekleri doğrultusunda yeni bir bölge anlayışı geliştirdiğimiz zaman, işte o zaman siz Adana’yı görün” ifadelerini kullandı. Bunun arkasındaki en önemli faktör olarak demokrasinin bundan sonra da güçlendirilmesinin zaruret olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, son 12 yılda ulaşılan noktada bir güç kaynağı varsa bu kaynağın insan olduğunu söyledi.

“Ben Konya’da köyden kente gidemediği için hayatını kaybeden bir annenin çocuğuyum, 4 yaşında annemi kaybettim” şeklinde konuşan Davutoğlu, öyle bir Türkiye’den, bir haber geldiğinde kısa bir sürede ambulans uçağın hareket ettiği ve Somali’nin ortasından Türk vatandaşının alınıp sağ-salim Ankara’ya getirildiği bir Türkiye olduğuna işaret etti.

Türkiye’de bir kişinin başına bir şey geldiğinde gündem olduğunu, çünkü demokrasilerde bir kişinin bile önemli olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, Suriye gibi 150 bin kişinin katledildiği otoriter rejimlerde bu kişilerin kıymetinin olmadığını belirtti.

Demokrasinin olduğu yerde hesap verilebilirlik olduğunu ve hesap verme erkinin sadece ve sadece millet olduğunu vurgulayan Davutoğlu, “Herhangi bir şekilde hukuki bir mesele varsa, o meseleyle ilgili de mesela dün sayın Başbakanımızın vurguladığı gibi en yakınlarımızla ilgili olsa da her türlü hesaba açık olmanın vicdani huzurunu yaşamak durumundayız” değerlendirmesinde bulundu.

İnsana değer verildiğinde dünyada da değer görüleceğine dikkati çeken Davutoğlu, insana değer veren demokratik anlayışın, “insanı yaşat ki devlet yaşasın” kadim devlet anlayışıyla birleşmek olduğunun altını çizdi.

"Artık borcu hatırlatılacak ülke yok, IMF’ye bütün borçlarını kapatmış bir ülke var”

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, “Eğer borçluysak, eğer hayatımızı idame ettirecek para cebimizde yoksa, sokakta yürüyüşümüz değişir, başımız eğilir. Bakkala, manava borçluysak onlarla karşılaşmayalım diye başka yollar ararız. Ama borcumuz yoksa başımız dik dolaşırız. Bu nasıl bireyler için böyleyse devletler için de böyledir. 2002-2003 yıllarında başbakanın başdanışmanı olarak görevlendirildiğimde onun acısını o kadar çok hissetmiştim ki. En kritik anlarda borcunuz hatırlatılır size. Elhamdülillah artık borç hatırlatılacak bir ülke yok. Artık 14 Mayıs’ta IMF’ye bütün borçlarını kapatmış bir ülke var” diye konuştu.

Akdeniz havzasında son dönemlerde yaşanan büyük tarihi dönüşümde, batıya doğru Yunanistan’dan İzlanda’ya kadar ekonomik kriz kuşağı, doğuya dönüldüğünde Afganistan’a ve oradan Fas’a kadar büyük bir hareketlilik olduğunu ancak bunun ortasında Türkiye’nin istikrarıyla göz kamaştırdığını belirten Davutoğlu, “İşte bundan rahatsızlık duyanlar olabilir ama ne olursa olsun bu artık tarihi bir vakadır bu kervan yola çıkmıştır ve menziline ulaşacaktır. Menzil ne derse desin. Bizim için bayrağımızın dalgalanmadığı bir ülke kaldıkça menzile ulaşılmış sayılmaz” dedi.

"Mültecilerin standardı değişti"

Şanlıurfa’da insanların mutlu, sokakların tertemiz olduğu 14 bin kişilik bir konteyner kenti kurulduğunu ifade eden Davutoğlu, dün oradaki temasları sırasında Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Antonio Guterres’in kendisine “İşimizi o kadar zorlaştırdınız ki bundan sonra mültecilerin standardı değişti” dediğini aktardı.

Suriye konusuna da değinen Davutoğlu, terörizme karşı en şiddetli mücadeleyi vereceklerini ama onu üreten bataklığı yok etmeden terörizme çare bulmanın mümkün olmadığını ifade etti.

Oradaki zulme sessiz kalındığında, o zulmü yapanlar gibi tarihe geçildiğine işaret eden Davutoğlu, “Elhamdülillah bizim tarihimizde böyle bir kara leke yok. Geriye de böyle bir tarihi leke bırakmayacağız” dedi.

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler