YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Hatip Dicle'den Cizre olaylarına ilişkin çarpıcı açıklama
DTK Eş Genel Başkanı Hatip Dicle, Cizre'de yaşanan olayları değerlendirdi. Dicle, Çözüm Süreci'ni baltalamak isteyen derin güçlerin varlığına dikkat çekti.
Hatip Dicle'den Cizre olaylarına ilişkin çarpıcı açıklama
29 Aralık 2014 / 14:23 Güncelleme: 29 Aralık 2014 / 15:58

Cizre'de yaşanan olaylardan bir gün önce PKK'dan bir açıklama gelmişti. O açıklamada, "Şiddet içeren sokak eylemlerine son verildiğini ve bu suçları işleyenlerin ajan olarak değerlendirileceğini" belirtmişti. Bu açıklamadan bir gün sonra Cizre'de bir el düğmeye bastı ve istenmeyen olaylar yaşandı.

Demokratik Toplum Kongresi Eş Genel Başkanı Hatip Dicle, Kanal A Haber Bülteni'ne konuk oldu. Dicle, bu gizli eli, derin güçleri ve çözüm sürecini değerlendirdi.

Hatip Dicle konuyla ilgili olarak şöyle konuştu:

Peki bu gizli el kim? Çözüm Süreci'ni neden provokasyona uğratmak istiyor?

Ortada Kürtlerin 200 yıllık sorunu var. Neredeyse 40 bin insanımızın canına mal olmuş, Hükümet yetkililerinin de açıklamalarına göre, bir trilyonluk bir savaş sürecinden çıkmaya çalışıyoruz. Bir barışa, bir çözüme varmak istiyoruz. Bunlar kolay olmayacak. Engeller var, içte ve dışta Çözüm Süreci'ne karşı olanlar var.

Cizre olaylarını iki önemli noktaya dikkat çekerek değerlendirmek istiyorum. Birincisi, Yurtsever Devrimci Gençlik hareketi adı altında KCK'nin bir gençlik birimi var. Bugüne kadar genellikle, şehirlerde gerçekleşen birçok olay onlar tarafından üstleniyordu.

En son Çözüm Süreci'nde önemli bir aşamaya varıldı. Gerek basın, gerek bizler tarafından açıklanınca YDG bu sürece katkıda bulunmak amacıyla bir kongre kararı geliştirdi. Artık sokaklarda hendekler kazılmayacak, yollar kesilmeyecek, gösterilerde gizlenilmeyecek... Kısacası, Çözüm Süreci'nde Hükümetin de son derece hassas olduğu bir kongre kararı geliştirdiler ve bu kongre kararlarının ardından bu olayların olması son derece manidar.

Kandil içinde başka bir Kandil mi var?

Hayır. Kandil'in amacı da Öcalan'dan gelen önerileri desteklemek yönündedir. Önemli olan o yolda yürümesidir. Kandil bu konuda samimidir. İmralı ile bir çelişkisi yoktur. Bu karar da bunu ortaya koyuyor.

6-7-8 Ekim olaylarından sonra DTK olarak devreye girdik. HÜDA-PAR ile iletişim kurduk. Cizre karanlık olaylarının seyrettiği o gece de, gündüzünde lokal birimler kendi aralarında YDG kararları doğrultusunda HÜDA-PAR ile belli bir anlaşma süreci yürüyormuş. Tam o akşam gece geç saatlerde, 3 gibi hatta bunu bana HÜDA-PAR Başkanı kendisi bana telefonda bildirdi. Dedi ki; "Evlerimiz ve iş yerlerimiz işaretlenmiş" Bu işaretleme olayı bile düşündürücü.

"Derin güçler devrede"

Bu da burada üçüncü bir gücün olduğunu gösteriyor. Bu üçüncü güç de, Çözüm Süreci'nin en büyük karşıtı paralel devlet mekanizmasıdır. Belki kitlesel güçleri yok ama 40 yıldır devlet içerisinde örgütleniyorlar. Gerek yargı, gerek emniyet belki de ordu içerisinde kolları vardır. Çözüm Süreci'ne karşı olan, bu süreci darbelemek isteyen derin güçler devrededir. Gece 3 gibi bu olayı gerçekleştiriyorlar ki, silahlı hareket kim kime saldırıyor belli olmuyor.

Bu yangın söndürülmeli. Zaten diyalog var, masalarda bunlar tartışılır ama acil olan yangın söndürülmeli.

"Olaylarda dördüncü güç de olabilir"

Bu olayda Çözüm Süreci'ni istemeyen güçlerin sızması ihtimal dahilinde. Bu saydığım üç gücün dışında dördüncü bir gücün de olaya müdahil olma durumu olabilir. Orası sınıra yakın. IŞİD olabilir, bazı devletlerin istihbarat güçleri olabilir. Türkiye'deki bu Çözüm Süreci içte bazı kişileri rahatsız ettiği kadar, dıştaki güçleri de rahatsız ediyor.

Bu dünyada belki ilk örneği teşkil edecek. Kendi aralarında konuşarak, uluslararası müdahale, ara buluculuğu olmadan başarılacak. Bunu istemeyen güçler çok fazla. Devletin de güvenlik güçleri umarım bu olayın üzerinde duruyordur.

"Öcalan çaba içerisinde"

Öcalan bu konuda büyük bir çaba içerisinde. Sürecin ilerlemesi için büyük emek veriyor. Çizdiği yola değer vererek, Kandil ile olan görüşmelerimizde iletiyoruz. Bu görüşmelerimizde Kandil'de en ufak muhalefet olmadı.

Bu süreç ilerledikçe bu tür provokasyonlar olabilir. Taraflar ve devlet uyanıklılığını devam ettirilmeli.

"Provokasyonlar devam edecek"

Çözüm Süreci hafife alınacak bir iş değil. Bu olay bize uyarı olmalı. Bundan sonra provokasyonlar çeşitli şekillerde olabilir. Ama taraflar isterse çözüme ulaşılır. Çözüme karşı olan iç ve dış güçlerin bu tür provokasyonlara devam edeceği belli oluyor.

Hükümete, devlete düşen çok görev var. Bingöl olayları uyarıcı olmalıdır. Özal'ın başlattığı süreçte en büyük provokasyon Bingöl'de olmuştur. Paralel devlet operasyonları sadece Batı ile sınırlı tutulmamalı, bölgedekiler de araştırılmalı. Birkaç şube müdürünün alınması ile bu işler bitmez. Bunlar devlet içerisinde 40 yıldır örgütlüler, küçümsenmemeli. Bunlar devlet içerisinden temizlemeden önce Çözüm Süreci'ne ulaşmak zordur.

KANALAHABER.COM/ÖZEL İÇERİK

 

 

...
 // Yahya RAMİ
Bu adamla aynı fikirde olabileceğime hiç ihtimal vermezdim ancak şu meşhur "bozuk saatin bile günde 2 kez doğruyu göstereceği" sözünde olduğu gibi bu adam, ne yaık ki, bu kez doğruyu söylüyor. Ya da en azından doğru olma ihtimali çok kuvvetli görüşler ileri sürüyor. KATILIYORUM. Bu "aritmetik" güçler her yerde ihanetini sergilemekten geri durmayacaklar. Dah dün Yargıtay'ın verdiği Hanefi AVCI kararı, "Emniyetin" Yakup KÖSE "operasyonu" daha yapılacak çok iş olduğunun göstergeleri!... ...
29 Aralık 2014 Pazartesi 15:14
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler