YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Halkım gereken dersi vermeli"
"Halkım gereken dersi vermeli"
"Halkım gereken dersi vermeli"
20 Ekim 2008 / 19:50 Güncelleme: 20 Ekim 2008 / 00:00

Diyarbakır'da konuşan Erdoğan, bölgede yapılan hizmetlerin bazılarını rahatsız ettiğini belirterek, "Teröre inat yatırımlara devam edeceğiz" dedi.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Diyarbakır’ımız daha güzel olsun diyoruz ama Allah aşkına havaalanından buraya gelirken şu yolların halini gördüm. Modern bir şehre bu pislik yakışır mı? Acaba bu Diyarbakır'ı yönetenlerin çöp arabaları yok mu, temizlik elemanları yok mu? Bu yakışıyor mu? İşte halkım gereken dersi vermeli'' dedi.


Başbakan Erdoğan, Dicle Üniversitesi 2008-2009 eğitim öğretim yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türk halkının terör baskısından, terörün ürettiği olumsuz şartlardan, kan ve gözyaşından bıktığını ifade etti. ''Hükümet olarak, bu olumsuzlukların bölgenin, bölge insanının aydınlık geleceğini karartmasına izin veremeyiz'' diyen Erdoğan, terörün istismar ettiği şartları ortadan kaldırmak için çaba gösterdiklerini söyledi.


Terörle mücadelenin sadece askeri önlemlerden geçmediğini, meselenin siyasi, kültürel, sosyal ve diplomatik boyutları olduğunu çok iyi bildiklerini belirten Başbakan Erdoğan, terörün halka verdiği zararları hafifletmenin gayreti içinde olduklarını ifade etti. Erdoğan, bu amaçla, terörle mücadeleden zarar görenlerin zararlarını tazmin hakkındaki 5233 sayılı yasayı AK Parti hükümetinin çıkardığını dile getirdi.


Evini kaybeden, köyünü terk eden ve hayvanları telef olan vatandaşlara şu ana kadar 600 trilyon lira ödeme yaptıklarını kaydeden Erdoğan, mezralara kadar yol yaptıklarını, su götürdüklerini ifade etti.


''ÇOCUĞUN ÜŞÜYEN ELLERİNİ TUTMAMIŞLAR Kİ''


Sadece Diyarbakır'a son 6 yılda tarıma verilen desteğin 1 katrilyon lira olduğunu belirten Erdoğan, ''Hani eli uzanmıyordu devletin buraya? İşte buyurun'' dedi.


Diyarbakır genelinde son 6 yılda 232 trilyon liralık sosyal yardım gerçekleştirdiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, ''Şimdi tabii bilmeyenler konuşuyor. (Efendim bu yardımları siz siyasi propaganda olarak yaptınız). Bunlar bir çocuğun üşüyen ellerini tutmamışlar ki. Bunlar sobası olmayan bir evi ziyaret etmemişler ki. Evinde aşı olmayan vatandaşı gidip görmemişler ki'' diye konuştu.


 TOKİ aracılığıyla 5834 konutu Diyarbakır genelinde hak sahiplerine teslim ettiklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:


''Ne bu? Bir değişim, dönüşüm olsun diyoruz. Diyarbakır’ımız daha güzel olsun diyoruz ama Allah aşkına havaalanından buraya gelirken şu yolların halini gördüm. Modern bir şehre bu pislik yakışır mı? Acaba bu Diyarbakır'ı yönetenlerin çöp arabaları yok mu, temizlik elemanları yok mu? Bu yakışıyor mu? İşte halkım benim gereken dersi vermeli. Medeniyet dediğimiz şey temizliktir, medeniyet dediğimiz şey yoldur, medeniyet dediğimiz şey sudur, medeniyet dediğimiz şey sevgidir, saygıdır. Bunu hep beraber başarmamız lazım.''


TRT'DEN KÜRTÇE YAYIN


AK Parti hükümetinin demokrasi, insan hakları ve özgürlükler noktasında da Türkiye'de yeni bir dönemin kapısını açtığını vurgulayan Erdoğan, ''İnşallah Ocak ayından itibaren, ocak ayının sonlarını bulabilir, TRT Kürtçe yayına da başlıyor. İlk etapta 12 saat olarak planladığımız bu yayınların kısa sürede arttırılması mümkün olacak'' dedi.


Avrupa Birliği'ne katılım sürecinin de kararlı bir şekilde devam ettiğini belirten Erdoğan, ''Bunlardan vazgeçmemiz, geri adım atmamız mümkün değil. Terör örgütünün bu yöndeki tüm tahrik ve saldırılarına rağmen Türkiye ne güvenliğinden taviz verecek ne de demokrasi ve insan haklarından. Başta Diyarbakır olmak üzere tüm bölgelerimizdeki altyapı ve üstyapı çalışmalarına hız kesmeden devam edeceğiz'' diye konuştu.


''KARDEŞLİK, BİRLİK, DAYANIŞMA''


Kuraklık nedeniyle zarara uğrayan çiftçilere verilecek destekleri bugünden itibaren ödemeye başladıkları kaydeden Başbakan Erdoğan, 35 il ve 243 ilçede 500 bin dolayındaki çiftçiye toplam 520 milyon YTL'nin bu kapsamda ödeneceğini söyledi.


Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:


''6 yıllık dönemde Çankırı, Çorum, Kırıkkale, Yozgat, Bolu Ankara'ya ne kadar yakınsa, Hakkari, Muş, Bitlis, Batman, Mardin, Diyarbakır ve tüm diğer 80 il Ankara'ya aynı mesafede yakındır. Hiç endişeniz olmasın, tarihimizin, medeniyetimizin kültürümüzün bize öğrettiği, anlattığı şudur; Bu ülkede etnik kökeni ne olursa olsun, Türk, Kürd, Zaza, Boşnak, Laz, Arnavut, Gürcü, Çerkez hepsi bu ülkenin ortak zenginliğidir. Çünkü bizim medeniyetimizde şu vardır; Yaradılanı Yaradandan ötürü severiz.


Bizler binyıllar boyunca bu topraklarda birlik beraberlik içinde kardeş olarak yaşadık. Aynı sofraya oturduk, aynı acılara ağıt yaktık. Düğünlerde omuz omuza halay çektik. Gerektiğinde düşmana yekvücut karşı koyduk.


Binyıllar sonra aramıza nifak sokmaya çalışanların gözardı ettiği işte bu köklü tarihtir. Çanakkale'nin şehitliklerinde şöyle bir gezip dolaştığınız zaman şunu görürsünüz; Orada Diyarbakırlı da var. Diyarbakır'ın, Van'ın, Bingöl'ün, Bitlis'in şehitliklerinde de Ankaralıyı, İstanbulluyu, Edirneliyi görürsünüz. Tarih bizi bir ve bütün yapmış, birbirimize kardeş yapmış. Bunu bozmaya kalkışacak her kim olursa olsun, her nereden beslenirse beslensin bizzat bu milletin kardeşliğinden, birliğinden, dayanışmasından, bütünlüğünden gereken cevabı alacaktır.


Teröre inat, demokratikleşme yolundaki reformlarımıza devam edeceğiz, özgürlükler noktasındaki mücadelemize devam edeceğiz, Avrupa Birliği'ne katılım sürecindeki kararlılığımızı, heyecanımızı muhafaza edeceğiz. Tüm bunlarla birlikte ülkemizin birliği bütünlüğü, güvenliği yolundaki hassasiyetimizi de en üst seviyede koruyacağız. Türkiye'nin aşamayacağı hiçbir engel, ulaşamayacağı hedef yok.''


'KEPENKLER İNDİRİLDİYSE BUNLAR NEDEN OLMUŞ? TEHDİTLE''


Başbakan Erdoğan, konuşmasında, üniversitelerin özgür aklın ve özgür tartışma zemininin kaleleri olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:


''Dünyanın hangi ülkesine bakarsanız bakın, hangi toplumuna bakarsanız bakın, tarihin hangi dönemine bakarsanız bakın, özgürlüklerin kısıtlandığı, taleplerin baskı altına alındığı bir ortamda huzurdan, istikrardan, kalkınmadan ve güvenlikten bahsedilemez. Özgür düşünce; her türlü ilerlemenin, gelişimin, girişimin temel şartıdır. Demokratik kültürün gelişmediği, özgürlüklerin yerleşmediği, huzur ve güvenliğin olmadığı yerde refah da olmaz, yatırım da olmaz, kalkınma da olmaz.


Bakınız, Güneydoğu'ya, Doğu'ya teşvik verdik. Acaba girişimci bu bölgeye niye gelmiyor, niye yatırım yapmıyor? Güvenlik yok da onun için. Yoksa yapacak. Hazır. Yatırım yapmak için var ama 'Ben güvenli ortamı bulmak isterim' diyor. Dünyanın çok çok ileri şirketleri yatırım yapmak istiyor ama diyor 'Terörün olduğu yere ben gidemem'. Çünkü ekonomide iki şeyi görmek ister girişimci. Güven ve istikrarı görecek. Ne yazık ki bu bölgelerde bunun olmayışı bu sıkıntımızı hep tahrik etmiştir. Buna rağmen yatırımlar yok mu? Var ama gönlümüzün arzu ettiği miktarda değil.''


''TERÖRÜN EKMEĞİNE YAĞ SÜRMÜYORUZ, SÜRMEYECEĞİZ''


Demokrasiyi, özgürlükleri, huzur ortamını ve güvenlik şartlarını bozmaya çalışanların esasında gelişmeye, ilerlemeye ve milletin refaha kavuşmasına düşman olduklarını kaydeden Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:


''Bunun altını çizmek istiyorum. Yıllar yılı bu böyle olmadı mı? Terör örgütü her türlü gelişmeyi, yatırımı sabote etmeye, devletin milletle bağını kesmeye çalışmadı mı? Terörü bahane eden yönetimler de yatırımları, demokratik ve ekonomik adımları geri plana atmadı mı? Biz millete hizmette sınır, engel, bahane tanımıyoruz. Terörü, hiçbir yatırımı, hizmeti ertelemenin bahanesi olarak görüp terörün ekmeğine yağ sürmüyoruz, sürmeyeceğiz.


Bu bölge ne zaman huzur ve esenliğe kavuştuysa, gelişmiş, kalkınmış; ne zaman gerilimlere düçar olduysa hep geri gitmiştir. Şimdi de terör örgütü gerilim üreterek, baskı ve tehditler savurarak, kan dökerek bölgenin demokrasi ve kalkınma sürecini sabote etmeye, bölge halkını sindirmeye çalışıyor.


Ne zaman bölgede demokratik irade güçlense, sivil toplum gelişse, insanlarımız hür iradeleriyle varlıklarını göstermeye çalışsa terör örgütü paniğe kapılıyor, terör atmosferi üreterek toplumda yılgınlık üretmeye çalışıyor. Terör örgütünün son dönemde eylemlerini sıklaştırmasının altında yatan en temel etken budur. Eğer bugün Diyarbakır’ımızın bazı bölgelerinde dükkanlar kapalıysa, kepenkler indirildiyse bunlar neden olmuş? Tehditle. Şimdi bir taraftan demokrasiden yana olduğunu söyleyeceksin, bir taraftan demokratik hukuk devletinden yana olduğunu söyleyeceksin, öbür tarafta vatandaşın, esnafın, tüccarın ticaret yapma hakkını tehditle ortadan kaldıracaksın.''


''Ekonomi ile demokrasi atbaşıdır. Birisi ileri, birisi geri olmaz. Her ikisini de birlikte götüreceksiniz. Eş zamanlı ve eşit olarak götüreceksiniz ki başarıyı yakalayalım'' diyen Başbakan Erdoğan, ''Türkiye özgürleştikçe, demokrasi, insan hakları ve ifade özgürlüğü noktasında çağdaş standartları yakaladıkça terör örgütünün paniği artıyor. Esasen ülkemin polisine, askerine, huzuruna, istikrarına, güvenliğine tehdit oluşturan, aynı zamanda altını çizerek ifade ediyorum, uyuşturucu kaçakçılığı, insan kaçakçılığı, terör taşeronluğu yapan bir örgütün benim Kürt kökenli vatandaşlarımın, kardeşlerimin sözcüsü, temsilcisi olması asla söz konusu değildir'' diye konuştu.


Erdoğan, bölgenin geriye gitmesine, demokratik ve ekonomik gelişimin yavaşlamasına, halkın gelecek hayallerinin yıkılmasına asla izin vermeyeceklerini kaydetti.


''BU KÜRESEL KRİZ DE İNŞALLAH BİZİ TEĞET GEÇECEK''


''Bu küresel kriz de inşallah bizi teğet geçecek'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu: ''Bizi böyle gelip de diğerlerini vurduğu gibi inanıyorum ki kesinlikle vurmayacak, vuramayacak. Çünkü biz rehavete düşmedik, mali disiplinden taviz vermedik, işi sağlama aldık.


Bakınız göreve geldik, hatırlayın, önüne gelenin bir sıfır eklediği paramız vardı. Ama biz bu paradan 6 sıfırı attık. Dediler ki 'Enflasyon patlar'. Enflasyon patlamadı, tam aksine çatladı. Yüzde 30 olan enflasyon yüzde 7'ye kadar bizim dönemimizde indi. Hedeflerimizi bulamadı, doğrudur. Bir 2006 Mayıs-Haziran krizi yaşadık, arkasından şu anki kriz, yüzde 11'deyiz. Ama 30'dan 11. 19'luk yine burada bir başarı söz konusu. 'Yüksek faiz' diyorlar. İnsaf sahibi olalım. Biz göreve geldiğimizde bileşik faiz yüzde 63.4'tü. 13'e kadar düştü ama şu son olumsuzluklar sebebiyle 22'ye kadar yükseldi. Ama buna rağmen aradaki fark yüzde 41. Yine burada bir başarı söz konusu.


Öbür yandan 79 senede ihracatımız 36 milyar dolarken, şu anda ihracatımızın üzerine 97 milyar dolar ilave ettik, 5-5.5 yılda 133 milyar dolardır. 79 senede Gayrisafi yurt içi hasıla 230 milyar dolarken, şimdi bunun üzerine 2007 sonu itibariyle söylüyorum 4.5 senede 429 milyar dolar ilave ettik, 659 milyar dolar ve bu yıl inşallah 750 milyar dolara tırmanıyoruz, tırmanacağız. Bütün bunlarla Türkiye artık çok daha güçlü, çok daha sağlam.''


''MARMARAY, LONDRA İLE PEKİN'İ BİRBİRİNE BAĞLIYOR''


Başbakan Erdoğan, altyapı çalışmalarının devam ettiğini belirterek, duble yollarda 79 yılda 6 bin kilometre duble yol yapılmışken, buna 5.5 yılda 9 bin kilometre duble yolun ilave edildiğini belirtti.


Erdoğan, 1860'lı yılların hayali olan Avrupa'yı Asya'ya bağlayan Marmaray Projesi'ni Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ile son bir kez görmeye gittiklerini ifade ederek, şöyle devam etti:


''Ama bu proje hep hayal olarak kalmıştır. Biz, projeyi gerçekleştirdik, uygulamaya geçtik ve şu anda 1350 metrelik 11 tüpün birleşmesi sağlandı ve Boğaz'ın 60 metre derinliğinde Bakanımla beraber, Üsküdar'dan Sirkeci'ye denizin altında tüpün içerisinde denetim yaptık. Bu da bize nasip oldu. İnşallah 4 sene sonra 2012'de artık oradan trenle geçeceğiz. Halkalı'dan Gebze 185 dakika şu anda, bunu biz 105 dakikaya indiriyoruz.


Sadece Gebze ile Halkalı'yı birbirine bağlamıyor, bu aynı zamanda Londra ile Pekin'i de birbirine bağlıyor. Bunu da biz başarıyoruz. Biraz daha güneyinde bir yeni tüp daha yapıyoruz, oradan da otomobiller geçecek. İstanbul'un ulaşım sıkıntısı için. Tüm bunlar ne için, neden? Çok daha ileri, çok daha modern bir Türkiye için. İşte bunları hep birlikte bizim gurur abidemiz olsun diye, Türkiye'yi inşallah Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünde dünyanın ilk 10 ülkesi arasına sokmanın azmi, kararlılığı içerisinde yapıyoruz. Bütün bunların hepsi bunun birer adımıdır, teminatıdır diye düşünüyoruz.


Yasakların değil, özgürlüklerin zemininin oluşturulduğu üniversitelerimizin başarılarla dolu, bilginin doruk noktasında olduğu, üniversitelerimizin birbiriyle yarıştığı Türkiye'nin özlemi içerisindeyiz. İnanıyorum ki siz değerli hocalarımızla birlikte bunu başaracağız, bunu yakalayacağız. Eksiklerimizi hep beraber gidereceğiz. İmkanlarımızı sonuna kadar zorlayacak ve bu başarıyı yakalayacağız. Temennim odur ki üniversitelerimiz birliğin, beraberliğin, dayanışmanın, saygının, sevginin egemen olduğu, düşüncenin karşılıklı saygı ve sevgi içerisinde paylaşıldığı ve tartışıldığı zeminler olsun.''


''HİÇBİR KONU, HİÇBİR MESELE ÜNİVERSİTELERİN İLGİ ALANI DIŞINDA DEĞİLDİR''


Dicle Üniversitesi'nin bölgenin en gelişmiş ve köklü üniversitelerinden biri olduğunu ifade eden Erdoğan, üniversitelerin bölgenin kalkınmasına, refahına, huzuruna çok büyük katkılar sağladığını anlattı.


Üniversitelerin bölgesine, topluma ve ülkeye yol gösteren, ışık tutan kurumlar olduğunu vurgulayan Erdoğan, ''Hiçbir konu, hiçbir mesele üniversitelerin ilgi alanı dışında değildir'' diye konuştu. Erdoğan, şöyle devam etti:


''Enflasyon, ihracat, KOBİ'ler, yatırım, bilişim, uluslararası ilişkiler, Orta Doğu, AB, sağlık, kalkınma, enerji gibi konuların hepsi ilgi alanındadır. Bu konularda sürekli olarak yardım bekliyoruz. Türkiye'nin kronikleşmiş sorunları söz konusu olduğunda siyasilerimiz ve siyaset kurumunu suçlama kolaycılığına gidiliyor. Şu eleştiriyi de aile kurumu çatısı altında yapmakta fayda var zannediyorum. 


Bu ülkede on yıllar boyunca kronik sorunların oluşmasına neden olanlar ile çözümü için çalışanlar yine bu ülkenin eğitim sisteminden çıkıp gelmiştir. Eğitimcilerin, eğitim kurumlarının uzun yıllar tatmin edici çözüm üretemediklerini görüyoruz. Hayatın gerçeklerinden kopuk bir şekilde, çözüm öneremediklerini, sadece tespit yaptıklarını gördük.''


Siyaset ve siyasetçi kadar eğitim de tartışma konusu yapılmış olsaydı, bugün çok farklı bir yerde olunacağını ifade eden Erdoğan, eğitime yeterli yatırım yapılmış olsaydı daha iyi bir konuma gelinebileceğini söyledi.


İktidara geldikten sonra bütçeden en büyük payı eğitime ayırdıklarını anlatan Başbakan Erdoğan, eğitime yatırımların devam edeceğini ifade etti.


-REKTÖR PROF. DR. SARAÇ'IN SÖZLERİ-


Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, yaptığı konuşmada, üniversitelerin her türlü özgür düşüncenin konuşulup, tartışılabildiği, fikir üreten, topluma yön veren, geleceğin teminatı olan gençlerin yetiştirildiği bilim yuvaları olduğunu ifade ederek, ''Düşünemeyen, konuşamayan, nezaketle tartışamayan ve üretemeyen bir üniversitenin mensupları başta olmak üzere ne bilime ne gençlerimize ne de topluma bir katkısı olacaktır'' diye konuştu.


Konuşmaların ardından, Başbakan Erdoğan, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Yanık Tedavi Merkezi'nin yeni binasını hizmete açtı. Erdoğan, yanık tedavi merkezi bahçesine de fidan dikti.


Tören, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.


Erdoğan, salona girişinde ''Diyarbakır seninle gurur duyuyor'' şeklinde sloganlarla karşılandı.


Törene, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, milletvekilleri ve çok sayıda davetli katıldı.


Bu arada, DÜ'nün 2008-2009 eğitim öğretim yılı ile ve çeşitli açılışlara katılmak üzere Diyarbakır'a gelen Başbakan Erdoğan, DÜ Kapalı Spor Salonu'nda yeni akademik yıl açılışında konuşma yaptığı sırada yaklaşık 20 kişilik öğretim üyesi salonu terk etti.


Başbakan Erdoğan'ın konuşma yaptığı salonun önünde DÜ Öğretim Üyesi İnisiyatifi adına hazırlanan açıklamayı öğretim üyelerinden Doç. Dr. Mahmut Toğrul okudu. Toğrul,  ''üniversitelerin üniversaldan çıkarılarak tarikatların yuvası haline dönüştürülmek istendiğini'' öne sürdü.


Öte yandan, Diyarbakır ve Batman'da bazı esnafın iş yerlerini açmadığı görüldü. AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler