11 Aralık 2017 Pazartesi
  • Altın153,471
  • BIST109.081
  • Dolar3,8229
  • Euro4,5053
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1093
  • İstanbul14 °C
  • Ankara11 °C
  • İzmir16 °C
  • Konya13 °C
  • Adana18 °C
  • Antalya18 °C
  • Diyarbakır12 °C
  • Bursa16 °C
  • Kayseri12 °C
  • Kocaeli16 °C
  • Şanlıurfa14 °C
  • Gaziantep14 °C
  • İçel17 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Gül, MGK'yı acil toplamalı"
"MHP, ucu kime dokunursa dokunsun, gerçeğin ortaya çıkarılmasında üzerine düşeni yapacaktır"
"Gül, MGK'yı acil toplamalı"
26 Ocak 2010 / 10:56 Güncelleme: 26 Ocak 2010 / 13:32

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'de son zamanlarda yaşananları ''devlet krizi'' olarak nitelendirerek, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, MGK'yı olağanüstü toplantıya davet etmesi gerektiğini söyledi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve zihniyetinin, ''demokrasiyle kumar oynamak, milli iradeyi istismar etmek'' gibi tehlikeli bir yolu tercih ettiğini ileri sürdü.

Başbakan Erdoğan'ın, ''demokrasi aşığı AKP ile demokrasi karşıtı ötekiler halinde iki cephe oluşturarak seçim sandığına ya ben ya onlar kutuplaşması ile gidebilmeyi'' istediğini iddia eden Bahçeli, özellikle hükümetin sıkıştığı yerde müdahale haberlerinin ortaya çıktığını söyledi.

Gelişmelerden, kimlerin ne yarar sağlamayı umduklarını, hangi çatışma ortamlarını hazırladıklarını ve varsa siyasete müdahaleden nasıl bir sonuç almayı ümit ettiklerini açığa çıkarmakta öncelikle sorumluluğun, yürütme erkini temsil eden Hükümete ait olduğunu belirten Bahçeli, şöyle devam etti:

''Ne var ki Hükümet, süreçlerin sona ermesinden ve aydınlanmasından ziyade, konuyu kaşıyarak sahte kahramanlıklara ve yapay mağduriyete soyunmayı tercih etmektedir. Oysa konunun bir an önce açığa kavuşması, eleştirilerin hedefi haline gelen Türk Silahlı Kuvvetleri üzerindeki kuşku ve baskıların kaldırılması açısından da hayati önem taşımaktadır. MHP, ucu kime dokunursa dokunsun, gerçeğin bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasında ve üzerine düşen her türlü desteği vermeye sonuna kadar hazır ve kararlıdır. Kırk yıl içinde uzun ve yorucu, zor ve zahmetli demokratik mücadele ile olgunlaştırdığımız siyasetimizi de Türk siyaset ve demokrasi geleneğini de dayatmalara teslim etmemiz mümkün değildir.''

Ülke ve millet için çıkış ve kurtuluş yolunun, ancak siyaset olduğunun kabullenmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, bu gerçeği kabule yanaşmayanların olması halindeyse, onların da adaletin kendileri hakkında verecekleri kararlara boyun eğmek durumunda kalacaklarını söyledi.

MGK'NIN OLAĞANÜSTÜ TOPLANMASI...

''Zira demokrasinin alternatifi yoktur. Milletin iradesi dışında bir siyasal iradenin varlığı asla ve asla kabul edilemez'' diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

''Konu Cumhuriyetin temel kurumlarını yıpratacak ve birbirine düşürerek zafiyet oluşturacak kadar ağır bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bu sorunun adı 'devlet krizi'dir. Özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik ithamlar ve gerçeklerin ortaya çıkartılması hususunda hükümetin laftan öteye bir girişiminin olmadığı ve bundan sonra da olamayacağı anlaşılmıştır. Devletin temel kurumları ve organlarının da sonunda büyük zarar göreceği çok ciddi bir yönetim kargaşası tehlikesi görünmeye başlamıştır. Özellikle suçlamalara maruz kalan Türk Silahlı Kuvvetlerinin üzerlerinde uygulandıklarını öngördükleri psikolojik harekat tehdidi karşısında hükümetin tedbir almaktan çok aciz kaldığı ve bundan sonra da çözemeyeceği anlaşılmaktadır.''

Anayasanın 104. maddesinin, Cumhurbaşkanlığı makamına ''devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetme'' görevini ve Milli Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırma yetkisini verdiğini anımsatan Bahçeli, Cumhurbaşkanına, hükümete, devlet kurumlarına ve kamuoyuna önerilerini şöyle sıraladı:

''MHP, Sayın Cumhurbaşkanını, Milli Güvenlik Kurulunu olağanüstü toplantıya davet etmesini önermektedir. Toplantıya, Kurulun yasal üyelerinin yanı sıra görüşlerini almak üzere TBMM Başkanı, yüksek yargı organlarının başkanları, emniyet ve istihbarat teşkilatının yöneticileri katılmalı ve sorun bütün yönleriyle ele alınmalıdır. Toplantı veya devam edecek toplantılar sonunda oluşacak tavsiye kararları hükümete bildirilmeli, kamuoyu ile paylaşılmalı, iktidarın konuya ilişkin icraatları TBMM zemininde takip edilmelidir.

Konu, 'devlete uyum' adı altında öğle yemekleriyle geçiştirilemeyecek kadar vahim hale gelmiş olup, bu sancılı sürece milletimiz tarafından daha fazla katlanılamayacağı ortadadır. Karşılaşılan bu kriz halinin tespiti ve çözümü yönünde devleti yönetenlerin konunu aciliyetini ve ciddiyetini idrak etmiş olmaları hem devletin hem de demokrasimizin geleceği açısından çok önemli hale gelmiştir.''

''RUMLAR İNİSİYATİFİ ELE GEÇİRDİ''

Uluslararası ilişkilerde Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren konularda vahim gelişmelere sahne olan hassas ve sancılı bir döneme girildiğini söyleyen Bahçeli, ''Önümüzdeki bu dönem, yedi yıldır taviz ve teslimiyeti, başkent başkent gezmeyi, toplantılarda boy göstermeyi dış politika zanneden AKP'nin artık tamamen dar bir alana sıkıştığı ilkesiz ve dayatmalara açık siyasetinin bütün gerçeği ile görüneceği bir dönem olacaktır'' dedi.

''Komşularla sıfır sorun'' politikasıyla sürekli geri adım atıldığını savunan Bahçeli, AB ile ilişkilerdeki tek taraflı dayatmalara boyun eğildiğini söyledi.

Kıbrıs'ta işlerin her geçen gün daha da karmaşık hale geldiğini, Rumlar'ın çözümün inisiyatifini ele geçirdiğini ileri süren Bahçeli, ''Iraklı aşiret reislerine sırnaşarak terörü önleyeceğini zanneden Hükümetin iflası bilinmektedir'' dedi.

Küresel güçle sürdürülen yanlış ilişkilerin ve talip olunan küresel projelerin Türkiye'yi getirdiği noktanın, kamuoyu tarafından bilindiğini belirten Bahçeli, ''Bir yanda Irak'taki zulme göz yumarken, diğer yanda Filistin'deki mazlumlara sahip çıkıyormuş gibi sahte kahramanlık ve kuru tehditlere inanacak kimse kalmamıştır. Uluslararası dayatmalara teslim olarak Patrikhaneyi Ekümenik kabul etme yolunda ve Ruhban Okulun açılması konusunda fiiliyata geçme aşamasındadır'' diye konuştu.

ERMENİSTAN İLE İLİŞKİLER

Ermenistan ile yakınlaşma arayışlarına da değinen Bahçeli, önceki konuşmalarında ''Ermenistan'ın Türkiye'den toprak talebinden vazgeçtiğini açıklamadan, sahte soykırım yalanlarından döndüğünü ilan etmedikçe ve Azerbaycan toprağı olan Dağlık Karabağ'dan çekilmedikçe tek taraflı yakınlaşmanın sakıncalarını vurguladıklarını'' anımsattı.

Türkiye'nin Ermenistan ile imzaladığı protokollerin içeriğini kabul ettiğini ve bunları uygulamaya koyacağı konusunda resmi yükümlülük altına girdiğini ileri süren Bahçeli, ''Ermenistan Anayasa Mahkemesinin kararları, MHP'nin baştan beri uyardığı bütün sakatlıkları ve yanlışları teyit etmiştir. İki ülke arasında ve özellikle Ermenistan'ın Türkiye hakkındaki temel yaklaşımında ve problem alanlarında bir iyileşme olmadan sürdürülecek ilişkilerin ve imzalanan protokollerin anlamı kalmamıştır. Hükümeti, TBMM'ye sevk ettiği Ermenistan ile imzaladığı protokolleri geri çekmeye ve geçersiz olduklarını açıklamaya bir kez daha davet ediyorum'' diye konuştu.

''IMF KREDİSİNİN ÜRETİME KATKISI OLMAYACAK'

Devlet Bahçeli, şimdiye kadar içinden çıkılmadık hiçbir ekonomik kriz olmadığını, 1929'da meydana gelen büyük ekonomik krizin bile bir süre sonra bittiğini ve ağır sonuçlarıyla yeni siyasal ortamlara kapı araladığını anlattı.

Yaşanan krizin de mutlaka aşılacağını söyleyen Bahçeli, ''Ancak, bu tabii sürecin kendi işleyişine bırakılmadan krizin bertaraf edilmesi, gerekli iradenin gösterilmesi gerekmektedir. Kaygımız, ekonomik krizin milletimizde neden olduğu maliyetin hala fark edilememesi, kırılan dökülen ekonomik yapının tamiriyle ilgili umut verici bir eğilimin hali hazırda belirmemesidir'' dedi.

Toplam üretimdeki payları yüzde 38 olan ve sayıları 2 milyona yaklaşan KOBİ'lerin çıkmaz içinde olduğunu, fason üretime yöneldiklerini iddia eden Bahçeli, ekonomide yaşanan sıkıntıların, Hükümetin dile getirdiği iyimser havayla, sanal başarılarla kapatılamayacak kadar arttığını söyledi.

IMF ile anlaşabilmek için ortam ve zemin oluşturmanın nedenlerini soran Bahçeli, ''Alınması gündemde olan IMF kredisiyle, kuvvetle muhtemel kamunun ve bir ölçüde de bankaların dış borç geri ödemeleri yapılacak, ancak üretim sistemine doğrudan bir katkısı söz konusu olmayacaktır'' dedi.

''ÖNCESİ MAHRUMİYET VE KARANLIK...''

Başbakan Erdoğan'ın Bozhüyük-Bilecik-Mekece ile Kırıkkale-Elmadağ yollarının açılışındaki konuşmalarına değinen Bahçeli, şunları kaydetti:

''Başbakana göre bütün yatırımlar kendi zamanında başlatılmış ve sonuçlandırılmış, Türkiye bütün gelişmeleri ve projeleri yalnızca AKP döneminde sağlamıştır. Öncesi mahrumiyet ve karanlıktır. Devlette devamlılıktan, hizmette süreklilikten ve millete hadim olmaktan bihaber bulunan Başbakana açılışını yaptığı yolların ve özellikle Bozhüyük-Bilecik-Mekece bölünmüş yol projeleri ve ihalelerinin aralarında 57. Cumhuriyet Hükümetinin de bulunduğu kendinden önceki hükümetlerce gerçekleştiğini hatırlatmak isterim. Bu gerçeği bir övünme vesilesi olarak değil, her Hükümetin yapması gerekenlerin ve yaptıklarının hakkının teslim edilmesi için ifade ediyorum. Bizim başlattıklarımızı elbette ki sizler tamamlayacaksınız. Milletimiz adına şükran duyarız. Sizin başlatıp tamamlayamadıklarınızı da iktidarımızda biz yapacağız ve varsa bir hakkı da mutlaka teslim edeceğiz.''

Cihan

DÜNKÜ GİBİ KAÇMAYACAKSAN OY İSTE VERİRSELER !
 // ADİL ONUR
Sn.Bahçeli iyi bir nadas olmuşa yani dinlenmişe benziyor gibisiniz,daha dün muhteşem üçlüyle Milletin parasını pul ettiniz bankaları yandaşlarınıza hortumlattınız dolar markı hortlattınız milleti bir ekmeğe muhtaç ederek koalisyonu hükümeti bu günkü iktidara teslim ettiğinizi ne çabuk unuttunuzda şimdi ipi brakıp birilerinin yazdığı nutuğu bizlere okuyorsunuz.Millet artık ESERE bakıyor lafa değil ,iyisimi ikinizde AKP nin ekmeğine yağ sürmeye devam edin....
26 Ocak 2010 17:24
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler