YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Gücünüz Azerbaycan'a mı yetiyor?
Gücünüz Azerbaycan'a mı yetiyor?
20 Ekim 2009 14:54
Partisinin grup toplantısında konuşan Baykal yine esti gürledi. Baykal, "PKK bayraklarını içinize sindiyorsunuz ama kardeş Azerbaycan'ın bayrağını Bursa'da yasaklama gereği duyuyorsunuz" dedi

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, binlerce kişinin, dün sınırda, PKK bayraklarıyla güvenlik güçlerinin gözü önünde gösteri yaptığını belirterek, ''Bunların hepsini içinize sindiriyorsunuz ama kardeş Azerbaycan'ın, kardeş bayrağını Bursa'da yasaklama gereği duyuyorsunuz. Gücünüz sizin PKK'ya yetmiyor da Azerbaycan'a mı yetiyor?'' dedi.

Baykal, partisinin grup toplantısında, Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerini ve terör örgütü PKK üyesi bir grubun teslim olmasını değerlendirdi.

Türkiye'nin, Azerbaycan ile ilişkilerinin, nezaket, üslup sorunu olmanın ötesine geçtiğini belirten Baykal, Türkiye'nin, Ermenistan sınır kapısının açılması konusunu, kendi özel ilişkilerini, durumlarını, angajmanlarını dikkate almadan, çok yanlış yönettiğini savundu.

Baykal, ''Kaş yapalım derken, göz çıkarıldı. Durduk yere, birilerinin telkinleri, tavsiyeleri doğrultusunda, onların gözüne gireceğiz, birilerini mutlu edeceğiz diye, çok ciddi sıkıntıların, sorunların çıkmasına neden olduk. Birileri Azerbaycan'ı görmüyor, Ermenistan'ı görüyor, ona göre sana politika dayatıyor, sen Azerbaycan'ı görmemezlikten gelemezsin, göreceksin. Bütün dünya görmese de Türkiye, Azerbaycan'ı görecek, gösterecek, hatırlatacak, onunun önemini vurgulayacak'' diye konuştu.

AB'ye üyelik süreci çerçevesinde, Rum limanlarından hareket edecek gemi ve uçakların Türkiye'ye gelmesini öngören katma ek protokolün 2004'te imzalandığını anımsatan Baykal, bu protokolün halen Meclise gelmediğini belirtti. Baykal, ''O Rum limanlarıyla ilgili protokolü Meclise sevk etmediniz de Ermenistan sınırının açılmasıyla ilgili protokolü, Azerbaycan bu kadar rahatsız olduğu halde göz göre göre niye Meclise sevk ediyorsunuz?'' diye sordu.

''SWAROVSKİ TAŞLARLA SÜSLENMİŞ KOLTUK''

Bursa'da oynanan Türkiye ile Ermenistan maçında Azerbaycan bayraklarının toplatıldığını ifade eden Baykal, Azerbaycan'ın gönül kırıklığı nedenlerinden birinin bu olduğunu söyledi.

Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Daha dün PKK bayraklarıyla sınırda, binlerce insan, güvenlik güçlerinin gözlerine baka baka, onların gözleri önünde gösteriler yapıyorlar. Bunların hepsini içinize sindiriyorsunuz ama kardeş Azerbaycan bayrağının Bursa'da bir maçta bulundurulmasını yasaklama gereği duyuyorsunuz. Gücünüz sizin PKK'ya yetmiyor da Azerbaycan'a mı yetiyor?

Ermenistan Cumhurbaşkanı'nı Swarovski taşlarıyla süslenmiş özel koltuklarda ağırlıyorsunuz. Siz onu yaparken 1 milyon Azeri göçmen, evlerinden kopmuş, güç koşullarda çadırlarda yaşamak zorunda kalıyor, Azerbaycan halkı işgalin acısını yüreğinde hissediyor.''

''HANGİ GÜL DOĞRU SÖYLÜYOR?''

Baykal, dönemin başbakanı Süleyman Demirel'in çağrısı üzerine, Turgut Özal'ın cenazesine Ermeni devlet temsilcilerinin katıldığını anımsatttı.

Deniz Baykal, bunun üzerine o zamanın muhalefet partisi sözcüsü, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, ''Hükümet bu politikasıyla geleceğimizi gerçekten ipotek altına almıştır. Öyle ipotek altına almıştır ki Ermenistan Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhurbaşkanı'nın cenazesine katılma cesaretini göstermiştir. Sizin yüzünüzün ne kadar yumuşak olduğunu bildiği için cesaret bulmuş ve Türkiye'ye gelmiştir'' dediğini belirtti.

Bunun bir ibret tablosu olduğunu öne süren Baykal, ''Hangi Gül doğru söylüyor? Herhalde diyecek ki Çankaya'ya çıkınca oradan böyle gözüküyor'' dedi.

Türkiye-Azerbaycan dostluğunun, hükümetlerin yanlışlıklarına kurban edilemeyeceğini ifade eden Baykal, Türk milletinin Azerbaycan'a yönelik dostluğunun, kardeşliğinin her türlü tartışmanın üzerinde olduğunu belirtti.

Baykal, iktidarın yanlışlıklarının, Azerbaycan'da gönül kırıklığı yaratmamasını istedi.

''İMRALI MUHATAP ALINMIŞTIR''

CHP Lideri Baykal, Mahmur Kampı ve Kandil Dağı'ndan bir grup teröristin Türkiye'de teslim olmasına ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Uzun bir süreden beri konuşulan konunun altında neyin yattığının dün ortaya çıkan görüntüyle yavaş yavaş anlaşılmaya başlandığını kaydeden Baykal, bu sürecin niçin gizli yürütüldüğünün, ''ucu açık'', ''hazmettire hazmettire bu konuyu halledeceğiz'' denildiğini, yol haritasının neden açıklanmadığını, neden DTP'nin, ''İmralı'yı muhatap alın'' dediğini şimdi anladıklarını belirtti.

''Dün açıkça görülmüştür ki İmralı'dan gönderilen yol haritası uygulamaya konulmuştur'' diyen Baykal, şunları söyledi:

''Dün ortaya çıkan olay, tek taraflı olarak, birilerinin Irak'ın dağlarında karar almasıyla ortaya çıkmış bir tablo değildir. Karşılıklı mutabakatla, müzakereyle, ayrıntılar tarif edilerek hazırlanmış bir senaryonun, halktan, TBMM'den gizli tutulmuş bir senaryonun uygulanmaya başlanmasıdır.

Dün devlet tam kadro orada birilerini bekliyor, karşılıyorlar. Bu tablo bir senaryodur. Birileri bu senaryoyu yazdı, zamanlaması var, sahneye kim, ne zaman girecek, ne olacak, hepsi belli. Yol haritası bunu öngörüyor. Ama sadece bunu öngörmüyor. Bu tablo göstermiştir ki İmralı'nın yol haritasını AKP iktidarı uygulamaya başlamıştır. İmralı muhatap alınmıştır. İstediğiniz kadar 'teröristi muhatap almayız' deyin. Muhatap aldın bile. Onları buraya gönderen talimatı kim verdi, niçin indiler onlar, kendi takdirleriyle mi indiler? Birileri, 'inin' dedi. Siz de bunu bilerek, orada müsteşarından, genel müdüründen, bütün devlet teşkilatı, orada bunları kucakladınız, karşıladınız, öyle değil mi? Onlar, buraya 'savaşmaktan bıktık, silahlı mücadeleye devam etmeyeceğiz, bizi topluma taşıyın, bu anlayışla geldik' mi diyorlar? Niye geldikleri sorulduğunda, elçi olarak geldiklerini söylüyorlar, ellerinde mektupla geliyorlar. Pişmanlık talep etmediklerini söylüyorlar. AKP yönlendirmesindeki devlet teşkilatımız onları karşılarken, bu bir sürpriz olarak mı ortaya çıkıyor, öyle diyeceklerini bilerek gidiyorlar, mutabakat o, senaryo o. O senaryoyu içine sindirmiş olarak gidiyorlar. 'Biz silahı, şiddeti, sizinle mücadeleyi bırakmayacağız, tekliflerimizi taşımak üzere buraya geldik, mektubumuz elimizde geldik, Ankara'ya gideceğiz, yetkililere bunu anlatacağız. Gereğini yapın, yapmazsanız görürsünüz' diyorlar.''

MEKTUP KRİZİ SÜRÜYOR

Başbakan Eroğan'la Deniz Baykal arasındaki görüşme krizi ise sürüyor... Geçen hafta tam da buzlar eriyor diyorduk ki. Erdoğan'ın görüşem talebine oluml yanıt veren ancak kamera şartı koyan Baykal'a Erdoğan'dan cevap bugün geldi... Teklifi ahlaksız bulan Erdoğan, "Görüşme olmayacak" dedi...

Bu konyu da grup toplantıısnda değerlendiren Baykal Böylesine önemli bir konudaki görüşme kapalı kapılar ardında ikimiz arasında yapılamaz. Başbakana bildirdik. Mektubu aldı inceledi. Teşekkür etti. Görüşeceğiz dedi. Teşekkürü aldık. Görüşmeyi kabul ettiğini öğrendik. Ve beklemeye başladık.

5 gün geçtikten sonra Başbakan anlaşılan doluya koymuş almamış; boşa koymuş olmamış. Bugün çıktığı görüşmeyeceğim diyor. Takdir senin.

ARKADAŞ ŞİMDİ Mİ AKLINA GELDİ AHLAKSIZ OLDUĞU

Ahlaksızlık suçlaması kimseyi ahlaklı hale getirmez. Daha bir süre önce uluslararası ortaklı proje dedik. Namussuzsunuz dedi. E ne olduğu ortada. Teklif eden sensin gelmeyen sensin.

Vazgeçiyor da sükunetle vazgeçmiyor. Ahlaksıklık diyor. Her kim ki iki lafın birine ahlaksızlık der; bi dakka durun orada diyeceksiniz. Yarası olan gocunur.

Arkadaş şimdi mi aklına geldi. O zaman ahlaksızlık konusu ortada yoktu da şimdi mi ortaya çıktı. Bir başbakana yakışmıyor.

GEL KAPIMIZ AÇIK AMA SANA DA AÇIK MİLLETE DE AÇIK

Bizim kapımız açık senin de açık olsun diyor. Sen diyorsun ki sadece bana açık olsun; benim kapım sana da açık millete de açık. Kapım açık buyur; içeceğin çay olsun. Senin gönlünü hoş tutmak için her şeyi yaparız. İyşbirliği içinde olduğumuz izlenimini vermene müsade etmeyiz.

ÖYLE TENHALARDA BULUŞMAK YOK

Seninle bu yanlış istikamette yol arkadaşı olduğum izlenimini vermek istemiyorum. Evet kayıt altında olmasını istiyorum. hemen ilan ediyorum da demiyorum. Çıkmasın efendim ben sadece senle olsun; ortaya çıkmasın istiyorum diyor. Yok öylle şey, 70 milyonun bileceği şekilde geleceksen gel bekliyorum seni; açık kapım...

Yine de gel tehnada buluşalım diyorsan yok tenhada buluşmak yok.Böylesine önemli bir konudaki görüşme kapalı kapılar ardında ikimiz arasında yapılamaz. Başbakana bildirdik. Mektubu aldı inceledi. Teşekkür etti. Görüşeceğiz dedi. Teşekkürü aldık. Görüşmeyi kabul ettiğini öğrendik. Ve beklemeye başladık.

5 gün geçtikten sonra Başbakan anlaşılan doluya koymuş almamış; boşa koymuş olmamış. Bugün çıktığı görüşmeyeceğim diyor. Takdir senin.

ARKADAŞ ŞİMDİ Mİ AKLINA GELDİ AHLAKSIZ OLDUĞU

Ahlaksızlık suçlaması kimseyi ahlaklı hale getirmez. Daha bir süre önce uluslararası ortaklı proje dedik. Namussuzsunuz dedi. E ne olduğu ortada. Teklif eden sensin gelmeyen sensin.

Vazgeçiyor da sükunetle vazgeçmiyor. Ahlaksıklık diyor. Her kim ki iki lafın birine ahlaksızlık der; bi dakka durun orada diyeceksiniz. Yarası olan gocunur.

Arkadaş şimdi mi aklına geldi. O zaman ahlaksızlık konusu ortada yoktu da şimdi mi ortaya çıktı. Bir başbakana yakışmıyor.

GEL KAPIMIZ AÇIK AMA SANA DA AÇIK MİLLETE DE AÇIK

Bizim kapımız açık senin de açık olsun diyor. Sen diyorsun ki sadece bana açık olsun; benim kapım sana da açık millete de açık. Kapım açık buyur; içeceğin çay olsun. Senin gönlünü hoş tutmak için her şeyi yaparız. İyşbirliği içinde olduğumuz izlenimini vermene müsade etmeyiz.

ÖYLE TENHALARDA BULUŞMAK YOK

Seninle bu yanlış istikamette yol arkadaşı olduğum izlenimini vermek istemiyorum. Evet kayıt altında olmasını istiyorum. hemen ilan ediyorum da demiyorum. Çıkmasın efendim ben sadece senle olsun; ortaya çıkmasın istiyorum diyor. Yok öylle şey, 70 milyonun bileceği şekilde geleceksen gel bekliyorum seni; açık kapım...

Yine de gel tehnada buluşalım diyorsan yok tenhada buluşmak yok.

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler