YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Geçmişten bugüne Köşk seçimleri
Cumhuriyet yönetim şekli ile tam on bir Cumhurbaşkanı yemin ederek görevlerine başladı. Ülkenin kurucu Cumhurbaşkanı Atatürk ile sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal görevleri başındayken hayata gözlerini yumdu.
Geçmişten bugüne Köşk seçimleri
22 Haziran 2014 / 11:10 Güncelleme: 22 Haziran 2014 / 11:14

Ülke tarihimizde Cumhurbaşkanlığı seçimleri; askeri darbeleri tetiklemiş, meclisi çalışamaz hale getirmiş, hatta ülkeyi kutuplaşmaya kadar götürdü. Yıllarca yaşanan bu krizlerin önüne geçilebilmek amacıyla 2007 yılında referanduma gidildi. Referandumda çıkan “evet” sonucuna göre yapılacak ilk seçim 10 Ağustos 2014’te “halk oylaması” ile gerçekleştirilecek.

Cumhuriyet tarihinde seçimler

İlk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk bu göreve, Cumhuriyetin kurulduğu 1923 yılından yapılan ilk seçimlerde 158 Milletvekilinin oyunun tamamını alarak seçilmiştir. Daha sonra anayasa gereği üç kere daha bu göreve seçilmiş ve hayata gözlerini yumduğu 1938 yılına kadar görevin sürdürdü.

Mustafa Kemal’in vefatının ardından göreve CHP’nin değişmez Genel Başkanı olan ve Milli Şef ünvanını taşıyan İsmet İnönü 1938 yılında meclis tarafından seçilmiştir. İsmet İnönü Demokrat Parti’ye karşı kaybettiği 1950 seçimlerine kadar görevini sürdürmüştür.

1950 İlk Demokrasi İlk Gerçek Manaya Bürünmüş Seçimler

Ülke tarihimizde beklide gerçek manada ilk seçimler yapılıyordu. Bir tarafta Celal Bayar, Adnan Menderes ve arkadaşları bir tarafta Atatürk’ün partisi olan halkçı parti ve başında İnönü savaşı kahramanı milli şef ünvanıyla İsmet İnönü.

14 Mayıs 1950 yılında yapılan Genel Seçimleri Adalet Partisi kazandı ve aynı yıl Celal Bayar Türkiye’nin Üçüncü Cumhurbaşkanı oldu.

On yıl Cumhurbaşkanlığı görevini sürdüren Celal Bayar’ın devrinin çoğu sıkıntılarla geçmiştir. Sağ-Sol çatışmalarının şiddetlendiği 28-29 Mayıs öğrenci olayları, orduyla olan gerginliklerin arttığı ve özellikle İnönü ve CHP’nin körüklediği gazetelerin yalan yanlış haberleri  6-7 Eylül olayları (Rumlara yönelik gerçekleşen yağmalama) gibi yaşanan olaylar Türkiye’yi çok sancılı bir döneme soktu. Bütün bu olaylar 1960 darbesine zemin hazırladı.
 
1960 Darbesi

Darbe küçük rütbeli subayların planlaması ile gerçekleşse de darbenin asıl yönetimi üst düzey komuta merkezindeydi ve günler 27 Mayıs 1960 sabahı saat 03.30’u gösterdiğinde piyale birlikleri ve tanklar yürümeye başladı. Öncelikle darbeye karşı çıkan komutanlar gözaltına alındı ardından Celal Bayar Çankaya Köşkünde Başvekil Adnan Menderes ise Kütahya’da gözaltına alınarak Ankara’ya getirildi. Yassı Ada’da yapılan “düzmece” mahkemelerin yargılamaları sonucunda 15 isme idam cezası istendi. Celal Bayar, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan için cezalar onandı. Ancak Celâl Bayar'ın cezası, 65 yaşının üstünde bulunması sebebiyle müebbet hapis cezasına çevrildi.
 
Darbeyle Gelen Cumhurbaşkanları

1960 Darbesi sonucunda oluşturulan Milli Birlik Komitesi başına eski Genel Kurmay Başkanı Cemal Gürsel seçildi. Onun önderliğinde hazırlanan 1961 anayasası halk oyuna sunulmuş ve kabul edildi. Yapılan Seçimlerin ardından, Gürsel TBMM tarafından Türkiye’nin dördüncü Cumhurbaşkanı seçildi.  Görev süresi boyunca bugün bile yürütmedeki birçok sıkıntıya sebep olan ‘’Anayasa Mahkemesi’’ onun zamanında kurulmuştur. 1966 yılında başlayan rahatsızlığının sürmesi ve görevini engellemesi üzerine, anayasa uyarınca cumhurbaşkanlığı görevine son verilmiş 14 Eylül 1966’da hayatını kaybetmiştir.

Cemal Gürsel’in hastalığının arttığı günlerde yeni bir Cumhurbaşkanı ihtiyacı duyuldu. 27 Mayıs darbesinin ardından oluşan yönetim biçiminin ardından Cumhurbaşkanlığı seçimin askeri kökenli kişiler üzerinden olması devlette yeni bir yönetim algılayışı doğurdu ve Genel Kurmay Başkanı olan Cevdet Sunay Cumhurbaşkanlığına seçildi.

1967’de Öğrenci çatışmaları, Kıbrıs Harekatı, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı ve İsrail Başkonsolosu’nun kaçırılarak öldürülmesi Sunay döneminin önemli gelişmeleridir. Ayrıca günümüzde çok duyduğumuz ‘’cici demokrasi ya da sandıksal demokrasi’’ yani dağdaki çobanla benim oyum bir mi mantığı köylü sınıfın oylarının aşağılanması Sunay döneminde siyasi dilimize girdi.

Sunay 7 yıllık görev süresini tamamladıktan sonra 28 Mart 1973 yılından Cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldı.

Sunay’ın ardından göreve yine bir asker getirilmesi düşüncesiyle Genel Kurmay başkanı Faruk Gürler istifa ettirildi ve Meclis’e senatör olarak gelerek Cumhurbaşkanlığına aday oldu. O dönemde Halk tarafından çok sevilen Karaoğlan Ecevit’in Demirel’le birleşerek günümüz tabiri ile askeriyenin arkasında olduğu Faruk Gürler’e karşı “çatı aday”ı olarak Fahri Korutürk’ü çıkarttılar. On beşinci oy turunda Türkiye’nin altıncı Cumhurbaşkanı olarak Korutürk seçildi.

Korutürk’ün Köşk döneminde anarşi tavan yaptı, ülke ekonomisi çökmenin eşiğine geldi, tam sekiz hükümet kurulmasına rağmen istikrarsızlık hüküm sürdü.  Çorum ve Maraş katliamları yaşandı. Korutürk’ün Köşk günleri  tarih 6 Nisan 1980’i gösterdiğinde sona ermişti.

Korutürk’ün ardından bir türlü seçilemeyen Cumhurbaşkanı  ülke de yaşanan siyasi boşluk sokaklarda ki anarşinin durdurulamaması gibi nihai olaylar sonucunda ordu bir kez yönetime duruşu değişmedi ve Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren komutasında  yönetime el koydu.

1980 Darbesi ve Evrenli Günler

Evren,  yaptığı darbeden iki sene sonra  9 Kasım 1982’de Türkiye’nin yedinci Cumhurbaşkanı olmuştur. Evren döneminde on binlerce insan fişlenmiş, cezaevleri işkencelerin açık adresi oldu.

Ölümlerin kol gezdiği bu dönemde, bir gecede çocukların yaşlarını büyütülerek ‘’Erdal Eren’’  idam sehpalarına çıkarıldı, Sağ-Sol dinlemeden gençler öldürüldü, siyasiler tutuklanmış yurt dışına çıkışlar yasaklandı. Bugün bile hala yönetimimizde etkisi devam eden “referandum”la (güdümlü referandum) ile kabul edilen darbe anayasası yine Evren tarafından hazırlatıldı. Kenan Evren tarih 9 Kasım 1989 yılını gösterdiğinde Cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldı.

Sivil Cumhurbaşkanı Özal

Evrenin görevden ayrılmasının ardından yapılan üç tur oylamanın sonucunda Başbakan Turgut Özal Türkiye’nin sekizinci cumhurbaşkanı olarak göreve başlamıştır. Özal dönemi artık bir sivil dönemdir hatta bu o kadar ileri boyuttadır ki Özal yaptığı ziyaretleri bile resmi kıyafetler yerine pantolon ve tişört şeklinde gerçekleştirdiği zamanlar olmuştur. Üst rütbeli askeri devir teslim törenlerine katılmamış hatta onları kabulünde şortla karşılaması ülkede büyük bir gündem olmuştu. Döneminde ülke dışa açılmış, ekonomi rahat bir nefes almış özgürlükler genişlemiştir. Özal 17 Nisan 1993’de beş ülkeyi kapsayan Türkistan gezisinin ardından görevi başındayken hayatını kaybetmiştir. Özal sivil, demokrat ve muhafazakar bir Cumhurbaşkanı olarak ülke tarihinde yerini aldı.

28 Şubat ve Demirel Dönemi

Turgut Özal’ın ani ölümü üzerine Demirel Cumhurbaşkanı adaylığını ilan edip yapılan üç tur oylama sonucunda 16 Mayıs 1993 tarihinde Türkiye’nin dokuzuncu Cumhurbaşkanı seçildi.

Türk siyasi tarihinin önemli bir figürü olan Demirel döneminde en önemli olay Refah- Yol hükümetine karşı yapılan post modern darbedir. Kendisi de bu darbenin baş aktörlerinden bir olarak anılır. Demirel 6 Mayıs 2000 tarihinde, görevini Ahmet Necdet Sezer'e devretti.

Ana Sol Hükümeti ve Sezer Dönemi

Sezer, Cumhurbaşkanı seçilmeden önce Anayasa Mahkemesi Başkanlığı görevini yürütüyordu. Ana Sol hükümetinin iktidarda olduğu bu dönemde (Ecevit, Bahçeli ve Mesut Yılmaz) tarafından Ecevit’in önerisiyle “ortak aday” olarak 16 Mayıs’ta yapılan oylamanın üçüncü turunda Türkiye'nin onuncu Cumhurbaşkanı olarak göreve başladı. Görevi sürecinde ülke dış siyasetten uzak, ekonomik istikrarsızlığın hüküm sürdüğü bir dönem yaşandı. Sezer dönemin en akılda kalan olayı ise Bülent Ecevit’e karşı fırlattığı anayasa kitapçığı ile patlak veren 2001 ekonomik krizi yani ''Kara Çarşamba'' olayıdır. Sezer 28 Ağustos 2007 tarihinde görevinden ayrıldı.

Anayasa Mahkemesi'nin seçim iptali, 367 ve Gül'ün Seçimi

Gül 24 Nisan 2007 tarihinde yapılan AK Parti Grup toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından AK Parti’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak açıklandı. Çok sancılı bir dönemin ardından  yapılan Cumhurbaşkanlığı birinci tur seçimlerinde 357 kabul oyu çıkmasına karşın 367 sayısına ulaşılamadığı gerekçe gösterilerek seçilememiş, seçim ikinci tura kalmış Anayasanın konuyla ilgili hükmü gereği, ilk oturumun açılabilmesi için 367 üyenin Mecliste olması gerektiği gerekçesi ile özellikle Cumhuriyet Halk Partisi tarafından seçimin iptali için yapılan başvuru sonucu Anayasa Mahkemesi tarafından ilk oturum iptal edilmiştir. 6 Mayıs 2007 tarihinde gerçekleştirilen ikinci oturum yeterli sayıya ulaşamadığı için ülkeyi her zaman ki gibi büyük bir sıkıntıya sokan Cumhurbaşkanı seçimi yine gerçekleşmedi.

Sonrasında gerçekleşen genel seçimler gerek AK Parti gerekse CHP tarafından Cumhurbaşkanlığı seçimi havasında yapıldı.

Abdullah Gül daha sonra 28 Ağustos 2007 tarihinde gerçekleşen ve özellikle MHP'nin de seçimde hazır bulunmasıyla oluşan oturumda 339 oy alarak Türkiye'nin on birinci Cumhurbaşkanı olarak göreve başladı.

Yeni Dönem Yeni Türkiye

Özellikle seksen yıldır neredeyse her seçiminde krize dönüşen Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılan referandum sonucu artık Meclis tarafından değil olması gerektiği gibi Halk tarafından seçilecek.

Önümüzde iki önemli unsur bulunuyor:

Birincisi; Çatı adayının mı bu seçimden zaferle çıkacağı yoksa son seçimlerin hepsinden zaferle ayrılan Erdoğan liderliğinde ki AK Partinin mi?

İkincisi; Yeni Cumhurbaşkanı son yıllarda gördüğümüz Cumhurbaşkanları gibi pasif bir lider mi olacak, yoksa Devlet Başkanı statüsüne sahip bir lider mi olacak?

Bu soruların cevabı elbet önemli fakat bu noktadan bakıldığım bugüne kadar,  “yürütme” organı tarafından belirlenen adayın, “yasama” içerisinde verilen oylarla halka cumhurbaşkanı olması gibi bir demokrasi açığının kapatılması bu seçimleri özel kılıyor.

 

ÜLKEHABER

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler