YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Fikri Sağlar: Ergenekon'da sonuna kadar gidilmeli
Fikri Sağlar: Ergenekon'da sonuna kadar gidilmeli
Fikri Sağlar: Ergenekon'da sonuna kadar gidilmeli
30 Temmuz 2008 / 08:32 Güncelleme: 30 Temmuz 2008 / 00:00

Eski bakanlardan Fikri Sağlar, Ergenekon soruşturmasında sonuna kadar gidilmesi gerektiğini söyledi. Bir dönem Susurluk Komisyonu üyeliğini yürüten Sağlar, "Susurluk'u kaçırdık. Ergenekon'u kaçırmayalım." dedi. 


 


Susurluk kazası sonrasında Meclis'te kurulan Susurluk Komisyonu'nun üyeliğini yürüten Fikri Sağlar, Ergenekon iddianamesini Zaman'a değerlendirdi. Türkiye'nin geçmişte benzeri bir çalışmayı yapmış olması gerektiğini belirten Sağlar, "İddianame, 10 yıl önce yapılması gereken bir çalışmaydı. İddianamade, o zaman 6 No'lu DGM'nin devletin çete kurmasıyla ilgili iddianamesi daha genişletilip; sadece bürokratların değil siyasilerin de bu yapı içinde bulunduğu bilgisine ulaşıldığına yer verilseydi, bu karanlık yapının geldiği yer ortaya çıkardı." dedi. Gelinen noktanın Susurluk'tan ileride olduğunu anlatan Sağlar, Ergenekon iddianamesi üzerinde yapılan siyasi tartışmaların, hukuka zarar vereceğini söyledi. Fikri Sağlar, "Siyasilerin bir dava üzerinde 'ben avukatım, savcısıyım' tartışmalarına girmeleri, o davaların adil biçimde neticelenmeyeceğini gösterir.


 



 



Davaları sahiplenen ya da onun karşısında duran siyasi iradelerin bunları yüksek sesle ifade etmesi, Türkiye için en büyük tehlikedir. Bir dava kendi mecrasında gider. Sosyal hukuk devleti oluşmasını istiyorsak, bunun en büyük adımı da hukukun özgür bırakılmasıyla atılacaktır." dedi. Ergenekon'u, Susurluk'ta verdikleri mücadelenin önemli bir adımı olarak değerlendiren Sağlar, "Bu adımı, siyasi mülahazalarla kaybetmek Türkiye'nin zararına olacaktır." ifadesini kullandı.


Susurluk araştırmaları sürecinde toplumsal desteğin büyüklüğüne de değinen Sağlar, aynı desteği siyasilerden göremediklerini belirtti. "Susurluk sürecinde biz toplumsal desteği aldık; ancak siyasi desteği alamadık. 10 yıldır Susurluk çok taze ve her an çözülmesi gereken bir noktada. Siyasiler o nemadan beslendikleri için Susurluk'un çözülmesini istemiyorlar." diyen Sağlar, 'Susurluk'u çözmek isteyenlerin, Ergenekon'da bölünmesini', "Büyük bir şanssızlık" olarak görüyor. Sağlar'a göre bölünmede Ergenekon iddianamesinde yer alan ifadelerin daha önce basına sızdırılması önemli bir etken. Gazetelere sızdırılan iddianame parçaları ilgiyi azalttığı gibi bazı haberler olayın ciddiyetini gölgeledi. Sağlar, "İnsanlar bu haberleri kanıksadıktan sonra 'Okuduklarımız dışında bir şey yokmuş' noktasına geldiler." diyor. Fikri Sağlar, Ergenekon iddianamesinde Özden Örnek'e ait olan 'darbe günlükleri'nin de yer alması gerektiğini söyledi.


Örgüt, sahte belgeler düzenleyerek kendisini TSK'ya bağlı göstermiş


Ergenekon savcısı Zekeriya Öz, soruşturma çerçevesinde ele geçirdiği belgelerde ilginç manzaralarla karşılaştı. Birçok doküman, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) belgelerindeki format taklit edilerek hazırlanmıştı. El konulan belgeler arasında 'Özel Kuvvetler Mesaj Formu', 'Kara Kuvvetleri Mesaj Formu' ve 'Derin Ergenekon' başlıklı dokümanlar böyle hazırlanmış. Bunların yanı sıra 'Türk Silahlı Kuvvetleri' başlıklı belgelerin olduğu ve birçok dokümanda TSK ibaresinin geçtiği tespit edildi. Savcı Öz, bu tespitleri iddianameye şöyle yansıttı: "Örgüt adına gerçekleştirdikleri eylemleri devlet adına yaptırdıklarına inandırmak için Ergenekon terör örgütünü TSK bünyesinde faaliyet gösteren illegal bir yapılanmaymış gibi lanse ettikleri, böylelikle bir taraftan kendilerini daha güçlü göstermeye çalışırken diğer taraftan da Cumhuriyet'imizin ve milletimizin göz bebeği olan TSK'yı planlı ve kasıtlı olarak kamuoyunda yıprattıkları anlaşılmıştır." Askerî savcılık, Savcı Öz'ün talebi üzerine söz konusu belgeler üzerinde inceleme yaptı. Elde edilen bulgular, cevap olarak iletildi. Belgelerde TSK'ya ait olduğu görüntüsü verecek emarelere rastlanıldığı belirtilerek bu tür uygulama ve çalışmaların, TSK'yı yıpratmaya yönelik planlı ve kasıtlı işlemler olduğu aktarıldı. Ahmet Dönmez, İstanbul


Türksolu Dergisi'nde tanışıp kaynaşmışlar


Ergenekon terör örgütü sanıklarından Semih Tufan Gülaltay, Muzaffer Tekin, Sevgi Erenerol ve Kemal Kerinçsiz'in Türksolu dergisinin Taksim'deki bürosunda buluştuğu ortaya çıktı. Gülaltay, savcılık ifadesinde Muzaffer Tekin ve Sevgi Erenerol'u Türksolu'nda katıldığı bir etkinlikte tanıdığını anlatıyor. Danıştay saldırısından sonra Tekin'in evinde Türksolu dergisi bulunduğu ifade ediliyor. Ayrıca, Kemal Kerinçsiz'in de Türksolu'nun toplantılarına katıldığı bilgisine yer veriliyor. Türksolu, 2003 yılında ulusalcı söylemleri ve mitingleri ile gündeme gelmişti. Mitinglerde "Ordu göreve" pankartı açan grup, Türk-Kürt çatışmasını körükleyecek yayınlar yapıyordu. Ergenekoncuların buluştukları Türk Solu Dergisi de Kürt vatandaşlara yönelik yayınlarıyla dikkat çekiyor. Dergi 88. sayısında 'Kürt sorunu yok, Kürt istilası var' kapağıyla çıkıyor. İddianamede Türksolu şu şekilde anlatılıyor: "Üniversitelerde hızla örgütlenen Türksolu, 2003 yılından sonra sosyalist ve Kürt öğrencilerle çatıştı. Türksolu, 2003 yılında Cumhuriyet'in 80. yıl kutlamaları sırasında yapılan bir yürüyüşte açtığı 'Ordu Göreve' pankartıyla belirdi, 'Kürt Sorunu Yok Kürt İstilası Var', 'Türk Oğlu Türk Kızı Türklüğünü Koru' diye manşet attı." Büşra Erdal, İstanbul


Dev-Sol'la birlikte kaçak kömür işine de el atmış


Ergenekon terör örgütü kurucusu olarak gösterilen emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve ekibinin kaçak kömür işine de el attıkları ortaya çıktı. 'Dilovası' isimli gizli tanığın iddianamede yer alan ifadelerine göre; Ergenekon'un kurucusu olarak gösterilen Veli Küçük ve yanındaki bazı subaylar, Dev-Sol'a ait olan Gebze-Dilovası'ndaki Dilovası Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi'ni sık sık ziyaret ediyordu. 'Dilovası', şirkette çalıştığı süre boyunca birçok sağ ve sol görüşlü çete liderlerinin burada toplandığını, kimi zaman bu görüşmelere Veli Küçük'ün de katıldığını ifade etti. Dilovası'nın en dikkat çeken tespiti ise Küçük ve yanındaki bazı subayların kağıt üzerinde ortaklıkları olmamasına rağmen kooperatiften pay almalarıydı. Gizli tanık, "Bundan dolayı da firmaya yurtdışından gelen tonlarca kömür ve orman ürünü, sallama denen tabirle başka kapılardan gümrüğe bildirilmeden kaçak olarak yurda sokuluyordu." diyor. Dilovası, farklı görüşlere sahip kişilerin bir arada bulunmalarına bir anlam veremediğini anlatıyor. Bayram Kaya, İstanbul


Susurluk'un hakimi Ergenekon'a avukat oldu


Susurluk soruşturmasını yürüten Savcı İrfan Özliyen ve Susurluk Davası'nın hakimi Metin Çetinbaş, terör örgütü Ergenekon davasında yargılanacak iki sanığın avukatlığını üstlendi. Bugün Ergenekon Davası'nın 12 numaralı sanığı Ferudun Refik Nuhoğlu'nun avukatlığını üstlenen emekli DGM savcısı Avukat Özliyen, Susurluk soruşturmasını İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Engin Cengiz ile birlikte yürütmüştü. Özliyen yine gazeteci Çetin Emeç cinayeti soruşturmasına da el koymuştu. Yine davanın en önemli sanıklarından eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'nun avukatlığını da Susurluk davasına bakan ilk mahkemenin yani İstanbul 6 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin eski Başkanı Metin Çetinbaş yapacak. Erkan Acar, İstanbul


'Akıl hocaları'ndan millete ağır hakaret


Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında tutuklanan İstanbul Üniversitesi'nden Doç. Dr. Habip Ümit Sayın ve Sakarya Üniversitesi'nden Prof. Dr. Emin Gürses'in TSK mensuplarına ve millete ağza alınmayak küfürler ettikleri ortaya çıktı. Sayın'ın bir akademiyen arkadaşı ile yaptığı telefon konuşmasında "Artık TSK'nın ihanet ettiğini düşünüyorum. Bu ahmaklar yani TSK'daki ahmaklar da hiçbir şey yapmıyorlar." diyor. Emin Gürses ise görüştüğü bir şahsa, "Komutanlara harp akademisinde söyledim. Ben olsam başörtüsü maşörtüsü serbest. (Ağır küfürler var) Ondan sonra derim ki ekiplere kardeşim başlatın kavgayı. Millet birbirini yesin. Bir bunu yaparım. Bırakacaksın birbirini yesin millet. Ondan sonra Tayyip çıksın altından" diyor. Bayram Kaya, İstanbul


Musa'nın Çocukları'nı Ergenekon yazdırmış


Ergenekon soruşturmasının iddianamesinde yer alan bilgilere göre, dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan Ergün Poyraz imzalı kitaplar, bizzat örgüt tarafından yazdırılmış. İddianamede, kitapların yayınlanması için Ergün Poyraz'a gönderdikleri ve şahsın da bu kitapları yayınlattırdığı, şüpheli Muammer Karabulut'un da Poyraz tutuklandıktan sonra kitap basılması işlerini takip edip Sevgi Erenerol'a bilgiler verdiği' aktarılıyor. Buna göre Ergün Poyraz da kitapları kendi imzasıyla yayınlatıyor. Hüseyin Keleş, İstanbul

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler