23 Ekim 2017 Pazartesi
  • Altın151,855
  • BIST107.785
  • Dolar3,7047
  • Euro4,3527
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8803
  • İstanbul23 °C
  • Ankara22 °C
  • İzmir25 °C
  • Konya22 °C
  • Adana29 °C
  • Antalya24 °C
  • Diyarbakır25 °C
  • Bursa27 °C
  • Kayseri23 °C
  • Kocaeli25 °C
  • Şanlıurfa27 °C
  • Gaziantep24 °C
  • İçel26 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Faşizmi Bahçeli iyi bilir"
"Bizim kavgamız demokrasi kavgasıdır"
"Faşizmi Bahçeli iyi bilir"
09 Şubat 2010 / 11:46 Güncelleme: 09 Şubat 2010 / 14:06

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, ''Evet Sayın Bahçeli, biz faşizmi sizin kadar iyi bilmeyiz. Çünkü faşizm ile bir ilişkimiz, bir bağlantımız yok. Siz ne olur şunu bir anlatın, faşizmin özelliklerini bir açıklayın da biz de sizin nasıl bir zihniyete sahip olduğunuzu daha iyi anlayalım. Çünkü siz, hem teorisyenisiniz, hem bu işin pratisyenisiniz'' dedi.  

Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye yanıt verdi. Herkesin ve her kurumun Türkiye'nin çıkarını, geleceğini, menfaatini düşünmek zorunda olduğunu belirten Erdoğan, millete hesap verme derdi olmayanların, milletin menfaatini gözardı etme lüksüne sahip olamayacaklarını kaydetti.

Erdoğan, herkesin millet adına yetki kullandığını ifade ederek, statükocu anlayışın TBMM çatısı altında sahiplenilmiş olmasını eleştirdi ve bu anlayışı ''vahim'' olarak nitelendirdi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Siyasetin bir üslubu, geleneği, kültürü, bir seviyesi vardır. İnternetten görüntü indirip, bunu benimle, benim eşimle, benim milletimin Peygamberiyle istihza için, alay için, dalga geçmek için kullanmak; edep dışıdır, terbiye dışıdır, izan ve insaf dışıdır. Biz Sayın Bahçeli ve arkadaşlarıyla ilgili İnternette ne tür hezeyanların dolaştığını görüyoruz, bunu da iyi biliyoruz. Ama bunları alıp belden aşağı vururcasına Meclis kürsüsüne taşımak, bizim terbiye anlayışımızla, bizim siyaset geleneğimizle, bizim kültürümüzle ve inancımızla asla bağdaşmaz. Hele hele bu alaycı tutumun ülkemizde bir çok hanım kardeşimizin başına gelmiş yanlış bur uygulamayı destekler nitelikte gündeme getirilmiş olması, ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir tavırdır''

''DENSİZ BİR YAKLAŞIM...''

MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin grup konuşmasına işaret eden Erdoğan, ''Bugünkü konuşmaya baktığınız zaman, AK Parti'yi haçlı ordularına benzetecek kadar densiz bir yaklaşım...Ne demek bu ya? Yani, bu çatının altında, bu ülkede demokrasi mücadelesi veren, bu milletin oylarıyla iktidara gelmiş olan bir partiyi sen nasıl böyle çirkin benzetmeyle ortaya koyar, ifade edersin?'' dedi.

Teşbihin hata kabul etmeyeceğini kaydeden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Sağ olsun, eline metre almış, 'bundan böyle Ak Parti'liler bizim sıralarımıza bir metreden fazla yaklaşamazlar, yaklaşırlarsa görürler.' Bunun şöyle tıp dünyasında karşılığı nedir, onu bilemem. Onu artık tıp dünyasındaki ilgililere havale ediyorum. Bu nasıl demokrasi anlayışı? Bu nasıl fikir ve düşünce özgürlüğünden yana olmak? Daha fazlasını söylemeye gerek yok zaten. Hani bunlar demokrasiyi savunacaktı? Hani siz milletin maneviyatını en üst seviyede önemsiyordunuz? Hani, nerede? Bu maneviyata sahip çıkmak, bu mu milliyetçilik? Hem bizden, hem de aziz milletimizden özür dilemek yerine, zeytinyağı gibi üste çıkarak özür beklediklerini ifade ediyorlar. Bu da yetmiyor, tehdit ediyorlar.

Sayın Bahçeli, benim faşizmi bilmediğimi ifade ediyor. Evet, Sayın Bahçeli, biz faşizmi sizin kadar iyi bilmeyiz. Çünkü faşizm ile bir ilişkimiz, bir bağlantımız yok. Siz ne olur şunu bir anlatın, faşizmin özelliklerini bir açıklayın da biz de sizin nasıl bir zihniyete sahip olduğunuzu daha iyi anlayalım. Gerçi yaptığınız yazılı açıklamalarda, savurduğunuz tehditlerden, ettiğiniz hakaretlerden, sergilediğiniz kavgacı anlayıştan tahmin edebiliyoruz. Çünkü siz hem teorisyenisiniz, hem bu işin pratisyenisiniz. Bu özelliğiniz var. Ancak açıklayın da milletimiz bunu daha iyi görsün. Bu ülkede milliyetçilik adı altında nasıl kafatasçılığı yapıldığını, otoriter anlayışların, dayatmacı, kavgacı yöntemlerin nasıl sergilendiğini milletimiz daha iyi anlasın. Hamasetle, tahriklerle, tehditlerle ortaya koyduğunuz şeyler, siyasi zihniyetinizi yansıtıyor. Gerçi bazı gazeteciler, 'Ciddiye almadığımız için bu saçmalıklara cevap vermiyoruz' diyorlar, ama biz adam aldırma da geç diyemiyoruz. Mecliste grubu bulunan bir partiyi görmezden gelmek, ciddiye almamak istemiyoruz. Ama bu üslubunuz, bu söylemleriniz devam ederse, kusura bakmayın biz de sizi ciddiye almayız. Türk siyasetini bu seviyeye düşürmeyiz.''

Erdoğan, eğitimde, 7 yılda tarihi nitelikte yatırımlara imza attıklarını belirterek, ''Kamunun AR-GE'ye ayırdığı bütçe, 2002 yılında sadece ve sadece 57,7 milyon TL idi. Biz, bu miktarı 2 milyar TL'ye çıkardık. Yani tam yüzde 3 bin 411 oranında artış sağladık'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, hafta sonu ve dün yaptığı açılışlar hakkında bilgi verdi.

2009-2010 eğitim öğretim yılının ikinci yarısının eğitim camiası için başarılarla dolu geçmesini dileyen Erdoğan, Hükümetleri döneminde eğitime yaptıkları yatırımları anlattı.

Eğitimi, sağlık, emniyet ve adaletle birlikte Hükümetlerinin en öncelikli ele alan olduğunu belirten Erdoğan, 7 yılda tarihi nitelikte yatırımlara imza attıklarını söyledi. Yatırımlarla ilgili açıkladığı rakamların vatandaşlara anlatılmasını da isteyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''2002 yılında o dönemin Hükümeti, Milli Eğitime bütçeden 7,5 miyar TL ayırmıştı. Biz, bu miktarı her yıl kademeli olarak artırdık. 2005 yılından itibaren Cumhuriyet tarihimizde ilk kez Milli Eğitime ayrılan pay diğer tüm kalemlerin önüne geçti ve ilk sırada yer aldı. 2010 yılında Milli Eğitime ayırdığımız bütçe, 2002 yılına göre yüzde 278 oranında arttı ve 28.24 milyar TL oldu. 

Yükseöğretim bütçesi 2,5 milyar TL idi. Yüzde 275 oranında artırdık, 2010 yılında 9,3 milyar TL bütçeden pay ayırdık.

YURTKUR bütçesi sadece 494 milyon TL iken onu da yüzde 456 oranında artırdık ve 2,7 milyar TL'ye yükselttik.

Kamunun AR-GE'ye ayırdığı bütçe, 2002 yılında sadece ve sadece 57,7 milyon TL idi. Biz, bu miktarı 2 milyar TL'ye çıkardık. Yani tam yüzde 3 bin 411 oranında artış sağladık. Üniversite AR-GE bütçesi 86,6 milyon TL iken buna da 480 milyon TL'ye çıkardık. Yani yüzde 3 bin 299 oranında artış yaptık. Bakın, ben resmi rakamlar açıklıyorum. Hayali rakamlar değil. Buradan hareketle siz değerli arkadaşlarımın bunları, tüm kamuya duyurması lazım.

Okullaşma oranlarında, okul ve sınıf başına düşen öğrenci sayılarında önemli değişiklikler oldu. Öğretmen başına öğrenci sayısı, 2002-2003 öğretim yılında  ilköğretimde 28 iken bunu 23'e kadar çektik. Derslik başına düşen öğrenci sayısında hedefimiz, 2012-2013 öğretim yılında 30 öğrenciydi. Ama bu hedefi, biz şu anda yakalamış bulunuyoruz. Hatta bu hedefi aştık. Geçen yıl itibarıyla Türkiye ortalamasında 29 öğrenci rakamına ulaşmış bulunuyoruz.''

OKUL SAYILARI

Başbakan Erdoğan, 7 yılda 6 bin 55'i kamu, 1390'ı hayırseverler eliyle olmak üzere toplam 7 bin 445 yeni okulu Türkiye'ye kazandırdıkları kaydederek, yine bu süreçte 142 bin 634 dersliğin yapımını tamamlayarak hizmete açtıklarını bildirdi.

Milli Eğitim Bakanları Hüseyin Çelik ve Nimet Çubukçu'ya teşekkür eden Erdoğan, bakanların bu süreci farklı bir heyecanla takip ettiklerini anlattı.

Erdoğan, son 7 yılda öğrencilere ücretsiz 1 milyara yakın kitap dağıttıklarını, yine bu dönemde 8 derslik ve üzeri okullara bilişim teknolojisi sınıfları kurduklarını hatırlattı. Erdoğan, 29 bin 428 bilişim teknolojisi sınıfının faaliyette olduğuna dikkati çekerek, 7 yılda okullara 739 bin bilgisayar kazandırdıklarını söyledi. Başbakan Erdoğan, aynı dönemde 228 bin öğretmen ataması yaptıklarını, buna ek olarak usta öğretici, bilgisayar öğreticisi, dil öğreticisi gibi branşlara 241 bin kişiyi istihdam ettiklerini kaydetti.

EĞİTİME DEVAM

Eğitimle ilgili konuşmasına geri dönen Başbakan Erdoğan, iktidarları döneminde eğitimde çalışanların ücretlerini iyileştirdiklerini söyledi.

Erdoğan, 41'i devlet, 22'si vakıf olmak üzere 63 yeni üniversite kurduklarını belirterek, ''Ben neye üzülüyorum biliyor musunuz? Zaman zaman bakıyorsunuz, kariyeri olan, önünde Prof. yazısı olan bazı zevat, diyor ki 'her ile niye üniversite?' Bunun bir sosyolojik değerlendirmesini yaparak, bu ifadeyi kullandıklarını zannetmiyorum. Böyle bir dertleri olduğunu da zannetmiyorum'' diye konuştu.

Van, Hakkari, Muş, Ardahan, Kars, Rize, Artvin'deki yavruların üniversite okumak için İstanbul ve Ankara'ya gitme imkanı bulunup bulunmadığı sorusunu yönelten Erdoğan, şunları söyledi:

''Bunun hesabını yapmıyor. Oradaki yavrularımız bu imkanlardan mahrum olduğu için üniversite eğitimlerinden mahrum olduklarını düşünebiliyorlar mı? 'Efendim, yurt yaparsın oraya gider...' Biz gelene kadar Türkiye'de yurtlar noktasındaki açığı hiç araştırdın mı hoca efendi? O da bizimle kapanıyor. Gereği yokmuş, kusura bakma... İşte o dil, bizim dilimiz, siyasetçinin dili. İşte biz bunu yakaladık, 81 vilayetimizin 81'ine de üniversitelerimizi yaptık.

Osmaniye'de yetkililerle yaptığımız görüşmede aynen şu ifadeyi kullandılar: ''Başbakanım burada bir Korkut Ata Üniversitesinin açılması bile Osmaniye'nin havasını değiştirdi.' Osmaniye'nin havasını... Bizden önce gelenler niye yapmadılar üniversiteyi? Niye bu üniversiteyi kuramadılar? Onlar lafını yaptı, biz icraatını yaptık. Bu üniversiteler oralardaki gerek entelektüel yapıyı değiştiriyor, gerek oradaki ekonomik hayata farklılık kazandırıyor, gerekse illerimizin sosyal barışına katkıda bulunuyor. Ve bu bir kaynaşmayı getiriyor. Ayrımcılığı, bu ortadan kaldırıyor. O yüzden bu üniversitelerin açılması dönemimizin iftihar vesilesidir.''

 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Ülkemiz dünya genelinde adaleti, barışı, hukuku savunacak, vizeleri ortadan kaldıracak, mayınlı arazileri temizleyecek ama siz hala beli kesimlere, belli okullara, belli gelir gruplarına üniversiteye girişte engeller çıkartacaksınız. Yoksa Başbakan meslek lisesi mezunu, imam hatip mezunu olduğu için mi bunları yapıyorsunuz? Çok çirkin bir şey. Böyle bir yaklaşım olmaz'' dedi.

Erdoğan, yüksek lisans yapan öğrencilere kendilerinden önceki koalisyon Hükümeti döneminde 90 lira verilirken,  şu anda 400 lira verdiklerini anlattı. ''AK Parti farklılığı bu...Peki doktora yapan öğrencilere ne veriyorlardı beyefendiler? Hani bol keseden atıyorlar ya...Sayın Baykal da atıp tutuyor. Biraz sonra geleceğim ona da. 135 lira...Biz şu an 600 lira burs veriyoruz. 135 lira nire, 600 lira nire?'' diyen Erdoğan, eğitimi ilgilendiren her alanda geçmişle kıyas kabul etmeyecek ölçüde iyileştirmeler sağladıklarını ve büyük yatırımlar gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Türkiye'nin orta ve uzun vadede çehresini de kaderini de gelecek vizyonununu da köklü şekilde değiştirecek yatırımların eğitime yapılanlar olduğunu anlattı. Büyüyen ekonomiye can suyu verecek, güçlü, itibarlı dış politikayı kalıcı kılacak yatırımların da eğitime yapılan yatırımlar olduğunu belirten Erdoğan, ''Demokrasiyi güçlendirecek, standartlarını çok daha yükseğe çekecek yatırımlar da bu yatırımlardır. İyi eğitim almış, bilgisayarı çok iyi kullanan, dünyayı takip eden ve gelişmeleri okuyabilen bir nesil bu ülkede artık antidemokratik hiçbir girişime boyun eğmeyecek, hiçbir hukuk dışılığa tahammül etmeyecek, seviyeli bir siyaseti Türkiye'nin değişmez vasfı haline getirecektir'' diye konuştu.

''HALA KILIK KIYAFET TARTIŞMALARI...''

Eğitimi dar kalıplardan, skolastik düşünceden, kör ideolojilerden, kısır çekişmelerden mutlaka arındırılmasını istediklerine işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bugün Türkiye'nin üniversitelerinin şekil tartışmalarıyla, kılık-kıyafet tartışmalarıyla, sakal-bıyık tartışmalarıyla anılmasını, açık söylüyorum, Türkiye'de üniversitelerimize için çok büyük bir haksızlık olarak görüyorum. Dünyanını 17. büyük ekonomisi konumuna yükselmiş bir ekonominin meslek liselerini tamamen ideolojik bir bakış açısıyla ötelemesini, üvey evlat muamelesi yaparak dışlamasını, bu ülkenin geleceğine vurulmuş acımasız bir darbe olarak görüyorum. Ülkemiz BM Güvenlik Konseyi'ne üye olacak, bu seviyelere yükselecek ama siz okulların üniversiteye girişlerinde ayrımcılık yapacaksınız. Ülkemiz AB ile müzakereleri yürüten bir konuma ulaşacak ama siz hala meslek liselerini tartışma konusu yapacaksınız. Yani yoksa Başbakan meslek lisesi mezunu, imam hatip mezunu olduğu için mi bunları yapıyorsunuz? Çok çirkin bir şey. Böyle bir yaklaşım olmaz. Ülkemizin milletvekilleri büyük çaba ve gayretle, AKPM Başkanlığına AK Parti'li Antalya milletvekili seçilecek, siz hala katsayıyı konuşuyor olacaksınız. Bu ülkenin muhalefeti, bir Türkün oraya başkan seçilmesini hazmedemeyecek kadar kin ve nefreti taşıyor ve bunun dalgalarını başka yerlerde görüyoruz.

Ülkemiz dünya genelinde adaleti, barışı, hukuku savunacak, vizeleri ortadan kaldıracak, mayınlı arazileri temizleyecek ama siz hala beli kesimlere, belli okullara, belli gelir gruplarına üniversiteye girişte engeller çıkartacaksınız. Bunun ne evrensel hukuk değerleriyle örtüşen bir yanı vardır, ne çağdaş dünyanın normlarıyla örtüşen bir yanı vardır, ne Türkiye'nin gerçekleri ve ihtiyaçlarıyla örtüşen bir yanı vardır. Bu akla da mantığa da vicdana da aykırıdır. Ve her şeyden önce bu ülkeye, bu millete, bu milletin evlatlarına haksızlıktır. Bu Hükümet milleten aldığı yetkiyle, milletin iradesi doğrultusunda ülkeyi muasır medeniyetler düzeyine taşırken, birilerinin çıkıp tamamen geri kalmış bir anlayışla, bu ülkenin paçasından çekiştirmesi ülkenin hızını kesmesi, ülkeyi geriliğe mahkum etmeye çalışması anlaşılır bir durum değildir, asla da olamaz. Engel, sorun, kriz çıkaran bir zihniyetin bu ülkeye, bu millete ne faydası olabilir? Her zaman değişime direnen, sürekli gelişime ayak direyen, sürekli ileriye doğru atılan her adıma engel olmaya çalışan bir yaklaşımın Türkiye'ye ne gibi bir faydası olabilir. ''

''HÜKÜMET GAZA BASACAK, BİRİLERİ FRENE BASACAK''

Dünya, Türkiye ve toplumun değiştiğine işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

''Ama bazı anlayışlar, tarihin karanlıklarından bir türlü çıkamıyor. Türkiye kalkınacaksa, büyüyecekse, muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkacaksa, bu topyekün bir mücadeleyle olabilir. Hükümet gaza basacak, birileri frene basacak. Hükümet ileriye atılacak, birileri geriye doğru çekecek. Hükümet yatırım yapacak, hizmet edecek, çalışacak, didinecek, koşacak, birileri çukur kazacak, engel çıkaracak, mayın döşeyecek. Kusura bakmayın. Birileri Türkiye'yi düşünmüyor, milletin menfaatlerini hesaba katmıyor, ülkemizin geleceğine yönelik sorumluluk hissetmiyor olabilir. Ancak biz aşkla, sevdayla, sorumluluk duygusuyla çalışmaya çabalamaya devam edeceğiz. Engel çıkaranlara da diyeceğiz ki; 'gölge etmeyin başka ihsan istemeyiz.'

Türkiye'nin geleceği, Türkiye'nin ulusal menfaatleri sadece Hükümetin sorumluluğunda değildir. Yasama da yargı da yürütme de medya ve sivil toplum da bu süreçte yapıcı rol oynamalıdır. Engel olunan, köstek olunan AK Parti iktidarı değildir, bilesiniz ki Türkiye'dir.''

AA

BAHÇELİ ZAZADIR VE MEMLEKETİN GİZLİ SOLCUSUDUR.
 // MURATHAN
Bahçelinin babası zazadır(kürt) ve chp üyesidir.Ben ülkü ocaklarında Türkçe ve İngilizce dersleri verdim,fakültemde ve kredi yurtta reislik yaptım.Ben tam bir 9 ışığım.Bahçeli 4 yaşındayken Urfa/siverekten karışıklılk nedeniyle Osmaniyeye kaçmışlardır ve gizli solcu,zaza bir ailedir.Artık akpli ülkücüyüz....
09 Şubat 2010 13:39
SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler