YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Eski bakanlar hayata geçirdikleri projeleri anlattı!
Eski Bakanlar Efkan Ala, Nihat Zeybekçi ve Lütfi Elvan, bakanlıkları döneminde yaptıkları projeleri ve seçim öncesi Türkiye'deki tabloyu gözler önüne serebn çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Eski bakanlar hayata geçirdikleri  projeleri anlattı!
05 Haziran 2015 / 15:53 Güncelleme: 05 Haziran 2015 / 16:14

EFKAN ALA

Eski İçişleri Bakanı Efkan Ala, vatandaşlara önceden birtakım mektup, mesajlar, kişiler göndererek, terörist kılığındaki insanları ya da teröristleri göndererek tehditler yapıldığını belirterek, "Bu tehditlere de kesinlikle boyun eğilmemeli, devlet bunun gereğini yapacaktır" dedi.

Efkan Ala, bakanlığı süresince gerçekleştirilen icraatları AA muhabirine değerlendirdi.

HDP ve PKK'nın seçmene yönelik tehdit ve baskılarına ilişkin, herkesin iradesine sahip çıkması, tehditlere boyun eğmeden sandığın başına giderek gizli olarak oy kullanması gerektiğini belirtti.

Vatandaşların herhangi bir şekilde açık oya zorlandığında ya da birtakım tehditlere maruz kaldığında devlet birimlerini, güvenlik güçlerini haberdar etmesini isteyen Bakan Ala, "Oradaki sandık başkanlarını da hemen ikaz etmelidir.

Çünkü sandık başkanlarının, görevlilerinin açık oy kullandırması suçtur, tehdide göz yummaları suçtur ve ağır cezalık suçlardır bunlar. Memursa memuriyetinden olur buna göz yuman. Onun için vatandaşlarımız ve bütün müşahitler, sandık başkanları buna çok hassasiyetle uymalıdır ve bunu sağlamalıdırlar" diye konuştu.

İçişleri Bakanlığı'nın ve devletin birimlerin her türlü güvenlik önlemlerini aldığını ve vatandaşın huzur içinde oyları kullanmalarını sağlayacak tedbirleri geliştirdiğini anlatan Ala, şunları kaydetti:

"Vatandaşlarımıza önceden birtakım mektup göndererek, mesajlar göndererek, kişiler göndererek, terörist kılığındaki insanları göndererek ya da teröristleri göndererek tehditler yapmaktadırlar. Bu tehditlere de kesinlikle boyun eğilmemeli, devlet bunun gereğini yapacaktır ve kimsenin iradesini kimse zorla bir yere yönlendiremez. O bakımdan tehditler var mı, var. Ortadan kaldırılacak mı, kaldırılacak. Vatandaşlarımız da bunun güveni içerisinde olsunlar. Emniyet içerisinde hissetsinler kendilerini.

Mutlaka bu tehditleri yapanlar tespit edilip, gereği yapılacaktır. Hiç kimsenin demokratik düzeni böyle tehditlerle ortadan kaldırmaya yeltenmesi affedilir bir durum değildir. Bu tehditler demokrasiye saldırıdır, kişilerin temel hak ve hürriyetlerine saldırıdır. En mukaddes hak ve hürriyetlerinden olan seçme hakkına ve hürriyetine saldırıdır. Onun için bu saldırılar karşılıksız kalmaz, devlet bunun karşılığını verir. Vatandaşlarımız emniyet içerisinde sandığa giderek, mutlaka oylarını kullansınlar, haklarını savunsunlar. Kendi iradelerini, haklarını gizli oy kullanarak deklare etme haklarına sahiptirler."

Seçim günü sandık başında vatandaştan daha yetkili kimsenin olmadığını vurgulayan Ala, kimsenin açık oy kullandırma ya da tehditle oyunu değiştirme yetkisinde bulunmadığını, bunun çok ağır suç olduğunu bildirdi.

"Demokratik anlayış bir bütündür"

Ala, sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye bu badireleri atlatacaktır. Bu tehditler de karşılıksız kalmaz. Onun için tehditler demokrasiye, 78 milyonun iradesine açık bir saldırıdır. Bunu yapanlar millete karşı büyük suç işlemiş oluyorlar. Batı'da demokrat, Doğu'da tehditkar bir tavır hiç kimseye hiçbir şey kazandırmaz, herkese kaybettirir. En çok da bunu yapanlara kaybettirir. Demokratik anlayış bir bütündür, 78 milyona hangi metrekaresinde olursa olsun aynı şekilde davranmanın adıdır. O bakımdan vatandaşlarımızın bu tehditlere boyun eğmemesini, devletin gereğini yapmasını ki yapacaktır. Bu tehditleri yapanlar da derhal bu tehditlerden vazgeçsinler, yoksa kendi hatalarının bedelini yine kurallar içerisinde devlet kendilerine ödetir."

İçişleri Bakanlığı döneminde yaptıkları çalışmalar

İçişleri Bakanlığı döneminde yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Bakan Ala, şöyle konuştu:

"Devlete ve millete karşı yapılan bir paralel devlet saldırısı vardı. Bu Türkiye'yi, bir üst akılla birlikte bin üst aklın enstrümanı olarak, aleti olarak Irak'a, Suriye'ye ve Ukrayna'ya çevirme projesiydi. Madem ki Türkiye güçlendikçe, Türkiye'yi de istikrarı güçlendiriyor. Güçlendikçe de mazlumların hakkını BM, AB, AB Parlamentosun'da, Amerika'da, çeşitli uluslararası kuruluşlarda dile getiriyor. Uluslararası çıkar örgütlerinin ve örgütlenmelerinin karşısında, Ortadoğu'nun halklarının, Orta Asya'nın, Balkanların halklarının ve bizim kültürel coğrafyamızın halklarının haklarını dile getiriyor, isteklerini, onlara yapılan zulümleri dile getiriliyor. O zaman bir yerde durdurulmalı diye karar verenlerin Türkiye içerisinde ayarladıkları aletlerle, enstrümanlarla onların oyuncağı olmuş yapılarla Türkiye'de kaotik bir ortam oluşturma saldırısıydı, açık darbe girişimiydi. O zaten yargı kararlarıyla da tescil edildi. Bu bertaraf edildi, tabii bu bir süreçti."

Ala, vatandaşların huzur ve güvenini sağlamak ve günlük hayatlarını idame ettirebilmek için birtakım yasal düzenlemeler gerçekleştirdiklerini ve onları meclise götürerek, yasalaştırdıklarını anlattı.

Molotof atarak, vatandaşların yakıp, yıkıldığını, gençlerin öldürüldüğünü anımsatan Bakan Ala, "Bunun kati bir şekilde önlenmesi için yasa tasarısı hazırladık, onu götürdük ve meclisten çıkardık, şu anda yürürlükte" dedi.

Ala, bu yasa tasarısı içerisinde, vatandaşlara uyuşturucu satan, gençleri bonzai ile zehirlemeye çalışan, okulların, camilerin, yurtların etrafında çocukları zehirlemeye çalışan uyuşturucu satıcılarına ağır cezalar getiren ve onları polisin gözaltına almasını sağlayan bir düzenleme olduğunun ve bunun da meclisten çıktığını kaydetti.

Toplantı, gösteri yürüyüşlerine demir bilyelerle katılan, yüzlerini, gözlerini örterek, kimliklerini gizleyip molotof atan, polise saldıran vandalların da kolaylıkla gözaltına alınmalarını sağlayan, cezalarını artıran onları önlemeye yönelik düzenlemelerin de çıkarıldığını ifade eden Ala, "Bir de zarar veriyorlardı zararı devlet ödüyordu. O zararı, bu tür vandalizmle milletin malına, canına zarar veren kimselerde bunların zararının tanzim edilmesini sağlayan düzenleme de çıktı. Bu paketti ve ne hazindir ki biz bu paketi götürdüğümüzde MHP, HDP ve CHP tam bir işbirliği içerisindeydi" diye konuştu.

"Millete hizmet edecek bir yapı oluşturduk"

Bakan Ala, emniyet, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatında da bazı düzenlemeler yaptıklarına vurgu yaparak, şöyle dedi:

"Vatandaşlarımızın hizmetini sağlayacak, onlara sokakta asayiş hizmeti verecek olan polisimizin gidip odalarda zaten başka memurların da yapabileceği işlere zaman ayırmasın, onlarla uğraşmasın, normal sivil memurların yapacağı işi sivil memurlar yapsın, sokakta polisin yapacağı işi de polis yapsın diye bunun düzenlemelerini yaptık. Polis teşkilatında tamamen piramit tersine dönmüştü. Bin 50 civarında başkomiser varken, bin 850 birinci sınıf yani il emniyet müdürlüğü statüsünde emniyet müdürü vardı. Toplama bakınca birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü sınıf emniyet müdürü sayısı, başkomiser ve yardımcı başkomiser toplamının iki, üç katıydı. Yani inanılmaz bir çarpıklık vardı. Yani sokakta vatandaşın hizmetini görecek, gerçekten sokakta hizmet yapacak başkomiser, komiser sayısı müdür sayısının üçte birine tekabül ediyordu neredeyse. Bunları değiştirdik ve piramidi düzelttik. Gerçekten memlekete, millete hizmet edecek bir yapı oluşturduk."

Ala, söz konusu paket içerisinde nüfus hizmetlerinin de düzenlendiğini ancak aşırı dirençten dolayı, bunu çıkartmamayı göze alan muhalefet işbirliği koalisyonunun aşırı direnciyle bu kısmını geri çektiklerini hatırlatarak, oysa bu düzenlemede bir dilekçe ile isim, soyad ve adres değişikliğine ilişkin vatandaşın işinin çok daha kolay duruma geleceğini ifade etti.

Oluşturdukları Narkotimlerin de çok etkili görevler yaptığını, bir ilde önce 3 kişi yakalanmışken bir ayda, Narkotimler oluşturulmasının ardından, bu rakamın 103 kişiye yükseldiği bilgisini paylaştı.

Paralel Devlet Yapılanması ile mücadeleye ilişkin de Ala, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Görevde değilim ama izlediğimiz kadarıyla devlet mekanizmaları gereğini yapıyor. Çünkü bu memlekette kim suç işlemişse devlet o suçun ortaya çıkarılmasını, suç faillerinin yakalanmasını ve cezalandırmak için vardır. Bu da yapılmaktadır. Önemli olan vatandaşların herkese karşı her yapıya karşı haklarını, hukuklarını korumaktır. Yani sınava giriliyorsa sınav sorularını teminat altına alınması, sınav sorularını çalanlar varsa onların yakalanması, cezalandırılması çünkü bu milletin çocuklarının geleceğini çalmaktır. Milletin ve devletin güvenliğine karşı bir saldırı varsa, devletin itibarına karşı bir saldırı varsa onları yapan kim olursa olsun onların yakalanması ve cezalandırılması gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti'ni uluslararası alanlarda, platformlarda zora düşürmeye çalışan kim varsa, bunu neyle yapmışsa, hangi suçu işlemişse bunu yaparken onların cezalandırılması ve takip edilmesi gerekiyor."

NİHAT ZEYBEKÇİ

'Yüksek teknoloji alanına özel hassasiyet gösteriyoruz'

Ekonomi Bakanı Zeybekci, "Yüksek teknoloji alanına özel hassasiyet gösteriyoruz. Yüksek teknoloji ve stratejik yatırımları, Türkiye'nin neresinde olursa olsun 5. Bölge teşvik kapsamına aldık" dedi.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, bakanlığı dönemindeki icraatlarına ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, ihracatın 36 milyar dolardan, 171 milyar dolara yükseldiği, edilgen bir ekonomiden etken bir ekonomiye geçiş sürecinde görevde bulunduğuna işaret etti.

"Bu dönemde, 500 milyar dolarlık ihracat, 25 bin dolarlık milli gelir ve 2023 hedefimize ulaşmak için yapmamız gerekenleri belirledik, önemli kararlar aldık" diyen Bakan Zeybekci, yüksek teknoloji alanına özel hassasiyet gösterdiklerini bildirerek şunları söyledi:

"Yüksek teknoloji ve stratejik yatırımları, Türkiye'nin neresinde olursa olsun 5. Bölge teşvik kapsamına aldık. Yüksek teknolojide yurtdışından alımlara da doğrudan destek vermeye başladık. Diğer taraftan Türkiye'den yapılacak yüksek teknoloji ihracatına vermiş olduğumuz destekler var. Bunların hepsi geçtiğimiz 1,5 yılda alınan kararlardır. Şu anda, bütçe itibariyle 3 milyar doların üzerinde yüksek teknolojinin tamamının teşvikten yararlanması için anında ödeyeceğimiz rakamı hükümet olarak planladık. Asıl hedef yüksek teknolojik payının gelişmesidir. İhracat içinde yüksek teknolojinin payı bizde yüzde 4'ün altında ama Kore'de yüzde 25, Almanya ve Japonya'da yüzde 30'ların üzerinde. Türkiye olarak atmamız gereken adımları biliyoruz. Bu yönde de adım atıyoruz."

İhracatın ithalatı karşılama oranının tarihin en yüksek noktasına doğru gittiğini, şu anda yüzde 80'lerin üzerinde olduğunu kaydeden Bakan Zeybekci, "Bu dönemde almış olduğumuz ve hedef olarak belirlediğimiz toplam pazar büyüklüğü 38 milyar dolar. 38 milyar dolarlık bölümü inceliyoruz. Bunların hemen hemen bir çoğu ile ilgili ithalatı zorlaştırıcı, daha doğrusu ithalat vergilerini yükseltici tedbirler alıyoruz. Buna yönelik olarak ayakkabı, elektrik, elektronik aletler, el aletleri, mobilya, halı, güvenlik ve teknik camlar, tekstil, konfeksiyon ve dokuma ürünleri, bazı ham maddeler eğer Türkiye'de üretiliyorsa, çok dikkatli şekilde takip ediyoruz, kararlar alıyoruz" dedi.

LÜTFİ ELVAN

'En fazla memnuniyet ulaştırma sektöründen'
Eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Elvan, vatandaşın en fazla ulaştırma sektöründen memnun olduğunu bildirdi.

Eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, vatandaşın memnuniyeti açısından en fazla memnuniyetin ulaştırma sektöründe olduğunu bildirdi.

Elvan, bakanlığının icraatlarını AA muhabirine değerlendirdi ve 13 yıllık AK Parti iktidarı döneminde devrim niteliğinde icraatlar, yatırımlar ve reformlar gerçekleştirdiklerini söyledi.

Bunların başında havayollarının serbestleşmesinin geldiğini dile getiren Elvan, iktidara geldiklerinde THY'nin batma noktasında olduğunu kaydetti.

Partileri iktidara gelinceye kadar hiçbir hükümetin iç hatlarda yolcu taşımacılığının serbestleştirilmesini kabul etmediğini anlatan Elvan, "Biz bu imkanı sağladık. Serbestleşme ile bir taraftan THY, diğer taraftan özel şirketler güçlendi. Bizim dönemimizde hava yolunu halkın yolu haline getirdik. Her kesimden vatandaşımız uçağa binme imkanına kavuştu" dedi.

Türkiye'da 80 yılda 26, 13 yıllık iktidarları döneminde ise 29 havalimanı yapıldığını vurgulayan Elvan, demiryollarında da kendilerinden önce hızlı trenin hayal olduğunu bildirdi.

"AK Parti öncesi dönemin Ulaştırma Bakanı Oktay Vural, 'Bırakın beni, çocuklarımı, torunlarım dahi yüksek hızlı treni görmez' şeklinde ifade kullanmıştı" diyen Elvan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün yüksek hızlı treni sayın Vural kendisi de görebiliyor. Yüksek hızlı tren altyapısı oluşturduk. Ankara'yı İstanbul'a, Konya'yı Ankara'ya, Eskişehir'e yüksek hızlı trenle bağladık. Yüksek hızlı tren yatırımlarımız devam ediyor. Antalya'yı İzmir'e, Sivas'a, Konya'yı Mersin'e bağlayacak yüksek hızı tren yapımı devam ediyor. Mersin'e kadar Orta Anadolu hızlı trenle bağlanmış olacak. Önümüzdeki dönemde de yoğun şekilde buna devam edeceğiz."

Yüksek hızlı tren yapım işinin bakanlıklarının en öncelikli konularından biri olduğuna dikkati çeken Elvan, yurdu hızlı tren ağlarıyla bağlayacaklarını ifade etti.

Elvan, karayolunda da 80 yılda 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapılmışken, hükümetlerinin 13 yılda 18 bin kilometre bölünmüş yol yaptığına işaret ederek, bundan sonraki süreçte de buna devam edeceklerini belirtti.

Denizcilik sektörü

Denizcilik sektörüne yönelik de reform niteliğinde kararlar aldıklarını dile getiren Elvan, şöyle konuştu:

"Sektörde yakıttaki ÖTV'yi kaldırdık. Bu şekilde denizciliğin gelişmesine önemli katkı sağladık. Diğer taraftan çok sayıda gemi inşa eden tersanelerin kurulmasının önünü açtık. 70'in üzerinde tersanemiz var. Buralardan dünyanın dört bir yanı için yat inşa ediliyor. Özellikle yat inşasında Türkiye dünyada 3. sıradadır. İhracatımızda da çok önemli artış oldu. Son bir yılda 1,5 milyar dolara yakın yat ve gemi ihracatı söz konusu."

Kendilerinden önceki yıllarda Türk bayraklı gemilerin yurtdışında limanlarda aylarca tutulduğunu, kara listede olduklarını ifade eden Elvan, bunu beyaz liste grubuna ulaştırmayı sağladıklarını vurguladı.

Deniz yoluyla yolcu taşımacılığında da önemli artış sağlandığını belirten Elvan, "Üç büyük denizimize üç büyük liman inşa edeceğiz. Bunlar Karadeniz'da Filyos Limanı ki ihalesi yapıldı. İzmir Çandarlı ve Akdeniz Mersin'de büyük bir konteyner limanı inşa edeceğiz" dedi.

"En fazla memnuniyet olan sektör ulaştırma"

"Vatandaşın memnuniyeti açısından bakıldığında tüm sektörler içinde en fazla memnuniyet olan sektör ulaştırma sektörüdür" diyen Elvan, bu alanda büyük yatırımlar yaptıklarını, önümüzdeki dönemde sektörde büyümenin süreceğini kaydetti.

İletişim alanında 2002 yılında 20 bin geniş bant abonesinin bugün 45 milyona ulaştığını bildiren Elvan, telefon ve internet kapsama alanı bakımından Türkiye'nin yüzde 99'unun kapsama alanına alındığının altını çizdi.

Bunun için yerin altında 240 bin kilometreyi geçen fiber kablo ağı oluşturduklarını kaydeden Elvan, bakanlıklarının son bir yılda 2 binin üzerinde köy, belde ve mezraya internet ve mobil telefonu ulaştırdığını söyledi.

Avrupa'nın kırsal bölgelerinde cep telefonunun çekmediğini ama Türkiye'de böyle bir sorun olmadığının altını çizen Elvan, vatandaşların sosyal medyayı, interneti daha fazla kullanabilmesi için bu imkanları sunmaya devam edeceklerini anlattı.

Abdülhamit'in, Osmanlı'nın hayali olan Boğaz'ın altından geçmeyi, Marmaray'ın kendi dönemlerinde gerçekleştiğini belirten Elvan, bir anlamda Londra'yı Çin'e yüksek hızlı tren ağlarıyla bağlamış olduklarını ifade etti.

Yapılan ve yapılacak projeler

Elvan, Avrasya Tüneli çalışmasının devam ettiğini, önümüzdeki yıl sonu itibarıyla vatandaşların hizmetine sunacaklarını söyledi.

Dünyanın en büyük havalimanı olacak yılda 150 milyon yolcu kapasiteli 3. havalimanını İstanbul'a yaptıklarını hatırlatan Elvan, İstanbul'u İzmir'e bağlayan 9 milyar dolarlık otoyol projesinin devam ettiğini, 2017 yılında hizmete sunulmasının planlandığını belirtti.

Bir diğer projelerinin dünyada ilk olacak 3 katlı Büyük İstanbul Projesi olduğunu bildiren Elvan, ilk kez Türkiye'nin kendi uydusunu, kendi uçağını yapacak konuma geldiğini, bunun adımlarının atılacağını da sözlerine ekledi.

NURETTİN CANİKLİ

'Gümrük kaçakçılığının ortadan kaldırılması gerekiyor'

Gümrük ve Ticaret Bakanı Canikli, "Gümrük kaçakçılığının tamamen ortadan kaldırılması veya minimilize edilmesi gerekiyor" dedi.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, AA muhabirine, göreve geldikten sonraki icraatlarını değerlendirdi.

Gümrükle ilgili olarak çok ciddi hem yasal düzenleme hem ikincil mevzuat hem de fiili uygulama olarak çok ciddi kararlar aldıklarını belirten Canikli, gümrük için iki amaç gözettiklerini dile getirdi.

Canikli, gümrükle ilgili ilk amaçlarının hızlı bir gümrük hizmetinin verilmesi olduğunu vurgulayarak, "Bütün gümrük kapılarımızdan en hızlı şekilde gümrük işlemlerinin sonuçlandırılması. En konforlu bir şekilde insanların bekletilmeden, olabilecek en etkili ve hızlı bir şekilde teknolojinin tüm imkanları kullanılarak bu işlemlerin sonuçlandırılması. İkinci amacımız da gümrüklerdeki tüm eşya ve insan geçişinin güvenli gerçekleştirilmesi. Yani kurallara uygun şekilde gerçekleştirilmesi'' diye konuştu.

Canikli, gümrüklerden güvenli geçişi sağlanmasına önem verdiklerine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

''O hizmeti verirken çok hızlı hareket etmek, çok sağlıklı bir hizmet sunmak bir tarafa ama aynı zamanda bu geçişlerin eşya ile insan giriş ve çıkışlarının güvenli olması gerekiyor. Özetle gümrük kaçakçılığının tamamen ortadan kaldırılması veya minimilize edilmesi gerekiyor. Bununla ilgili olarak da bütün eşya grupları için özel tedbirler aldık. Bir çoğunu uygulamaya koyduk. Petrolden tutun kırmızı ete kadar, özelliğine göre, üzerindeki vergi yüküne ve kaçakçılık yöntemlerine göre hepsini dikkate alarak çok özel tedbirleri hayata geçirdik.''

Canikli, gemilerle Türkiye'ye gelen işlenmiş akaryakıtın Türkiye'ye ithalinde hem vergileme hem de ölçme rejimini değiştirdiklerini kaydetti.

Bu durumu siparişi verilen sayaçla belirleneceğine vurgu yapan Canikli, Türkiye'ye bir gramlık kaçak meydana gelmeyeceğine işaret etti.

Uyuşturcu ticaretinde Türkiye'nin ana güzergahlardan bir tanesi olduğunu belirten Caniikli, ''Özellikle Asya'dan gelen eroin gibi doğal uyuşturucuların batıya ana geçiş güzergahı, diğer sentetik uyuşturucuların da batıdan doğuya geçiş güzergahı ve hedef ülke Türkiye. Bunları da en aza indirecek şekle getirmek amacıyla tüm tedbirlerimizi aldık'' dedi.

Canikli, en önemli projelerininin bütün gümrük kapılarımıza tüm eşyanın girerken ve çıkarken taranmasını sağlayacak sistem üzerinde çalıştıklarını vurgulayarak, ''İnsanların da aynı şekilde taramadan geçilmesini sağlayacak x-ray cihazı yerleştirmek. Sadece kara kapıları değil, deniz ve hava kapıları dahil giren tüm eşya hangi formatta gelirse gelsin Türkiye'ye gelen tüm eşya x-ray taramasından geçirilecek" ifadelerini kullandı.

VEYSEL EROĞLU

'76 şehrin su problemini çözdük'

Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu, AK Parti iktidarı öncesinde Türkiye'de su konusunda ciddi sorun yaşandığını anımsatarak, "12 yıl önce birçok şehirde su yoktu. 76 şehrin su problemini çözdük" dedi.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, AK Parti iktidarı öncesinde Türkiye'de su konusunda ciddi sorun yaşandığını anımsatarak, "12 yıl önce birçok şehirde su yoktu. 76 şehrin su problemini çözdük" dedi.

Eroğlu, bakanlığı süresince gerçekleştirilen icraatları AA muhabirine değerlendirdi.

AK Parti'nin iktidara geldiği dönemde Türkiye'de ciddi su sıkıntısı bulunduğunu söyleyen Eroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanken 2003 yılında "Veysel hoca İstanbul'da işler tamamlandı, DSİ'ye gelip Türkiye'nin su sorununu çözüyorsun" demesi üzerine DSİ Genel Müdürü olarak göreve başladığını anlattı.

İhale yolsuzluklarının geçmişte had safhada olduğu kurumda, şu anda son derece şeffaf bir modelin bulunduğunu vurgulayan Eroğlu, göreve geldiklerinde "30 metre yükseklikteki göletin 22 yılda, 30 trilyona mal edildiğini", kendilerinin aynı işi "18 ayda 4,5 trilyona mal ettiğini" vurgulayarak "45 trilyon nerede, 4,5 milyon nerede, 22 yıl nerede, 18 ay nerede. 10'da bir fiyatına, 10'da bir zamana bitiriyoruz. Bin günde bin gölet yaptık. Eskiden bir dere 10 yılda ıslah edilemezdi. Şimdi bir giriyoruz gümbür gümbür işi bitirip çıkıyoruz" dedi.

Eroğlu, 12 yıl önce birçok şehirde su sorunları olduğunu ifade ederek, "İstanbul'a da suyu biz getirdik. Mardin, Siirt, Şırnak, İzmir, Aydın, Çorum, Çankırı, Kars, 76 şehirde su problemi vardı. 76 şehrin su problemini, sorununu çözdük. Susuzluk ya da sudan gelen hastalık diye bir şey yok artık. Yeteri kadar su her yerde var. 2040-2050'ye kadar su meselesini kökünden çözdük" diye konuştu.

"Eski Türkiye'yi hatırlayın"

Bugün 18-20 yaşında olan gençlerin eski Türkiye'yi bilemeyeceğini dile getiren Bakan Eroğlu, şöyle devam etti:

"AK Parti iktidara geldiğinde daha çocuklardı. İstanbul'da su yoktu. Suların sürekli aktığını zannedebilirler. Annesi mutlaka küveti doldurup maşrapayla yıkamıştır. Anneler, babalar lütfen eski Türkiye'yi gençlere, yeni oy vereceklere hatırlatın. Türkiye'nin böyle güllük gülistanlık olmadığını anlatın. Hükümetimizin yaptığı çalışmaları, enflasyon canavarını yok ettiğini, IMF'ye borcunu ödediğini, milletimizin başını dik kıldığını lütfen anlatsınlar.

Hastanelerde insanlar muayene olamaz, istediği yerden ilacını alamazdı. Sular akmazdı, AK Parti hükümeti öncesinde okul kitapları bulunmazdı. Tebeşir tozu yutulurdu. Şimdi akıllı tahtalar, sıralar üzerine konan kitaplar, tablet bilgisayarlar. Bunları lütfen düşünün. İstikrar kaybolursa Türkiye'nin hali perişan olur."

İSMET YILMAZ

'En modern helikopteri yaptık'

Milli Savunma Bakanı Yılmaz, en modern helikopteri yaparak TSK'ya teslim ettiklerini belirterek, "Başbakanımıza Süleyman Şah Türbesi ziyaretinde eşlik etti. Bundan büyük gurur olur mu?" dedi.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz,  "En modern helikopteri yaptık ve silahlı kuvvetlerimize teslim ettik. Şu anda Silahlı Kuvvetlerimizin envanterine girmiştir ve Güneydoğu'da kullanılmaktadır. En son sayın Başbakanımızla Suriye Eşmesi'ndeki Süleyman Şah Türbesi'ni ziyarete giderken helikopterimizin hem sağında hem solunda Atak helikopterleri bize eşik etti. Bundan büyük gurur olur mu?" dedi.

İsmet Yılmaz, bakanlığı süresince gerçekleştirilen icraatları AA muhabirine değerlendirdi.

AK Parti hükümetleri döneminde çalışmalarını mevzuat ve savunma sanayi diye iki kaleme ayırdıklarını, askerlik süresini kısalttıklarını belirten Yılmaz, "18 ay olan askerlik süresini önce 2003'te 15 aya indirdik, geçen yıl, 1 Ocak'tan itibaren de 15 aydan 12 aya indirdik. Şu anda askerlik süresi 12 ay. Şunu da hatırlatmam lazım, her aya 2 gün izin var" diye konuştu.

Geçmiş hükümetler döneminde bedelli askerlikle ilgili doğru dürüst bir yasal düzenleme yapılmadığını hatırlatan İsmet Yılmaz, şunları söyledi:

 "Hem 2011 yılında hem de 2014 yılında, 2 defa bedelli askerlik çıkardık. Bedelli askerliğin birincisinden 70 bin insanımız faydalandı. Vatandaşımız hem bedelli askerliği ödedi hem de teşekkür etti. Bu bedelli askerlikten elde ettiğimiz miktarı da şehit ve gazi yakınlarına, ailesi yoksul olan Mehmetçiklerin ailelerine yardım olarak verdik. İkinci çıkardığımız bedelli askerlik yasasına 200 binin üzerinde kişi katıldı. Yine bunlar hem bedel ödedi hem de teşekkür etti. Buradan elde edilen 3.6 milyar lira da Savunma Sanayi fonumuza kaldı ve Savunma Sanayi projelerimizi gerçekleştirecek."

Mehmetçiğin hücre cezalarının kaldırıldığını ve Mehmetçiğe verilen hücre cezalarına yargı yolunu açtıklarını vurgulayan Yılmaz, darbelere gerekçe olarak gösterilen İç Hizmet Kanunu 35. Maddesi'ni de değiştirerek, demokratikleşme konusuna hizmet yaptıklarını kaydetti.

Savunma sanayisindeki gelişmeler

Türkiye'nin tam bağımsız ülke olabilmesi için savunma sanayisinin yeterli hale gelmesi gerektiğini, bu alanda birçok çalışma yaptıklarını, Türkiye'nin savunma sanayisinin eksikliğini gördüklerini bildiren Yılmaz, şu bilgileri paylaştı:

"Bu alanda çalışma başlatıldı ve bu çalışmanın neticesi olarak milletin öz kaynaklarıyla ASELSAN, HAVELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, TEY ve birçok şirketimiz kuruldu. Bu şirketlerimizin marifetiyle kendi dizaynımızla milli gemimizi ürettik. Büyükada ve Heybeliada'yı ürettik, inşasını tamamladık ve gurur duyacağımız gemilerimizi donanmamıza teslim ettik. Altay tankımızın üretimini gerçekleştirdik, test çalışmaları devam ediyor. Göktürk-2 uydusunu uzaya fırlattık ve şu anda Hava Kuvvetleri Komutanlığı'mızın kullanımında. Mehmetçiğimizin yıllardır piyade tüfeği yoktu. Piyade tüfeğini ya Almanlardan ya da Amerikalılardan almışızdır. Bunun yerine ilk defa kendi tasarımıyla, kendi teknik insanlarımızın, mühendisimizin ortak aklıyla bir milli piyade tüfeği çıkardık. İster Rusların kalaşnikofu olsun, ister Amerikalıların, isterse Almanların piyade tüfeklerinden olsun, hepsinden daha nitelikli bir silahı Mehmetçiğimize teslim ettik. 2 firmayla da seri üretim sözleşmesi yapılması konusunda Savunma Sanayi İcra Komitesi karar aldı, bunu da tamamladık."

Hürkuş'u yaptıklarını ve Türkiye semalarında dolaştığını, ayrıca Atak helikopterini yaptıklarını da hatırlatan Yılmaz, "Türkiye ilk defa İtalyanlarla iş birliği içerisinde bir Atak helikopteri ürettik. İstediğimiz dizaynı ve istediğimiz değişikliği yapabilme, istediğimiz silahları koyabilme yetkisine sahibiz. En modern helikopteri yaptık ve silahlı kuvvetlerimize teslim ettik. Şu anda Silahlı Kuvvetlerimizin envanterine girmiştir ve Güneydoğu'da kullanılmaktadır. En son sayın Başbakanımızla Suriye Eşmesi'ndeki Süleyman Şah Türbesi'ni ziyarete giderken helikopterimizin hem sağında hem solunda Atak helikopterleri bize eşik etti. Bundan büyük gurur olur mu?" diye konuştu.

Bakan Yılmaz, gemi ve zırhlı araçları taşıyabilecek hatta uçak dahi taşıyabilecek havuzlu çıkarma gemisinin sözleşmesini imzaladıklarını, önümüzdeki dönemde bunu da Silahlı Kuvvetlere kazandıracaklarını vurguladı.

 Yeni tip denizaltı projesinin Almanlarla çalışmasına başladıklarını, bunun eskalasyonuyla yaklaşık 2 milyar 60 milyon avroluk proje olduğunu belirten Yılmaz, "İnşallah Almanlarla iş birliği içerisinde üreteceğimiz denizaltılarla da donanmamızı güçlendireceğiz" dedi.

Türkiye'de, dünyanın en modern uydu test merkezini kurduklarını ve Fransa'da tamamlanan Göktürk-1 uydusunun testini ilk defa Türkiye'de yaptıklarını paylaşan Yılmaz, şöyle devam etti:

"Skorsky'nin lisansı adı altında, Türkiye'de üretilecek yaklaşık 3,5 milyar dolarlık bir projeyle özgün helikopter yapacağız. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Skorsky helikopterlerini de Türkiye'de üreteceğiz. Güneydoğu'da terörle mücadelemiz devam ediyor. Mehmetçiğimizi bir noktadan diğer noktaya taşırken mayına veya el yapımı patlayıcıya karşı koruyucu bir zırhlı araç lazım. 500'ün üzerine Kirpi araçlarımız da ürettik ve silahlı kuvvetlerimize, jandarmamıza, Emniyet Genel Müdürlüğümüze teslim ettik ve Tunus'a da ihraç ettik. Bu da yine tamamı Türk şirketlerin üretimidir. Anka'yı ürettik ve bunun üzerine silahlı modelini geliştirmek ve uydudan kontrolünün yapılması için çalışıyoruz. Önceden bunları İsrail'den alıyorduk, şimdi kendi ülkemizde üretiyoruz. 2 firmayla daha sözleşme yapıldı, biri Bayraktar diğeri Vestel. Vestel'de 'Karayel'i, Bayraktar'da da 'Bayraktar'ı ürettik. Taktik seviyedeki insansız hava araçlarımızı ürettik. Silahlı kuvvetlerimize teslim edilme aşamasına geldi."

Bakan Yılmaz, Türkiye'nin füze teknolojisinde de çok iyi bir noktaya geldiğini, seyir ve balistik füzede 300 kilometre menzile sahip teknolojiyi kazanmış durumda olduğunu belirterek, SOM füzelerini silahlı kuvvetlere teslim ettiklerini ve bunların ihraç kapasitesi en yüksek füzeler olduğuna işaret etti.

Yılmaz, cirit füzelerinin de körfez ülkelerinin bir çoğuna ihraç edildiğini ve ROKETSAN'da da bu füzelerin menzilini uzatmak için çalışma yürütüldüğünü aktardı.

Yurt dışında Türk sanayisinin de katılımıyla 16 milyar dolarlık F-35 uçakları üretim projesi yürütüldüğünü ve bunun 8 milyar dolarlık yedek parça kısmının Türkiye'de üretildiğine dikkati çeken Yılmaz, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bunlar Amerika'ya gidiyor uçağa monte ediliyor, biz alıyoruz. Bu uçaklardan 6 tanesinin siparişini verdik. Bir başka husus A400M stratejik nakliye uçağı. Eskiden 14 tane almak istemişler, 'paramız yok' demişler, 10 tane almışlar. Türkiye'nin nereden nereye geldiğini göstermek için biz onlardan A400M uçaklarını aldık, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterine girdi.  AWACS uçaklarımız var 4 tane ve silahlı kuvvetlerimizin envanterine girmiştir. Türkiye'nin dört bir tarafındaki hava kontrol sistemimizi kontrol eder. AWACS uçaklarının yardımıyla sınırlarımızdan ihlal olunmasına fırsat verilmeyecek duruma geldi."  

"2018'e kadar, başlamış bütün projeleri tamamlayacağız"

Milli Savunma Bakanı Yılmaz, gelecek dönemde yapılacak çalışmalara de değinerek, 2018'e kadar, başlamış bütün projeleri tamamlayacaklarını, uzun menzilli bölgesel hava ve füze savunma sistemiyle ilgili görüşmelerin sürdüğünü belirtti.

Yılmaz, orta ve alçak menzilli hava savunma sisteminin de ASELSAN marifetiyle üretildiğini ve önümüzdeki dönemde silahlı kuvvetlerin envanterine katılacağını anlattı.

Savunma sanayinin gücünün silahlı kuvvetleri güçlendireceğini vurgulayan Yılmaz, Türkiye'nin geçmişten daha güçlü olduğunu ve bölgesinde de en güçlü orduya sahip ülke olduğunu belirtti.

Yılmaz, silahlı kuvvetlerin gerek hava, gerek karada, gerekse de denizde eskisinden daha güçlü olduğuna dikkati çekerek, "Bunu da en son Süleyman Şah operasyonunda gösterdi. Bir operasyonla 40 kilometre ötedeki Süleyman Şah Türbesi'ne gitti. Suriyelisi, IŞİD'i, diğer PKK örgütü var. Hiçbirisi Mehmetçiğin kılına dokunamadan kendi değerlerimizi aldık yine Suriye sınırları içerisindeki bir alanda Süleyman Şah Türbesi'nin yeri hazırlandı, orada bayrak inmeden burada bayrak dikildi" diye konuştu.

Bakan Yılmaz, Türkiye'nin hem ekonomisinin iyi olduğunu hem de silahlı kuvvetlerinin güçlü olduğunu savunarak, "Türkiye bugün dünden daha zengin, dünden daha güçlü. Bu da AK Parti'nin başarısıdır" dedi.

 

 

 

 

 

 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler