YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
“Ergenekon meselesinin omurgasını Kürt bölgesi olu
“Ergenekon meselesinin omurgasını Kürt bölgesi olu
“Ergenekon meselesinin omurgasını Kürt bölgesi olu
05 Ağustos 2008 / 16:35 Güncelleme: 05 Ağustos 2008 / 00:00


'Biz Kürtlerimize/Türklerimize ne yaptık' sorusu henüz sorulmadı. 'Biz birbirimize ne yaptık' sorusu, kan gerçekten durduğunda sorulacak."


Yazar-şair Bejan Matur, Ergenekon Operasyonu’nun Güneydoğu’ya etkilerini, Ak Parti’nin Kürtleri kucaklayan siyaseti karşısında DTP’nin şaşkınlığı ve sığ siyasetini, DTP’nin Ergenekon karşısında neden net bir duruş sergilemediğini Yeni Aktüel dergisine anlattı.


Ergenekon örgütü, Danıştay saldırısından faili meçhullere kadar birçok konuda suçlanıyor. Ülkenin dört bir köşesinde eylem yapan Ergenekon, Güneydoğu'ya ne kadar bulaştı peki? Bu sorunun yanıtını Kürt şair Bejan Matur şöyle veriyor: "Ergenekon'un en büyük çalışma alanı Güneydoğu'dur. Bu coğrafyada yaşanan her olumsuzluğu Ergenekon'a bağlayabilirsiniz." Matur, Ergenekon iddianamesinin en büyük zaafının Kürt sorununa ürkekçe değinmesi olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Türklerle Kürtlerin hesaplaşması daha başlamadı! 'Biz Kürtlerimize ne yaptık' sorusu henüz sorulmadı. 'Biz birbirimize ne yaptık' sorusu, kan gerçekten durduğunda sorulacak."


"ERGENEKON MESELESİNİN OMURGASINI KÜRT BÖLGESİ OLUŞTURUYOR"




  • Diyarbakır'a sık gidip geliyorsunuz, gözlemleriniz nasıl? Ergenekon bir beklenti oluşturdu mu?

Türkiye'de olan her şey, orada başka yerlerde olduğundan daha fazla etki yaratıyor. Bu Ergenekon Davası için de geçerli. Ben bu tarihsel süreci doğru algılar, doğru tanımlar, doğru yönlendirirsek başka bir Türkiye yaratırız diye düşünüyorum. Bu anlamda iyimserim. Kürtler nasıl algılıyor sorusunun tek bir cevabı yok. Ama oradaki insanların giderek daha ümitli olduklarını söyleyebilirim. Olanları dikkatle izliyor ve sanırım hiçbir şeyin eskisinden daha kötü olmayacağını görüyorlar. Daha kötü olabilecek ne kaldı ki yaşamadıkları? Kötülüğün de bir ömrü olmalı. Sonsuza kadar sürmesi varlığa aykırı.




  • Bir hafifleme hissediliyor mu?

10 yıl öncesinin Diyarbakır'ı yok. Hayat, faili meçhullerin yaşandığı dönemde çekildiği ev içlerinden sokağa taşıyor. Şiddet büyük oranda azalmış. Sokaktaki insanlarla konuştuğunuzda; Türkiye'de bir şeylerin değiştiğine, daha fazla özgürlük, daha fazla hukuk, daha fazla adaletin çok da hayal olmadığına inandıklarını görürsünüz.




  • Ülkenin doğusu ile batısında yaşayanlar Ergenekon konusunda farklı beklentiler içinde mi sizce?

Oradaki insanlar için Ergenekon meselesinin omurgasını Kürt bölgesi oluşturuyor. Bu doğru da. Ergenekon'un asıl suç alanı orası çünkü. Henüz bu konunun üzeri açılmadı. Biraz ürkek bir biçimde telaffuz ediliyor ama iddianamede çok az değinilmiş, derinlemesine gidilmemiş. Oysa gidilmesi gerekir. Çok fazla insanı, hayatı ilgilendiren ve çok büyük acılar yaşatan 25 yıl yaşadık! Bu süre içinde olanlarla Ergenekon ya da ondan önce benzer hangi yapı varsa onunla ilişkisinin iyi araştırılması gerek. Ergenekon iddianamesinin en büyük zaafı bu konuya yani Kürt sorununa ürkekçe değinmesi..




  • Sizce iddianamede neler eksik?

İddianamede bilinen şeyler de var, yeni ortaya çıkanlar da. Veli Küçük'ün bölgede neden olduğu bilinen faili meçhuller, ölümler, işkenceler, belki bu aşamada dava konusu olmadığı için iddianameye girmedi. Ama sonraki aşamalarda mutlaka girmeli. Sadece JİTEM'i yargılamak bile başka ve ayrı bir dava gerektirebilir. Ama mutlaka yargılanmalı. JİTEM Güneydoğu'nun kâbusu demek! Batı'daki çocuklar, hatta belki de büyüklerin çoğu JİTEM'i bilmez. Ama Diyarbakır'da kime sorsanız, isimler vererek anlatır. Levent Ersöz der, Yeşil der, Veli Küçük, Hizbullah der. Çünkü onlar yaşadılar, onlar muhatabıydı. Bunların üzerine gidilmezse Türkiye'de iç barış sağlanamaz.


“VELİ KÜÇÜK’ÜN 8 AY İÇERİDE KALMASIYLA 40 KİŞİ KURTULDU”




  • Nasıl yapılacak bu dedikleriniz?

Bizim alacağımız tavır çok önemli. Bir saf seçeceksek, iyiliğin ve adaletin yanında olmalıyız. Ahlak da, vicdan da bunu gerektirir. İyilik de, kötülük de, adalet de karmaşık kavramlar değil. Hiç olmadılar. İnsanlar ölüyorsa, kan akıyorsa bu kötülüktür. Veli Küçük'ün sekiz ay içeride kalması büyük iyiliktir. Belki de 40 kişinin hayatı kurtulmuştur bu sayede. Vicdanım varsa, o 40 kişinin hayatını düşünüp Ergenekon soruşturmasına destek veririm. Veli Küçük'ü sorgulayanların, iktidar hesabından, iktidarlarını derinleştirme çabasından önce adaleti, belki de kurtarılan hayatları savunurum. Bu önemli bir basamak. Eğer bu basamağı atlıyorsam, hiçbir yere varamam. İnsanlık çerçevesinden çıkmışımdır. Yapılanlar bu kadar açık ve somutken bunun gerisindeki ilişkilerin neye hizmet edeceği ile uğraşmak, bir değer olarak iktidarı, gücü kötülüğün üstünde görmekle ilgili ki, korkunç bir deformasyon bu.




  • Ergenekon Operasyonu neleri değiştirecek?

Önemli olan şu; ilk defa devlet içinde bazı kesimlerin toplumsal çatışmaları desteklediği ve tezgâhladığı iddiası tartışılıyor. Bu Türkiye'de ilk. Bu çok önemli. Devletin içinde, devlet adına hareket eden bazı güçlerin toplumun iyiliğini istemediği, çatışmalardan beslendiğini konuşuyoruz ve onları yargılıyoruz bugün. Bu yanını görürsek daha doğru değerlendirmiş oluruz.




  • Bölge halkı ne düşünüyor?

Süreci dikkatle izliyorlar. Suçun kol gezdiği bir yerde yaşamanın verdiği duyarlıkla olaylara bizim sandığımızdan daha hızlı tepki veriyorlar. Türkiye'deki Türkler gibi Kürtler de en temelde devlete ve devletin ordusuna pozitif anlamlar yükler. Devletin ya da ordunun ona reva gördüğü kötülüğü yakıştıramaz. Şimdi sanki bunun adını koyuyor. Devletin ve ordunun içindeki hukuksuzluğu, suçu tanımlayacak araçlara kavuşuyor bu sayede.




  • Buradan bir güven ilişkisi çıkar mı?

Adı Ergenekon ya da değil, bölgede yaşanan suçun gerçek sahiplerine ulaşacak araçları kim yaratırsa çok büyük güven aşılayacağını düşünüyorum. Bu sağlanırsa onlar için devlet TC olmaktan çıkacak, vatandaşı olduğu, benimsediği kendi devleti olacak.


“DTP'NİN DE RANTI VAR”




  • AKP operasyonu destekliyor, ama DTP neden net bir tavır koymuyor? Bu noktada AKP güçlenir mi bölgede?

Ergenekon'la ilgili yapılan eleştiri; AKP'nin iktidar kavgası verdiği yönünde. Moda tabirle velev ki böyle olsun! Tamam AKP rantını büyütmeye, CHP rantını kaybetmemeye çalışıyor, MHP bu süreçte ona rant var mı daha emin değil, ona bakıyor. DTP'nin de gözeteceği bir rant var muhakkak. Çünkü etnik siyaset yapıyor, toplumun geniş bir kesimini yönlendiriyor. Kürt kimliğini merkez alan bir siyasi ajandası var. Bölgedeki en önemli rakibi AKP olduğuna göre AKP'nin yürüttüğü bir operasyona destek vermek onun bölgedeki hesaplarını bozuyor. Ama bu davaya parti çıkarları açısından bakmak uzun vadede herkese kaybettirir.




  • DTP'nin Meclis'te olmasının Kürt sorunu açısından çok önemli bir anlamı var. Siyasi nedenler Ergenekon'a uzak durmasına haklı bir gerekçe olabilir mi?

Devletin küçülmesi AKP'nin hedefi. Bu perspektif doğası gereği demokratikleşme ve şeffaflaşma ile taçlanmak zorunda. Çünkü devlet ne kadar küçülürse AKP, ajandasındaki gündemi o kadar gerçekleştirme imkânına kavuşur. DTP'nin böyle bir sorunu yok! Devletin büyümesi ya da küçülmesi DTP'yi ilgilendirmiyor. Dolayısıyla devlet içindeki temizliğin DTP siyasetinde fayda getirici bir yanı yok. Söylem olarak bunu savunuyor olabilir ama bu aynı zamanda muhalefet etmesinin meşru aracı, bunu kaybetmek de istemiyor olabilir. DTP'nin böyle bir ajandası olmadığı gibi merkez siyasetin hiçbir konusuna ilgi duymuyor.


“DTP’NİN REFERANSLARI MEŞRU DEĞİL”




  • Ne yapıyor mesela DTP?

DTP'nin çok karmaşık, siyasi literatürde de çok kolay anlamlandırılamayacak bir yapısı var. Daha net ifadeyle, partinin gövdesi ve başı farklı yerlerde. Yani bir işlerlik sorunu var. Siyaset yapamadığı yer de orası. DTP'nin politik ilkeleri, değerleri dediğimizde aklımıza ne geliyor? Bu sorunun cevabı yok. Aynı soruyu AKP açısından sorsanız Tayyip Erdoğan çıkar şöyle der: Milletimiz kutsaldır, millete hizmet bizim görevimizdir. Erdoğan'ın bunu söylemesi Ergenekon'daki tavrından Konya Ovası'nın sulanmasına kadar etkili olur. DTP'nin kutsalları neler? Diyelim ki, Öcalan. Meşru değil. Kürt halkı? Kürt halkı ne; bunun tanımı dahi yok! DTP'nin meşruiyet sorunu var. Referansları meşru değil. Kendi bölgesinden çıktığında merkez siyasete dair hiçbir şey söyleyememesinin nedeni bu.




  • Peki o zaman Meclis'te ne yapacaklar?

DTP açısından siyaset, belki de Öcalan'ın iki sözünün Anayasa'da yer almasını sağlamalarıdır.




  • Önemli olan DTP'nin tabanının daha iyi koşullara ulaşması değil mi?

DTP bunu yaptığında AKP'ye hizmet edeceğini düşünüyor. Bu meselenin baş aktörü Ak Parti'dir ve bu kadar güçlü olması DTP'nin işine gelmiyor. Sırf Türkiye'de değil, Ortadoğu'da da AKP'nin söz sahibi olması, manevra alanı oluşturması DTP'nin onaylamadığı bir durum. Kendi planları, kendi ajandası, hayalleri var söz konusu bölgeye ilişkin. Bölgede aktör olmak istiyor. Bu fotoğrafta DTP çok şanslı görünmüyor. Tarihin hiçbir döneminde Kürtler aktör olamadılar. Etkileri hep konjonktürel oldu. Bir güven sorunu var. Bu güvensizliği başkaları tarafından belirleniyor olmak yaratıyor. DTP'nin tavır alamamasını, sahip olmadığı güveni bir tür dirençle kapatmaya çalışma olarak görmek lazım. Diyarbakır'da yaşayan herhangi birinin Ergenekon konusundaki tavrı net Ama DTP Grup Başkan Vekili'nin tavrı yok!




  • Bu süreçten AKP güçlenerek çıkmaz mı, DTP tabanını kaybetmez mi?

AKP'nin süreci iyi yönettiğini düşünüyorum. Kandil'e yapılan operasyonların yarattığı çok olumsuz bir etki vardı. Bölgede sempati kaybediyordu. Şimdi Ergenekon'la durum değişiyor. Eğer operasyonlar devam etmez, dağdakilerin dönmesiyle ilgili başka çözümler düşünülürse AKP bölgede daha da etkili olur. Bölgeye yönelik adımlar durur, Ergenekon soruşturması hasıraltı edilirse AKP siyasi meşruiyetini kaybeder. Varlık nedeni ortadan kalkar.

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler