YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Erdoğan'ın bırakma şartı
Başbakan Erdoğan, partisinin Haziran seçimlerinde ikinci parti olması halinde genel başkanlığı bırakacağını ifade etti.
Erdoğan'ın bırakma şartı
12 Şubat 2011 / 16:17 Güncelleme: 12 Şubat 2011 / 16:38

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Edoğan, seçim tarihi olan 12 Haziranın yaklaştığını ifade ederek, ''Ey ana muhalefet! Yandaşlarınla, candaşlarınla demokratik mücadeleni ver. Sandık geliyor. Eğer benim milletim sana sandıkta iktidarı veriyorsa bizim başımız gözümüz üstüne, hemen görevi zaten vereceğiz. Hatta ben daha ileri gidiyorum. Benim partim ikinci parti olduğu zaman, ben genel başkanlığı bırakmaya hazır olduğumu ta eskiden sözünü verdim'' dedi.

Erdoğan, Sakarya'da 54 ayrı eser ve hizmetin toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, tüm Sakarya'ya, Adapazarı'na, Erenler'e, Serdivan'a, Arifiye'ye, Akyazı'ya, Ferizli'ye, Geyve'ye, Hendek'e, Karapürçek'e selamlarını gönderdiğini ifade ederek, Karasu'yu, Kaynarca'yı, Kocaali'yi, Pamukova'yı, Sapanca'yı, Söğütlü'yü, Taraklı'yı ve oralarda yaşayan herkesi muhabbetle selamladığını söyledi.

Başbakan Erdoğan, 12 Eylül halk oylamasında yüzde 67 oranında ''evet'' oyu vererek, demokrasiye, hukuka, büyük Türkiye mücadelesine omuz ve destek veren Sakarya'ya teşekkür ettiğini söyledi.


-HENDEK'TEKİ HAVAİ FİŞEK FABRİKASINDAKİ PATLAMA-


Dün Hendek ilçesinde bir havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamada hayatını kaybeden işçiye Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyen, yaralılara da acil şifalar temenni eden Erdoğan, ''Sakarya'dan tüm Türkiye'ye, işçilerimize, işverenlerimize, sendikalarımıza, elbette ilgili kurumlarımıza da iş sağlığı ve güvenliği noktasında daha fazla hassasiyet, daha fazla dikkat ve tedbir çağrısında bulunmak istiyorum'' diye konuştu.

Türkiye'nin büyüdüğünü, üretim, ihracat ve istihdamın arttığını vurgulayan Erdoğan, bunlar artarken, iş kazalarının da artmaması, tam tersine azalmasını istediklerini belirtti.

Başbakan Erdoğan, Ankara'daki patlamaların ardından da söylediği gibi iş kazalarını tek başına teftişle, denetlemeyle önlemenin mümkün olmadığına dikkati çekerek, ''Her işyerini her an gözetlememiz mümkün değil. Onun için, işçimiz tedbirini alsın, işverenimiz tedbirini alsın, sendikalarımız bu tedbirleri incelesin. Böylece, el birliği içinde bu sorunu en aza indirelim. Ne biz ne de aileler acı haberler alsın'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Türkiye'de yaşayanların, çok farklı bir ülkenin, tarihiyle, kültürüyle, medeniyetiyle büyük ve köklü bir devletin vatandaşları olduğunu, ekonomisiyle, dış politikasıyla, en önemlisi de demokrasisiyle çok geniş bir coğrafyada örnek alınan, takdirle, ilgiyle izlenen bir ülkenin fertleri olduğunu belirtti.

AK Parti olarak, 8 yıl önce bu ülke için hedefler ve vizyon belirlediklerini, bu ülkenin her engeli aşıp, arzu ettiği hedeflere ulaşabileceğine tüm kalpleriyle inandıklarını dile getiren Erdoğan, bugüne kadar da içerde, dışarda, gece-gündüz çalıştıklarını, Türkiye'yi büyütmenin, ekonomiyi büyütmenin, ülkenin itibarını artırmanın, demokrasiyi ileri standartlara ulaştırmanın mücadelesi içinde olduklarını anlattı.


-''BU ÜLKENİN RESMİ DİLİ OLARAK BİR DİLİ OLACAK: TÜRKÇE''-


Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Tüm bu bölgede, çatışmalar, savaşlar, tehditler, terörist eylemler artık son bulsun. Hiç kimsenin burnu kanamasın, hiç kimsenin göz yaşı akmasın istiyoruz. Çünkü biz bu bölgede bin yıllar boyunca bir arada yaşadık. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Arabıyla, Çerkeziyle, Abazasıyla aklınıza ne gelirse hep bir arada yaşadık. Sevdik, sevildik, birbirimize saygı duyduk, kız aldık kız verdik. Hiçbir zaman sıkıntı yaşamadık, ama birileri bunu kaşımak suretiyle bizi birbirine düşürmenin gayreti içine giriyor. Etnik milliyetçilikle bizi birbirimize düşürmenin gayreti içerisine giriyorlar. Ben inanıyorum ki buna milletçe müsaade etmeyeceğiz.

Yola çıkarken bir şey söyledik: 'Asla, milli etnikçilik yapmayacağız' dedik. 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ortak paydasında bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız' dedik. Onun için 'Tek bayrak' dedik, 'Tek millet', 'Tek vatan', 'Tek devlet' dedik. Kimsenin diline karışmadık karışmayacağız ama bu ülkenin resmi dili olarak bir dili olacak: Türkçe, ama herkes anadilini konuşacak, ona saygı duyacağız, ona saygı duymak zorundayız. Herkes inancını yaşayacak. İnanç güvenliğini teminat altına alan bir yapıyı geliştirdik ve her geçen gün bunu daha ileri taşıyoruz, daha da ileri taşıyacağız. 'Bölgesel milliyetçilik olmayacak' dedik. 'Batıda ne varsa doğuda da olacak. Kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak' dedik. Şu anda da bunları gerçekleştiriyoruz. Bunların adımlarını atıyoruz. Cumhuriyet tarihinde olmadığı kadar atıyoruz. Şu anda sadece Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da 20 katrilyona ulaştı yaptığımız yatırımlar. Neden, niçin? Çünkü yılların ihmali vardı, şimdi biz bu ihmali gideriyoruz. Her şeyiyle; eğitimiyle, sağlığıyla, adaletiyle, emniyetiyle, ulaşımıyla, enerjisiyle KÖYDES ve BELDES ile her şeyiyle gideriyoruz.''


-''ELMA İLE ARMUDU KARIŞTIRMAYALIM''-


Son zamanlarda bazı ''grupçukların'' çıkıp kendileriyle  ilgili olarak yaptıkları bazı gösterilerde, ''Mısır halkının sesinin dinlenmesini istiyorsunuz ama siz burada Türk halkının sesini dinlemiyorsunuz'' dediklerini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

''Bir defa, elma ile armudu birbirine karıştırmayalım. Elma elmadır, armut armuttur. Bir defa şunu bileceğiz: Türkiye'de demokratik noktada bir sıkıntı mı var? 12 Haziran geliyor. Ey ana muhalefet! Yandaşlarınla, candaşlarınla demokratik mücadeleni ver. Sandık geliyor. Eğer benim milletim sana sandıkta iktidarı veriyorsa bizim başımız gözümüz üstüne hemen görevi zaten vereceğiz. Hatta ben daha ileri gidiyorum. Benim partim ikinci parti olduğu zaman, ben genel başkanlığı bırakmaya hazır olduğumun ta eskiden sözünü verdim. Çünkü biz alışılmış liderlik profili çizmeyeceğiz. Eğer milletimiz bize diyorsa ki 'Sen ikincisin' o zaman 'Ha o zaman başarısız olduk' deriz, çekilirim ve bir başka arkadaşımla bu yola devam eder, ben de arkasında onun hizmetkarı olurum. Bizim anlayışımız bu. Türkiye'ye biz bunu yerleştireceğiz. Biz koltuklardan şan şeref alan bir siyaset anlayışını değil, koltuklara şan ve şeref kazandıran bir siyaset anlayışını getirdik, getiriyoruz.

Bildiğiniz gibi koltuklara yapışanlar var. Bu ülkede, yıllar yılı, bırakamadılar oraları, kopamadılar, ayrılamadılar ama biz her zaman biliyoruz ki o koltukların hepsi gelip geçicidir. Şu ifadeyi söylemeden rahatsız olanlar oldu ülkede ve dünyada... Hani diyorum ya her zaman hepimiz faniyiz, bir gün gelecek öleceğiz. Öyle mi? Hoca efendi gelecek ne diyecek? 'Cumhurbaşkanı niyetine' demeyecek, 'Başbakan niyetine' demeyecek, 'trilyarder niyetine' demeyecek, istediğin kadar zengin ol. 'Er kişi niyetine' diyecek, 'Hatun kişi niyetine' diyecek. Koyacaklar o iki metreküp mezara çekip gidecekler, yanında kimse kalmayacak. Kefenin ve bu dünyada yaptıkların... Hayır yaptıysan hayırla yad edecekler, eğer kötülük yaptıysan hep lanetleyecekler, 'İyi ki gitti' diyecekler. İşte biz, Baki kalan bu kubbede, hoş bir seda imiş meğer, demek için çalışıyoruz. Mücadelemiz onun için. Arkamızdan eğer hayır duaları gelirse ne mutlu. İşte bugün açılışını yapacağımız eserlerle 81 vilayette bıraktığımız eserlerle hayırla yad edilirsek ne mutlu.'' AA

 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler