YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Erdoğan'dan hodri meydan
Başbakan Erdoğan, muhalefete seslenerek, 'Anayasa değişiklik paketinin içinde Yüce Divana gitmeyi engelleyici bir madde bulun ben bu görevden çekileceğim. Bulamazsanız siz çekilmeye hazır mısınız? diye sordu.
Erdoğan'dan hodri meydan
23 Ağustos 2010 / 10:14 Güncelleme: 23 Ağustos 2010 / 10:23

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''AK Parti'nin Yüce Divana gitmemek için Anayasa değişikliği yaptığı'' yönündeki iddialara değinerek, ''El vicdan, el insaf. Ben bütün muhalefet liderlerine sesleniyorum; şu paketin içinde Yüce Divana gitmeyi engelleyici, AK Parti ile ilgili bir madde olduğunu gösterin, ben bu görevden çekileceğim. Gösteremezseniz siz çekilmeye hazır mısınız? Çekilemezler, bunların geçmişlerinde bu durumları gördük. Çünkü dürüst değiller'' dedi.

Başbakan, Erdoğan Samsun'daki mitingin ardından Ordu'ya helikopterle geçerken, Ünye ilçesinde Karadeniz Sahil Yolu'nu havadan inceledi.

Atıl durumda bulunan havaalanına inerek, burada konaklayan doğudan gelen fındık işçileri ile sohbet eden Başbakan Erdoğan, yine helikopterle Ordu'ya geçti.

Ordu'da 19 Eylül Stadı'nda Başbakan Erdoğan'ı Vali Orhan Düzgün, Giresun Valisi Mustafa Yaman, Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun, İl Emniyet Müdürü Mehmet Avcı, AK Parti Ordu ve Giresun milletvekilleri ile diğer ilgililer karşıladı.

Erdoğan ile Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç da Ordu'ya geldi.


-''TÜRKİYE, KENDİ ROTASINI KENDİ ÇİZİYOR''-


Süleymaniye Mahallesi'ndeki Orta Cami'nin bulunduğu alanda AK Parti Ordu İl Başkanlığının iftarına katılanan Erdoğan, burada vatandaşlara seslendi.

Hazırladıkları Anayasa değişikliği paketinin 12 Eylülde oylanacağına değinen Erdoğan, ''Türkiye darbe Anayasası üzerindeki en kapsamlı en demokratik değişimi bekliyor. Türkiye yeni bir milada, 13 Eylül sabahı yeni bir aydınlığa doğru emin adımlarla ilerliyor'' dedi.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Eğer özgürlük istiyorsak, eğer hakkın, hukukun üstünlüğünü istiyorsak, eğer daha güçlü Anayasa Mahkemesi istiyorsak, eğer Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun birilerinin arka bahçesi değil de milletimizin ön bahçesi olamasını istiyorsak, 12 Eylülde 'evet'in sandıklardan çıkacağına inanıyorum. Türkiye artık dünün Türkiye'si değil. Türkiye, artık soğuk savaş döneminin hatta 20 yıl öncesinin Türkiye'si değil. Türkiye, kendi rotasını kendi çiziyor. AK Parti'nin rotasını da millet çiziyor. Türkiye, tarihi kimliği ile Türkiye kendi istikametini kendisi belirliyor. Coğrafyasıyla asli kimliği ile kültürel değerleriyle barış içinde geleceğe doğru yürüyor. Artık gündemi belirlenen bir Türkiye yok. Artık dünyada gündem belirleyen bir Türkiye var. Artık muasır medeniyetler sevesiyesini üzerine çıkmak hedefine doğru emin adımlara yürüyen bir Türkiye var.''


-''İDAM EDİLENLER İÇİN HESAP GÜNÜ''-


Konuşmasında, Türkiye'de yaşanan darbelere işaret eden Erdoğan, ''Çok meşakkatli bir yolculuktayız, çok zor, çok güç bir süreç yaşadık'' dedi.

Erdoğan, ''Önümüze engeller çıkarıldı, önümüze duvarlar örüldü, önümüze korkuluklar dikildi. 'Siz siyaset yapamazsınız, muhtar bile olamazsınız, siz Cumhurbaşkanı seçemezsiniz, siz Anayasayı değiştiremezsiniz' dediler. 'Çetelere dokunmayın, kirli ilişkileri, kirli senaryoları deşifre etmeyin' dediler. Onların hiç birine aldırmadık. Fakat sizden aldığımız güçle, sizin bize yüklediğiniz emanetin sorumluluğuyla, sizlerin hayır dualarıyla tüm bu engelleri aştık ve aşırıyoruz. Ne söylerlerse söylesinler, nasıl bir tehdit savururlarsa savursunlar hiç biri milletin iradesini gölgelemeye, milletin değişim ve dönüşüm taleplerini durdurmaya yetmedi, yetmez de'' diye konuştu.

Ordu halkının, 12 Eylül acılarını, kamplaşmayı, kutuplaşmayı yaşadığını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Ordu, kirli bir takım eller tarafından uygulamaya konulan senaryoların adeta laboratuvarı oldu. Bakınız, dikkatinizi çekiyorum, 12 Eylül sabahından itibaren adete bıçakla kesilir gibi tüm o kutuplaşmalar, kamplaşmalar birden bire sona erdi. Aradan 30 yıl geçti 12 Eylül öncesi yaşanan olayların milletimizin, gençlerimizin birbirleriyle çatışması değil, kirli bir takım senaryoların uygulaması olduğunu açık bir şekilde gördük. Darbeler yüzünden bu ülkede bir çok değerli siyasetçimizin, akademisyenimizin, sanatçılarımızın ve en çok da gençlerimizin istikbali karartıldı, hayatları heba edildi. Bu ülkenin karanlık dönemleri nice insanımız çirkin senaryoların, siyasi komploların kurbanı oldu. Çıkar siyaseti güdenler, siyasetten kişisel menfaat umanlar, bizi ideolojik kamplaşmaya alet ettiler. Hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun, ister sağdan, ister soldan, isterse başka siyasi görüşten. Yakın tarihimizde insanlarımıza ödetilen ağır bedeller gençlerimize ödetilen acılar bizim yüreğimizi yakıyor.

Bir insanın siyasi görüşlerini paylaşabilirsiniz veya paylaşmayabilirsiniz fakat acılarımızı tartmak için gereken terazi değerli kardeşlerim siyaset terazisi değildir. O terazi yüreklerimizdir. Vicdanlarımızdır. Her ne olursa olsun gencecik insanların idam sehpalarına gönderilmiş olmalarını bizim vicdanlarımız kabul edemez. Adalet merhametle beraber anlamlıdır. Merhametten yoksun bir adalet düşünemiyorum. Biliyorum ki milletimizin yüreklerinde de merhamet ağır basıyor. Biz artık bunlarla yüzleşmek istiyoruz. Biz artık Türkiye'nin karanlık noktalarının aydınlanmasını istiyoruz. Biz artık bu ülkede bir daha 27 Mayıslar, 12 Eylül, 28 Şubatlar yaşanmasın istiyoruz. 12 Eylül 2010'un bir anlamı da budur. Anayasa değişikliği 12 Eylül ile bir yüzleşme olduğu kadar sağda, solda öldürülenler için, idam edilenler için de bir hesap günüdür. Öyleyse 12 Eylülde sadıkları evetle patlatmaya hazır mıyız ?''


-''YÜCE DİVANA GİTMEYİ ENGELLEYİCİ BİR MADDE GÖSTERİN''-


Referanduma 20 gün kaldığını anımsatan Erdoğan, ''20 gün çalışacağız ve 13 Eylüle adeta yeniden doğmuş gibi doğarak çıkacağız'' dedi.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''12 Eylül Türkiye'nin ileri demokratik standartlara kavuşması, üstünlerin hukukundan hukukun üstünlüğüne geçilmesi, Anayasa değişikliği ile sadece darbe Anayasasına önemli bir darbe vurmakla kalmıyor sosyal, siyasal hakları, demokratik hakları da çok daha ileri sevilere ve evrensel sevilere kavuşturuyoruz. Hanım kardeşlerimizin, yaşlılarımızın, engellilerimizin, çocuklarımızın, gazilerimizin, şehitlerimizin yakınlarının haklarını anayasal güvence altına alıyoruz. Anayasa Mahkemesini Türkiye İnsan Hakları Mahkemesine dönüştürüyoruz. Vatandaşımızın hakkını daha etkili şekilde arayabilmesi için kamu denetçiliği sistemini getiriyoruz. Yurt dışına çıkışlardaki kısıtlamaları kaldırıyoruz. Yargı kurumlarının yapısını katılımcı bir anlayışla yeniden düzenliyoruz.

Diyorlar ki 'AK Parti Yüce Divana gitmemek için böyle değişiklik yapıyor' el vicdan, el insaf. Ben bütün muhalefet liderlerine sesleniyorum; şu paketin içinde Yüce Divana gitmeyi engelleyici AK Parti ile ilgili bir madde olduğunu gösterin ben bu görevden çekileceğim. Gösteremezseniz siz çekilmeye hazır mısınız? Çekilemezler. Bunların geçmişlerinde bu durumları gördük. Çünkü dürüst değiller.'' AA
 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler